4 Haziran 2014 Çarşamba

MİM!!! *-*

Bu resim çok hoşuma gidiyor nedense. Konumuzla hiçbir alakası yok, o ayrı.
 
Gölgeleri Kovalamak blogunun sahibi Melek tarafından mimlenmişim! (Şimdi aklıma geldi, teşekkür etmedim ben, di mi? Neden teşekkür etmeyi hep unuturum ki? Teşekkürler!) Mimleri severim, çünkü benim aksime sürekli kendinden bahsetmeyen bloggerları, sorulara verdikleri cevaplar sayesinde tanıyabiliyorum ve bu tanıma sürecinde benim verdiğim/vereceğim cevaplara benzer cevaplar verenleri görünce mutlu oluyorum.

Blog açma hikayeniz nedir?
Aslında ben iyice kitap kurdu olmaya başladığım anda blog açmıştım çünkü kitap blogu olan insanlara acayip özeniyordum. O yüzden okuduğum hemen her kitabın yorumu blogda var ki bu iyi bir şey. Öbür yandan, tam bir ergen olduğum ilk birkaç ayımdaki yazılarımı okuduysanız fark etmişsinizdir ki her tarafımdan amatörlük akıyordu. Çok az kitap okumuştum ve fazla yayınevi, fazla yazar bilmiyordum. Blog açmak için fazla erkendi muhtemelen.
Ayrıca, bazen geriye dönüp çok eski bir yazımı okuyorum ve dehşete düşüyorum. Tam bir geri zekalıymışım cidden. Eski yazılarıma bakmasanız da olur. Ben de gördükçe düzeltiyorum. Düzenlediğim, tamamını baştan yazdığım veya direkt sildiğim onlarca yazı var. Lanet olsun aceleciliğime.
Gerçi o kadar da aceleci sayılmam. Sonuçta blogu açtıktan sonraki iki ay boyunca sırf tasarım vs. ile uğraşmış ve ondan sonra blogumu tanıtmaya başlamıştım. Peki iki ay boyunca Blogger'ın tüm özelliklerini kendi başıma öğrenmek için uğraştım da ne oldu, ortaya çıka çıka bu blog tasarımı çıktı. O yüzden lanet olsun bilgisayar konusundaki beceriksizliğime.

3 Haziran 2014 Salı

"Kan Ateşi - Karen Marie Moning" Kitap Yorumu

 
KİTAP KÜNYESİ:

Kitap Adı: Kan Ateşi
Özgün Adı: Bloodfever
Seri: Ateş #2
Yazarı: Karen Marie Moning
Çevirmeni: Zeynep Çilengiroğlu Karahatay (Ne yazık ki)
Yayınevi: Epsilon
Türkiye Yayın Tarihi: 2010
Sayfa Sayısı: 288
Piyasa Fiyatı: 18.00 TL
Goodreads: 4.33

 

 
ARKA KAPAK:


Kan görmekten korkar mısınız?

"Bizi tanımlayan asıl şey hareketlerimizdir. Neyi seçtiğimiz, neyi reddettiğimiz hatta neyin uğruna canımızı vereceğimizdir önemli olan."

MacKayla, Jericho Barrons ile beraber yaşamaya başlamıştır. Hem fiziksel olarak, hem de ruhen o kadar çok değişmiştir ki kızının peşine düşen ve onu ararken perişan olan babası bile Mac'i tanıyamaz.

Karanlık, gölgeler, çeteler ve sonu gelmeyen birçok cinayet ile artık her şey daha çok içinden çıkılmaz hale gelir. Güvenlik güçleri her konuda Mac'ten şüphelendikleri için her an onun peşindedirler. Mac'i takip eden sadece polis değildir. Zaten cevapsız sorular da işte tam burada başlar.

Net olan tek şey, Mac'in artık kan görmek istememesidir.
 

BENİM YORUMUM:


     Aslında Kan Ateşi'ni okumamam gerekiyordu. Çünkü üçüncü kitabı okuyan herkes "Sonraki kitap çıksıııın" ve "O son neydi öyleeee" şeklinde kafayı yiyor. Anlaşılan dördüncü kitabın sonu daha betermiş. Benim de dördüncü ve beşinci kitabı alana kadar üçüncüyü okumama kuralım var ama dördüncüyle beşinciyi şu an alırsam annem beni keser ve şimdi ikinciyi okuduğum için iyice üçüncüye yaklaşmış oldum... Durum karmaşık.
 
     Yemin ederim ki bir yandan ödev yapıp bir yandan sınava çalışıyordum. Sadece şöyle bir göz atacaktım... Okumayı düşünmüyordum. Gözlerimi açtığımda kitap bitmişti ve 100 almadığım tek sınav, öncesinde Kan Ateşi'ni okuduğum sınav oldu. Tamamen kitabı suçluyorum. Beni baştan çıkardı. Hazırlıksız yakalandım.
 
     Ama saçmaladığım kısımları kısa tutmaya çalışacağım çünkü birazdan çeviriye sövdüğüm uzun bir yazı geliyor. O yüzden konuyu anlatmakla uğraşmıyorum bile, sadece düşüncelerimi söyleyip geçeceğim.

31 Mayıs 2014 Cumartesi

"Yolun Sonundaki Okyanus - Neil Gaiman" Kitap Yorumu


KİTAP KÜNYESİ:
 
Kitap Adı: Yolun Sonundaki Okyanus
Özgün Adı: The Ocean at the End of the Lane
Yazarı: Neil Gaiman
Çevirmeni: Zeynep Heyzen Ateş
Yayınevi: İthaki
Türkiye Yayın Tarihi: 1 Kasım 2013
Sayfa Sayısı: 177
Piyasa Fiyatı: 14.00 TL
Goodreads: 4.01


 
ARKA KAPAK:

Bir kelebeğin kanatları kadar narin ve hüzünlü.

Karanlıktaki bir bıçak kadar tehditkâr ve korku verici.
 
Neil Gaiman, sarsıcı eseri Yolun Sonundaki Okyanus'ta, insanı insan yapan tüm duyguları ortaya çıkarmakla kalmayıp, okurlarını onları çevreleyen karanlıklardan korunmaları için geçmişin sığınağına davet ediyor.

Hikâye, kahramanımızın çocukluğuna dönmesi ve evinin yanındaki gölün aslında bir okyanus olduğunu iddia eden Lettie Hempstock'a dair anılarının canlanmasıyla başlıyor. Bu andan sonra; küçük bir çocuğun fazlasıyla ürkütücü, garip ve tehlikelerle dolu geçmişine doğru bir kapı açılıyor.

Artık, yolun sonunda neyle karşılaşacağını kahramanımız da bilmiyor…


BENİM YORUMUM:

 
     Bana Yolun Sonundaki Okyanus'u okutmak için mümkün olduğunu düşünmediğim kadar çok konuşan, sonra da nefes aldığı kısa ve nadir aralarda araya girip itiraz etme çabalarımı görmezden gelerek kitabı elime tutuşturan ve kaçan Buse'ye şükürler olsun. Kitap çok güzeldi.
 
     Baş karakterimizin, bir cenaze sonrasında nereden geldiği belirsiz bir içgüdüyle, çocukluğunda yaşadığı eve dönmesi ve geçmişi hatırlamasıyla başlıyor hikaye. Çocukluğuna dair anıları pek canlı değil, çok şey hatırlamıyor fakat önce eskiden kendi yaşadığı evi, sonra çocukluk arkadaşı Lettie Hempstock'ın evini gördükten ve en sonunda yolun sonundaki göle/okyanusa baktıktan sonra anıları hayat buluyor, karakterimiz çocukluğuna dönüp her şeyi ayrıntılarıyla hatırlamaya başlıyor.

28 Mayıs 2014 Çarşamba

"Zümrüt Yeşil - Kerstin Gier" Kitap Yorumu


KİTAP KÜNYESİ:
 
Kitap Adı: Zümrüt Yeşil
Özgün Adı: Smaragdgrün
Seri: Aşk Tüm Zamanların İçinden Geçer #3
Yazarı: Kerstin Gier
Çevirmeni: Firuzan Gürbüz
Yayınevi: Pegasus
Türkiye Yayın Tarihi: 2013
Sayfa Sayısı: 464
Piyasa Fiyatı: 28.00 TL
Goodreads: 4.26



ARKA KAPAK:


İçinde aşkın tüm renklerini bulduğunuz unutulmaz serinin son kitabı...

Bir kadın kalbi kırıldığında ne yapar?
En iyi arkadaşını arar, çikolata yer, belki haftalarca aşk acısı çeker.
Ancak zaman yolcusu Gwendolyn Shepherd, elinde olmayan nedenlerden dolayı enerjisini başka şeylere harcamak zorundadır. Örneğin hayatta kalmak...

Çünkü geçmişte yaşayan Saint Germain Kontu'nun yaptıkları, geleceği tehlikeli bir şekilde etkilemeye başlamıştır.
Gwendolyn ve Gideon aşk acısına rağmen ipucu bulmak için 17. yüzyıldaki büyüleyici bir baloda menuet dansı yapmakla kalmayacak, kendilerini unutulmaz bir maceranın da içinde bulacaklardır...

"Gizem, gerilim, bilimkurgu, romantizm ve maceranın doyurucu bir karışımı. Okuyucular tüm seriyi bir solukta bitirecek..."
-Augsburger Allgemeine-


BENİM YORUMUM:


     Yakut Kırmızı yorumum için buraya, Safir Mavi yorumum için buraya tık tık edebilirsiniz. Zümrüt Yeşil yorumum içinse okumaya devam edin çünkü başlıktan da açıkça anlaşıldığı üzere bu yorum onunla ilgili.

     Çoğu kişinin bir çırpıda okuduğu seriyle ben Ocak'tan beri boğuşuyorum. Ve ne yazık ki seriyi o kadar da beğendiğimi söyleyemem. Çok eğlenceli ve sürükleyici, orası kesin. Yaratıcı da. Ama abartıldığı kadar değil cidden. Henüz başlamadıysanız, kitapları okurken dolduruşa gelip çok şey bekleme hatasına düşmeyin sakın. Büyük bir aksiyon veya savaş falan beklemeyin. Yok öyle bir şey. Dövüş sahneleri bile acınası durumda. Bu seriyi alınabilir ve okunabilir kılan şeylerin arasında aksiyon yok.

26 Mayıs 2014 Pazartesi

"İlk Aşk - John Green" Kitap Tanıtımı



V. Katherine erkeklerin iğrenç olduğunu düşünüyordu...
X. Katherine sadece arkadaş olmak istedi
XVIII. Katherine onu bir e-postayla terk etti
K-19 kalbini kırdı

Konu ilişkiler oldu mu, Colin Singleton’ın tipi Katherine isimli kızlar… Ve konu Katherine isimli kızlar oldu mu, Colin her seferinde terk ediliyor. Tam sayı vermek gerekirse, on dokuz kere.

 Bir yol macerasına atılan, evden kilometrelerce uzaktaki bu anagram âşığı, hali harap, üstün zekâlı gencin cebinde on bin dolar, peşinde kana susamış bir yaban domuzu ve hemen yanında televizyon bağımlısı, şişman dostu vardır… Ama bir tane bile Katherine yoktur.

 Yarattığı formülle tüm romantik ilişkilerin geleceğini hesaplamayı uman Colin, Katherine Öngörülebilirliği Teoremi’ni ispatlamak için debelenmekte, tüm Terk Edilenler’in öcünü almanın ve sonunda kızı kapmanın peşindedir.

 Aşk, dostluk ve ölü bir Avusturya-Macaristan arşidükü, insanın kendisini yeniden keşfetmesini konu alan bu çok katmanlı romana şaşırtıcı bir son ve sıcacık bir yön katıyor.

***

     John'un ülkemizde çıkan Alaska'nın Peşinde, Aynı Yıldızın Altında ve Kâğıttan Kentler kitaplarından sonra, çıkmasını beklediğim iki kitabı daha vardı: An Abundance of Katherines ve Will Grayson, Will Grayson.
 
     Pegasus'un biraz geç gördüğüm açıklamasına göre de An Abundance of Katherines, İlk Aşk olarak çevrilmiş, dağıtım tarihi de 27 Mayıs, yanii... YARIN!!! Ama okunmamış yığınla kitabım bitmeden yeni kitap almaya kalkarsam annemle yüzleşmem gerekir ve onunla yüzleşmek istemiyorum yani İlk Aşk'a kavuşmam zaman alacak.
 








 
NOT: Pegasus'un Facebook'taki açıklamasının altında "Bari bu kitap mutlu sonla bitsin" diye pek çok yorum vardı. Savunmalarımı bunları söyleyenlerin üstüne püskürtmek istiyorum. Sonunda aşık çiftin evlenip sonsuza kadar mutlu yaşamaması kitabın üzücü bittiği anlamına gelmez. Dikkatli bakarsanız John'un kitapları genelde kötü bitmiş gibidir ama aslında mutlu bitmiştir. "Son" kavramınız yanlış. "Son", genelde sonda olur ve John'un hiçbir kitabında karakterler "son"da ölmedi veya asıl üzücü olaylar "son"da yaşanmadı yani sonu üzücü falan değildi. Teşekkürler.