27 Ocak 2014 Pazartesi

"Yakut Kırmızı - Kerstin Gier" Kitap Yorumu


 KİTAP KÜNYESİ:
 
Kitap Adı: Yakut Kırmızı
Özgün Adı: Rubinrot
Seri: Aşk Tüm Zamanların İçinden Geçer #1
Yazarı: Kerstin Gier
Çevirmeni: Firuzan Gürbüz
Yayınevi: Pegasus
Türkiye Yayın Tarihi: Şubat 2012
Sayfa Sayısı: 352
Piyasa Fiyatı: 25.00 TL
Goodreads: 4.14
 



ARKA KAPAK:
 
İçinde aşkın tüm renklerini bulacağınız, macera dolu, unutulmaz bir seri...

Geçmişin gölgesinde kalmış bir aşk. Fantastik bir dünyada hayat bulan, muhteşem bir zaman yolculuğu. Gizem, heyecan, romantizmin olağanüstü karışımı

Bazen sırlarla dolu bir ailede yaşamak gerçekten de zordur.
En azından on altı yaşındaki Gwendolyn bundan kesinlikle emindir. Ta ki günün birinde kendini 18. yüzyıl Londra'sında bulana dek.İşte o zaman ailesinin en büyük sırrını öğrenir: Zaman yolculuğu! Ancak bu yolculuklarda genç kızın hislerine yer yoktur. Çünkü aşk, durumu daha da karmaşık hale getirmekten başka bir işe yaramaz!



 BENİM YORUMUM:
 
     ÖNCELİKLE: Bir hafta önce, blog'a neden bu kadar az girdiğimle ilgili daha sonra açıklama yapma sözü vermiştim. Fakat daha sonra blog yazılarına her nedense bir türlü resim ekleyememe gibi bir sorun çıktı, ben de resimsiz yazı yayınlamak istemedim. Sonra kardeşim tabletten girince resim ekleyebildiğimi, yani sorunun bilgisayarda olduğunu keşfetti ve onun sayesinde şu an bu yorumu resimler eklenmiş bir şekilde, gönül rahatlığıyla yapabiliyorum. Uzun süredir blog'a bu kadar nadir girmemin bu gibi açıklamalarının hepsini buraya yazabilirim ama bu kadar şeyin üst üste gelmesi size imkansız gibi gelecektir ve bana inanmayabilirsiniz. O yüzden direkt yoruma atlıyorum *-*.

***

     Aşk Tüm Zamanların İçinden Geçer serisine uzun süredir başlamak istiyordum ve yılbaşı hediyesi olarak gelen Yakut Kırmızı'yı da gerçekten çok çok az okuma çabalarıma rağmen bir buçuk günde bitirdim. O bayıldığım, su gibi akıcı, size "Ben bu kadar sayfayı ne ara okudum?" dedirten kitaplardandı.

     Kitabımız zaman yolculuğu üzerine kurulu. Zaman yolculuğu genetik olarak aktarılıyor ve erkeklerden yedi, kadınlardan altı kişi olmak üzere toplam on üç zaman yolcusu var (Erkeklerin bir kişi fazla olmasının sebebi bir nesilde bir zaman yolcusu olması gerekirken bir keresinde bu genin tek yumurta ikizi olan iki kişide birden ortaya çıkması). Her zaman yolcusu bir taş adı alıyor. Erkeklerde Kehribar, Akik, Zümrüt, Karneol (x2), Kara Turmalin ve Elmas; kadınlarda Opal, Akuamarin, Sitrin, Yeşim, Safir ve Yakut var. Bu isimleri tabii ki ezberlemedim. Kitaptan bakarak yazıyorum. Oraya geleceğiz.

     Kitabın kadın karakteri Gwendolyn Yakut'u, erkek karakteri Gideon ise Elmas'ı temsil ediyor. Gwendolyn'in zaman yolcusu olduğu anlaşılması, ardından Gideon'la tanışması, birbirlerine sürekli sataşmaları ve sonradan "En büyük aşklar nefretle başlar" sürecine girilmesi gibi şeylerin tam ayrıntısına girmeyeceğim çünkü spoiler sayılabilir.

     Kitapta çok çok az olay oldu. Artık yazar yavaş mı anlatmış ne yapmış ben de anlamadım çünkü kitap o kadar akıcı ki siz farkına bile varmadan bitiyor. O yüzden o üç yüz elli sayfanın neden bu kadar tuhaf bir şekilde az geldiğini anlayabilmiş değilim. Size olaydan bahsedemiyorum çünkü birazcık bahsetsem kitabın yarısını öğrenmiş olursunuz. Ama bunun nasıl olduğundan tam olarak emin değilim.

     Kitap tam gelişme bölümünde bırakılmış. Bu da iyice eksik sayfası olduğunu düşünmenize yol açıyor. Yazarın tüm bunları nasıl becerdiğini bilmiyorum ama bizi böyle çıldırtan kitapları çok sevmiyor muyuz zaten?

     Şimdi biraz da kitabın tasarımından bahsedelim. Ciltli olmasına, kitaba vurunca çıkan tak tak sesine, kapağın istesek de buruşmamasına ve kendiliğinden ayraçlı oluşuna bayıldım. Kapağı da muhteşem ve her bölümün başında zaman yolcularının soy ağaçları, zaman yolculuğuyla ilgili notlar ve alıntılar gibi şeyler olması süper. Kısacası bu edisyona vuruldum.

     Konudan konuya geçiş konusunda oldukça başarısız olduğumu bir kez daha hissettiren bir şekilde Yakut Kırmızı'nın filmiyle ilgili kısa bir paragrafa geçiyorum şimdi de. Filmini izledim ve bazı sahnelere bayılsam da genel olarak hayal kırıklığıydı. Kitaptan çok çok farklıydı. Ayrıca yanılmıyorsam ikinci kitaptan spoiler yedim. Her şeyi filme çekmeyi bıraksalar da bazı kitaplar kitap olmakla yetinse keşke.

     Evet. Bu kadar sanırım. Tatmin oldum ben.

     Alıntılar'a geçebiliriz.
 
ALINTILAR:


Leslie aslında "öpüşme" adında bir ders konması taraftarıydı. Örneğin din dersinin yerine olabilirdi, ona nasılsa kimsenin ihtiyacı yoktu.

(sf. 110)

 
Başımı salladım. Okul üniformaları, madamın dediği gibi, gerçekten de en iğrenç giysiydi, hangi yüzyılda olursa olsun.

(sf. 170)


 
"Ömrünün yarısını Charlotte gibi zaman yolcusu olmak üzere hazırlanmakla geçirmişsen, o zaman ne erkek ne de kız arkadaşın olmuştur ve ortalama kızlarla ilgili düşüncelerin okul avlusunda tek başına dururken edindiğin gözlemlere dayalı demektir. Peki bana yatılı okuldaki arkadaşlarının hobilerini, yani Latince, Gavot dansı ve at arabası sürmeyi harika bulduklarını mı anlatacaksın?"
Gideon hakarete uğradığını düşünüyor gibi görünmüyordu, aksine eğleniyormuş gibiydi. "Keman çalmayı unuttun."
(Gwen ve Gideon, sf. 254)

 
"...Krallar ve prensler simyacı olduklarını iddia eden kişilere çok meraklıymış çünkü altın en büyük tutkularıymış. Gerçi altın üretme denemelerinde başka şeylerin yanı sıra porselen de ortaya çıkabiliyormuş ama çoğunlukla ortaya hiçbir şey çıkmadığından, simyacılar kafir ve yalancı ilan edilerek hapse atılıyor ya da kafaları kesiliyormuş."
"Kendi suçları," dedim. "Kimya derslerinde daha dikkatli olsalarmış."
(Leslie ve Gwen, sf. 283-284)
 


PUANLAMA:

4,5 Taç: Bence gayet güzeldi. Beğendim ben. / Aşık oldum. İnanılmazdı.


Filmde gösterildiği gibi basit bir genç kız kitabı değil kesinlikle. Okuması eğlenceli, acayip akıcı ve güzel bir kitap. Yarım puanı hiçbir yerden kırmadım. Tam olarak mükemmel olmadığını düşünüyorum sadece. Yoksa güzel kitaptı. Önerilir.