öylesine konuştuklarım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
öylesine konuştuklarım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Nisan 2015 Pazar

Yazmış Olmak İçin Yazdığım Şeylerden Biri

     Merhaba kitap kurtları. Bugün önemli bir gün. Çünkü bugün, 2015 için kendime koyduğum hedeflerden birini ilk bitirişim. Hem de en imkansız görüneni. İki numara: "Blog'un girişindeki şu salak resmi değiştirmek." Şimdiye kadar tam iki maddede telafi edilemez bir şekilde başarısız oldum bile o yüzden bunu büyük bir zafer sayıyorum.
 
     Aylardır doğru dürüst yazı yazmadığımın farkındayım çünkü aylardır doğru dürüst okumuyorum. Yorumlayacak kitap olmuyor, başladıklarımın hiçbirini bitiremiyorum. Kitap yorumu dışında yazacak yazı da bulamadığımdan blog'la ilgilenemiyorum.
 
     Ben de o salak resmi değiştirmişken bununla ilgili gereksiz bir yazı yazma kararı aldım.
 
     O salak resim:
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
     (Bundan önceki pembeli bir şeydi. Sonra bir ara "Bu benim tarzımı yansıtmıyor, gerçek kişiliğimi yansıtan bir şey koymalıyım" diyerek bunu yapmıştım. Beni bu kararımda destekleyen ve "Kişiliğini daha güzel yansıtmışsın ne güzel :)" diyen herkesi kınıyorum. Kitaplarla alakasız bu salak şey, değiştirmeye üşendiğim için iki yıldır falan duruyor.)
 
     Ve şimdiki:
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
     Çok güzel olmadığını biliyorum ama şimdilik idare eder. Sonra bir ara yenilerim. Birkaç ay sonra. Ya da yıl.
 
     Haftaya İzmir'de kitap fuarı var.
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
     Muhtemelen kitap okuyamama sorunum o zaman çözülür çünkü genelde yeni kitaplar almak yardımcı oluyor. Sonra alışveriş yazısı ve birkaç yorum yazarım ve Obur Kitaplık yeniden hayat bulur. Planım bu. Siz yokluğumu fark etmiyorsanız da ben sizi ve blog'u çok özlüyorum.
 
     Yazıyı bitireceğim ama yazıları nasıl bitirdiğimi unuttum. Neyse. Bitiriyorum. Şu an.
 
     Bitirdim.

4 Aralık 2014 Perşembe

Bir Obur Kitaplık Klasiği: Saçma Yazılar

     Selam. Hala ölmedim, hayır. Bir aylık yokluğumu ruhunuzun en derinlerinde hissettiğinizi biliyorum. Fark ettiyseniz yani.










     Bir süre ortalarda görünmediğimde hep yaptığım gibi, kendimi açıklama yazısı yazmak zorunda hissediyorum.
 
 
SORUMSUZ SAHİBİ TARAFINDAN BİR AY BOŞ BIRAKILAN KEDERLİ BLOG'UN YÜREK PARÇALAYAN HİKAYESİ
     KISIM 1: AÇIKLAMALAR
 
     1) Okul, bu yıl her dönem -kurtarma sınavları hariç- 27 sınava girmem gerektiği gerçeği, hayatımda ilk kez bir haftada on sınav olmanın yarattığı şok, Matematik öğretmenimizin bize ödev vermekten aldığı şeytani haz.
 
     2) Yaklaşık yirmi kere denememe rağmen bir türlü Hep Seni Bekledim yorumunu tamamlayamamam.

     3) Canımın istememesi. Bunu söylediğim için çok kötü hissetsem de bir süredir canım pek bir şey yapmak istemiyordu.
 
     KISIM 2: ÖZÜRÜMSÜLER
 
     Sizi aslında o kadar da yoğun olmamama rağmen bir ay terk ettiğim için üzgünüm.




15 Ağustos 2014 Cuma

Kitap Okumak Ama Okuyamamak ve Diğer Ergen Sorunlarım

     Birkaç ayda bir yazdığım, hiçbir şeyle alakası olmayan, gereksiz, sıkıcı ve öylesine konuştuklarım etiketi altında topladığım yazılarım var ya. Şu an onlardan birini okuyorsunuz. Bunu sizi bilgilendirmek için yazmışım gibi görünebilir ama aslında tamamen kendim için yazıyorum. Çünkü uzun süredir yazmayınca kendimi çok boş hissettim ve bu boşluğu doldurmam gerek.
 
     Tekrar ediyorum, bu yazının tamamını kendim için yazdım. Okumanız gerekmiyor. Kitaplarla ilgili olmayacak muhtemelen. Hayatımdan falan bahsetmeye başlayabilirim. Okuyacaksanız devam etmeden önce kendinizi hazırlayın.
 
     "Kitap okuyamıyorum" tarzında bir sorunum var. Okuyamıyorum ama okuyorum. Okuyorum ama okuyamıyorum. Önceden okuduğum birkaç kitaba yeniden başladım ama şimdilik hiçbirini bitiremedim. Taht Oyunları'nı da bitiremiyorum. Üç yüz sayfa okudum. Aslında çok beğendim ama devam etmekte ciddi sorunlar yaşıyorum. Şanslıysam üç günde yirmi sayfa falan ilerleyebiliyorum.
 
     Günler günler günler önceki Bir Sır Saklı İçimde yorumumda uzun bir süre yeni yazı gelmeyebileceğiyle ilgili sizi uyarmıştım ama bu uzun daha da uzayacakmış gibi göründüğü için tekrar edeyim dedim. O yüzden bunu yazmaya karar verdim.
 
     Şimdi maddeler halinde açıklamalar bölümü geliyor.
  • Yazın ilk iki ayını planladığım gibi kitap-dizi-film şeklinde sürdürdüm ama sonra bir anda durdum. Sadece kitap okuyamamak değil, hiçbir şey yapamıyorum. Sıcaklardan olabilir.
  • Annemle bir şeyler yapıyorduk son zamanlarda. İki kitabıma başlayıp birini bitirdi ki bu iyi bir şey çünkü annem hayatta benim kitaplarımla ilgilenmez. Sonra her gece film izlemeye başladık. O Düşlem'le bana Star Wars'ın tüm filmlerini izletti, biz de onu Doctor Who delisi yaptık. Sürekli Doctor Who yüzünden bilgisayarı işgal ediyor.  En başında biz de onunla bir daha izliyorduk ama artık sadece arada sırada geliyoruz. Günde on bölüm falan izliyor da kadın.
  • Rose'un babasıyla ilgili olay yüzünden uzun süredir, ölenlerin paralel evrende yeniden doğduğunu sanıyormuş zavallı. Çok tatlı. Bugün ona böyle bir şey olmadığını açıklamak zorunda kaldım.
  • Bir de karanlıkta Ağlayan Melek pozisyonunda durursam çok korktuğunu keşfettim.
  • Bunlardan neden bahsettiğimi merak ediyor olabilirsiniz ama bekleyin. Bir yere bağlayacağım.
  • Yani, annemle her gece bir şeyler izleme geleneğimizin artık onun kendi başına izlemesi ve bizim başka odalarda başka şeylerle uğraşmamız haline gelmesi kafamı karıştırdı. Normalde bunun daha çok kitap okumamı sağlaması gerekir ama bunun yerine her şeyden uzaklaşmaya başladım. Şimdi de günlerimi nasıl geçirdiğimi bilmiyorum. Hiç kitap okumuyorsam, bir şey seyretmiyorsam, internete girmiyorsam ne yapıyorum ki ben.
  • Galiba bu olaylar benim başıma her yaz, Temmuz-Ağustos aylarında geliyor. Ama suçu Doctor Who'da ve annemde aramak çok mantıklı bence.
  • Tekrar kitap okuyabilmek istiyorum. Zaten okunan kitapları yeniden okumak dışında çözüm önerileriniz varsa yazın lütfen. Hatta diğer konularda da herhangi bir tavsiye alabilirim. Çok çaresizim.
     Çok uzun bir süre daha yazı gelmeyebilir. Öldüğümü düşünüp endişelenmeyin. Aslında bu süre içinde gerçekten ölebilirim de tabii. Bu da bir ihtimal.

***

     Tekrar merhaba. Yukarıda okuduğunuz kısmın tamamını dün gece yazmış ama o anki ruh halimle aptalca bir şey söylemiş olabileceğimi düşünüp yayınlamamıştım. Bugün yazıyı bir daha okudum ve yayınlanabilecek durumda olduğuna karar verdim. Bundan çok daha saçma yazılar yazmışlığım var.

     Diğer sorunlarımı çözdüm sanırım. Çözmemiş de olabilirim. Yarın düşüncelerim yine değişebilir. Ergenlik... Ama hala kitap okuyamıyorum. O konuda hala tavsiye alabilirim.

     Yazmayı çok özlemişim. Az önce bir de kitap tanıtımı yazdım ve onu da bundan sonra yayınlayacağım. Yorum yazamıyorum. Kitap okumuyorum çünkü. Tavsiyeler.

29 Nisan 2014 Salı

Şu Anda Okuduklarım ve Bir Şeyler Daha...

(Başlığı on saattir düşünüyorum ama ortaya çıka çıka bu çıktı...)
 
     Bugün sınavın ikinci oturumundan da çıktım ve durumumu tanımlamak gerekirse "özgürlük gibi hissettirmeyen özgürlük" diyebiliriz. Cidden, kendimi bundan daha rahat ve mutlu hissetmem gerekirdi. Neden böyle oldu bilmiyorum ama özgür müyüm, özgürüm. Yaşasın!
 
     Bundan sonra başladığım kitapları hızlıca bitirip bolca yorum yapmayı umuyorum. Obur Kitaplık tekrar hayata dönecek, sevinebilirsiniz. Gerçi sınava sadece son iki hafta çalışmama rağmen iki aydır bloga bu kadar az girmemi nasıl açıklarım bilmiyorum. Yine de sevinin siz.
 
     Okuduğum kitaplardan bahsedeyim. Karanlık Ateş'e sınavdan önce başlamıştım, Goodreads'e göre %66'sını bitirmişim. Safir Mavi'ye de büyük umutlarla başladım ama şimdilik birincisi kadar akıcı görünmüyor ve bu da kitapta daha önceden fark etmediğim bozuklukları fark etmemi sağladı. (Bir kitapta akıcılığa çok dikkat ederim, bilirsiniz, ve akıcılığın çoğu zaman kitapların diğer kusurlarını örttüğüne inanırım.) Bir de Kâğıttan Kentler var. Aslında ona başlamadım ama birazdan başlayacağım. Yatağımın yanındaki komodinde kendine yer buldu bile. (Komodinim adeta bir "Şu an okuduklarım" rafı. Tabii bir de tamamı listelerden oluşan sayısız defterlerim de orada duruyorlar çünkü liste yapmayı çok severim. Bknz: Sevdiğim Şarkılar Listesi, Okunacak Kitaplar Listesi, İzlenecek Filmler Listesi, Zaten İzlenen Filmler Listesi... Evet, bunları yazı uzun görünsün diye yazdım çünkü yazacak başka bir şey bulamıyorum.)
 
     Evet, öyle işte. Bu arada sınavla ilgili düşüncelerimi merak ediyorsanız, saçmalık derecesinde kolaydı bence.
 
     Şimdi dediğim gibi Kâğıttan Kentler'i okumaya gidiyorum. Ya da Karanlık Ateş'i. Ya da Safir Mavi'yi. Ya da kötü bir okur olup tamamen başka bir asosyal aktiviteyi yaparım. Neyse.
 

22 Mart 2014 Cumartesi

İyi Haber: Ölmedim.

Geçen ayın bilmemkaçından beri yokum. En son, bana bir daha mobilden blog yazısı yazmamam gerektiği konusunda önemli bir ders veren şu yazıyı yayınlamıştım. Hani blog turunun yazar tanıtımıyla ilgili olanı ve sürekli yazım yanlışı yaptığım ve resimleri olmayan ve Buse'nin on kere söylememe rağmen düzeltmediği... İşte onu sildim. Çok da tıklanmış bakıyorum ama daha fazla dalga geçemeyeceksiniz çünkü SİLDİM. Sonunda.

Lanet virüsler bilgisayarımı yuva edindiklerinden ve çökerttiklerinden beri -o saçma yazı hariç- hiçbir şey yayınlamadım. Bir ay falan sonra da kendimi hiç hazır hissetmediğim TEOG var. (Evet, evet sekizinci sınıfım. Biliyorum, yaşıma göre feci zeki ve olgunum. Teşekkürler.)

O yüzden şu sıralar benden pek bir şey beklemeyin ama yazın coşmayı planlıyorum. Hem blogumun bu ay kutlayamadığım birinci yıldönümünü de kutlarız. Çok gecikmiş olacak ama umurumda değil -,-.

Yakın zamanlarda şu yorumunu yazamadığım tur kitabının ve uzun süredir beklettiğimiz bir başka tur kitabının yorumlarını yayınlarım herhalde. Belki araya bugün bitirdiğim (ve bayıldığım) Avcı'nın yorumu da girer. Ama hiçbir şey için söz vermiyorum.

(BLOG'A GİREMEYECEK OLABİLİRİM AMA BU KİTAPLARDAN UZAK DURACAĞIM ANLAMINA GELMEZ.
OKUMAYA DEVAM!)

 

15 Şubat 2014 Cumartesi

Kitap Bitirememe Sorunu + İnternetteki Beceriksizliğim

     Her nedense içinden kitap yorumlamak gelmeyen ve başka bir şeyler yazacak yaratıcılığı kalmamış bir kızın, daha önceden size aktarmayı düşündüğü ama gereksiz bulduğu iki konuyu tüm işsizliğiyle bir araya getirip size post diye yutturmaya çalıştığı yerdeyiz millet. Öncelikle "kitap bitirme sorunu"mdan ve sonra da "internetteki beceriksizlik" diye tanımladığım tuhaf bir konudan bahsedeceğim. Kişisel çapta oldukça ekşınlı konular cidden.















     Daha önceden kitap okuyamama sorunlarım olmuştur. Hem de çok sık. Genelde uzunca bir süre fazla akıcı kitaplar okumadığımda veya kitap alışverişi yapmadığımda oluyor. Fakat bu sefer kitap bitirememe sorunu diye bir şey çıkardım başınıza.

     Bazen evde zaten bir sürü kitap oluyor ama ben uzun süredir kitap almadığım için zaten elimde olanlar pek cazip gelmiyor. Ben de böyle bir durumda olduğumu sanıyordum ama olay çok farklı ve çok saçmaymış.

     Ben kitaplarını toplu almayı tercih eden biriyim. Ama son zamanlarda hep teker teker alındılar. Toplu alsam aynı anda en fazla ikisini üçünü okurdum ama teker teker alınca "Ay ne olacak şuna da başlayayım, bir bölüm de şundan, ay bak bu ilginçmiş" diye diye altı kitaba başlamış bulunuyorum, hangi birini bitireceğimi çözebilmiş değilim, ama buna rağmen kafam karışmayacak ve hiçbirini unutmayacak kadar zeki olduğum için aynı haltı yemeye devam ediyorum, saygılar.

5 Ekim 2013 Cumartesi

Amacından Sapan Bir Özür Yazısı

     Okullar açıldığından beri sadece bir post yayınladığım farkındayım ve gerçekten özür dilerim. Hem okul hem de dershane bir araya gelince kitap okumaya çok az vakit ayırabiliyorum, blog'umaysa hemen hemen hiç. Her gün girip Kontrol Paneli'nde geziniyorum ve bir özür yazısını kaç farklı türde yazabileceğimi düşünüyorum aslında. Özür yazısı yazacak tipte biri değilim, alakasız bir konudan bahsederken araya çaktırmadan bir özür sıkıştırırım genelde. O yüzden nasıl olacak bilmiyorum.

     Bir de şu var tabii: Ben burada yokluğum için özür dilerken ortadan kaybolduğumu ruhu bile duymayan kişiler benim sayemde bunu öğrenecekler ve bu tuhaf bir durum olacak. Sonra bir de özür dilememek ayrı bir öküzlük. Ama yine de... her gün hayvan yüküyle ödev ve testle boğuşmam benim suçum değil ki...

     (Burada "Özür dileme, seni anlıyoruz"lar ve "Senin bir suçun yok kahrolası dahi, sen kusursuzsun"lar havada uçuşur, sonra alçakgönüllü blogger Doğa ayakta alkışlanılır ve ben duygulanıp ağladığımda sırtım sıvazlanılır.)

     Hayali duygusal anlarımız sona erdiğine göre ben bir kitap yorumu falan yazayım, yazılacak yorumlar fazlasıyla birikti çünkü. Siz de arkamdan "Ne iyi bir kız" muhabbetlerine başlayabilirsiniz. Dikkat edin de yanlışlıkla bana aşık falan olmayın.













     Tamam. Bitirdim. Hoşça kalın :D.

(Bu gif'in amacı ne bilmiyorum gerçekten .s)




8 Ağustos 2013 Perşembe

Sarılmak İsteyenler Sıraya Geçsin :')

     25 Temmuz'dan beri ortalıkta görünmediğimi fark etmişsinizdir sanırım (fark etmediler), eminim çok özlemişsinizdir beni (yokluğunun farkında bile değildiler). Aslında tatildeydim ve o sırada otomatik olarak paylaşılması için birkaç kitap yorumu ayarlamıştım ama olmamış, o yüzden sürekli bloguma bakıp "Bu kız nerelere gitti?" diye endişelendiğinizi (öyle bir şey yapmadı kimse) biliyorum. Sarılmak isteyenler sıraya geçsin :')
 
     Siz yokluğumu fark edin ya da etmeyin, ben blogumu çok özlemişim :'). Dün gece gelir gelmez Kontrol Paneli'nde gezinip birkaç blog yazısı falan okudum, sonra bu yazıyı yazmaya çalıştım ama 18 saattir falan uyanık olduğum için tek kelime yazamadan, Tutkulu Notalar'a sarılarak sızmışım (Kardeşim elimden alıp kitaplığa koymuş hatta o.O).
 
Dün gece uyuyakalmadan önceki halim:
 












     Peki. Buralarda olmadığım süre içerisinde neler yaptım? Elit, Opal ve Aynı Yıldızın Altında bitti. Beni Bırakma'ya başlandı ama birkaç bölüm sonra sıkılınca daha sonra okumak üzere kitaplığa gönderildi. Zehir Ustası'yla Büyü Ustası'nı çok önceden bitirip de yorumlarını yazmıştım ve otomatik olarak yayınlamaya ayarlamıştım ama yayınlanmadı (yayınlayamadım değil, o yayınlanmadı). Bu arada hala Tutkulu Notalar'ı okuyorum: Kitabın kendisi çok hoş ama cinsellikle dolu olan yerleri gereksiz derecede uzatılmış ve abartılmış.
 
     Bir de aylar aylar aylar öncesinde okuduğum Tanrı var ama kitap Buse'de (bir ara bahsettiğim, kitaplarımı verdiğim tek kişi olan en iyi arkadaşım :P) olduğu için hala yorumunu yazamıyorum. Biraz da üşengeçlik var ama bundan bahsetmek istemiyorum -_-
 
     Sonuç: Bugün -her ne kadar üşensem de- yazabildiğim kadar kitap yorumu yazıp üst üste yayınlamayı planlıyorum. Takipte kalın :D.

(Final için el sallayan gif aradım ama bulamadım, tamam, el sallıyorum ve gidiyorum)

22 Temmuz 2013 Pazartesi

Şu Sıralar Ben...

     Şu sıralar ben lanet olası kargonun gelmesini bekliyorum. O zamana kadar da "sözde" Cesur Yeni Dünya'yı okuyorum ama gerçekte hiç okuyasım gelmediği için daha kapağını açmadım. Aklım Tutkulu Notalar'da ama o da kargoyla gelecek olan kardeşlerinin yanında, annesine kavuşmayı bekliyor. O yüzden öyle bol resimli bir "Şu Sıralar Ben" yazısı beklemeyin benden. Bu bir isyan yazısıdır.
 
     Her kapı zilini kargo sanmaya başladım ve sabahın köründe (ki bana göre bu 12 oluyor) kapı zilini duyup fırlayan kardeşim yüzünden uyandım bugün. Bazen onu da kendim gibi kitap kurdu yapmak için harcadığım altı aya değdi mi diye düşünüyorum. En azından kitap okuduğu zaman benimle daha az konuşuyordu ama şimdi elindeki tüm kitapları bitirmiş, o da benim gibi kargo bekliyor. Nelere katlandım inanamazsınız.
 
     "Bu torbada toplam 48 tane balon varmış, Doğa." "Yemek masasında ayraçlarını sulu boyayla boyuyorum, Doğa." "Gazeteleri yırtıp yırtıp tekrar yapıştırıyorum, Doğa, ayrıca bunu da yemek masasında yapıyorum, aslında balonları da orada saymıştım."
 
     NOT: Aslında sipariş verdikten sonra 4 gün geçti, ama siz aylar geçmiş gibi okuyun. İyi günler.

25 Haziran 2013 Salı

Burada Çok Çarpıcı ve İlgi Çekici Bir Başlık Yazdığını Hayal Edin

     Hani bazen kitaplarla en ufak bir ilgisi bile olmayan şeylerle ilgili post yazıyorum ya -farkettiyseniz giriş resmim bile kitaplarla ilgili değil-, bu da öyle bir yazı işte.
     Normalde Tumblr'da kullanılan bir müzik listesi şeysini blogumda denemeye çalıştım ve uzun süreli çalışmamdan sonra sonunda başardım. Sayfanın tepesindeki müzik çalan şey var ya, onu diyorum. Çalmıyorsa Chrome'dan girin bu arada.
     Herhalde hayatta en çok müzik ve kitap zevkimle övünüyorumdur çünkü o konularda süperim. Ben de en tepeye sevdiğim birkaç şarkıdan oluşan bir playlist koydum. Alfabetik sıra gereği en yukarı gelen şarkıdaki adamın sesinden ürküp de sayfayı kapatmayın lütfen :3. Onu çoğunuzun sevmeyeceğini düşündüğümden diğer şarkılara da bakın. Sonuna kadar dinlerseniz çok hoşunuza gidebilir bence :3. Alışılmadık ama güzel bir müzik zevkim vardır :3. Öyle yani :3.

Çarpıcı bir başlık ve çarpıcı bir son yazma yeteneğimi kaybettiğimi anladım şu an...
-THE END-

GÜNCELLEME: Bahsedilen eklenti saçma bir fikir olduğuna kanaat getirilip şahsım tarafından kaldırılmıştır. Blogger'ın kafasına estiğinde bu müzik şeysini çıkarıp çıkarıp tekrar ekleme hakkı gizlidir. Fakat bunu yapamayacak kadar üşengeç ve güzelim şarkılarını paylaşamayacak kadar kıskanç olduğuna karar vermiştir. Bu böyle uzar. Kaldırdım işte. Nokta.

13 Haziran 2013 Perşembe

Yeni Şeyler

     Uyumsuz'un yorumunu yayınlayacaktım ama yapacağım alıntıların olduğu kağıdı kaybettim ve buradan sonra işler çok tuhaflaştı. Anlatmamayı tercih ederim.
     Ben hiçbir zaman blogunu uzun süre başıboş bırakan biri olmamışımdır. Genellikle kitap yorumu yayınlamadığım zamanlarda sizleri oyalamak için bir konu bulup ondan bahsederim. Bu oyalama yazısının konusu, giriş fotoğrafı/tanıtım resmi/ona-her-ne-deniyorsa-ondan'ımı değiştirmiş olmam.
     O en baştaki pembemsi şeyi değiştirmek ve yerine kendimi daha çok yansıtan bir şeyler koymak uzun süredir planlarımdaydı. Şimdi yaptım.


Bu ikisinden şu çıktı:

Şimdilik böyle bir şey yaptım (bir dakika sürdü, daha fazla zaman ayırmazdım) ama sonra değiştiririm. Bir gün, bir gün.

25 Mayıs 2013 Cumartesi

Bir Şeyler...

Selam arkadaşlar. Yine bir "Kitap Yorumu Yayınlayana Kadar Okuyucuları Oyalama Makalesi" ile karşınızdayım.

Size biraz şu sıralardaki kitap okuma şeylerimden bahsedeceğim. Evet, doğru duydunuz, kitap okuma şeylerim.

Hım... Önce yazın okuyacağımı söylediğim halde Cehennem adlı hediye gelen kitabı okudum, sonra Küller Şehri'ni erteledim de erteledim, sonra Uyumsuz'u listemde iyice gerilere attım, size bahsettiğim "özel sürpriz"imi bir türlü açıklamadım...

Sonuç olarak hala Küller Şehri'ni okuyorum. Şu sıralar ciddi bir kitap okuma sorunum var. Hemen dikkatim dağılıveriyor. Lanet okullar kapandığında daha fazla post yayınlayacağım.

Neyse, Yerkara ve Tanrı kitaplarını okuduğum halde uzun süredir yorumlarını yazmayı erteliyordum. Belki bir ara onların yorumlarını yazarım. Şimdilik görüşürüz.


29 Nisan 2013 Pazartesi

Kitap Yorumu Yazmaya Üşenen Blogger'dan Seçmeler

     Selam :D Evet evet, yine ben. Birkaç şeyi açıklığa kavuşturmak istedim:
     Öncelikle, Yerkara ve Oniks'i okudum ama ikisinin de yorumunu yazmaya feci üşeniyorum.
     İkinci olarak, Ölümcül Oyuncaklar'a başlamıştım geçenlerde (Team Jace!). Yakında yorumunu yazmayı umuyorum -_-
     Üçüncü olarak, sağ tarafta en üstlerdeki yeni gadget'a bakın. OBUR KİTAPLIK'I BLOGLOVIN'E BAĞLADIM. (Nasıl yapacağımı çözene kadar haftalarca uğraştım, sonra aklıma Bloglovin'deki yardım tuşuna basmak geldi, dahice.)
     Bu saçma yazıyı okuduysanız zamanınızı harcadınız. Kitap yorumu yazmaya üşendiğim için sizi oyalama çabam aslında bu. Yarın üşenmezsem Oniks'in yorumunu yazarım.
     Cidden, hala okuyan var mı? Çok saçmaladım çünkü, biliyorum. Neyse, yakında görüşürüz.