2 Kasım 2013 Cumartesi

"Tanrı (Jennifer L. Armentrout)" Kitap Yorumu



KİTAP KÜNYESİ:


Kitap Adı: Tanrı
Özgün Adı: Deity
Seri: Melez Sözleşmeleri #3
Yazarı: Jennifer L. Armenrout
Çevirmeni: Bilge N. Zileli Alkım
Yayınevi: DEX
Türkiye Yayın Tarihi: Mart 2013
Sayfa Sayısı: 408
Piyasa Fiyatı: 25,00 TL
Goodreads: 4.57





ARKA KAPAK:



 Akit’in kuralları Alex’i neredeyse ölüme gönderiyordu. Konsey onun Catskills’de ne yaptığını öğrenseydi, onu kimse kurtaramazdı, tabii Aiden’ı da. Furiler, Alex’in peşindeydi, şimdi de onu ele geçirmek isteyen başka güçler var. Alex sürpriz bir mektup alıyor, yazanlar karşısında ne yapacağını bilemiyor ve Seth’le gittikçe daha da yakınlaşıyor. Birlikte yaptıkları antrenmanlardan biri Alex’in bir Apollyon işareti daha kazanması ile sonlanıyor ve bu Alex’i biradım daha Uyanmaya yaklaştırıyor. Alex’in doğum günü yaklaştıkça sanki etrafındaki tüm dünya paramparça oluyor; geleceğin Apollyon’u aşk, kader ve yalanlar arasında sıkışıp kalıyor. Tanrılar öfkelerini serbest bırakınca yaşam geri dönülmez bir şekilde değişecek. Furiler, İblisler, Safkanlar, Melezler ve Avcılar hiç beklenmedik bir geleceğe hazırlanıyor. Tarih tekerrür ediyor fakat bu defa işler, pek de iyi gitmiyor.


Melez Sözleşmeleri serisi, Melez ve Safkan’dan sonra Tanrı ile devam ediyor.






BENİM YORUMUM:


     Tanrı'yı okuyalı aylar aylar aylar geçmiş olsa da hala hatırlıyorum. Peki okuyalı bu kadar zaman geçti de yorumunu neden şimdi yayınlıyorum, neden bunca zaman beklettim? Nedeni aylardır ekmek almaya kardeşimi göndermek için rüşvet verme (ya da favorim, şantaj yapma) nedenimle aynı şey: ÜŞENGEÇLİK.

***

     Melez'in basit ama güzel bir kitap olduğunu düşünmüştüm, Safkan'a da Melez'den sonra Jen'in ne kadar yol katettiğini görüp hayran kalmıştım (Safkan'ı sevmemin temel nedeni: Alex-Seth sahnelerinin fazlalığı). Peki Tanrı için neler mi hissediyorum? Kitaplarla evlenmek için bir kanun çıksaydı Tanrı ile evlenmeme hiç kimse engel olamazdı diyelim kısaca (Ben çok ciddiyim).

 
     YORUMUN GERİ KALANI SPOILER İÇERİR.

     Safkan'ı okuyanlar bilir, Alex Catskills'de -gayet haklı bir şekilde- bir safkanın ölümüne neden olmuştu. Aiden da Alex için bu olayı örtbas etmiş, bu sırada ikisi de çok büyük yasaları çiğnemişlerdi. 

     Alex'in geçmişte annesinin yaptıkları yüzünden dışlanışını, ha unutmadan, annesinin bir iblise dönüşmesini ve Alex'in onu öldürüşünü, ikinci Apollyon olduğu için öldürülmek istenmesini, Furilerin peşinde oluşunu, melez köle olmaktan defalarca kez kıl payı sıyırdığını, ve daha milyon tane nedenden, çiğnediği onlarca yasaktan sonra dersini almış olacağını düşünebilirsiniz. Bunu vücudunun değişik yerlerinde sırıtan üç rununa (Alex ve Seth şey yaparken... antreman... 'antreman' yaparken kazandı bunları ;D) ve peşindeki Tanrılara sorabilirsiniz.

     Sonunda bu kitapta Tanrılarımızı görmeye başlıyoruz. Benim safkanların arasına karışmış bir Tanrı olduğunu daha ilk ipucundan anladığım (öyle zekiyimdir işte) ve pek de şaşırmadığım birisi Apollo çıkıyor mesela. Sonra peşinde cehennem köpekleriyle Hades feci havalı bir giriş yapıyor ama Alex'i üzerine saldığı köpeklerden kurtaran bir tanrıçanın ona ağzının payını vermesiyle tüm havası sönüyor. Sonra... bir de Poseidon ortaya çıkıyor. Aralarında açık ara en havalı girişi o yaptı. Birkaç dakika içinde havalı bir giriş yapmak ve gözdağı vermek uğruna öldürdüğü insanların sayısına şaşıp kalıyorsunuz, o ayrı.

     Alex Tanrıları nasıl mı bu kadar sinirlendirdi? Seth denen feci tatlı ama bir o kadar da amacının ne olduğunu anlayamadığım psikopat herif ona üç run kazandırdı, bilirsiniz, 'antreman' sırasında. Çünkü Alex'in Uyanmasını istiyor. Normalde Apollyon olması için 18 yaşına girmesi gerekir ama bunu erkene almak niyetinde yani -,-.

     Tabii Alex 18 yaşına girip Apollyon olduğunda İlk (ki bu da Seth oluyor) onun tüm gücünü emip Tanrı Katili'ne (Nasıl havalı duruyor ama?) dönüşürse hepsinin sonu olur. Seth'i öldüremedikleri için de Alex'i öldürmek derdindeler pislikler. Böyle hemen acı vermeden öldürmek de değil. Hades Alex'i köşeye sıkıştırıp üzerine atlamayı tercih ederken Poseidon Alex teslim olana kadar önüne çıkan (suçlu veya suçsuz, safkan veya melez) herkesi öldürmeyi seçiyor. İkisi de ayrı ayrı psikopat yani.

     Biraz saçma bir sırayla anlatmışım ki bu da aslında kitabı o kadar da iyi hatırlamadığımı açıkça gözler önüne seriyor. Tanrı şu anda en yakın arkadaşımda olduğu için (ki kitaplarıma benden daha iyi bakar kendisi, yerim) içini açıp da olayların sırasına bakamıyorum bile.

     O zaman size team'imden bahsedeyim. Üç kitapta kaç kere team değiştirdiğimi sayamadım bile. Aslında Aiden'ı da çok seviyorum ama sonunda hep team Seth oluyorum. Şöyle diyelim: Seth'i Aiden'a tercih ederim ama Aiden Alex'i daha çok seviyor bence. Yine de Seth kalp ben. Tanrı'nın sonunda kötü adama dönüşmüş olabilir ama hepsi Lucian piçinin (daha ağır bir şey söylememek için kendimi zor tutuyorum) suçu. Zavallı çocuğun beynini yıkadı.

     Seth'in Tanrı'da, Düşmüş Melekler Şehri'ndeki Jace'e döndüğünü söylemek zorundayım. İkisini de okuyanlar bilir, tıpatıp aynı tavırlar. Jace'e biraz olsun kızamıyorum o ayrı tabii. Sekiz yaşındaki çocuklar gibi Clary'ye verdiği en ufak bir zararda kendi kendini cezalandırdığında ve "Seni seviyorum" dediğinde ona kızgınlığım falan kalmıyor. Seth'inse bazen psikolojik desteğe ihtiyacı olduğunu düşünüyorum -psikoloğa akaşa fırlatmadığı sürece :D.

     Ayrıca, Lucian denen pislik herifi Küller Üçlemesine sokup orada bırakmak istiyorum. Okuyanlar bilir (üçüncü kez bu cümleyi söylüyorum -,-), Alex (Tanrı'daki değil, Küller'deki Alex) ikinci kitabın başlarında Değişmişlerin eline düşmüştü ve isterlerse kollarını ve bacaklarını kesip hala bilincinin açık kalmasını sağlayabileceklerini fark etmişti. Bir başka sahnede de işkence gören birinin her şeyi izlemesi için gözkapakları kesilmişti. Lucian'ın da vücudunu parçalara ayırıp zombiler onu yerken bilincinin açık kalmasını ve her şeyi izlemek zorunda kalmasını sağlasak ya. (Ne güzel hayaller kuruyorum öyle.)

     Kitap bittiğinde neler hissetiğimi hala tüm netliğiyle hatırlıyorum, yaklaşık bir saat kitaba dümdüz bakmıştım. Sonra kardeşim içeri girip "Bana mı seslendin?" demişti (Seslenmediğim halde bu soruyu o kadar sık sorar ki sırf yanıma gelmek için bahane aradığını düşünmeye başlıyorum). Sorusuna verdiğim cevap:

     Sonrasında bir hafta kadar bir süreyle gayipten gelen seslerimi duymadı.

     Şimdi alıntılardan önceki son kısım olan 'Psikolojik Baskı' aşamasına geçiyoruz.

     BU. KİTABI. OKUYUN. OKUMAZSANIZ. ÖLÜRSÜNÜZ. BİR KADIN BU YAZIYA İNANMAMIŞ VE SERİYİ OKUNACAKLAR LİSTESİNE BİR TÜRLÜ EKLEMEMİŞ. 7 GÜN SONRA ÖLMÜŞ. Tamam, bu işe yaramıyor galiba.

     Neyse, alıntılara geçelim biz -_-


ALINTILAR:

 
"Düğmelerden birini atladın." Seth ayağa kalktı ve göbeğimin üzerindeki düğmeyi ilikledi. "Hem kızarmayı kes. Herkes antreman yapmadığımızı düşünecek."
"Yapıyor muyduk?"
(Seth ve Alex, sf. 42)


"Amma sapıksın," dedim yüzüncü kez.
"Daha kötüsünü de duymuştum senden."
İçimde, muhtemelen gelecekte de duyacağına dair bir his vardı.
(Alex ve Seth, sf. 112)


"Söylediğim en tuhaf sözleri bile hatırlıyorsun."
Parmaklarını parmaklarımın üstüne kapattı. "Söylediğin her şeyi hatırlatırım ben."
(Alex ve Aiden, sf. 179)


Aiden'a huşu içinde baktım. "Kedi gibiymişim ben de. Yemin ederim dokuz canlıyım."
"Alex." Başını kaldırıp gözlerime baktı. "O canların hepsini kullandın, hatta fazlasını bile."
(Alex ve Aiden, sf. 202)


"Çok pisim. Şöyle bir duşa girip çıkacağım. Temizlenmem lazım."
"Öyle bir şey yapma sakın." Kapının kulpu döndü. Kilitlememiştim. "Alex!"
"Çıplağım ama," diye uyardım.
Önce sessizlik oldu, sonra Aiden sordu. "Bunu duyunca içeri girmeyi istememem mi
gerekiyor?"
(Alex ve Aiden, sf. 217)


"Seth, erkeklerin çoğu kızlara gül ya da yavru köpek falan alır. İnsanlar hediye edilmez Seth. Hele ki Konsey'in başkanı, hiç."
(Alex, sf. 297)


Aiden kapısını çarparak kapattı, Hummer'ı hareket ettirdi. Elimi tuttu. "Her şey yoluna girecek."
Ünlü son sözler.
(sf. 357)
 
 
 
PUANLAMA:

 
 
5 Taç: TEK KELİMEYLE HARİKA! Okumazsan çoook şey kaybedersin!



 İlk kitabı okuyup devam etmeme kararı alanlar lütfen en azından Safkan'la Tanrı'yı okusunlar. Ondan sonra seriye devam ederler zaten. Devam kitabı Apollyon da çok güzeldi. Çoktan bitirdim onu da. Tanrı'nın yorumumu yayınladığıma göre Apollyon'un yorumunu da bir ara yaparım. Yani umarım. Ehehe.