12 Ağustos 2013 Pazartesi

"Elit - Kiera Cass" Kitap Yorumu



KİTAP KÜNYESİ:


Kitap Adı: Elit
Özgün Adı: The Elite
Seri: The Selection #2
Yazarı: Kiera Cass
Çevirmeni: Derya İmer Aydınlık
Yayınevi: DEX
Türkiye Yayın Tarihi: Haziran 2013
Sayfa Sayısı: 289
Piyasa Fiyatı: 19.00 TL
Goodreads: 3.95




ARKA KAPAK:


Sarayda 6 kız... Savaş kızışıyor.

"Babamdan gelen mektubu ellerimde tuttum.
Aspenin prenses olamayacağımdan emin oluşu aklıma geldi.
Halk oylamasında en sonuncu olduğumu hatırladım.
Maxonın haftanın ilk günlerinde verdiği şifreli sözü düşündüm...
Gözlerimi yumdum ve kendimi yokladım.
Bunu gerçekten yapabilir miydim?
Illéanın yeni prensesi olabilir miydim?"

Saraya 35 kız girmişti, şimdi 6 kız var.
Ve artık Elitler Prens Maxonın aşkını kazanmaya çok daha kararlı.
Zaman Americanın aleyhine işliyor. Biran önce karar vermeli.
Çocukluğundan beri birlikte gelecek hayalleri kurduğu Muhafız Aspen mi?
Yoksa nefes kesici romantizmiyle başını döndüren Prens Maxon mı?
Kimi seçerse seçsin, aklı diğerinde kalacak.
Ve Asi Kuzeyliler bu peri masalının mutlu sona
ulaşmaması için ellerinden geleni yapacak.


BENİM YORUMUM:


     Uyarı: Kitabı okuduğum sıradaki ruh halimden midir, yoksa kitaptaki karakterlerin yaptıkları saçmalıklar ve verdikleri kararlar cadaloz yanımı mı ortaya çıkardı, bilmiyorum ama kitabı okurken çok sinirlendim. Bu yorum oldukça fazla olumsuz eleştiri ve bol bol spoiler içerir. KİTABI OKUMADIYSANIZ YORUMU OKUMANIZ KESİNLİKLE ÖNERİLMEZ.
***

     Kısaca bahsetmek gerekirse kitap, Seçim'de saraya giren 35 kızdan geriye kalan 6 Elit'in (kitabın sonunda 4 kişiye düştüler) Prens Maxon denilen pislik herif (buraya daha sonra geleceğim) ve taç için didişmeleriyle ve asilerin ciddi saldırılarıyla ve America'nın salaklıklarıyla doluydu.

     Çoğu kişi America'nın kararsızlığına sinir olmuş, ben de oldum ama sanırım sizin kadar değil. Elena'nın Damon ve Stefan arasında gidiş gelişleri beni böyle durumlara hazırladı.

     America'nın psikolojisi şöyle bir şey: Aspen onun ilk aşkıydı ve tek olacağını sanıyordu, sanki bir daha hiç kimse ona öyle değer veremezmiş gibi... Fakat Aspen onu terk edip de kalbini kırdığında hayatının aşkı onu bırakmış ve bir daha asla sevemeyecekmiş gibi hissetti ve umutsuzluğa kapıldı. Tam bu zamanında Maxon hop diye gelip de "Senden çok hoşlanıyorum, seni asla incitmem," falan yapınca da kızcağız doğal olarak o tarafa çekildi ama içten içe hep Aspen'i istedi. Aspen de ilk kitabın sonunda "Ta daa, bakın kim geldi?" diye sahneye çıkınca Mer de adama sülük gibi yapıştı, ki bunu yapmasının derinlerdeki sebebi Maxon'n onu hayal kırıklığına uğratması ve intikam istemesiydi. Maxon geri gelip de her şeyi açıkladığında da suçluluk hissedip Aspen'den uzaklaştırdı kendisini. Fakat "Bay Yumuşak ve Kırılgan", America'dan daha iyisini bulabilirim triplerine girip de Celeste sürtüğünü öptüğünde ve Kriss'e umut vermeye başladığında America da Maxon pisliği için hayatının aşkına ihanet etmiş gibi hissettiği için (ilk kitaptaki gibi) kalbi Aspen'e kaydı. Sonra Maxon gelip de "Celeste'yi öptüm çünkü senin beni istemediğini sandım, bilmelisin ki sana çok değer veriyorum ama Kriss'i de yedekte bekletiyorum yani o kadar da umutsuz değilim, ha, unutmadan, babam beni dövdü, öpüşüp barışalım mı?" havalarına girince America gerizekalısı "Hoşça kal Aspen, ben Maxon'ı istediğime karar verdim, ama yine de Maxon'ın Kriss'le evlenme ihtimaline karşı beni teselli etmek için yakınlarda bekle," yaptı.

     Bu yüzden America'ya kızma sebebim sürekli fikir değiştirmesi değil, neden değiştirdiği anlıyorum çünkü. America'ya kızdım çünkü Aspen sırf bir sınıf düşmesin diye ondan vazgeçti ve Mer bunun için onu affetmedi. O zaman niye Maxon'ı sürekli, her şey için affediyor?

     Nedenini söyleyeyim. Çünkü Aspen Mer'e sadık ama Maxon değil. America Aspen'e ihanet edebilir, ona bağırabilir, ağzına sıçabilir ama o çocuk yine de sahibine sadık köpek gibi bir yerlerde bekliyor olur. Bu açıdan kızın kafası rahat. Tabii Maxon "Ben prensim ve tüm kızlar peşimde, beni istiyorsan söyle bebek çünkü her zaman senden elli tanesini bulabilirim"in kibarcası olan, "Kendine gel America, yoksa Kriss'i seçerim" kozunu kullandığı için America'nın ona kızgın kalma seçeneği pek yok.

     İlk kitapta Maxon'ın takımındayım ama şimdi takımsız gibi bir şey oldum. Maxon'a feci sinirlensem de, Aspen'in sürekli America'ya sadık kalmasına da dayanamıyorum. Yine de sağ taraftaki Team bölümüne Aspen'i koydum.

     Aslında Maxon ve Aspen'de de America'dan parçalar var. America'nın Maxon'ı başka kızlarla görünce duygularının Aspen'e kayması gibi, Maxon da America'nın kendisinden emin olmayışını gördükçe diğer kızları da tanımaya çalışıyor; ve America'nın Maxon'ı başkalarından kıskanıp da bir anda ona ilgi duymaya başlaması gibi, Aspen de America'yla Maxon'ı görüp de yaptığı hatayı anlıyor ve America'yı  geri kazanmak için elinden gelen her şeyi yapıyor.

     Bir de hızımı almışken kast sistemiyle ilgili düşüncelerimden bahsedeyim: America'nın kast sisteminin sevenleri ayırdığı, aileleri parçaladığı ve yetenekli kişilerin göz ardı edildiği gibi tüm düşüncelerine katılıyorum, Raporda "Bence kast sistemini ortadan kaldırmalıyız," diye başladığı konuşmasına da katılıyorum. Bence kızın çok mantıklı düşünceleri var ama tam olarak dile getiremiyor. Bir de çok düşüncesizce haraket ediyor. Yine de bence kraliçe olması gerekiyor. Maxon'la beraber olmasını istemiyorum ama kraliçe olmasını istiyorum, ironiye bakın.

     Neyse,  en sonunda ne olacak merak ettiğim için seriye devam etmek istiyorum ama Elit'de bir şeyler feci derecede eksikti. Bazen bir kitaba düşük puan veriyorum ama nedenini tam olarak açıklamakta zorlanıyorum ya, işte bu da onlardan. Birinci kitabı okurken sürekli sırıtmıştım, bazen üzülmüştüm ve sinirlenmiştim. Bu kitapta hissettiğim en belirgin duygu öfke oldu, sürekli. Ve bu beni sıktı. İlkinden aldığım zevki alamadım.



ALINTILAR:
"Senden uzak durmak konusunda kesinlikle berbatım. Bu çok ciddi bir problem."
Gülümsedim. "Gerçekten denedin mi ki?"

Bunu düşünüyormuş gibi yaptı. "Eh, hayır. Ve denemeye başlamamı da bekleme."
(America ve Maxon, sf. 9)


May, "Aşık olmak nasıl bir şey?" diye sordu.
Bir yanım acıdı. Bunu bana neden hiç sormamıştı ki? Daha sonra fark ettim ki May'in bildiği kararıyla ben hiç aşık olmamıştım.
Lucy buruk bir şekilde gülümsedi. Kısaca, "Bu senin başına gelebilecek en muhteşem ve en berbat şeydir," dedi. "Harika olduğunu bilirsin ve sonsuza kadar sürmesini istersin ve ona sahip olduğun her an, kaybetme korkusunu da beraberinde yaşarsın."
Usulca iç çektim. Kesinlikle haklıydı.
Aşk, korkunun en güzel haliydi.
(sf. 61)
"Bazen Maxon ile birlikte Seçim'in kendimize özel versiyonundaymışız gibi hissediyorum. Sadece benimle o var ve sonunda ikimizden biri seni alacak ve kimin daha beter olduğunu karar veremiyorum. Maxon'ın yarıştığımızdan tam olarak haberi yok, yani o kadar çok çaba göstermeyebilir. Ama ben de saklanmak zorundayım, yani onun sana verebileceklerini verebilecek halim yok. İki taraftan da bakınca adil bir dövüş değil."
 (Aspen, sf. 192)
 

"Maxon Schreave, sen istemediği ama elinde tuttuğu oyuncağı başkasının almasına katlanamayan çocuktan başka bir şey değilsin."

(America, sf. 234)

  

PUANLAMA:


2 Taç: Beğenmedim. Zaman kaybı.

 

Bir süre insan edip üç puan verip vermemek arasında gidip geldikten sonra, en sonunda iki puan vermeye karar verdim. Bir tek ben mi öyle düşünüyorum bilmiyorum ama kitabın büyük bir kısmını sıkılarak okudum.