12 Eylül 2014 Cuma

Zıt Kitaplar

     The Book Lover tarafından mimlenmişim. Genelde mimleri geciktirmem ama bu bayağı gecikti, pardon. Ve teşekkürler. *-* Giriş kısmı bu kadar çünkü gevezeliğimi sonrasına saklıyorum. Başlayalım!
 
1- Alım zamanına göre zıt olanlar
 
Hatırladığım en eski kitabım 7 Numaralı Amy. Eminim duymamışsınızdır. Küçükken kitap okumayı pek sevmezdim ama sürekli sevebileceğim bir şey arayarak annemin kitaplığını karıştırırdım. Annemin sahip olduğunu bile hatırlamadığı bir kitap ama beni daha fazla kitap okumaya teşvik eden oydu. Sanırım 24 kitaplık bir seriye ait ya da öyle bir şey, dördü çevrilmiş ama annemde sadece birincisi vardı. Artık basılmamasına rağmen kadına aylarca arattırıp diğer üç kitabı da buldurduğumu hatırlıyorum. İngilizce kitap okuyabildiğimde seriye devam etmek gibi hayallerim vardı o zaman, belki sonra gerçekten yaparım.
Genelde aynı anda birkaç kitap aldığım için en yeni kitabım diye bir şey yok ama önceki alışveriş yazımda en son bahsettiğim kitap Hayvan Mezarlığı'ydı o yüzden onun en yeni olduğunu varsayalım.

















2- Fiyatına göre zıt olanlar

Mekanik Melek'i fuarda, 4 TL'likler bölümünden almıştım. Gölge Ateşi'niyse tamamen uydurarak söylüyorum, liste fiyatı 29'muş ama ben o kadar vermemişimdir çünkü internetten aldım. Muhtemelen ikisi de doğru değildir ama kitaplara ne kadar verdiğime pek dikkat etmem zaten.

















3- Anlatıcısına göre zıt olanlar

Zehir Ustası, kadın karakter Yelena'nın ağzından, Steelheart da erkek karakter David'in ağzından yazılmış. İkisine de beş vermiştim bu arada, okumadıysanız okuyun.

















4- Kitap kapağına göre zıt olanlar

Safkan'ın kapağına aşığım. Favori kitap kapağım olabilir. Ama Köken'inkisinden nefret ediyorum. Sevenler de olduğunu biliyorum ama bence Lux serisinin kapakları hiç iyi değil. Bir de alttaki şu tanıtım yazıları rezalet. Hey yakışıklı, hangi gezegendensin sen?, Sanırım kalbim duracak, Sinirlenince çok güzel oluyorsun. Cidden bunları seven var mı? Hele yeni çıkan beşinci kitabın altındaki yazıyı gördüğümde (Bana neden öyle bakıyorsun?) dakikalarca kahkaha attım. Sadece Oniks'inki (Taş gibiydi ama bildiğin dayaklıktı) fena değil. Böyle güzel bir seriye böyle kapaklar ve yazılar... Direniş'in kapağına bakıp Bana neden öyle bakıyorsun? yazısını gördükçe Çünkü kapağın çok çirkin diyesim geliyor.

















5- Uyruğuna göre zıt olanlar

Yerli ve yabancı kitaplar seçmemiz gerekiyor. Yabancı olarak Yakut Kırmızı, yazarı Alman diye biliyorum.
Yerli olarak yok.
Yani tabii ki Türk yazarların kitaplarını okudum ama hiçbiri üzerimde büyük bir etki bırakmadı. Okulda Şimdiki Çocuklar Harika'yı okutmuşlardı mesela. Bir de tur için okuduğum Kayıp Mürekkep vardı. Bilmiyorum. Hiçbirini buraya koyasım gelmedi.
Beni rahat bırakın.





















6- Kalınlığına göre zıt olanlar

Taht Oyunları 850 sayfa. Şu an hala okuyorum. (Başlayalı iki ay olmuştur. Sorun kitapta değil bende.) Martı da 90 falan. Birkaç yıl önce okulda okutmuşlardı.

















7- Hikayesine göre zıt olanlar

Yazma Sanatı biraz yazarlıkla ilgili, biraz otobiyografi tarzında, henüz okumadığım bir kitap. Şu yabancıların non-fiction dediği tür, kurgu dışı yani. (Türkçe'de tam bir karşılığı yok galiba.) Obsidiyen de kurgu. Bir sürü kurgu kitabım var aslında. Kurgular iyidir.
















8- Türüne göre zıt olanlar

Çoğu kişi bunun için romantik ve fantastik bir kitap seçmiş. Romantik ve fantastik nasıl zıt oluyor bilmiyorum. Sanırım tatlı bir hikayeyle karanlık bir hikaye seçmek daha doğru. O yüzden bunları seçtim. Fangirl'ü şu an okuyorum. İçine dönük bir kızın üniversitedeki ilk yılını anlatıyor. İçinde aşk var ama çok tatlı bir aşk hikayesi olduğunu söyleyemem -şimdilik. Daha çok kendini bulmakla ilgili. Küller'se içinde her türlü dehşetin, işkencenin, psikopatlığın olduğu, zombilerle dolu bir kıyamet sonrası hikayesi. Hayatımda okuduğum en karanlık kitap olabilir, herkesin başı sürekli belada ve birinden kurtulduklarını sandıkları anda daha büyüğünün içine düşüyorlar. Çok güzeldir ama.

















9- Moduna göre zıt olanlar

Neşeli ve hüzünlü bir kitap seçmemiz gerekiyor. Yine iki değil, bir tane seçtim ama bu sefer diğerini bulamadığımdan değil. Aynı Yıldızın Altında bu iki özelliği de tek başına fazlasıyla karşıladığından. Bu kitabın çoğunlukla unutulan bir yönü var ve o da çok eğlenceli olması. Belki ben bu yüzden her fırsatta komik olduğuna değiniyorum ama üzücü olduğundan fazla bahsetmiyorum. Aslında ikisi birden. Bu kitabı okumadıysanız öncelikle YUH AMACINIZ NE SİZİN ve ikinci olarak mutlaka okuyun. Gerçekten çok güzel.



















 
***

Kitap okuyamama sorunum çözüldü bu arada. Mekanik Melek'i bitirip Mekanik Prens'e başladım. Mekanik Melek'i yarın yorumlayabilirim. Ve üstteki çalma listesini yine yeniledim. O listeye bakın ve şu sıralar hangi gruba taktığımı tahmin etmeye çalışın. Eminim hiçbiriniz bulamayacaksınız.

Bu arada umarım şarkılarımın değerini biliyorsunuzdur. Özenle seçiyorum. Her biri özel. Bazılarının güzelliği birkaç kez dinleyince ortaya çıkıyor o kadar.

O çalma listesinde her zaman tam olarak 20 şarkı olmasının sebebi öyle bir sınır olması falan değil bu arada, ben takıntılıyım.

Bir şey daha. Neredeyse bir yıl boyunca gelmesini beklediğim ilham gelince çok güzel olacağını düşündüğüm bir roman yazmaya başladım ve giriş bölümünde tıkandım. Yazarlık hayallerim benimle dalga geçiyor. Olsun, mükemmel bir giriş bölümüydü. Pes etmiyorum! İçimde bu başladığımı bir gün yayınlatacağıma dair bir his var.

Bitirdim sanırım.