12 Ekim 2013 Cumartesi

"Yaratıcı - Gennifer Albin" Kitap Yorumu



KİTAP KÜNYESİ: 

Kitap Adı: Yaratıcı
Özgün Adı: Crewel
Seri: Crewel World #1
Yazarı: Gennifer Albin
Çevirmeni: Talin Ataman
Yayınevi: DEX
Türkiye Yayın Tarihi: Haziran 2013
Sayfa Sayısı: 348
Piyasa Fiyatı: 21.00 TL
Goodreads: 3,78
 
 
ARKA KAPAK:
 
İçine girdiği dünya öylesine karmaşık ki...

Ailesi Adelice'in olağandışı bir yeteneği olduğunu keşfettiğinde, bunu gizlemesi için onu eğittiler. Bir Dokumacı olmasından korkuyorlardı; yani insanların nerede yaşayıp ne yiyeceklerine hatta ne zaman ölmeleri gerektiğine karar veren o güzel ve ölümcül kadınlardan biri olmasını istemiyorlardı. Ne var ki, İşleme Hizmetleri Adelice'i pek çok testten geçirir ve ailesinden kopararak entrikalar ve sırlarla dolu karmaşık bir dünyanın içine çeker.

Şimdi yalanlardan örülmüş bir ağa ve gizli bir aşka düşmüs olan Adelice gücünün ardındaki tüm uğursuz gerçekleri açığa çıkarmak zorundadır. Bütün yaşamı pamuk ipliğine bağlı olan Adelice onu ya sonsuza kadar koruyacak ya da yerlebir edecek. Bu yetenek bir hediye mi yoksa bir lanet mi?

"Albin korkutucu oldugu kadar büyüleyici bir dünya yaratmış.
Kesinlikle nefes kesici."
-Josephine Angelini-, Yıldız Geçidi


 
BENİM YORUMUM:


     Yazarla ilgili söylemem gereken ilk ve tabii ki en önemli şey hayal gücünün inanılmaz geniş olduğudur. Zaten benim bir yazarı sevmemde yaratıcı olması (yazar için yaratıcı sıfatını çekinerek kullanıyorum çünkü kitabın ismiyle karışıyor) o yazarı sevmemdeki en önemli etken. Kitaplarında tamamen yepyeni bir dünya yaratan yazarlara da oldum olası aşık olmuşumdur. Tabii yepyeni bir dünya yaratılması, her zaman kitabı sevmem için yeterli bir neden olmuyor (Bknz: Kaçış Adası kitabına duyduğum nefret).

     Her neyse. Yaratıcı, kesinlikle okuduğum farklı kitaplardan biri. Ayrıca kapağıyla ve ayracıyla da aşk yaşıyorum. Yurt dışı kapaklarından bazılarını daha çok sevdim, orası ayrı.
 
     Lafı açılmışken, buyrun bunlar da serinin ilk iki kitabının yurt dışı kapaklarından favorilerim. Kitabın içeriğini de daha güzel yansıttıklarını düşünüyorum.
 















     Arras'ta insanların nerede yaşayacağına, ne yiyip içeceğine, hangi işi yapacağına, hatta ne zaman doğup öleceğine Dokumacılar karar verir. Her genç kız yaşı geldiğinde bazı testlerden geçer ve eğer dokuma yeteneğiniz varsa sizi ailenizden koparıp götürürler. Dokumacıların abartılı elbiseleri ve sahte gülümsemeler yerleştirilmiş boyalı yüzleri, çoğu genç kızın bir Dokumacı olarak seçilmeye can atmasına sebep olur. Ama zeki, sivri dilli, fevri baş karakterimiz Adelice'ın değil.
 
     Adelice'ın ailesi onda büyük bir yetenek olduğunun farkındalar ve yıllar boyunca onu dokuma yeteneğini saklaması için eğitiyorlar. Fakat Adelice bu yeteneğini ancak bir noktaya kadar saklayabiliyor ve güvenlik güçleri onu gecenin bir yarısı alıp götürüyor.
 
     Sonrasını okuyarak öğrenin çünkü ben anlatmayı düşünmüyorum.
 
     Şimdi size şu "dokuma" meselesini açıklayayım. Düşünün: siz bir ipliksiniz (Kulağa ne kadar saçma geldiğinin farkındayım ama okumaya devam lütfen). Siz bir ipliksiniz ve etrafınızdaki diğer ipliklerle birleşip bir dokuma oluşturuyorsunuz. Bu dokumalar da belirli bir bölgeyi, binayı, bir grup insanı vs. temsil ediyor. Bu iplikler hep dokuma tezgahlarında, Dokumacılar tarafından dokunuyor ve yine onlar tarafından kaldırılabiliyorlar. Yani çok mu yaşlandınız? Birisi ipliğinizi söküp atıyor. Bum. Yoksunuz. Mahallenizdeki bir aile için kaldırılma talebinde mi bulunulmuş? Puf. Gittiler.
 
     İşte kitabımız böyle bir şey. Günümüzde de olan kötü yönetim, cinsiyet ayrımcılığı, eşcinsel nefreti gibi sorunları işliyor. Ki bunlara gerçekten, gerçekten sinir olurum. Okumanızı önerir miyim? Hem evet hem hayır. Sırf fantastik diye okuyorsanız hayır. Konusu ilgi çekici diye okuyorsanız evet. Aşk, romantizm arıyorsanız hayır (aşk bilmemkaçgenleri var elbet, ama ön planda değil). Hayal gücünüzün sınırlarını zorlayacak türden bir şey istiyorsanız evet.
 
     Son olarak kitabın rahatsız edici finaline gelelim. Bazen bir kitabı yarım bırakıp uyuduğumda rüyalarıma girer ve gecenin bir yarısı mecburen kalkıp okurum. Yaratıcı'nın bitmesine sadece kırk sayfa falan kala yatağa girdiğim bir günde yine aynısı oldu. Ben de  Yarın okul var, okumazsam uyku tutmayacak zaten düşüncesiyle hemen kitabı bitirdim. Çok yanlış yapmışım çünkü kitap öyle bir yerde bitti ki o son cümleden sonra uyumayı bırak, nefes almak bile çok zor.
 
     Sonra işte sessiz çığlıklar, yastığa kafa, yorgana tekme, kendini yataktan atma vs. derken birkaç saatlik uykuyla okula gittim. Yazar resmen okuyucuyu nefessiz bırakmanın yollarını aramış. Benim de aklımdan onu gecenin bir yarısı nefessiz bırakmanın çeşitli yolları geçiyor ama bu çalışmalara başlamadan önce seriyi bitirmesini bekliyorum.
 
 














Ding Ding! Spoiler alarmı!
 
     Kitabın son cümleleri şöyleydi:
 
     "İçinde bulunduğumuz anın gizemli tutsaklığından kendimizi kurtarmak için elimi uzatmaya fırsat kalmadan, ufukta kocaman bir kütle göründü. Ufuk çizgisinde alçaktan uçan bir gemiydi bu. Evimize döndüğümüz için bizi ışıklar içinde karşılar gibiydi."
 
     Bir de sonuna kocaman yazmış BİRİNCİ KİTABIN SONU diye. Gözümüze sokması lazım yani. Yoksa rahat edemiyor kendisi. Çok sevgili yazarlar, o yarım sayfa boyutunda SON yazılarınız dramatik değil rahatsız edici. Kesin şunu.


ALINTILAR:
 
Kendime daha sakin bir yer ararken güçlü bir el dirseğimi yakaladı. "Benim masamdasın," dedi Cormac kulağıma fısıldayarak.
"Rüyalarım gerçek oldu," diye yanıtladım.
(sf. 180)


"Özellikle Maela," dedi ve içini çekti. "Zeki değildir. İçgüdülerine göre hareket eder."
"Zor bir çocukluk geçirmiş olmalı."
"Evet," dedi ciddiyetle, "çok az oyuncak bebeği varmış."
(sf. 189)


"Demek büyük planın bu," dedi.
"Buydu," dedim iç geçirerek. "Ama sanırım B planına geçmenin zamanı geldi."
"O nedir?"
"Henüz bir B planı yok," dedim, itiraf ederek.
"Peki, A planı tam olarak neydi?" diye sordu.
"Bilgi toplamak," dedim yanıtlayarak.
"Bu kadar mı?"
"Evet."
Yüzünü buruşturdu. "Plan yapma konusunda yardıma ihtiyacın var."
(sf. 329-330)


PUANLAMA:
4 Taç: Bence gayet güzeldi. Şöyle bir düşünüp alın.
 
Fena değildi ama mükemmel de değildi. Özellikle kitabın sonlarındaki bir olay canımı sıktı. <Spoiler alarmı> Artık kitaplarda birilerinin kardeş çıkması çok bayıcılaştı, eski Türk filmlerinde değiliz. <Spoiler'ın sonu>  Yine de çok ilginç bir kitaptı. Hafiften distopyaya da kaçıyor. Dex hayranlarına öneririm.