28 Haziran 2014 Cumartesi

Aynı Yıldızın Altında ve Yeni Kitaplar ve Facebook Sayfası

     Bugün Buse'yle ve Düşlem'le Aynı Yıldızın Altında'ya gittik ve çıkışta kitapçıya saldırdık. Ben de bunlarla ilgili bir yazı yazayım dedim ve sonra aklıma duyurmak istediğim bir şey daha olduğu geldi. Ben de ayrı ayrı yazmaya üşendiğim bu üç konuyu bir yazıda birleştirdim.

***

Kısım 1: Aynı Yıldızın Altında

 
     Kitabını çok sevmiştim. Film de iyiydi ama kitap daha iyi. Çok. Daha. İyi.
 
     Filmin olabilecek en iyi seviyede olduğunu düşünüyorum ama kitapla kıyaslanınca bu bile yeterli gelmedi. Aynı Yıldızın Altında'nın, filme uyarlanacak türden bir kitap olduğunu düşünmüyorum. Çünkü Aynı Yıldızın Altında'yı Aynı Yıldızın Altında yapan en önemli şeyler arasında John'un dili ve yazım tarzı var. Aşk filmi gibi olmuş, ona üzülüyorum. Kitabı da aşkla ilgiliymiş gibi gösteriyor. Halbuki bundan çok daha fazlası. Sürekli şunu duyuyorum: "Kız şeyi değil mi bu ya?" Hayır, hayır kız şeyi değil. Film yüzünden kitabı, hiç okumadan "kız şeyi" diye geçiştirecek geri zekalıların artmasından korkuyorum. KIZ ŞEYİ FALAN DEĞİL. KIZ ŞEYİ DİYE BİR ŞEY YOK BİLE. KESİN ŞUNU.
 
     Fakat kitapla kıyaslamazsak kötü olduğunu düşünmüyorum. İlk yarı komik, ikinci yarı hüzünlüydü. İkinci yarıyı daha çok sevdim çünkü duygular daha iyi yansıtılmıştı.  Shailene Woodley ve Ansel Elgort harika iş çıkardılar. Size Ansel'in harika Augustus olacağını söylemiştim.

26 Haziran 2014 Perşembe

"Labirent: Ölümcül Kaçış - James Dashner" Kitap Yorumu

 
KİTAP KÜNYESİ:
 
Kitap Adı: Labirent: Ölümcül Kaçış
Özgün Adı: The Maze Runner
Seri: Maze Runner #1
Yazarı: James Dashner
Çevirmeni: Gizem Yeşildal
Yayınevi: Pegasus
Türkiye Yayın Tarihi: 8 Ocak 2014
Sayfa Sayısı: 408
Piyasa Fiyatı: 25.00 TL
Goodreads: 4.00


 
ARKA KAPAK:

 
Thomas bir asansörde uyandığında hatırlayabildiği tek şey ismidir. Ailesini, evini veya oraya nasıl geldiğini anımsamamaktadır. Zihni bomboştur. Asansörün kapıları açıldığında Thomas kendini Kayran isimli, devasa taş duvarlarla çevrili geniş bir alanda ve burada yaşayan çocukların arasında bulur. Tıpkı Thomas gibi Kayranlılar da oraya neden ve nasıl geldiklerini bilmemektedir. Tek bildikleri çevrelerini saran labirente çıkan taş kapıların her sabah açılıp her akşam kapandığı ve her otuz günde bir aralarına yeni bir çocuk katıldığıdır. Kimse Kayran'da kalmak istemese de kurtulmak imkânsız görünmektedir. Yine de Thomas'ın içinde bir his, çıkış yolu bulabileceğini söylemektedir. Ama bunun için zihninin derinlerinde yatan sırları açığa çıkararak labirentin gizemini çözmesi gerekecektir.

"Açlık Oyunları gibi distopik hikâyeleri sevenler Thomas'la birlikte Kayran'da maceraya sürüklenecekler."
-School Library Journal-

"Dashner gizemli, kışkırtıcı, yaratıcı ve sürükleyici bir romanla karşımızda."
-Barnes&Noble-


BENİM YORUMUM:


     Thomas bir asansörde uyandığında hatırlayabildiği tek şey ismidir... Asansörün kapıları açıldığında Thomas kendini Kayran isimli, devasa taş duvarlarla çevrili geniş bir alanda ve burada yaşayan çocukların arasında bulur.

     Bu kitabın en iyi yönü, şüphesiz yaratılan dünya. Çok yaratıcı bir konusu var. Gerçekten.

     Kayran'ı ve Labirent'i anlatırken yazarın yöntemini kullanacağım. Büyük bir kare düşünün, sonra bu kareyi dokuz eş kareye bölecek şekilde çizgiler çizildiğini hayal edin. Ortadaki kare Kayran, kenarlardaki karelerse Labirent.

     Kayran'a her ay, aynı günde bir kişi gönderiliyor. Hiç kimse oraya nasıl geldiğini ve burayı kimin inşa ettiğini bilmiyor. İsimleri dışında her şey hafızalarından silinmiş. Onları buraya gönderenler her kimse, düzenli olarak erzak vb. göndererek hayatta kalmalarına da yardım ediyor. Bu yüzden Kayranlılar işbirliği yapıp burada yaşamlarını sürdürmeye çalışıyorlar.

21 Haziran 2014 Cumartesi

"Vampir Akademisi - Richelle Mead" Kitap Yorumu

 
KİTAP KÜNYESİ:
 
Kitap Adı: Vampir Akademisi
Özgün Adı: Vampire Academy
Seri: Vampir Akademisi #1
Yazarı: Richelle Mead
Çevirmeni: Zeynep Heyzen Ateş
Yayınevi: Artemis
Türkiye Yayın Tarihi: 2010
Sayfa Sayısı: 364
Piyasa Fiyatı: 19.00 TL
Goodreads: 4.18


ARKA KAPAK:
 
Lissa Dragomir, bir Moroi prensesi:

Sihir dünyasıyla arasında kopmaz bir bağ olan ölümlü bir vampir. Vampirlerin en vahşisi ve en tehlikelisi, ölümsüz Strigoi'lerden her daim korunması gerek.

Lissa'nın en yakın arkadaşı Rose Hathaway'in damarlarında akan insan ve vampir kanının güçlü karışımı onu bir Dhampir yapıyor. Ve Rose kendini, arkadaşı Lissa'yı -genç kızı içlerinden biri yapmayı kafaya koymuş Strigoi'lerden- koruduğu tehlikeli bir hayata adamış.

Rose ve Lissa, iki yıl süren kaçak özgürlüklerinin ardından yakalanıyor ve Montana ormanlarının derinliklerine gizlenmiş Aziz Vladimir Akademi'sine sürükleniyor. Rose, Dhampir eğitimine devam edecek. Lissa da zaten elit Moroi toplumunun Kraliçe'si... Ve iki kız, Akademi'de yine birçok kalp kıracak.

Lissa ve Rose'un Aziz Vladimir'den kaçmasına sebep olan korkuydu. Evet, çünkü Akademi'nin demir kapıları ardındaki hayat, akıl almayacak kadar tehlikeli. Moroi'ler iğrenç ayinler düzenliyor ve onların bu gizli kapaklı doğası ve gece aşkı, sosyal karmaşalarla dolu enigmatik bir dünya yaratıyor.

Rose ve Lissa, bu tehlikeli ortamda kendi yönlerini bulmak, yasak aşkın cazibesine karşı koymak ve Strigoi'lerin Lissa'yı sonsuza dek kendilerinden birine dönüştürmesine fırsat vermemek için sürekli savunmada kalmak zorunda!


BENİM YORUMUM:
 
 
     Bu kitabı üç kelimeyle şöyle tanımlayabilirim: Abartıldığı. Kadar. Değil.
 
     Tabii şöyle bir durum var ki insanlar Vampir Akademisi dediğinde seriden mi yoksa kitaptan mı bahsettiklerinden emin olamazsınız. Vampir Akademisi'ni kitap olarak düşündüğümüzde abartılacak bir şey göremiyorum ama seri olarak sorulduğunda henüz cevap veremem. Belki asıl sevilen seridir. Her türlü devam etmek istiyorum.
 
     Vampir kitaplarını sevmiyorum pek. Aslında vampir, kurt adam, zombi vs. gibi hazır yaratıkları alıp kullanan yazarların hayal gücünden yoksun olduklarını düşünürüm. Özellikle vampirlerin, çeşitli özellikler eklenip çıkarılarak okuyucuya sunulmasından bıktım. Alternatif zayıf yönler ve öldürme yöntemleri sonsuz olduğundan yazarlar kendilerine göre bu özelliklerle oynayarak vampirleri şekilden şekle sokuyorlar. Beni rahatsız ediyor bu durum.

18 Haziran 2014 Çarşamba

Kitap Alışverişi!!!


     İşte beklediğim kargo! Ve yeni kitaplar! Sapıkça öpülüp koklandıktan ve -"Hii, spoiler aldım" sesleri eşliğinde- rastgele sayfaları açılıp okunduktan sonra kitaplığa yerleştirildiler.
 
     Sonra ne zaman yeni kitap alsam gelen alışveriş yazısı yazma isteğini hissettim. İlk alışveriş yazımı iki ay önce, fuardan sonra yazmıştım. Bir sürü fotoğraf ve kocaman bir kitap kulesi vardı ki böyle yazıları çok severim. Sanırım bunu sürekli bir şey haline getirmeye çalışacağım. Gerçi düzenli olarak kitap alışverişi yapmam, canım istedikçe yaparım. Ama yine de kitap aldıkça yapmaya çalışacağım.
 
 
 
     Vee, artık serinin Artemis'ten çıkan kısmına da sahibim. Epsilon'dan çıkanlarla aynı boyutta olmalarına çok sevindim. Raftaki duruşlarından aynı serinin kitapları oldukları hiçbir şekilde anlaşılmıyor ama en azından boyutları aynı. Öbür türlüsüne dayanamazdım. Zaten kitapların beşine birden uzun süre bakmak psikolojimi bozuyor. (bknz. Kapak Değişikliği yazım)
 
     Labirent'le (evet, hala bitmedi) Steelheart'ı dönüşümlü olarak okuyorum şu an. O ikisi bitince sırada Rüya Ateşi var. Bu arada sadece şu ikisine bakınca kapaklar güzel bence. Berbat fotoğrafçılığıma rağmen çok hoş görünüyorlar. 

16 Haziran 2014 Pazartesi

"İntikam Ateşi - Karen Marie Moning" Kitap Yorumu


KİTAP KÜNYESİ:
 
Kitap Adı: İntikam Ateşi
Özgün Adı: Faefever
Seri: Ateş #3
Yazarı: Karen Marie Moning
Çevirmeni: Aylin Kalav
Yayınevi: Epsilon
Türkiye Yayın Tarihi: Ocak 2012
Sayfa Sayısı: 416
Piyasa Fiyatı: 20.00 TL
Goodreads: 4.37


 
ARKA KAPAK:
 
 
Tehlikenin farkında mısınız?
ONLAR her yerdeler!


MacKayla Lane, kız kardeşi Alina’nın intikamını almak için Dublin’in tehlikeli sokaklarında canı pahasına mücadele ediyor.
Dokunan herkesin korkunç şeyler yaptığı bir kitabın peşinde, Kelt efsanelerine konu olan yaratıklarla savaşıyor, değişiyor ve yetişkin bir kadına dönüşüyor.
Etrafındaki kimseye güvenmiyor. Ne dizlerinin bağını çözen Fae Prensi Vlane’e, ne henüz ne olduğunu çözemediği Barrons’a, ne de kendisi gibi sidhe-kâhini kızları yöneten Rowena’ya.
Sadece intikamı, yitirdikleri ve dünyanın kaderi için savaşıyor. Ve oldukça da sağlam dövüşüyor.

“Çok ama çok farklı, karanlık bir fantezi serisi!”
Booklist

"Kelt mitolojisinin ve tehlikenin baştan çıkarıcı bir karışımı."
Chicago Tribune

"Nefes kesici!"
Romantic Times

"Bu kitaba daha ilk sayfasından bayıldım! Beni hemen içine aldı… Daha, daha fazlasını okumak istiyorum."
Linda Howard

 
BENİM YORUMUM:
 
 
     Karanlık Ateş yorumum için buraya, Kan Ateşi yorumum için buraya tıklayın.

      İntikam Ateşi'ni okumak, ilk iki kitapta olduğundan daha uzun sürdü ve bunun sayfa sayısıyla da alakası yok. Kitaba başlamadan önce içini biraz incelemiş olabilirim. Birazdan fazla, aslında. Çok. Başladıktan sonra kendi okuduğum yeri bırakıp sonraki sayfalara göz gezdirdiğim de oldu. O yüzden kitabın gidişatını az çok (çok) biliyordum, bu da okuma hızımı düşürdü.
 
     Ama sonunu öğrenmemeye kararlıydım. Her yerden çok şaşırtıcı ve acımasız bir sonu olduğuna dair şeyler duyuyordum çünkü, ve nedense böyle sonları severim. Buna rağmen spoiler yedim ve spoiler yemesem çok şaşırtıcı olabilecek finali okuması benim için işkenceye döndü. Tuhaf bir insanım, kitap yorumlarını ortasından okumaya başlayıp yazının başında yapılan spoiler alarmını gözden kaçırabiliyorum. O yüzden tüm bloggerlardan rica ediyorum, spoiler alarmlarınızı kocaman kırmızı harflerle yazın. Teşekkürler.
 
     Yine de güzeldi. Son sayfalar çok heyecanlıydı ama oraları da biraz yavaş okudum. Çünkü işlerin aşırı kötüye gittiğini görünce kaçınılmaz olanı geciktirmek istedim. Beynim kaldıramadı. Karen da psikopat yazarlardanmış meğer. Tüm o felaketi yavaş yavaş anlatması ve biz okuyucuların da Mac kadar çaresizce olayları seyretmek zorunda kalmamız... Psikopat işte.
 
     İntikam Ateşi'nde çok fazla şey öğrendik ve daha fazlasını da öğrenemedik. Kutsal emanetlerin ortaya çıkış hikayesi çok güzeldi bu arada. Kutunun ne işe yaradığını çok merak ediyorum.
 
     Barrons fazla yoktu ya da bana öyle geldi. V'lane daha çok vardı. V'lane'den nefret etmiyorum aslında ama bir Jericho Barrons olamaz. O yüzden Barrons'u arayıp durdum, özellikle son sahnelerde. Aslında son sahnelerde V'lane'e de razıydım. Herhangi biri yardım edebilirdi... Neden yani, neden? Neden? OF.
 
Buradan sonrası spoiler içerebilir. (İşte bundan bahsediyorum)