30 Nisan 2013 Salı

"Oniks - Jennifer L. Armentrout" Kitap Yorumu


KİTAP KÜNYESİ:


Kitap Adı: Oniks
Özgün Adı: Onyx
Seri: Lux #2
Yazarı: Jennifer L. Armentrout
Çevirmeni: Bilge N. Zileli Alkım
Yayınevi: DEX
Türkiye Yayın Tarihi: Nisan 2012
Sayfa Sayısı: 395
Piyasa Fiyatı: 21.00 TL
Goodreads: 4.48


ARKA KAPAK:


Daemon’la aramızda bir uzaylı bağı olmasının muhteşem olduğunu düşünüyorsanız, yanılıyorsunuz.
 
Gerçi bu bağa rağmen ona direnmeye kararlıyım. Ama bunu yapmak hiç de kolay değil çünkü Daemon (kahretsin!) gittikçe gözüme daha da taş gibi görünüyor. Üstelik bu sefer Arumlardan çok daha büyük bir problemimiz var. Savunma Dairesi kasabada.

Eğer Daemon’ın yapabildiklerini keşfeder ve benim de onunla
bağım olduğunu anlarlarsa ikimizi de mahvedecekler. Bu arada okula yeni biri geldi ve herkesten gizlediği bir sırrı var. Bana neler olduğunu biliyor, yardım da edebilir ama bunun için (sanki mümkünmüş gibi) Daemon’a yalan söylemeli ve ondan uzak durmalıyım. Kimi kandırıyorum ben?!

Kimse sonsuza kadar yalan söyleyemez.

***

Ultra yakışıklı ve ultra odun Daemon Black geri döndü!
Lux serisi, OBSİDİYEN’den sonra 2012’nin en iyi genç yetişkin kitabı seçilen ONİKS ile tam gaz devam ediyor. Daemon’a karşı koymanın imkânsız olduğunu artık siz de çok iyi biliyorsunuz...

BENİM YORUMUM:


     Kitabı yaladım yuttum bildiğiniz. Bazen dayanamayıp birkaç satır atlaya atlaya okudum, sonra geri dönüp adam gibi okudum tekrar. Pişman değilim.

     İlk kitabın adı Obsidiyen'di (yorumunu okumak için tıklayın), bu da Oniks. Bence bu seriyi okumayan kalmamıştır ama kaldıysa... okumalısınız.

     Buradan sonrası spoiler içerebilir!

     Bu kitapta birkaç temel olay vardı: Savunma Dairesi, Arumlar (bunu en küçük problem sayalım), okuldaki yeni çocuk Blake, Daemon'ın Katy'yi baştan çıkarma çabaları ve Kat'in bitmek bilmez itirazları, Kat'in yeni kazandığı güçleri ve uzaylı yan komşusuyla arasındaki bağ, Katy ve Dee'nin arkadaşlıklarıyla ilgili bazı sorunlar, Dee ve Adam... Evet, birkaç taneden fazla olay vardı. Dolu dolu bir kitap!





 


     Neyse, Katy'nin güçlerinden bahsedelim mesela. İlk kitabın sonunda Daemon Kat'i iyileştirince ikisi arasında bir bağ oluşmuştu. Bundan sonra Kat, bazı uzaylı güçleri kazandı! Şimdi de okulda yeni bir yakışıklı var (Batı Virginia'ya pek sık misafir gelmez) ve Katy'ye yardım edebilir.

    Size "benim yorumum" başlığı adında tüm kitabı anlatmaya devam edeyim. Kitap öyle bir yerde bitti ki eksik sayfası mı var, diye düşünmeye başladım.

     Neyse, sonuç olarak Oniks'i Obsidiyen'den daha çok sevdim. Yine acayip eğlenceli diyaloglar vardı. Aynı zamanda hem Katy'nin duyguları, hem de Daemon'ın Bakış Açısından Sahneler'de onun duyguları çok gerçekçi anlatılmıştı. Kendi duygularımmış gibi hissettim. Sadece bu özellik bile benim için bir kitabı benim için harika yapıyor.

ALINTILAR:


"Kurabiye yer misin?" diye sordu, çikolata parçacıklarıyla dolu bir kurabiye uzatarak.
Midem kötü olsun ya da olmasın, bunu reddetmemin imkanı yoktu. "Tabii."
Çarpık bir gülümseyle bana doğru eğildi; dudakları dudaklarıma çok yakındı. "Gel de al."
Gel de al mı?.. Daemon, kurabiyenin yarısını o dolgun ve tamamen öpülesi dudaklarının arasına koydu.
Hay ben böyle işin...
(Katy ve Daemon, sf. 12)


Omuz silktim. Çok hoştu. Blake bana sörfçüleri hatırlatıyordu ve bu da acayip seksiydi. Dahası, insandı. Buradan bonus puan alıyordu.
(Katy, sf. 51)


Ayağa kalkıp yüzümü buruşturdum. "Of ya, belki de kıçımı kırmışımdır."
"Umarım kırmamışsındır. Kıçının hayranıyım."
(Katy ve Daemon, sf. 96)


"Teşekkür ederim," diye mırıldandı tembel bir şekilde.
Gözlerim fal taşı gibi açıldı. "Uyuduğunu sanıyordum."
"Neredeyse ama gözünü dikmiş bana bakıyordun."
Kıpkırmızı oldum. "Bakmıyordum."
Daemon tek gözünü açtı. "Yalan söylediğinde kıpkırmızı oluyorsun hep."
"Kızarmıyorum." Kızarıklığın, boynumdan aşağıya yayıldığını hissettim.
"Yalan söylemeye devam edersen gitmem gerekecek," diye tehdit etti yarı gönülsüzce. "Namusumun güvende olduğunu düşünmüyorum.
(Katy ve Daemon, sf. 109)


"Bütün gün ne düşündüm biliyor musun?"
Söz konusu Daemon olunca, ne düşündüğünü kimse bilemezdi. "Hayır."
Dudakları yanağıma süründü. "Çizgili çoraplar da sana ren geyikli olanlar kadar yakışıyor mu, onu öğrenmeyi."
"Yakışıyor."
Başını yana eğdi; gülüşü tembel ve kibirliydi. Yırtıcıydı. "Biliyordum."
(Katy ve Daemon, sf. 129)


"Ne zaman yakınıma gelsen kızışmış köpek gibi bacağımı becermeye çalışman beni sevdiğini kanıtlamaz Daemon."
Daemon ağzını sımsıkı kapattı ve gülmemek için kendini zor tuttuğunu görebiliyordum. "Aslına bakarsan, ben hoşlandığımı insanlara böyle gösteririm."
(Katy ve Daemon, sf. 134)


Kanepenin koluna oturan Blake elini salladı. "Tabii. Nasıl istersen. Tamamen senindir."
Daemon'ın ağzı kulaklarına vardı. "Öyle zaten."
(Daemon ve Blake, Katy hakkında, sf. 197)


Derin bir nefes alarak vlog'umu hazırlamaya başladım. "Selam, ben, Katy'nin Çılgın Saplantısı'ndan Katy. Bu kadar uzun süre ortalardan yok olduğum için özür dilerim. Okul ve..." -gözlerim bir anlığına Daemon'a kaydı- "başka işler yüzünden oldu ama her neyse, bir misafirim var. Bu..."
"Daemon Black," diye cevap verdi Daemon, benim yerime. "Geceleri gözüne uyku girmeden hakkında fanteziler kurduğu erkek benim."
(Katy ve Daemon, sf. 263)


"Şu Azrail kılıklı benim kafadan birine benziyor. Geçimini sağlamak için insanları öldürüyor."
(Daemon, sf. 264)


"Galiba seni seviyorum."
Daemon kıpkırmızı kesilmiş yanağımı öperken beni daha da sıkı sardı. "Dememiş miydim?"
Beklediğim yanıt bu değildi.
(Katy ve Daemon, sf. 351)

PUANLAMA:


5 Taç: TEK KELİMEYLE HARİKA! Okumazsan çoook şey kaybedersin!



Jen'in tüm kitaplarına beş veriyor gibi hissettim, neyse. TAM PUAN!!!