20 Ocak 2017 Cuma

"Sonsuzluğun Sonu - Isaac Asimov" Kitap Yorumu

 
KİTAP NYESİ:
 
Kitap Adı: Sonsuzluğun Sonu
Özgün Adı: The End of Eternity
Yazarı: Isaac Asimov
Çevirmeni: Yosun Erdemli, Alperen Keleş
Yayınevi: Monokl
Türkiye Yayın Tarihi: 2015
Sayfa Sayısı: 240
Piyasa Fiyatı: 20.00 TL
Goodreads: 4.20
 
 
ARKA KAPAK:
 
"Asimov'un en etkili eseri. Bir bilimkurgu başyapıtı."
-Locus-

"
Sonsuzluğu dolaylı bir yoldan keşfettik. Önce Gerçekliklerin hesabını geliştirdik ve kendi Gerçekliğimizi test ettik. Çok küçük bir olasılığın sonucu olan bir Gerçeklikte yaşadığımızı bulunca hayrete düştük."

"Ne yazık ki, Galakside yalnız değiliz. Başka gezegenleri olan yıldızlar var, biliyorsun. Hatta başka zekâlar. En azından bizim Galaksimizde insandan daha eski olan yok, ama insanoğlunun Dünya'da kaldığı 125.000 Yüzyıl boyunca daha genç zekâlar bizim düzeyimize geldiler, hatta bizi geçtiler. Yıldızlararası seyahati geliştirip, Galaksiyi sömürgeleştirdiler."
 
BENİM YORUMUM:
 
      Selam bebekler. Ben ve bilim kurgu, tuhaf değil mi? Isaac Asimov hep duyduğum ama göz atmayı planlamadığım yazarlardan biriydi. Cessie'ye tekrardan selamlar.
 
     Daha önce zaman yolculuğunun kurgusal bir eserde bu kadar bilimsel bir şekilde ele alındığını görmemiştim. Konuyu kulağa on yaşındaki bir çocuğun fantezisi gibi gelmeden nasıl anlatacağımı bilmiyorum. Gelecekte zaman yolculuğu keşfedilmiş ve Sonsuzluk diye zaman dışı (galiba) bir alan bulunmuş. Sonsuzluk'ta yaşayıp zamansal meselelerle ilgilenenlere Sonsuz deniyor. Sonsuzların içinde Gözlemciler, Bilgisayarlar ve Teknisyenler var. Gözlemciler belli bir Yüzyıla gidip gözlemler yapıyor, bir değişiklik yapılması gerektiğine karar verilirse Bilgisayarlar bu değişikliğin olası sonuçlarını hesaplıyor, Teknisyenler de değişikliği uygulamaya koyuyorlar. Bu değişiklikleri Yüzyıllarda huzuru korumak, mesela savaşları veya salgın hastalıkları engellemek için yapıyorlar. Elbette bu değişiklikler o dönemde yaşayan ve Sonsuz olmayan insanları da engelliyor ama onların bundan haberi yok.
 
    Benim anlatım şeklim kitabın adıyla birleşince bir önyargı oluşturmasın. Okurken hepsi çok mantıklıydı valla. "Bu bir zaman makinesi ve ben de bir zaman yolcusuyum" demek kadar basit değildi olaylar. "Bu bir zaman makinesi ve ben bir zaman yolcusuyum" hikayelerine de bayılırım orası ayrı. Ama dediğim gibi ilk kez bu kadar bilimsel olanını okuyorum.
 
     O tatlı fantastik zaman yolculuğu hikayelerinden (ki tekrar belirteyim onlara da bayılırım) farklı olan, daha önce okuduğum tek kitap Zaman Makinesi'ydi. (İthaki o yeni disko renkli kapağı çıkarmadan önceydi, gördükçe kendime hakim olmakta zorlandığımı inkar edemem çünkü bende İthaki'nin şu ana kadar o kitaba yaptığı en saçma kapak var, neyse.) Aslında Zaman Makinesi'nde de zaman yolculuğu çok bilimsel bir şekilde açıklanmıyor ama H. G. Wells demişti ki:
"Zihinsel çok yönlülüğün değişim, tehlike ve belanın telafisi oluşu, gözden kaçırdığımız bir doğa yasasıdır. Çevresiyle kusursuz bir ahenk içinde yaşayan bir hayvan, mükemmel bir mekanizmadır. Alışkanlık ve içgüdü çaresiz kalmadıkça doğa zekaya asla başvurmaz. Değişimin ve değişime gereksinimin olmadığı yerde akıl da yoktur."
     Veee Sonsuzluğun Sonu da eninde sonunda bu sonuca varıyor. Fakat Sonsuzluğun Sonu çok daha kafa karıştırıcı ve şaşırtıcı bir kitap. Ama Zaman Makinesi de nefistir, mallığımdan ona ayrıca yorum yapmamışım o yüzden fırsat bulmuşken bahsedeyim dedim.
 
     SPOILEEER!
 
     Cooper'ın Mallansohn çıkmasını bekliyordum çünkü benzer bir şey şu Continuum dizisinde olmuştu (Diziye asla devam etmedim ama muhtemelen yine aynı mesele üzerinden devam etmiştir). Durum böyle olunca hayal kırıklığına uğramadım değil. Sonra en azından Mallansohn'ın kendisi değilmiş, sadece aynı ismi kullanmış diyerek kendimi avuttum. Sonra bunun üzerinden öyle çılgın olaylar yaşandı ki şok oldum.
 
     Bir başka hayal kırıklığı Noÿs hatunuyla ilgiliydi. Harlan'la oynadığı belliydi, Harlan'ın ilk teorisi doğru olsa çok basit kaçacaktı. Yani hatunun niyetini çözememiştim ama yine de bir sürpriz unsuru olarak fazla basit olurdu. Harlan'ı gerçekten sevdiğini hiç düşünmedim ama gerçeğin beynimi uçurduğunu mutlulukla söyleyebilirim. Kitabın sonlarında olan her şey önce teker teker sonra topluca beynimi uçurdu.
 
     En çok etkilendiğim şey de bu sürprizlerin bir anda değil; Harlan'ın önceden sonuçlara varması, sonra bu sonuçların bazen doğru bazen yanlış çıkıp gerçeği elde edene kadar hem karakterlerin hem bizim aklımızı karıştırması yoluyla ortaya çıkmasıydı. Böyle sürprizleri çok takdir ediyorum. Sanki yazar da sonunu yazana kadar neler olacağını bilmiyormuş gibi hissettiriyorlar. Kitabı sevmemin temel nedeni bu.
 
     Şimdi saçma bir şey ortaya atacağım.
 
     Belki bu kadar iyi kurgulanmış bir kitapta böyle bir şeye takılmam saçma, ama kitabın olaylar bakımından epeyce yoğunlaştığı sonlarına doğru bir yerde Harlan "sudan çıkmış bir köpek" gibi başını sallıyor. Bu bir anda okumamı böldü. O ana dek bir hayvandan söz edilmemişti. Şimdi, insanların çok uzun süre boyunca evrilmeden kalmasına harika bir açıklamamız var, tehlikeli gördüğümüz bütün farklılıkları yok ederek kötü şeylerin sonucu olabilecek iyiye yönelik bir gelişime de engel olduk, olduğumuz yerde kaldık lanet olsun ama bu diğer canlıların da değişmeden kalmasına sebep olur mu? Salgın bir hastalığı ortadan kaldırmak isterken bir canlı türünün yuk olmasına yol açtıysan, ya da herhangi bir değişim bir başka canlı türünün neslinin erken veya geç tükenmesine neden olduysa, bu bütün ekosistemi etkilemez mi? İnsanların huzurunu korumak için sürekli ve sürekli değişiklikler yapılıyor, ama bu sırada bir köpeğin de her yüzyılda bir köpek olarak kalması için özen gösteriliyor mu? Yoksa sadece Harlan ilkel zamanlarla ilgilendiğinden mi? İnsanların köpekleri unutmaları gerektiğini kastetmiyorum, ama sudan çıkmış bir köpek hala zihinlerinde kolayca belirebiliyor mu? Aslında önceden o kadar aklımı kurcalamamıştı ama konuştukça daha çok kafama takıldı. Birkaç gece uyuyamayacağım galiba.
 
     Finito.
 
     Şimdi bir anda bilimkurguya saracağımı söylemiyorum, ama bilimkurgudan anladığı bilim içeren fantastikler olan bir insan olarak nereden edindiğimi bilmediğim önyargılarımın bir kısmının yıkıldığını söyleyebilirim. Isaac Asimov okumaya devam etmek istiyorum kesinlikle, ama ne zaman bilmiyorum. Önerilere açık değilim, Vakıf, Robot ve İmparatorluk serilerine göz koydum. Sadece seriler arası bağlantıları ve göndermeleri anlayabilmek için bir sıralama isteyecektim, ama internete yazınca en az üç farklı sıralama buldum ve başım döndü. Tek iyi yanı hepsinin önce Sonsuzluğun Sonu'nu önermesi. Ama zaten hiçbirinin baskısı bulunamıyormuş. Şimdilik gözlerimi İthaki'ye dikmekle yetiniyorum.

PUANLAMA:
 
5 Taç: Bayıldım. Kesinlikle harikaydı.
 
Benim gibi adamın diğer kitaplarının baskısı olmadığı gerçeğiyle panik yapmayacaksanız okumalısınız. Çünkü ben okumadan önce bunu önceden bilsem kesinlikle panik yapardım.