8 Ağustos 2013 Perşembe

"Zehir Ustası (Maria V. Snyder)" Kitap Yorumu



KİTAP KÜNYESİ:



Kitap Adı: Zehir Ustası
Özgün A: Poison Study
Seri: Study #1
Yazarı: Maria V. Snyder
Çevirmeni: Deniz Başkaya
Yayınevi: DEX
Türkiye Yayın Tarihi: Eylül 2012
Sayfa Sayısı: 370
Piyasa Fiyatı: 21 TL
Goodreads: 4.20




ARKA KAPAK:



Hızlı bir ölüm mü isterdin, yoksa yavaş yavaş öldüren bir zehir mi içerdin?

Yelena idam edilmek üzereyken sıradışı bir teklif alır: Ixia'nın yeni komutanı Ambrose'un çeşnicisi olmayı kabul ederse, hapisten kurtulup en güzel yemekleri yiyecek ve sarayda yaşayacaktır. Ama komutanın en güvendiği adamı Valek, Yelena'ya Kelebek Tozu adında bir zehir içirir. Böylece Yelena Valek'ten her gün panzehir almak zorunda kalır yoksa onu acılı bir son beklemektedir. Kaçsa da, kalsa da ölüm hep arkasındadır.

Yelena her gün zehir konusunda eğitimler alır ve giderek uzmanlaşır; sarayda dostlar bile edinmeye başlamıştır. Fakat bu kez de yetimhanedeki korkunç geçmişi Yelena'nın peşini bırakmaz. Çok geçmeden, yeni askeri yönetime isyan edip eski krallığı savunan isyancılar ve görüldüğü yerde vurulması emredilen büyücüler de, Yelena'nın düşmanları arasına katılır.

Zehir Ustası, Maria Snyder'ın sürükleyici, özgün ve ayrıntılarıyla büyüleyen fantastik üçlemesinin ilk kitabı.

"Her gün ölümün kıyısında yaşayan bir kadına ilgi çekici bir bakış. Yazarın öykü anlatma yeteneği kariyerinin fantastik roman janrına büyük katkılar sağlayacağının göstergesi."
Library Journal

"Okuduktan sonra okuyucularına hayal kurduran ender kitaplardan biri."
Publishers Weekly

"Yazarın etkileyici ilk romanı Zehir Ustası ilginç fantastik bir dünyada, macera ve gerilimi harmanlıyor."
Locus


BENİM YORUMUM:




     "Kitaplığımda Bana Yavru Köpek Bakışı Atıp Okunmayı Bekleyenler Listesi"nin (takip edenler bilir ki bu liste gerçektir) değerli bir üyesi olan Zehir Ustası'nı okuyup bitirmiş bulunuyorum. Seveceğimi bildiğim için Büyü Ustası'yla beraber almıştım, zaten onu da bitirdim. Atşe Ustası'na başlamak üzereyim.

***

     Şimdi, Zehir Ustası'nı neden mi sevdim? Çünkü ilginç, çarpıcı bir konusu var. Her gün ölümün kıyısında yaşayan ve yarın ne olacağı belirsiz bir çeşnicinin, Yelena'nın hikayesini okuyoruz. Bir çeşnici ölünce çeşnicilik görevi idam sırası kimdeyse ona teklif edilir. Yelena da General Brazell'in tek oğlu Reyad'ı öldürmekten suçlu bulunmuş, yaklaşık bir yıl boyunca -ki bu uzun bir süre- idamı beklemiştir. İdam sırası ona gelince de çeşnici ölür -yoksa çeşnici ölünce mi sıra ona gelir?- ve görev ona teklif edilir (Tahmin edebileceğiniz gibi bu bir tesadüf değil ama spoiler vermeyeceğim).

     Her neyse, Yelena, komutanın baş güvenlik sorumlusu ve Ixia Bölgesi'nin geniş istihbarat ağının lideri Valek'in (Adamın mesleğine bakar mısınız?) teklifini kabul eder ve Valek'ten çeşnici olmak üzere eğitim alır.

     Ortada çok mantıklı bir soru işareti var. Yelena neden kaçmıyor? Kaçar kaçmasına, tabii Valek ona Kelebek Tozu denen bir zehir içirmemiş olsaydı. Bu zehir yüzünden Yelena her gün Valek'ten panzehir almak zorunda, yoksa iki gün içinde çok acı verici ve yavaş bir şekilde ölür.

     Tabii işler burada bitmez. Yelena, Komutan Ambrose'un yiyecek içeceklerini, zehir var mı diye o tadına bakmadan önce kontrol eder ve ölüme birkaç kez fazlasıyla yaklaşırken, bir yandan da büyücüler, suikastçiler ve Brazell'in adamları onu öldürmeye çalışmaktadır.

     Kızı o kadar çok öldürmeye çalıştılar ki sayamadım. Cidden sayacaktım ama olmadı yani. Dikkat ettim de, çoğundan da Valek sayesinde kurtulmuş. Adam hep gelip, suçluları bir iki harekette etkisiz hale getirip, salına salına yürüyor. Bu durum o kadar çok tekrar etti ki, acaba Valek o adamlara Yelena'ya saldırsın ve kızı kurtarmasına izin versin diye para mı verdi diye düşünmeye başladım. Gerçek bu değil, tabii ki.

Kitabın geri kalanı ise kaçma planlarıyla...

...ölüme yaklaşırken yapılan aşk itiraflarıyla...

...ve Yelena'nın kıskançlıktan kudurmamı sağlayacak, onu bir abi gibi sahiplenen yakın arkadaşları Ari ve Janco'yla (yerim onları) doluydu.


     Alıntılara geçmeden önce, son olarak, kitabın kapağında sizce de bir tuhaflık yok mu? Kızın saçları perukmuş veya sonradan eklenmiş gibi durmuyor mu? Ayrıca saçının üst kısımlarındaki beyazlık da ne? Gökten nur falan mı inmiş? Kafamda deli sorular... -_-


ALINTILAR:



Komutan "Brazell'ın kopardığı yaygarayı duyan da kız ağzından ateş çıkarıyor sanır," dedi.
 (Ambrose, sf. 33)



Nix "Siz ne halt ettiğinizi sanıyorsunuz?" diye sordu.
Janco "Doğrusu 'siz ne halt ettiğinizi sanıyorsunuz, efendim?' olacaktı," diye onu düzeltti.
(Nix ve Janco, sf. 164)


Reyad'ın hayaleti bana tezahürat yapıyordu. "İşte bu, Yelena," dedi. "Birini daha öldür de bu kez darağacını garantiye al."
(sf. 223)


Bana "Ne de çabuk döndün," dedi. "Çok kötü. Ben de cesedinin bulunması için arama çalışması başlatmak üzereydim. Gidip kendini kurban etmek için güneyli büyücünün kapısını çaldığında ne oldu? Yoksa seni yarım akıllı görüp dışarı mı attılar?"
(Valek, sf. 291)


"Malikaneyi araştırırım ama yardımına ihtiyacım var."
Irys dudaklarında buruk bir gülümsemeyle "Senin bir mucizeye ihtiyacın var," diye yanıt verdi.
(Yelena ve Irys, sf. 325)


PUANLAMA:



5 Taç: TEK KELİMEYLE HARİKA! Okumazsan çoook şey kaybedersin!




Tek kelimeyle 'farklı' bir kitap. Gayet hoşuma gitti :D.