20 Ağustos 2013 Salı

"Opal - Jennifer L. Armentrout" Kitap Yorumu



KİTAP KÜNYESİ:



Kitap Adı: Opal
Özgün Adı: Opal
Seri: Lux #3
Yazarı: Jennifer L. Armentrout
Çevirmeni: Bilge N. Zileli Alkım
Yayınevi: DEX
Türkiye Yayın Tarihi: Temmuz 2013
Sayfa Sayısı: 419
Piyasa Fiyatı: 21,00 TL
Goodreads: 4.49




ARKA KAPAK:



Hala kendini beğenmiş öküzün teki olsa da artık Daemon'a
direnmekten vazgeçtim çünkü, off... ona çılgınlar gibi aşığım.
Daemon'ın duygularından bir türlü emin olamıyordum ama son günlerde hiç tahmin etmediğim kadar ciddi olduğunu kanıtladı. Birlikte akıl almaz tehlikelerden geçmiş ve bölük pörçük ilişkimizi bir araya getirmeye kendimizi öyle kaptırmıştık ki... şey... ah tamam, söylüyorum işte: O yanımdayken tüm bedenimin titremesini dindiremiyorum, birlikteyken adeta ateş alıyoruz.

Ama bizim dışımızda bir sürü sorun var. Ne kadar uğraşırsa uğraşsın,
ailesini koruyamıyor, ona yardım etmeliyim.

Yaşadıklarımdan sonra artık eski Katy değilim. Bambaşka biriyim, geleceğim öyle belirsiz ki... Bizi sorunların çözümüne yaklaştıran her adım, aslında içinden çıkamayacağımız korkunç bir organizasyonun parçalarına götürüyor.

Ölümler hâlâ acı veriyor, yardımlar en beklenmeyenden geliyor ve dostlar en ölümcül düşmanlara dönüşüyorlar ama biz geri adım atmayacağız. Sonunda dünyamız sonsuza kadar paramparça olsa bile.
Birlikte güçlüyüz... ve onlar bunu biliyorlar.

***
Kimse Daemon Black kadar baştan çıkarıcı olamaz! Lux serisi, Obsidiyen ve Oniksten sonra OPAL ile ısınmaya devam ediyor!



BENİM YORUMUM:



     Kitaplara da insan gibi davranılan özgür, mutlu bir dünya diliyorum. O zaman tüm kitaplarımı evlat edinirdim. Opal'le de büyük ihtimalle evlenirdik. (Düğünümüzü planladım bile, siyah gelinlik istiyorum ve Opal de belki ciltli olarak gelir, nedimelerim de Obsidiyen ve Oniks, ay içim bi hoş oldu).

     Neyse, ben size Opal'le balayında ne yapacağımızı anlatmaya başlamadan önce yoruma geçelim (Spoiler Alert: Balayında karavan turu yapıyorlar).

     Lux serisi, aksiyonlu sayılabilecek olsa da okuduğum çoğu kitabın yanında durgun kalabilecek bir hikayeyi anlatıyor. Konusu yaratıcı olsa da öyle "Kırk yıl düşünsem bulamam"lı bir şey değil. Özellikle de Opal'de ekşın yok denilecek kadar az. Ama okurken bunu hiç takmıyorsunuz bile. Çünkü inanılmaz akıcı bir anlatımı var.

     Ne zaman Jen'in (sevdiğim yazarlara isim takmayı seviyorum *-*) bir kitabını okusam onun bir kitap olduğunu anında unutuyorum ve sanki olaylar gerçekten yaşanıyormuş ve ben de hikayenin bir parçasıymışım gibi hissediyorum. Bu yüzden de onun kitaplarını her zaman çok sevmişimdir.

     Bana göre genel olarak iki tip yazar vardır: (a) güzel bir konu ve içerik bulan ama bunu yansıtamayanlar, (b) saçmalığın dibine vursa da gerçekmiş gibi anlatabilenler... Jen kesinlikle b grubunda. O kadın chick-lit yazsa (ki o türden gerçekten nefret ederim) yine okutur.

     Bu açıklamaları yapıyorum çünkü kitaba aşık oldum ve bunun nedeninin bazıları gibi sadece Daemon veya "herkes iyi yorum yaptıysa ben de yapmalıyım" düşüncesi olduğunu düşünmenizi istemiyorum. Birazdan bu olgunca-ve-mantıklı-düşünen Doğa'dan, Daemon-takıntılı-fan-girl Doğa moduna geçtiğimde de bilin ki bu kadar iyi yorum yapma sebebim kitabın akıcılığı ve  gerçek gibi anlatılmasıdır.

NOT: Bu kadar gerçekçi anlatılan bir kitaba göre, hikayenin gerçek olma olasılığı epey düşüktür. Uzaylılar yüzünden değil, Daemon yüzünden -Bence dünyada Daemon kadar düşünceli bir erkek olmasındansa uzaylıların gerçek olma olasılığı daha fazla.

     Amma çok konuşmuşum, vay anasını o.O. Konuya gelelim. Sevimli, inatçı, zombi takıntılı ve kitap blogger'ı (oha kendimi tanımamış gibi oldum :D) Kedicik Kat'imiz, Oniks'in sonunda Daemon'a direnmeyi bırakmıştı ve Daemon'la Katy tek boynuzlu atlarının üstünde kumsalda günbatımına doğru ilerlemişlerdi (kumsalda günbatımına doğru ilerlemekle biten filmlerle dalga geçmekten asla sıkılmıcam -.-). Opal'de de doğal olarak aralarından su sızmıyor.

     Daemon yine çok öküz, ondan hiç eksilme olmamış bir kere, ama aynı zamanda tuhaf bir şekilde düşünceli de. Onun o korumacı ve kıskanç tavırlarına ve Katy'ye yaptığı sürprizlerine hastayım. Gerçi hiçbir şey yapmasa da sırf o "Kedicik" deyişiyle beni eritiyor ya, neyse.

     Aklıma gelmişken, çoğu kitapta erkek karakterin kız karaktere söylediği sevgi sözcükleri bir yerden sonra bayıyor. Mesela Usta serisindeki Valek'in ve Bana Dokunma serisindeki Warner'ın sürekli "aşkım" demeleri bana zamanla çok klişe gelmeye başlamıştı (Dalek'lerin her "exterminate" demesine karşılık adamların "aşkım" dediğini düşünün, öyle bir kabus). Ama Daemon'ın "Kedicik" deyişi asla sıkmaz. Jen onları tadında bırakmayı biliyor çünkü. Aynı şekilde Melez Sözleşmeleri serisinde Seth'in "meleğim" ve "minik tavşanım" deyişleri de hiç sıkmamıştı mesela (Minik Tavşan'dan nasıl sıkılabilirim ki zaten? :D).

     Konudan çok sapmışım ve şimdiden fazla konuştum, o yüzden genel olarak kitabın içindekiler şunlar: Daemon ve Katy, Blake'in yavşaklığı ve piçliği, Ash'in yavşaklığı ve piçliği, Daemon ve Katy, Katy ve Dee'nin arasındaki gerilim, Katy-Daemon-Dawson yakınlaşması, Ash-Andrew-Dee yakınlaşması, Daemon ve Katy, Dawson'ın Beth'i kurtarma çabaları, Daidalos'a hücumlar, Daemon ve Katy, ve Daemon, ve Katy, ve Daemon, ve Daemon, Daemon, Daemon, Daemon, Daemon, Daemon...

     Daemon'la ilgili üç saatlik doğaçlama sunum yapabileceğimden oldukça eminim ama bunu yapmayı düşünmediğime göre seriye henüz başlamayanları tehdit etmekten başka söylenecek başka bir şey kalmadı.

     BU. SERİYE. BAŞLAYIN.

     Başlamanız için size Daemon'ın harika olduğu veya serinin çok akıcı olduğu gibi klasik sebepleri sayabilirim tabii, ama bir de hepsinden önemli bir tanesi var... Zombi istilası olduğunda (itiraf: uzaylılara ve gelecekte bir tür virüs vs. yoluyla ortaya çıkacak olan zombilere inanıyorum) hepiniz yorganınızın altında korku içinde saklanırken korkusuz bir lider ortaya çıkacak (O BEN OLUYORUM) ve size doğru yolu gösterecek, bu tehditlerimi görmezden gelip de seriye inadına başlamayanları zombilerden korumayı düşünmüyorum, hatta sizi yem bile yapabilirim. Ölün siz. Saygılar.




ALINTILAR:

 

"Sakin ol Kedicik, yoksa sana oynaman için yumak yün bulurum."
(Daemon, sf. 24)



İşimi bitirdiğimde kardan adamım üç kısımdan oluşuyordu ama kolları ya da yüzü yoktu. Bir bakıma kendimi nasıl hissettiğimi yansıtıyordu. Uzuvlarımın çoğu vardı ama beni gerçek yapacak hayati parçalar eksikti.
(sf. 29)

Andrew benden hiçbir zaman hoşlanmamıştı. Aslında genel olarak insanlardan hoşlanmadığını düşünüyordum. Köpek yavrularından da. Jambondan da.
(sf. 39)
"Zombi kıyameti olduğunda minnettar olacaksın çünkü ben zombi fetişim yüzünden ne yapmam gerektiğini bileceğim."
İnanmamış gibiydi. "Daha iyi fetişler vardır Kedicik. Sana birkaç tanesini gösterebilirim."
(Katy ve Daemon, sf. 78) 
Ekrandaki zombi, adamın kolundan bir parça kopardı. "Bu ne ya?" diye yakındı Daemon. "Adam öylece orada dikiliyordu. Merhaba. Her yerde zombi var. Arkana baksana, geri zekalı."
(sf. 79)
Dawson eğildi, başını avuçlarının arasına aldı. "Sen çeneni hiç kapatmaz mısın?"
"Yalnızca uyurken," diye yanıt verdi Blake.
"Bir de ölünce," diye laf attı Daemon ona. "Ölünce o çenen kapanacak."
(sf. 221)


"Bunu söylemek hiç hoşuma gitmiyor ama galiba Blake gerçekten de olacaklardan habersizdi. Sen ve Dawson yere düştüğünüzde yüzündeki bakış... çok sahiciydi."
"O zaman niye yumrukladın onu?"
"İçimden geldi."
(Daemon ve Katy, sf. 236)


"Dudaklarım hayatları değiştirir, bebeğim."
(Daemon, sf. 292)

Beni neyin uyandırdığından emin olamadım ama gözlerimi kırpıştırınca kendimi bir çift yeşil göze bakarken buldum. Güldüm. "Selam," diye mırıldandım.
Dolgun dudaklarının bir tarafı kalktı. ''Selam, uyuyan güzel...''
Arkasında, gökyüzü kot mavisine dönmüştü. ''Öpücüğünle mi uyandırdın beni?''
''Evet.'' Daemon yere dirseğini dayamış, başını eliyle destekliyordu. Diğer elini karnıma koydu, buna bağlı olarak göğsümde kelebekler uçuştu. ''Sana dudaklarımın gizemli güçleri olduğunu söylemiştim.''
(sf. 313)
"Ben seni hep..." Güzel yeteri kadar erkeksi bir tanım değildi, o yüzden "Çok yakışıklı bulmuşumdur," dedim.
"Demek istediğin, beni acayip seksi buluyor ve gözlerini üstümden alamıyordun."
"Tevazu konusunda seninle biraz çalışmalıyız."
(Katy ve Daemon, sf. 384)

Çok boktan bir durumdu... Korsan kitapçılardan, en sevdiğin serinin bir sonraki kitabı için bir yıl beklemekten, kitabın en olmadık yerde bitmesinden bile boktandı hem de.
(sf. 406)

PUANLAMA:



5 Taç: TEK KELİMEYLE HARİKA! Okumazsan çoook şey kaybedersin!


Olayın içindeymişsin gibi hissettirdiği ve akıcı bir anlatımı olduğu sürece, bir kitaptaki diğer şeylere çok fazla takılmam. Opal eğlenceli, komik, duygusal ve Katy ne hissederse siz de onu hissediyorsunuz. Okurken Katy'nin utancını, heyecanını, kıskançlığını kendiminkisiymişim gibi hissedebiliyorum ve bu çok hoşuma gidiyor. Yaşasın Jennifer!!! :')