12 Temmuz 2013 Cuma

"Düşmüş Melekler Şehri - Cassandra Clare" Kitap Yorumu + İtiraflar + Alıntılar



KİTAP KÜNYESİ:



Kitap Adı: Düşmüş Melekler Şehri
Orjinal Adı: City of Fallen Angels
Seri: Ölümcül Oyuncaklar  #4
Yazarı: Cassandra Clare
Çevirmeni: Zeynep Heyzen Ateş
Yayınevi: Artemis
Türkiye Yayın Tarihi: Haziran 2011
Sayfa Sayısı: 492
Piyasa Fiyatı: 22.00 TL
Goodreads: 4,17



 ARKA KAPAK:



Aşk. Kan. İhanet. İntikam.
İşler artık her zamankinden de karışık!

Ölümcül Savaş sona erdi. On altı yaşındaki Clary Fray de nihayet New York'taki evine döndü ve halinden memnun. Gölge Avcısı olmak için eğitiliyor. Annesi hayatının aşkıyla evleniyor ve Aşağı Dünyalılar'la Gölge Avcıları sonunda barış ilan etti. En önemlisi de Jace artık Clary'nin sevgilisi.

Ancak her güzelliğin bir bedeli var.

İşler tam yoluna girdi derken biri Gölge Avcıları'nı öldürmeye başlıyor. Şimdi, Aşağı Dünyalılar'la Gölge Avcıları arasında yeni bir savaş başlaması an meselesi.

Jace de birdenbire uzaklaşmaya başlayınca Clary, büyük bir gizemin içine dalıp en korkunç kabusuyla yüzleşecek. Sevdiği her şeyi, Jace'i bile kaybetmesine yol açabilecek olaylar zincirinin başlamasının ise tek bir nedeni var.

Bizzat Clary.




BENİM YORUMUM:



---Yazım hafif spoiler içerir, en azından Camlar Şehri'ni okumamış ve sonradan spoiler aldığı için sinirlenip beni yumruklama dürtüsüne kapılabilecek türden psikopatların okuması tavsiye edilmez. Hayır, inadına okuyorsanız bazı yerlerde büyük spoiler olduğunu hatırlayın---


     Serinin dördüncü kitabı ilk kitaplara biraz sönük kalmış bana kalırsa. Sonlarında yine heyecan vardı ama diğerleriyle kıyaslanabilecek gibi değil. Valentine geberdiğinden ve biraz da değişiklik olması açısından iyi oldu ve yine sıkılmadan okudum ama başlarında az çok sıkıldığım da inkar edilemez.

     Kardeşim beşinci kitabı okuyor, çok güzel falan diyor ama bunun tek nedeninin Jace olmasından şüpheleniyorum. Benim okumadığım da onun okuduğu bir kitabın badboyundan bahsederken kaşlarını imalı imalı kaldırması, gözlerini kısması, otuz iki diş gülümseyip saçma sapan sesler çıkarması yok mu... Hatırlamak bile ürkütücü.

     Camlar Şehri'nde Ölümcül Savaş sona ermiş, Valentine addaaya gitmiş, Jace ve Clary de sonunda kavuşmuşlardı. Jocelyn ve Luke, Alec ve Magnus da kavuşmuşlardı ayrıca.

     Bu kitapta Jocelyn ve Luke araları en az bozulan çiftti. Alec kıskanç sevgiliye dönüşüp Magnus'a bilmemkaç yüz yıllık hayatında kaç sevgilisi olduğunu falan sormaya başlamıştı. Surat asıp Magnus'un konuştuğu herkes için "Onunla da yattın mı?" dediği yerlerde hunharca sırıttım, hatta kahkaha bile attım :D. Alec çok şirin.

     Clary ve Jace hala birbirlerine olabilecek en yapışkan biçimde aşıklar, sorun yok. Ama Jace bazı kabuslar görmeye başlayınca Clary'den uzaklaşıyor. Bunun nedeni de Camlar Şehri'nin sonunda Clary'nin Melek'ten istediği "şey".

     Sonra yeni kötü karakterimizin geri istediği bir şey (ya da kişi) için yaptığı iğrençlikler var. Valentine'dan bile daha iğrenç çıktı bu kişi de. Ayrıca istediğini elde etmek için yapacağı ayinde ihtiyacı olan her şey yine Clary, Simon ve Jace'e bağlanıyor.

     Simon demişken, Clary'yi ciddi ciddi aştığına ve yeni "sevgililerinin" olduğuna şahit oluyoruz. Ayrıca çaldığı gruba da yeni bir vokalist geliyor: Kyle. Simon ve Jace ile iyi arkadaş oluyor. Simon'ın sevgililerinden biriyle de bağlantısı var ^^

     Konuyu anlattığıma göre şimdi de Cassie'ye küfretme kısmına geçiyoruz.

     Üç kitaptır yok kardeşler bilmemne dedi kavuşturmadı zaten Clary ve Jace'i. Tam sevgili olmuşlarken yaptığı şey Cass'in bize "Alın size sürtükler, bu ikisini son kitaba kadar birleştirmeyeceğim, siz de Jace aşıkları olarak serimi okumak zorunda kalacaksınız, son kitapta piçlik yapıp onları bir daha ayıracağım, muhaha" deme şeklidir. Tamam, biraz abartmış olabilirim ama o başlattı.

     Şimdi Ölümcül Oyuncaklar ile ilgili bazı itiraflarıma geçelim :S
  • İlk kitabın başlarında Valentine'ı kadın sanıyordum.
  • Alec'in değil, Isabelle'in Jace'e aşık olacağını sanmıştım.
  • Hodge'u en başta insan değil de kuş olarak hayal etmiştim.
  • Camlar Şehri'nde sık sık Simon eşcinselmiş gibi hissettim.
  • Camlar Şehri'nde Aline'ın Jace'i öptüğünü en başında açık açık söylemek yerine üstü kapalı belirttikleri için uzun bir süre orada ne olduğunu anlayamadım.
  • Aynı şekilde Max'in öldüğünü, hareketsiz yatıyor dediklerinde değil de öldüğünü açık açık söylediklerinde anlayabilmiştim.
  • Simon'ın vampir değil de Gölge Avcısı olmasını (?!) bekliyordum.
  • Magnus'u kötü karakter sanmıştım.
  • Maia'nın Jace'e aşık olacağını düşünmüştüm.
  • İlk kitapta Isabelle'i iblis sanmıştım.
  • Simon'ın "Saymın" diye okunduğunu bile bile inadına "Simın" diye okuyorum. *-*
Daha vardır ama yeterince rezil ettim kendimi. Zaten bu bölümü neden yaptığımı bile bilemiyorum. O yüzden Alıntılar kısmına geçiyorum.



ALINTILAR:



"Clary benim en yakın arkadaşım." Simon telefonu cebine soktu. "Onun bir erkek arkadaşı var. Hem de pek erkek bir erkek arkadaş. Füze gibi bir erkek arkadaş. Ona bulaşmak istemezsin, inan bana."
(Sf. 110)


"Evet, ama sen bir vampirsin," dedi Jace. "Kan senin için yiyecek değil, kan sadece kan demek."
"Çok aydınlatıcı bir cümleydi." Simon televizyonun karşısındaki koltuğa geçti. Bir zamanlar morumsu bir rengi olduğu anlaşılan koltuk zamanla griye dönmüştü. "Başka derin düşüncelerin de var mı? Kan kandır? Tost tosttur? Soya sosu soya sosudur?"
(Sf. 155)


"Ne dedin? Özür dilerim tekrarlar mısın?" dedi Jace. "O kadar sıkıcısın ki bir an uyuyakalmışım."
(Sf. 184)


"Elindeki palto askısı mı?"
Jordan askılığı yere fırlatıp içini çekti. "Vampir olsaydın askılık çok işe yarar bir silah olurdu."
"Evet, elbette," dedi Jace. "Ya da bir sürü paltoyla size saldırmaya kalksaydım."
(Sf. 244)


"Neden kardeşlerimden bu kadar farklı olduğumu düşündün mü?" diye sordu herhangi bir giriş yapmaksızın. "Alec ve Jace'i kastediyorum."
Simon gözlerini kırpıştırdı. "Senin kız, onların erkek olması dışında bir şeyden mi bahsediyorsun?"
(Simon ve Isabelle, sf. 271)


Asla ölmeyecek kişiler için, ölüm bizi ayırana kadar sözünün bir anlamı yoktur.
(Alec, sf. 434)



PUANLAMA:



4 Taç: Bence gayet güzeldi. Şöyle bir düşünüp alın.




Serinin ilk kitaplarına göre biraz sönük kalmıştı sanki. Ya da bende bir sorun vardı çünkü uzun süredir ilk kez bir kitabı bu kadar yavaş okumuştum. Yine de sonlarında eski ekşın geri geldi.