10 Mayıs 2013 Cuma

"Kemikler Şehri - Cassandra Clare" Kitap Yorumu

 

KİTAP KÜNYESİ:

Kitap Adı: Kemikler Şehri
Özgün Adı: City of  Bones
Seri: Ölümcül Oyuncaklar #1
Yazarı: Cassandra Clare
Çevirmeni: Selim Yeniçeri
Yayınevi: Artemis
Türkiye Yayın Tarihi: Ağustos 2009
Sayfa Sayısı: 580
Piyasa Fiyatı: 22.00 TL
Goodreads: 4,14
 


ARKA KAPAK:


Vampirler, kurtadamlar, periler, gerçek aşk ve aklınızı başınızdan alacak daha birçok şey. Ölümcül Oyuncaklar hafızanıza kazınacak!

On beş yaşındaki Clary Fray, New York’ta Pandemonium Kulüp’e doğru yola çıktığında bir cinayete tanıklık edeceği hiç aklına gelmezdi. Hele ki, bu cinayetin daha önce hiç görmediği acayip silahlara sahip tuhaf dövmeli üç genç tarafından işleneceğini hayatta düşünemezdi!

Clary, polisi arayabileceğini biliyordu fakat ceset bir anda ortadan yok olunca ve canileri Clary’den başka kimse göremediği için durumu açıklamak pek kolay olmayacaktı!

Clary’nin onları görebilmesine çok şaşıran katiller kendilerini Gölgeavcıları olarak tanıtacaktı. Yani, dünyayı şeytanlardan arındırmaya ant içmiş gizli bir kabile!
 
 

BENİM YORUMUM:

 
     Filminin fragmanına aşık olduktan sonra başlamaya karar verdiğim ve birkaç gün önce biten bir kitap. Cassandra'nın (Jen'le "Hayır, Doğa en çok beni seviyor" şeklinde kavga ediyorlar ^.^) harika serisinin ilk kitabı. Hiç durmadan ikincisine de başladım bu arada.

     On beş yaşındaki baş karakter Clary Fray'in peşinde sürüklediği en yakın arkadaşı Simon'la beraber Pandemonium Kulüp'e gitmeleriyle başlayan hikaye, üçüncü şahıstan anlatılıyor. Genelde karakterlerin kendi düşüncelerine daha çok yer verildiği ve kendimi baş karakterin yerine daha iyi koyabildiğim için birinci şahıstan anlatılan kitapları severim, ama buna rağmen kitap bana kendini sevdirdi.

     Pandemonium. Clary orada bir iblisin -insan görünümünde bir iblisin- tuhaf giyimli üç genç tarafından öldürüldüğünü görünce delirdiğini düşünüyor. Hele de katilleri sadece kendisinin görebildiği hesaba katılırsa...

     Sonradan bu üç sıra dışı genç, Jace, Alec ve Isabelle, kendilerini gölge avcıları ya da başka bir deyişle Nefilim olarak tanıtıyolar: En büyük amaçları dünyayı pek çok farklı formlarda bulunabilen iblislerden temizlemek olan, insan-melek melezi bir tür kabile.

     Sonra Clary'nin annesi bir iblisin saldırısına uğrayıp ortadan kayboluyor.

     Bundan sonrasında işler karışıyor.

     Şimdi genelde yapmadığım bir şey yapıp birkaç ana karakteri şöyle bir tanıtayım:
 
     Clary: Baş karakter. Ressam. Çok sevimli ama hayalimdeki o sert kadın karakterden epey uzak.
 
     Jace: Gölge Avcısı. Geçmişiyle ilgili şeyleri öğrendiğinde feci derecede üzüldüğüm bir karakter. Bad boy. Hazırcevap. Komik. Sarışın.
 
     Alec: Gölge avcısı. En başında nefret edeceğimi sandım ama sonradan hak verdim. Bunu asla söylemez. Bu replikte içten içe öldüm.
 
     Isabelle: Yine Gölge avcısı. Alec'in kardeşi. Sanırım Simon'dan hoşlanıyor. Hayalimdeki sert kadın karaktere Clary'den daha yakın. Ondan da nefret edeceğimi sanmıştım ama sonradan çok sevdiğime karar verdim.
 
     Simon: Clary'nin en yakın arkadaşı. Aşırı tatlı. Simon tam hayalimdeki arkadaş.
 
     Valentine: Kötü adam ve berbat bir baba. Yine de bu karakterle ilgili şüpheye düşen tek ben değilim sanırım, öyle miyim?

     Kitaplarla evlenip, çocuk sahibi olup, sonsuza kadar mutlu yaşadığınız ve beraber günbatımına doğru yürüdüğünüz bir dünya dileten bir kitaptı. Bence böyle bir yasa çıkartılmalı. Neden kitaplarla evlenemeyelim ki? Onları dışlamayın, onların da bir canı, duyguları ve kalpleri var. Sevenleri ayırmayın.

     ...Ya da kısaca çok güzeldi de diyebilirmişim.
 
     İlk kitap olduğu ve biraz karışık bir dünyada geçtiği için, dünyayı açıklama kısmı biraz fazla uzun sürdü ve sıktı, o kadar. Ama çok iyi bir seri olacağa benziyor.

FİLMLE İLGİLİ BİR ŞEYLER:


 
 
     Bu Ağustos'da vizyona girecek olan filminden kareler -_- Isabelle ve Alec için seçilen oyuncular görünüş olarak bana çok uygun göründü. Lily de Clary olarak iyi gibi. Simon harika.

     Bu arada, Clary'nin elbisesine çok kısa demişlerdi de inanmamıştım o.O Hep o elbiseyle motorsiklete nasıl bindiğini merak etmişimdir...

     Neyse, filmi de çok güzel görünüyor, değil mi? Uzun uzun filmden bahsetmeyeceğim, ben daha çok kitap insanıyım. O yüzden alıntılara geçelim.
 

ALINTILAR:

 
"Bu arada," diye ekledi Simon, "son zamanlarda kız giysileri giymeyi denediğimi bilmeni isterim. Ayrıca, annenle yatıyorum. Bunu da bilmen gerektiğini düşündüm."
(Simon, sf. 7)


Kara prens, siyah aygırının üzerinde dimdik oturuyor, simsiyah pelerini arkasından dökülüyordu. Sarı bukleleri altın bir taçla toplanmış, yüzü savaşın şiddetiyle soğuklaşmıştı ve...
"Ve kolu bir patlıcana benziyordu," diye homurdandı Clary, öfkeyle. Çizim işe yaramıyordu.
(Clary, sf. 22)

 
"Clarissa Fray?" Hattın diğer ucundaki ses tanıdıktı ama Clary kim olduğunu hemen çıkaramamıştı.
Clary telefon kablosunu sinirli bir şekilde parmağına doladı. "Eveeet?"
"Selam, ben dün gece Pandemonium'da karşılaştığın bıçaklı çocuklardan biriyim. Korkarım sende kötü bir izlenim bıraktım ve belki bunu düzeltebilirim diye bana ikinci bir şans..."
"SIMON!" Simon kahkahalara boğulurken, Clary ahizeyi kulağından uzaklaştırdı. "Bu hiç komik değil!"
(Clary ve Simon, sf. 23)


" 'Gölge Avcıları: 1234'den Bu Yana Siyahlar İçinde Düşmanlarımızın Dullarından Daha İyi Görünüyoruz.' "
(Jace, sf. 215)

Avuçlarının arasına yerleşmiş olan sıçan yine ciyakladı. Clary onu göğsüne bastırdı. "Ah, zavallı bebeğim," dedi, sanki bir evcil hayvanı seviyormuş gibi. "Zavallı Simon, her şey yoluna girecek, söz veriyorum..."
"Ben olsam ona o kadar acımazdım," dedi Jace. "Muhtemelen daha önce göğüslerine hiç bu kadar yaklaşmamıştır."
(sf. 287)
"Ondan hoşlanmadığını biliyorum." 
"Hayır," dedi Simon, daha gergin bir tavırla. "Sade sodadan hoşlanmam. Erkek çocuklarından oluşan ucuz pop gruplarından hoşlanmam. Trafikte sıkışıp kalmaktan hoşlanmam. Matematik ödevlerinden hoşlanmam. Jace'den nefret ederim. Farkı anlayabildin mi?"
(Clary ve Simon, sf. 381)


Alec'in yüzü bembeyazdı ve gözleri mavinin tuhaf bir tonuna bürünmüştü. Jace'in bileğini tutan eli, kanlı izler bırakıyordu. "Ben..." diye başladı ve sanki ilk kez görüyormuş gibi Clary'ye baktı. Görünüşünde Clary'nin beklemediği bir şey vardı. Zafer. "Onu öldürdüm mü?
Jace'in yüzü acıyla buruştu. "Sen..."
"Evet," dedi Clary. "Öldü."
(Alec, sf. 426)

Clary gölete bakarken boğazında bir şeyler düğümlendi. "Seni huzursuz ettiğimi sanıyordum."
"O uzun zaman önceydi," dedi Jace, "bir yere ait olduğum fikrinin beni huzursuz etmesi gibi. Ama sen bana kendimi ait hissettiriyorsun."
(Clary ve Jace, sf. 567) 



PUANLAMA:

5 Taç: TEK KELİMEYLE HARİKA! Okumazsan çoook şey kaybedersin!

 
Sondaki akraba saçmalıklarını tuhaf bulsam da çok iyi bir kitaptı. Jace'le olan düğünümüz için hepinize davetiye yollayacağım! D&J: Sonsuza dek.