Bugün size bahsedeceğim ve bazılarınızın çok iyi bildiği bu muhteşem dizinin adı Buffy The Vampire Slayer ve hayatınızda ilk kez duyuyorsanız ben sizi kutsarken uslu bir şekilde oturun. 1997-2003 yılları arasında yayınlandı ve bundan şimdi bahsetmemin nedeni içimdeki herkese bulaştırmak istediğim sevgi ve Buffy'nin ölümsüz olduğuna dair samimi bir inanç.
Buffy, değeri bilinmeyen en kaliteli dizilerden biri. Öncelikle, adında vampir kelimesi geçiyor. İkinci olarak, seçilmiş kişimiz var. Dünyayı falan kurtarıyorlar. Dolayısıyla "fantastik gençlik dizisi" etiketini yiyor ve sağda solda "abudik gubidik geyik vampirik dizi" şeklinde anılıyor. İfadeleri Ekşi'den alıyorum çünkü bende böyle yapıcı eleştiriler yapacak kelime dağarcığı yok.
İnanın ben de muhteşem bir şey bekleyerek başlamadım, tek beklentim vampirlerin hala kazıkla öldürüldüğü ve güneşte yandığı, eski, klasik bir dizi seyretmekti. Sadece sadık vampir hayranlarından duyduğum bir diziydi, sürekli gönderme yapılıyordu, kulağa geldiği kadarıyla tam bir klasikti. Ben ilk başladığımda bölümleri bulmak çok zordu, çeviri -varsa- berbattı, şu an başlasanız o kadar sıkıntı çekmezsiniz. Görüntü kalitesi beni rahatsız etmedi ama daha önce 2000 öncesi dizi seyretmediyseniz alışmakta zorlanabilirsiniz tabii. İlk sezonu bitirdikten sonra birkaç yıllık bir ara verdim, sonra ciddi bir dizi-film birikimi olan, önerilerine gözüm kapalı güvenebileceğim insanların da Buffy'yi sevdiğini fark ettim. Sonunda ikinci sezondan devam etmeye karar vermemi sağlayan sevgili Çavlan oldu, ve inanılmaz bir heyecan ve beklentiyle yaptım bunu. "Buffy mizahı" dediğimiz şeyi ve karakterlerin özgünlüğünü her zaman takdir ettim; gözümde insanlık tarihinin en eşsiz dizisine dönüşmesiyse daha sonradan gerçekleşti.
Doctor Who'dan başka bitirmeden yeniden başladığım tek dizi ve her bölümünü iki kez izlediğim tek dizi ki Doctor Who zaten hiçbir zaman final yapmadı, sadece yeniden izlemeye başladığımda elimde yeni bölümler vardı. Aslında Doctor Who'ya da Buffy'ye de yeniden başlama sebebim anneme de izletmekti ama annem Doctor Who'dan günde en az on bölüm izlediği için bir noktada dayanamamaya başlamıştım ve altıncı sezon civarlarından itibaren her bölümü sadece bir kez izledim. Sonuç olarak Buffy -ve yan dizisi Angel- her bölümünü en az iki kez izlediğim tek diziler. Aynı zamanda Buffy hıçkıra hıçkıra, içim parçalanarak ağlamama sebep olan tek kurgusal-şey.
Buffy, değeri bilinmeyen en kaliteli dizilerden biri. Öncelikle, adında vampir kelimesi geçiyor. İkinci olarak, seçilmiş kişimiz var. Dünyayı falan kurtarıyorlar. Dolayısıyla "fantastik gençlik dizisi" etiketini yiyor ve sağda solda "abudik gubidik geyik vampirik dizi" şeklinde anılıyor. İfadeleri Ekşi'den alıyorum çünkü bende böyle yapıcı eleştiriler yapacak kelime dağarcığı yok.
İnanın ben de muhteşem bir şey bekleyerek başlamadım, tek beklentim vampirlerin hala kazıkla öldürüldüğü ve güneşte yandığı, eski, klasik bir dizi seyretmekti. Sadece sadık vampir hayranlarından duyduğum bir diziydi, sürekli gönderme yapılıyordu, kulağa geldiği kadarıyla tam bir klasikti. Ben ilk başladığımda bölümleri bulmak çok zordu, çeviri -varsa- berbattı, şu an başlasanız o kadar sıkıntı çekmezsiniz. Görüntü kalitesi beni rahatsız etmedi ama daha önce 2000 öncesi dizi seyretmediyseniz alışmakta zorlanabilirsiniz tabii. İlk sezonu bitirdikten sonra birkaç yıllık bir ara verdim, sonra ciddi bir dizi-film birikimi olan, önerilerine gözüm kapalı güvenebileceğim insanların da Buffy'yi sevdiğini fark ettim. Sonunda ikinci sezondan devam etmeye karar vermemi sağlayan sevgili Çavlan oldu, ve inanılmaz bir heyecan ve beklentiyle yaptım bunu. "Buffy mizahı" dediğimiz şeyi ve karakterlerin özgünlüğünü her zaman takdir ettim; gözümde insanlık tarihinin en eşsiz dizisine dönüşmesiyse daha sonradan gerçekleşti.
Doctor Who'dan başka bitirmeden yeniden başladığım tek dizi ve her bölümünü iki kez izlediğim tek dizi ki Doctor Who zaten hiçbir zaman final yapmadı, sadece yeniden izlemeye başladığımda elimde yeni bölümler vardı. Aslında Doctor Who'ya da Buffy'ye de yeniden başlama sebebim anneme de izletmekti ama annem Doctor Who'dan günde en az on bölüm izlediği için bir noktada dayanamamaya başlamıştım ve altıncı sezon civarlarından itibaren her bölümü sadece bir kez izledim. Sonuç olarak Buffy -ve yan dizisi Angel- her bölümünü en az iki kez izlediğim tek diziler. Aynı zamanda Buffy hıçkıra hıçkıra, içim parçalanarak ağlamama sebep olan tek kurgusal-şey.
7 sezon. 144 bölüm. Bazı inanılmaz derecede aptalca bölümleri var. Özellikle ilk sezonu atlatmak çok zor. Ama azıcık sabrederseniz ikinci sezonun çok daha iyi olduğunu görüyorsunuz. Geri kalanı kendiliğinden geliyor ve ne kadar değerli bir dizi seyrettiğinizi fark ediyorsunuz. Bu kadar sıradan başlayıp bu kadar sıra dışı bir şeye dönüşmesi inanılmaz. Buffy'yi izlerken televizyonun görüp görebileceği en eşsiz, en zekice, en unutulmaz bölümlerden bazılarını seyredeceksiniz. Neredeyse hiç konuşmanın olmadığı bir bölüm, neredeyse sadece konuşmanın olduğu bir bölüm. Neredeyse hiç müziğin olmadığı bir bölüm, neredeyse sadece müziğin olduğu bir bölüm. Gerçeklik kırılmaları, zaman kaymaları, paralel evrenler, alternatif boyutlar. Ve sayamayacağım kadar dahice başka fikirler. Çünkü Buffy fikri Joss Whedon denen dâhinin beyninden çıkma. Tabii diğer senaristler de iyi iş çıkarıyor. Joss Whedon'ın emeği geçen her şeye göz atabilirsiniz, benim niyetim o.









