Etkinlik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Etkinlik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Ekim 2015 Cuma

Would You Rather / Hangisini Seçerdiniz 2.0


     Selam dünyalılar. Yeni Bir Umut'u yorumlayacaktım ki uzun zamandır yorum dışında bir şey yazmadığımı fark ettim ve ben de dahil olmak üzere herkes bundan sıkıldı. Ama aklıma yazabileceğim başka bir yazı gelmedi ve artık herkes video çektiği için kendimi geride kalmış ve eski kafalı hissediyordum ve artık pek fazla tag/mimle de karşılaşmıyorum ve karşılaştıklarım da yabancı booktuberlardan uyarlanmış şeyler oluyor o yüzden böyle bir şey yaptım.
 
     Bu yazımda "Hangisini Seçerdiniz" adlı, yine yabancı booktuberlardan uyarlanmış bir tag yapmıştım. Bir başka booktuber onun 2.0 versiyonunu yapmış. Aslında yapalı bayağı oldu ama az önce Kat'in videosunu izledim. Bildiğim kadarıyla henüz kimse bu versiyonu Türkçe'ye uyarlamadı. Biraz değişiklik olarak mükemmel bir fikir gibi göründü.
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
     Would You Rather fikrinin orijinal sahibi Rachel Reads, şu an gördüğünüz versiyonunu yapansa steakuccino. İkisinin de videosunu izlemedim ama fikri asıl bulanların videolarının linkini vermeden başka bir dile uyarlamak yanlış geldi. Yine de tuhaf. Kendi kendime soru sorup cevaplıyormuş gibi hissediyorum. Neden hala konuştuğumu da bilmiyorum. 

8 Mart 2015 Pazar

Kitap/Yazar İsimlerinin Baş Harfleriyle Blog/Blogger İsmi

     Ne düşündüğünüzü tahmin edebiliyorum. Herkes bu tag'i aylar önce yapıp bitirmemiş miydi? Zaten Kitap Tiryakisi de beni kim bilir ne zaman etiketlemişti. Bir saniye bakayım.

     Tamam, yaklaşık beş ay önceymiş. Ne kadar berbat bir insanım. Birkaç dakikamı alacak şeyi beş ay sonra yazıyorum.
 
     Ama kendimce haklı sayılabilecek gerekçelerim var. Aslında yok. İlk bir ay için vardı ama sonra neden yapmadığımı bilmiyorum.
 
     Neden uzun süredir kimsenin beni bir şeye mimlemediğini anlayabiliyorum.

 
Direniş
Oniks
Gölge Ateşi
Avcı

Alaycı Kuş
Yakut Kırmızı
Dublin Caddesi
İşaret
Mekanik Prenses

     Sondaki M'yle dalga geçmeyin. N bulamadım. Rafların en tepelerine kadar tırmandım ama gerçekten bulamadım. N'yle M. Benzer şeyler. I ve İ de öyle. Aslında neden I'yla başlayan kitabım olmadığını ben de anlamadım. Olmalıydı.

     Aslında OBUR KİTAPLIK yazmaya niyetlenmiştim ama P harfini de bulamadım. Bu yeryüzünde Percy Jackson'ı okumayan son insan olmanın getirdiği zorluklardan biri sanırım. Bu kadar çok harfin eksik olduğunu önceden fark etmemiştim. Sanırım bu yazıyı o kadar bekletmenin nedenlerinden biri bu.
 
     Şu ezik yazıyı yazmışken söyleyeyim, şu sıralar zamanımı boşa harcamakla çok meşgul olduğum için fazla bir şey yapamıyorum. Geçenlerde kendimi geride kaldığım dizilere devam etmeye zorladım. Teen Wolf'un üçüncü sezonu bitmek üzere mesela. Aynı şeyi kitaplarda da yapmaya çalışıyorum çünkü şu an yorumlayacak kitabım kalmadı. Okul için Çalıkuşu'nu okumam gerek ve sonra Cennet Ateşi Şehri'ni okumaya devam edeceğim falan. Okulda zorla okuttukları şeylere yorum yapasım gelmiyor. O yüzden kendi kitaplarımı bitirmemi bekleyeceksiniz. Kitap yorumu hariç yazacak bir şey bulamıyorum çünkü. Ve bu ay da en az beş yazı yazma hedefimi tamamlayamazsam bu yıl için belirlediğim hiçbir şeyi yapamayacağım gibi gelecek. Ve ne saçma sapan bir yazı oldu bu böyle. Tanrım.

12 Aralık 2014 Cuma

Uyumlu-Uyumsuz Mimi

Bu mimi hazırlayan ve beni etiketleyen Kitap Perisi'ne çok teşekkürler. Ciddi ciddi Ekim'den beri beni bekliyor. Bir türlü yapamadım. Tam bir öküzüm. Yapmam gereken başka mimler de var. Hepsini yapacağım, merak etmeyin.

1- Bir seriden birbirine uyumlu-uyumsuz olan kitap kapakları?
 
UYUMLU:

Aslında böyle çok fazla seri var ama Uyumsuz serisinin kapaklarını ne kadar sevdiğimi biliyorsunuz. Bu konuyla ilgili bir kere daha konuşmayacağım.










 

UYUMSUZ:

Bu zavallı serinin kapaklarından ve çevirisinden de çok bahsettiğime inanıyorum. Henüz okumadıysanız İngilizce okumanızı tavsiye ederim. Bana Dokunma orijinal dilinde yeniden okuyacaklarım listesinin başını çekiyor zaten. Kapaklarla ilgili konuşmalarıma daha önce şahit olmadıysanız şu yazıma bakabilir, orijinal kapakların güzelliğini uzun uzun seyredebilir ve ağlayabilirsiniz.
















27 Ekim 2014 Pazartesi

Dex, Dex, Dex Okuyoruz + Dart Ödülü

     Gördüğünüz gibi Hep Seni Bekledim'e yorum falan yazamadım. Sonra yazarım, bugün bir mim ve bir ödül... şeysi... yapacağım. Ödül şeysinden bir şey anlamadım aslında. Bekleyin.


DEX, DEX, DEX OKUYORUZ!
 
     Bu mim, adından anlaşıldığı üzere sahip olduğunuz Dex kitaplarını sıralamaktan ibaret. Beni mimleyen Kristal Kitap'a teşekkürler! İşte benim okuduğum, veya aldığım ama henüz okumadığım -iki tane de okuduğum ama almadığım- Dex kitaplarım.

 



24 Ekim 2014 Cuma

Biraz Müzik Biraz Ben


 
     Biraz Müzik Biraz Ben'e mimlenmişim. Kitap Tanrıçası'na teşekkür ederim *-* Enteresan bir mim olacak. Biliyorum, içten içe hepiniz müzik zevkime bayılıyorsunuz. Hadi bunu okurken çalma listemi açıp yine dinleyin. Yapmak istediğinizi biliyorum.
 
1. Müzik denildiğinde aklınıza gelen ilk kelime?
İp atlamak? Yukarıdaki sevimli şey tüm dikkatimi dağıtıyor. Etkileyici bir şey söylemem gerek sanırım. Dediğimi hayal edin.
 
2. Hiç müzikten bıktığınız oldu mu? Ya da dinlemeye ara verdiğiniz?
Bazen çok hasta oluyorum. Yerinizde duramadığınız için sürekli hareket ettiğiniz ama herhangi bir şey yapmak istemediğiniz, bu yüzden uyumaya karar verdiğiniz ama uykuya dalma süreci de bir şey yapmak olduğundan uyuyamadığınız türden bir hastalıktan söz ediyorum. Acıdan başka bir şey düşünemediğiniz. O zamanlarda birisi müzik açtığında veya ses içeren herhangi bir aktivite yaptığında kafasına bir şey yiyebilir.

6 Ekim 2014 Pazartesi

Book Challenge Tag

Resmin konumuzla alakası yok.

     Kayıp Sayfa, İki Kızın Kitaplığı ve Kitap Karavanı beni mimlemiş! Hepinize teşekkürler :D


1) İlk Hayranlığım
 
Replika serisi. Sadece dört kitabı çevrilmiş ve muhtemelen benim bloğumda görmediyseniz daha önceden bilmiyordunuz bile. Ama daha önce birkaç kez bahsettiğim gibi, ben kitap okumayı sevmezken kitapları seviyordum ve annemin kitaplığında, okumak dışında her şeyi yaparak çok fazla zaman geçiriyordum. Sonra Replika'ya başladım. Çok kısa olup koskoca üç ayımı almasına rağmen bitirebildiğim ilk kitaptı (On sayfalık resimli çocuk kitaplarını saymazsak tabii). Hatta Düşlem o zamanlar okumayı pek beceremiyordu, onun için sesli okumuştum. Şimdi okusam muhtemelen beğenmem. Ama o zamanlar beni çok etkilemişti.



















12 Eylül 2014 Cuma

Zıt Kitaplar

     The Book Lover tarafından mimlenmişim. Genelde mimleri geciktirmem ama bu bayağı gecikti, pardon. Ve teşekkürler. *-* Giriş kısmı bu kadar çünkü gevezeliğimi sonrasına saklıyorum. Başlayalım!
 
1- Alım zamanına göre zıt olanlar
 
Hatırladığım en eski kitabım 7 Numaralı Amy. Eminim duymamışsınızdır. Küçükken kitap okumayı pek sevmezdim ama sürekli sevebileceğim bir şey arayarak annemin kitaplığını karıştırırdım. Annemin sahip olduğunu bile hatırlamadığı bir kitap ama beni daha fazla kitap okumaya teşvik eden oydu. Sanırım 24 kitaplık bir seriye ait ya da öyle bir şey, dördü çevrilmiş ama annemde sadece birincisi vardı. Artık basılmamasına rağmen kadına aylarca arattırıp diğer üç kitabı da buldurduğumu hatırlıyorum. İngilizce kitap okuyabildiğimde seriye devam etmek gibi hayallerim vardı o zaman, belki sonra gerçekten yaparım.
Genelde aynı anda birkaç kitap aldığım için en yeni kitabım diye bir şey yok ama önceki alışveriş yazımda en son bahsettiğim kitap Hayvan Mezarlığı'ydı o yüzden onun en yeni olduğunu varsayalım.
















1 Eylül 2014 Pazartesi

Would You Rather Book Tag / Hangisini Seçerdiniz Kitap Mimi


     Kitap Tanrıçası ve Kitap Karavanı beni mimlemiş! Bu sefer mimlendiğimi görünce sevinmek yerine dehşete düştüm çünkü ilk gördüğümden beri kimsenin beni buna mimlememesini diliyordum. Çok zor sorular!
 
     Bu arada, bu mimi Türkçe'ye uyarlanmasından önce yabancı vloggerlarda gördüğümde sorulara vereceğiniz cevapların hayatınızın sonuna kadar geçerli olması gerekiyordu. Hangisini daha çok seviyorsunuz gibi değil. Mesela seri kitapları tek kitaplara tercih edince tek kitaplarınızı kaybediyorsunuz. Çok korkutucu. Gerçekte kaybetmiyorsunuz tabii ama yine de korkutucu. Çoğu kişi hangisini daha çok seviyorsunuz tarzı düşünmüş sanırım ama ben öbür türlü düşünmeye çalışacağım. Gerilimi hissedin.
 
1- Çok kitaptan oluşan seriler mi ya da tek kitaplar mı?
John Green'leri kaybetmek pahasına bile olsa seri diyeceğim. Serileri daha çok seviyorum ben. Kitaptaki dünyaya ve karakterlere iyice ısınıyorsunuz falan.

29 Ağustos 2014 Cuma

Kitaplığınızdaki En İyi 10 Kitap Kapağı

 
Kitap Yorumlarım tarafından mimlenmişim. Teşekkürler! ^.^ Seçmek zor oldu, önce çok fazla şey yazıp eledim, sonra gereğinden fazla elediğimi fark edip biraz daha ekledim falan. Bir de üstüne sıralama yapamazdım. Hiçbir zaman yapmıyorum aslında. Neyse, başlayalım.


1. Aşk Tüm Zamanların İçinden Geçer - Kerstin Gier

Yana yana daha güzel durdukları veya uyumlu oldukları için seri olarak koyacağım kapaklar var ve beni durduramazsınız. -_- Bu seriye kapakları yüzünden başlamıştım açıkçası. Elinize alınca daha bile güzel görünüyorlar. Aralarından en sevdiğim Yakut Kırmızı.












25 Temmuz 2014 Cuma

MİM!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!


Kanalizasyon Balığı'ndan Cemile beni mimlemiş! (Teşekkürleeerr ^-^) Bu seferki son zamanlarda yaptıklarım gibi kişisel sorular değil de kitaplarla ilgili sorular içeriyor. Aslında bunu sorulara bakarak da anlayabilirsiniz. Bu kısma bir şey yazmış olmaya çalışıyorum sadece.
 
Ne sıklıkla kitap okursunuz?
Belli bir kitap okuma düzenim yok aslında. Okuduğum kitaba bağlı olarak tüm gün elimden bırakmayabilirim veya günde on sayfa zor okuyabilirim de. Ama her zaman en az bir tane başladığım kitap olmazsa rahat edemiyorum. Genelde bir kitap bitmeden yenisine başlarım bu yüzden.

En sevdiğiniz yazarlar?
Cassandra Clare, Jennifer L. Armentrout, John Green, bir de aramıza yeni katılan Karen Marie Moning. Hangisi olduğunu hatırlamıyorum ama bir yorumumda, Barrons'un ne olduğuna saçma veya yarım yamalak olmayan bir açıklama getirebilirse Karen'ı favori yazarlarıma katacağımı söylemiştim. Yaptı. Tebrikler Karen.
Stephen King'i de söyleyebilirim sanırım. Fazla kitabını okumadım ama... Olsun söylemek istiyorum.
Yorum yaparken "yazar" demek yerine adıyla hitap ediyorsam muhtemelen, takma ad taktıysam kesin seviyorumdur.

En beğendiğin kitaplar?
İki soru altta bahsettiğim serilerin bazı kitapları. Bir serinin parçası olmadığı halde çok bağlandıysam John Green kitabıdır muhtemelen. Bilmiyorum. Bana en beğendiğim kitapları sormaktan vazgeçin! Sağ tarafta, Etiketler bölümünde 5 Puan yazan şeye tıklasanız olmaz mı? Veya Goodreads'teki favoriler bölümüme? Rahat bırakın beni!

12 Temmuz 2014 Cumartesi

Cumartesi İlk 10: Çıkmasını Beklediğim Kitaplar


     Çok uzun süredir yapmıyordum Cumartesi İlk 10'ları. Bu seferkinin konusu Çıkmasını Beklediğim Kitaplar, yani yayın hakları alınmış ama daha çıkmamış bir şey seçmemiz gerekiyor, veya seri devamı. Ve benim beklediğim böyle bir sürü kitap var. O yüzden bu seferkini yapayım dedim. DUYUN BENİ YAYINEVLERİ!

     Her zamanki gibi sıralama karışık.

1. Monsters - Ilsa J. Bick

Dex'in ne zaman yeni seri aldığını görsem sinirleniyorum çünkü devamını getirmedikleri onlarca seri var zaten. Küller üçlemesinin son kitabı Monsters'ın ne zaman çıkacağını sorduğumda kitabın yurt dışında Eylül'de çıkacağını, bizde de hemen onlardan sonra çıkacağını söylemişlerdi. Bu Eylül, 2013'ün Eylül'ü oluyor. 2014'ün Temmuz'undayız. Ve ben hala bekliyorum.


8 Haziran 2014 Pazar

Çifte Mim *-*

(Bu sefer resim çok da alakasız değil. Kabul edin.)
 
Gölgeleri Kovalamak tarafından mimlenmişim -yine! Mimleri ve diğer tüm etkinlikimsileri sevdiğimi artık biliyorsunuzdur, o yüzden teşekkürler! Bu sefer iki ayrı mim var, ya da iki aşamalı tek bir mim (Bakış açısı, bayanlar baylar, bakış açısı).
 
NOT: "Çifte Mim" başlığını İki Kızın Kitaplığı'ndan çaldım çünkü aklıma saçma olmayan başlık gelmedi. Benim yaratıcılığımın da sınırları var.
 
 
MİM 1: Mor Mim


1) Hayatında en çok sevdiğin yön nedir?
Düşünme şeklim.
 
2) Sen hiç yağmurun altında ağladın mı?
Haaayıııırr (,dedi sözcükleri uzatarak, soruyu saçma bulduğunu belli eden alaycı bir ses tonuyla.)
 
3) Diyelim ki sana üç dilek hakkı tanındı. Ama sadece insanları değiştirebileceksin. Neleri, kimleri ya da hangi özellikleri değiştirirdin?
Bu da saçma bir soru gibi geldi bana. Kimseyi değiştirmezdim.
 
4) Sen hiç yaz yağmurunda denize girdin mi?
Hayır. Cevabı daha fazla uzatamıyorum, sadece hayır.
 
5) Yaşadığın en gülünç durum nedir?
Çok ama çok fazla gülünç durum yaşarım. Ama şu deniz sorusundan sonra bir tanesi özellikle öne çıktı. Havuzda yüzüyordum, tek yaptığım buydu ve bilginiz olsun, amaçsız bir nedenden dolayı suyun en dibine inip vücudumu gevşeterek, hareketsiz durmayı severim (basıncın kulağımı sikmesi ama benim durmamam sonucu kulakla ilgili anlam veremediğim bir hastalığa yakalandığımdan beri bunu yapmıyorum). Bir gün ben yine öyle duruyorken birden herifin teki beni sudan insanüstü bir kuvvetle çıkardı, bunu yaparken resmen akciğerlerimi ezdiğinden içgüdüsel olarak nefes almaya çalıştım ve su yuttum, doğal olarak yüzeye çıktığımda öksürmeye başladım... Geri zekalı tam bir kahraman havasıyla etraftakilere "Boğuluyordu, hemen suya atladım ve çıkardım" falan dedi. Sonra beni hareketsiz gördüğünde hissettiklerini öyle detaylı anlatmaya başladı ki gerçekten boğuluyor muydum acaba, diye düşündüm. Boğulmadığımı anlatmaya çalıştım ama bunu söylerken öksürmeye devam ettiğim için bana nasıl bir his olduğunu biliyorum ama inkar etmek gerçek olduğunu değiştirmez bakışından attı. Geri zekalı.
 

6 Haziran 2014 Cuma

Ödül Almışım Be

 
Kanalizasyon Balığı'ndan Cemile, ya da Cessie Balık, gerçi benim aklımda Cemile diye kalmış, işte o, bana "Güldüren Blog Ödülü"nü vermiş!!! Kendisine çok çok çok teşekkür ediyorum. Bir blog turuna katıldığım zamanlarda tanışmıştık. Çok tatlı bir kız. Tuhaf biraz. Bir keresinde "Doğa blogunu kaybettim linkini atsana" demişti. İtiraf edeyim, bunu gördüğümde gülme krizine girmiştim. Hala hatırladıkça gülüyorum. Nasıl kaybetmiş acaba? Ah, tuhaf insanları çok seviyorum.

Neyse, ödül için tekrar teşekkür ediyor ve kendime ödül verecek birilerini buluyorum.
 
***
 
 
En. Sevdiğim. Blog. Daima. En sevdiğim blogger'ı sorsanız hemen Merve derim ama en sevdiğim ÜKG üyesini sorsanız şöyle bir afallarım. Aslında daha az seçeneğin olduğu bir durum, ama işin içine ÜKG sözcüğü girince insan tereddüt ediyor. Gerçi burada sevdiklerimizden değil, en çok güldürenlerden bahsediyoruz. Ama olsun. Güldürüyor da. Çok seviyorum.
 
 
ÜKG üyelerini seviyorum, hepsi deli. Psikopatlık bazı insanların ruhunda var. Bu arada "Yakında, çok yakında" dedikleri turları geciktirmeye devam ederlerse uykusunda bıçaklamakla tehdit ettiğim hanginizdi?
 
 
Vee... diğer ÜKG kızımız. Aslında onların hepsi komik ama blog yazıları da komik olanları bulmaya çalışıyorum. Bir de hepsi ÜKG olmasın diye eleme yaptım ve kazananlardan biri de Sevgili Kitap oldu. Komik kız, severim.
 
 
Bazı yorumlarım, onun yorum yapış tarzına çok benziyor. Yani benziyordu. Bunun sebebi, bir aralar kendisine kafayı takmış ve başka bloggerlar da olduğu gerçeğini katiyen reddetmiş olmam. Bir tek onun yazılarını okuyunca da ister istemez tarzlarımız benzemişti. Şu an kendi tarzımı bulduğum için çok mutluyum ama hala, bir zamanlar sapıklık derecesinde idolleştirdiğim, komik ve tatlı kızın yazılarını okuyup hüzünlendiğim olur.
 
 
Son zamanlarda fazla yazısını okumadım ama bunun suçlusu ben değilim. Çünkü o son zamanlarda yazmıyor pek. Ama istediğinde çok eğlenceli olabilir. Bir de yorum yaparken koyduğu giflere hayranım.
 
***

Öf. Şu an çok bitkinim. Oturmaktan yorulan bir tek ben miyim? Hiçbir şey yapmadan otururken fazlasıyla yorulabiliyorum. Ya da hiçbir şey yapmadan oturmak uykumu getiriyordur, bu daha mantıklı. Neyse, bitkinim işte. Ve uykum var. O yüzden fazla kişiyi yazamadım, kesin önemli birilerini unutmuşumdur. Beni affedin.
 
Bir de bugün Vampir Akademisi'ne yorum yapmayı planlıyordum. Yapmam herhalde. Öf gidip uyuyayım ben.

4 Haziran 2014 Çarşamba

MİM!!! *-*

Bu resim çok hoşuma gidiyor nedense. Konumuzla hiçbir alakası yok, o ayrı.
 
Gölgeleri Kovalamak blogunun sahibi Melek tarafından mimlenmişim! (Şimdi aklıma geldi, teşekkür etmedim ben, di mi? Neden teşekkür etmeyi hep unuturum ki? Teşekkürler!) Mimleri severim, çünkü benim aksime sürekli kendinden bahsetmeyen bloggerları, sorulara verdikleri cevaplar sayesinde tanıyabiliyorum ve bu tanıma sürecinde benim verdiğim/vereceğim cevaplara benzer cevaplar verenleri görünce mutlu oluyorum.

Blog açma hikayeniz nedir?
Aslında ben iyice kitap kurdu olmaya başladığım anda blog açmıştım çünkü kitap blogu olan insanlara acayip özeniyordum. O yüzden okuduğum hemen her kitabın yorumu blogda var ki bu iyi bir şey. Öbür yandan, tam bir ergen olduğum ilk birkaç ayımdaki yazılarımı okuduysanız fark etmişsinizdir ki her tarafımdan amatörlük akıyordu. Çok az kitap okumuştum ve fazla yayınevi, fazla yazar bilmiyordum. Blog açmak için fazla erkendi muhtemelen.
Ayrıca, bazen geriye dönüp çok eski bir yazımı okuyorum ve dehşete düşüyorum. Tam bir geri zekalıymışım cidden. Eski yazılarıma bakmasanız da olur. Ben de gördükçe düzeltiyorum. Düzenlediğim, tamamını baştan yazdığım veya direkt sildiğim onlarca yazı var. Lanet olsun aceleciliğime.
Gerçi o kadar da aceleci sayılmam. Sonuçta blogu açtıktan sonraki iki ay boyunca sırf tasarım vs. ile uğraşmış ve ondan sonra blogumu tanıtmaya başlamıştım. Peki iki ay boyunca Blogger'ın tüm özelliklerini kendi başıma öğrenmek için uğraştım da ne oldu, ortaya çıka çıka bu blog tasarımı çıktı. O yüzden lanet olsun bilgisayar konusundaki beceriksizliğime.

5 Mayıs 2014 Pazartesi

Etkinlik: Kitaplarda Sevmediğim 5 Şey

Son zamanlarda pek yapmadım sanırım ama kitap blogger'larının düzenlediği çeşitli etkinliklere katılmayı severim. Yapmaya karar verdiğim bu etkinlikte, her ne kadar etkinliği düzenleyen altı blogger'dan da kopya çekmeme rağmen bir şeyleri unutuyormuşum hissinden kurtulamasam da, kitaplarda sevmediğim beş şeyi yazmam gerek. Etkinliği düzenleyenler: Kitap İklimi, Vampirellanın Güncesi, Kutsal Yorumcu, Fanboyun Günlüğü, Okumak İçin Doğdum, TKKB-Bookowski.

 
1. Kötü çeviri
Bazıları çevirmenliği hobi olsun diye yapıyor gibi. Ya da ne bileyim, ölmeden önce bir de çevirmenlik yapayım demiş gibi. Bazen de çevirmen kitabı kötü çevirmemiştir ama orijinalindeki edebiyat dilini tam yakalayamamıştır. O güzelim kitabın şiirsel anlatımı, çevirmenin olayın içine kendi yorumunu da katması sonucu çok basit bir şeye dönüşmüştür (Örnek: Beni Bırakma - Tahereh Mafi). Tabii hiç yorum katmadan veya azıcık dilimize uydurmadan, olduğu gibi çevirenler de var ve bu da bir kitabın dilini mahvedebilir. En iyisi önünüze geleni çevirmen yapmayın.











22 Şubat 2014 Cumartesi

Cumartesi İlk 10: En İyi Arkadaşlıklar


     Yorumu yapılacak kitap olsun diye elimdeki kitapları bitirmeye çalışıyorum ama her gün başka birini okuduğumdan bitemiyorlar ve bitenleri de beğenmiyorum, yorumunu yapasım gelmiyor. Bu arada ayın başından beri üç yazı yayınlamışım. Optik'in Kitap Blogu artık çok nadiren yaptığı Cumartesi İlk 10 etkinliğiyle bu sırada yetişiyor ve bana da yazacak post çıkıyor. Teşekkür ederim, teşekkür ederiz. Neyse, haftanın konusu En İyi Arkadaşlıklar.
 
1. Harry - Harmonie - Ron (Harry Potter - J.K. Rowling)
Yerim ben bunları. Çok tatlılar. Bu yıl içinde serinin tamamını yeniden okuma hedefim var. Bu arada yedi yıl sonra "Harmonie'yi Harry ile evlendirmeliydim" diyen Rowling'e selam olsun, jeton yeni düştü sanırsam.

3 Ocak 2014 Cuma

Obur Kitaplık'ın En İyileri (2013)

     Bilgisayarım son günlerde kafayı yemese 1 Ocak'ta yayınlayacağım ama 3 Ocak'a kalmış postuma hoş geldiniz, baylar bayanlar. 2013'te paylaştığım en iyi 10 postu sizler için seçtim ve listeledim. Gerçi zaten blog'um 2013'ten önce yoktu ama olsun. İşte sıraya koymakla uğraşamadığım için karmakarışık olan listem:
 
İlk ve tek film incelemem. "Kısa ve bir seferlik bir inceleme yapacağım" deyip destan yazmışımdır bu yazımda. Ama okumaya üşenmezseniz oldukça güzeldir. En sevdiğim yazım.
 
Az önceki filmin kitap olanının ikincisinin yorumu (Ne kadar tuhaf bir tamlama oldu). Bu yorum benim için çok özel çünkü bunu yazarken kafam güzeldi. Hala okudukça "Ne yapmışım ben?" deyip gülerim.
 
Yayınlamamın üstünden çok da zaman geçmeyen bir yorum. Sonunda kendi kendimle söyleşi gibi bir şey yapmışlığım var. Güzel bu da.
 
Dex en sevdiğim yayınevi falan olmasına rağmen Dex Şöleni'ne denk getirdiğim tek kitap tuhaf bir şekilde. Rock yıldızı olan erkek takıntım olup da o zamanlar hiç rock yıldızlı kitap okumadığım için Cole'un grupta olmasına takmıştım, bu yorumda da sürekli ondan bahsediyorum. Gerçek bir fangirl havasındaydım yani.
 
Çevrilmesini istediğim kitapları listelemiştim. Hala da istiyorum. O koskoca listeden bir tek Legend'ın yayın hakları alındı daha. DUYUN SESİMİ YAYINEVLERİ!!!
 
Çekilişten kazandığım ilk kitap, gerçi bundan sonra da başka kazanamadım zaten. Çok güzel ama çok kısa bir kitaptı kendisi. İkincisini ve üçüncüsü HALA bulamadım. Hiçbir yerde yok. Neyse, bu kitaba yaptığım yorum çok hoşuma gidiyor. Özellikle ilk kısmı nedeniyle :D.
 
Bu yazı da yazdığım yorumdan tatmin olmayınca sonuna saçmalıklar eklediğim türden bir şey. Seriyle ve kendimle ilgili tuhaf ama gerçek itiraflar yapmıştım ve rezil olmuştum. Bunu listeye kardeşimin ısrarı üzerine ekledim. Nedense bu yorumumu çok seviyor ama ben pek o kadar değil.
 
Kitap Tiryakileri'yle ilk tur kitabımız: Şans Bilekliği. Şu ana kadar turunu yaptığımız kitaplar arasında favorimdir. Yorumum da güzeldi bence.
 
Bu yorumum kuşkusuz "Siz bir ipliksiniz" diye okuyuculara seslendiğim kısımla favorilerimden.
 
Beni Seç gibi sonradan mahvedilen bir serinin ilk kitabına yaptığım yorum. En azından bu seri sonradan toparlanacak gibi dursa da serinin en sevdiğim kitabı hep Zehir Ustası kalacak.

NOT: Fark etmemiş olabilirsiniz diye söylüyorum, söz konusu yazıyı görmek için mavili başlıklara tıklamanız yeterli. Fark etmişsinizdir umarım.

23 Aralık 2013 Pazartesi

Etkinlik: 4 Blogger ile Noel Baba'yı Beklerken

 
 
     Optik'in Kitap Blogu, Vampirella'nın Güncesi, Kitap İklimi ve Kitaplar ve Tutkunlar bloglarının ortak çalışması "4 Blogger ile Noel Baba'yı Beklerken"e hoşgeldiniz. Her blogger'dan beşer tane olmak üzere toplamda 20 soru yanıtlayacağız. Bu yıl okuduğumuz kitaplarla ve yeni bir yılla ve benzer bir şeylerle ilgili olduğunu sandığım bir etkinlik. Bilmiyorum, aslında sorulara ben de daha bakmadım. Neyse, yapalım bakalım. Ama size ayrıca upuzun bir yılbaşı yazısı da yazıyorum bir yandan, hazır olunca yayınlayacağım. Bu kez gerçekten yayınlayacağım hem de. 

24 Kasım 2013 Pazar

Cumartesi İlk 10: Yürek Burkan Anlar


     Optik'in Kitap Blogu'nun bir klasiği olan ve benim atlamadan yapmaya özen gösterdiğim bir başka Cumartesi İlk 10'a hoşgeldiniz. Her zamanki gibi geç yayınladığım etkinliğin bu haftasında yürek burkan anları listeliyoruz. Aslında geçen haftanın konusuydu ama zaten geciktirdiğim için bu haftaya bırakayım dedim. Geç de olsa yapmak istiyorum. Yeter üstüme gelmeyin, sınavlarım var benim de, rahat bırakın beni, yapıcam dedim.

Spoiler içerir hanımlar beyler, dikkat! Gözünüz olmadık yerlere kaymasın, iyi çocuklar olun.
 
 
 
1. Aynı Yıldızın Altında - John Green:
 
Gus'ın ölümü ve Hazel'ın sonradan bulduğu mektup kısmı, tabii ki. Hepimizin derinden yaranlandığı bir yer. Herif hava durumundan bahseder gibi bir havayla bir anda yeni bir bölüme Gus'ın öldüğünü söyleyerek başlamış. İşte siz orada hönk diye kalıyorsunuz. Tabii bir de kitabın sonu var ki orası daha bir beter. Hazel'ın Gus'tan gelen mektubu okuması. O mektupta Gus'ın Hazel'ı ne kadar sevdiğini bir kez daha anlamış oluyoruz. Hele son cümleleri yok mu...
Seviyorum, Augustus.
Seviyorum. 
Ölüyorum sanmıştım. Ciddi ciddi birkaç saniye nefes almakla almamak arasında bir transa girdim. Ağlasam rahatlarım, ama ben ağlayamadım da. Çok kötü bir his.

 
2. Alaska'nın Peşinde - John Green:
 
Diğer kitapla benzerlik gösterecek şekilde Alaska'nın ölümünü ve Miles'ın ödevini örnek gösteriyorum. Alaska'nın öldüğünü zaten birkaç sayfa öncesinden yavaş yavaş hissettirmişti adam. Siz tam böyle "N'oldu, n'oldu, n'oldu, n'oluyo be?" diye sızlanıp ileriki sayfaları karıştırırken ve Alaska'nın ölmediğini umut ederkenki o an. Ve öldüğü kesinleşince kalbinizde hissettiğiniz o sızı.
 
Tabii daha kötüsü Miles'ın ödevi. O son üç buçuk sayfa. Yürek burkucu olmanın da ötesinde bir an.
...Yetişkinler yüzlerinde o alaycı, aptal gülümsemeyle, "Gençler yenilmez olduklarını sanıyorlar," derken, ne kadar haklı olduklarını bilmiyorlar. Umutsuz olmamıza gerek yok çünkü hiçbir zaman tamir edilemeyecek kadar bozulmayız. Yenilmez olduğumuzu düşünüyoruz çünkü öyleyiz. Doğamayız ve ölemeyiz. Tüm enerjiler gibi, ancak şekil, boyut ve görünüm değiştirebiliriz. Yaşadıklarında bunu unutuyorlar. Kaybetmekten ve yıkılmaktan korkuyorlar. Ama parçalarımızın toplamından daha büyük olan parçamız başlayamaz ve bitemez ve bu yüzden yıkılamaz...

3. Açlık Oyunları - Suzanne Collins:
 
Katniss'in gönüllü olduğu yer. O efsane sahne. Her şeyin başlangıcı.
"Gönüllü olmak istiyorum!" diye bağırıyorum. "Haraç olmaya gönüllüyüm."

4. Ayaklı Bela - Jamie McGuire:

Prolog kısmı. Travis'in, üç yaşındaki Travis'in gözünden annesinin ölümü. Hayatımda ilk kez bir kitabın daha en başından gözlerimin dolduğunu biliyorum. Geçen "Cumartesi İlk 10"da sevmediğim karakterleri listelerken araya Travis'i de koymuştum. Çünkü kendini Abby'ye ezdirmesini sevmiyorum. Ama yaşadıklarına gerçekten üzülüyorum.

 
 5. Küller Şehri - Cassandra Clare:
 
Kemikler Şehri'nin sonunda kardeş olduklarını duyunca dünyaları yıkılıp Camlar Şehri'nde gerçeği öğrendikleri yere kadarki zamanda Clary ve Jace arasında geçenler genel anlamda çok üzücüydü. Hayatınızın aşkının kardeşiniz çıktığını düşünsenize. Korkunç bir şey.
"Küçük bir çocukken bir kelimeyi tekrar tekrar ve hızla söylediğinde, bir süre sonra anlamını kaybettiğini farketmiştim. Yatağıma uzanır, belli kelimeleri tekrarlardım: Şeker, ayna, fısıltı, karanlık... Kızkardeş," dedi alçak sesle, "Sen benim kızkardeşimsin."

6. Başlayanlar - Lissa Price:
 
Aşkım. Bebeğim. Canım benim. Bayılıyorum bu kitaba. En sevdiğim ikinci distopya kurgusu diyebilirim.

Ya unuttum ben bu kitabı. Küçük bir kız vardı Callie kaçsın diye uğraşırken ölmüştü hani. On iki yaşında falandı. Nasıl kötü olmuştum, anlatamam.

 
7. Opal - Jennifer L. Armentrout:
 
Ah, o son yok mu, o son! Katy'nin yanlış tarafta olduğunu ve kapana kısıldığını fark etmesi, Daemon'ın deliye dönüp ona doğru koşarken neredeyse ölmesi, sonra o öküzün ağzından sonunda "Seni seviyorum" lafının -bi zahmet- çıkabilmesi ve ağzınız beş karış açık okuduğunuz son.
Bir acı patlaması vücumdaki her bir hücreyi yakıp yıktı, ciğerlerimdeki tüm hava boşaldı. Orada öylece kalakalmıştım, kımıldayamıyordum. Kollarım çalışmıyordu. Biri beni yan tarafımdan tuttu ancak hissedemiyordum. Sanki çığlık çığlığaydım ama hiç sesim çıkmıyordu.Daemon yoktu.


8. Gölgeler - Ilsa J. Bick:

Yine kitabın sonu. Yanılmıyorsam hayatımda okuduğum en rahatsız edici sondu. Gerçi benim son dediğim yerden sonra birkaç sayfa daha final bölümü yazmış ama ben bir önceki bölümü son kabul ediyorum.

Alıntı yapsam bile sonunu tam olarak yazamayacağım için anlatıyorum: Alex suda boğulmak, havasız kalıp ölmek veya ne olduğunu tam hatırlamadığım madenimsi yerde enkazın altında kalıp ölmek gibi bazı sevimli seçenekler arasında, kimisi onu yemek ve kimisi de tecavüz etmek isteyen psikopat zombilerden kaçmış ve umutsuzca o madenimsi yerden çıkmaya çalışmaktadır; saatlerce aradığı çıkışı sonunda bulup deli gibi merdivenleri çıkmaya başlar ama yüzeye çıkmasına son otuz metre kadar kala işe bakın ki merdiven kırılır ve Alex suyu boylar. Ve bum! Yazar kitabın geri kalan birkaç sayfalık finalinde Alex'ten hiç bahsetmez.

Bu karı zaten hep tam karakterler "Bundan daha kötüsü olamazdı" diyeceğiniz bir durumdayken onları kurtarırmış gibi yapıp daha kötü bir duruma sokuyor. Yemin ederim Dex yeni kitabı çıkarana kadar deliriyorum. Bu yürek burkucu olmaktan da öte sanırım. Hani Umut Işığım'ın filminde adam (Pat miydi adı?) sonunu okuduktan sonra kitabını pencereden fırlatıp bağırmaya başlıyordu ya... İşte onu ben olarak hayal edin :D.

9. Şans Bilekliği - Cathy Lamb:

Geçenlerde tur için okuyup yorumlamıştım hani. Kitap benim tarzım sayılmaz ama yine de güzeldi. Neyse. Hani Stevie, daha yedi yaşındayken Sunshine'ı doğurtmuştu ya (doğurmadı, doğurttu, aman yanlış okumayın millet)... İşte o sahne çok duygusaldı.


10. Ölümcül Merhamet - Robin LaFevers:

Ta son ana kadar Duval'in öldüğünü düşünmemizi sağladı biç -,-. Ben "Ama o ölmez, ama o ölemez, yani... ölemez sanırım" havasındayken Ismae bir anda Duval'i o halde bırakıp gitti. Ben de geri kalanını zombi gibi okudum. Çok kötü olmuştum, gözlerim dolmuştu. Tabii sonradan "Duval öldü mü demiştim? Oops, görünüşe göre ölmemiş," yaptı yazar. Bir gün yazar olma hayalimi gerçekleştirdiğimde (gerçekleştirirsem değil, gerçekleştirdiğimde :D) ben de bunların hepsini okurlarıma yaşatmazsam ne olayım.

___________________________________________________________________________________________

Şimdilik aklıma gelenler bunlar ama daha yürek burkucu kitaplar okumuşluğum olmuş mudur, olmuştur. Ama cidden bakmakla uğraşamam çünkü dershaneye gitmem gerek :/. Bu ayın sonunda sınavlarım -bir süreliğine- bittiğinde bir sürü kitap yorumu yayınlayacağıma söz veriyorum ama bir süre daha blog'u boşlamam gerekecek. Bu kadarıyla yetinin millet.

9 Kasım 2013 Cumartesi

Cumartesi İlk 10: Sevmediğim Karakterler

 
 
     Optik'in Kitap Blogu'nda bu seferki Cumartesi İlk 10 konusu "Sevmediğim Karakterler". Sadece isimleri verip geçmek bana göre değil, iki saat nedenlerini açıklıyorum biliyorsunuz. Sevmediğim Karakterler'i ve onları hangi sosyopatça işkence yöntemleriyle öldürmek istediğimi okumaya başlayabilirsiniz. Yep! ^^

1. Lucian - Melez Sözleşmeleri Serisi:
Lucian'ı nasıl öldürmek istediğimden buraya tıklayarak ulaşabileceğiniz kitap yorumumda bahsetmiştim. Kollarını ve bacaklarını zombiler yerken tüm olayı izlemek zorunda kalacağı işkence yöntemi hani. Sonra o kol ve bacakları münasip bir yerine sokabiliriz.
 
2. Zoey - Gece Evi Serisi:
En kibar şekilde ifade edersek Zoey tam bir KALTAK. Zaten seriden de nefret ediyorum. Ben ikinci kitabın yarısına kadar dayanabildim, on kitap falan okuyan var... Seviyorsanız yargılamıyorum, ama anlamıyorum da. Gerçekten anlamıyorum.

3. Kral Clarkson - Beni Seç Serisi:
Clarkson. Boğazından aşağı tuz ruhu dökmek ve kendi kıçını yedirmek istediğim, kontrol manyağı, cahil, gerizekalı Clarkson. Bay "Ben Başkalarının Seçimiyle Değil De Lanet Olası Bir Kan Bağıyla Olsa Da Kralım Ben Her Şeyi Bilirim". Geber, pislik.
 
4. Celeste - Beni Seç Serisi:
Her zaman "Ben bilmemkaçıncı sınıftayım", "Ben mankenim ben süperim", "Ben çok güzelim o yüzden hepinizden üstünüm" havalarında.
 
5. Crystal - Şans Bilekliği:
Şu anda tur için okuduğum bir kitap. Crystal'dan nefret ettim. Önyargılı, benmerkezci, sadece kendi çıkarları doğrultusunda hareket ediyor.

6. Herbert - Şans Bilekliği:
Bu kitaptaki karakterlerin yarısından nefret ettim zaten. Adamın her beş cümlesinden biri "O aptal, hippi, özgürlükçü 'herkes eşittir' anlayışı yok bu evde", "Ben bu evin reisiyim beni dinleyeceksiniz",  "Bir kadın toplumdaki yerini bilmeli" şeklinde. Senin toplumdaki yerin neresi biliyor musun? Tuvalet deliği.

7. Juliette - Bana Dokunma Serisi:
Bu karaktere duyduğum güçlü nefret ikinci kitapta ortaya çıktı. Kendisi birinci kitabın sonunda "Ben güçlüyüm, ben yenilmezim" falan dedikten sonra ikinci kitabın başında tuğla kıramayınca saatlerce oturup ağlamıştır :D. Sürekli taraf değiştirmesini, öldürmeye karşı olduğunu söylediği halde üç kişiyi öldürmeye teşebbüs etmesini (üçünü de öldürmeye beceremedi bu arada, gerizekalı) ve hiç de abarttığı kadar kötü olmayan geçmişini hatırlayarak kendisi acındırmasını saymıyorum.

8. Blake - Lux Serisi:
Gerçek bir pisliktir kendisi. Dördüncü kitaptan çok çok büyük bir spoiler aldım. Size şimdi söylemeyeceğim tabii ki ama kitabı okuduğumda ve yorumladığımda söylerim. Şimdilik unutun.
 
9. Travis - Tatlı Bela/Ayaklı Bela:
Bunu yazarak çok büyük risk alıyorum ama Travis'i sevmiyorum. Evet, evet, açık ağızlarınızı kapatabilirsiniz. İstediği kadar güçlü ve yakışıklı olsun, işler Abby'ye gelince tam bir pısırık. Sevgilileri için her şeyi yapan ve kendini ezdiren kızlardan nefret ettiğim gibi erkeklerden de nefret ediyorum. Kimse kendini o kadar düşürmemeli bence.
 
10. Roze - Study Serisi:
Roze gibi, sürekli "Ben herkesten üstünüm, bana karşı koyamazsınız, beni yenemezsiniz" havalarına giren kötü karakterler çok sinir bozucu. Siz iyilerin kazanacağını biliyorsunuz ama yine de kötü karaktere duyduğunuz nefret gittikçe büyüyor. Sırf sonunda onun yenildiğini görmek için okumaya devam ediyorsunuz. Rahatsız edici bir şey ama hep işe yarar.