Bugün Buse'yle ve Düşlem'le Aynı Yıldızın Altında'ya gittik ve çıkışta kitapçıya saldırdık. Ben de bunlarla ilgili bir yazı yazayım dedim ve sonra aklıma duyurmak istediğim bir şey daha olduğu geldi. Ben de ayrı ayrı yazmaya üşendiğim bu üç konuyu bir yazıda birleştirdim.
***
Kısım 1: Aynı Yıldızın Altında
Kitabını çok sevmiştim. Film de iyiydi ama kitap daha iyi. Çok. Daha. İyi.
Filmin olabilecek en iyi seviyede olduğunu düşünüyorum ama kitapla kıyaslanınca bu bile yeterli gelmedi. Aynı Yıldızın Altında'nın, filme uyarlanacak türden bir kitap olduğunu düşünmüyorum. Çünkü Aynı Yıldızın Altında'yı Aynı Yıldızın Altında yapan en önemli şeyler arasında John'un dili ve yazım tarzı var. Aşk filmi gibi olmuş, ona üzülüyorum. Kitabı da aşkla ilgiliymiş gibi gösteriyor. Halbuki bundan çok daha fazlası. Sürekli şunu duyuyorum: "Kız şeyi değil mi bu ya?" Hayır, hayır kız şeyi değil. Film yüzünden kitabı, hiç okumadan "kız şeyi" diye geçiştirecek geri zekalıların artmasından korkuyorum. KIZ ŞEYİ FALAN DEĞİL. KIZ ŞEYİ DİYE BİR ŞEY YOK BİLE. KESİN ŞUNU.
Fakat kitapla kıyaslamazsak kötü olduğunu düşünmüyorum. İlk yarı komik, ikinci yarı hüzünlüydü. İkinci yarıyı daha çok sevdim çünkü duygular daha iyi yansıtılmıştı. Shailene Woodley ve Ansel Elgort harika iş çıkardılar. Size Ansel'in harika Augustus olacağını söylemiştim.












.jpg)


