25 Temmuz 2013 Perşembe

"Kayıp Ruhlar Şehri - Cassandra Clare" Kitap Yorumu

 

 KİTAP KÜNYESİ:


Kitap Adı: Kayıp Ruhlar Şehri
Özgün Adı: City of Lost Souls
Seri: Ölümcül Oyuncaklar #5
Yazarı: Cassandra Clare
Çevirmeni: Uğur Mehter
Yayınevi: Artemis
Türkiye Yayın Tarihi: Ekim 2012
Sayfa Sayısı: 610
Piyasa Fiyatı: 25.00 TL
Goodreads: 4,32




ARKA KAPAK:





New York Times çoksatarı "Ölümcül Oyuncaklar" serisi devam ediyor.

Tabii Jace, Clary ve Simon'ın başındaki tehlikeler de...

Jace'le Clary yeniden karşılaştığında, Clary korkunç gerçekle yüzleşti. İblis Lilith'in büyüsü altındaki Jace, kötülüğün hizmetkarı olmuştu.

Gölge Avcıları şimdi ne yapacaktı?

Kaybedilen geri istenebilir miydi?

Aşk için ödenecek bedel, ne olabilirdi?

Günah ve kurtuluş işbirliği yaptığında, kime güvenmek gerekirdi?


BENİM YORUMUM:



     Ölümcül Oyuncaklar serisinin ilk üç kitabını SÖ (Sebestian'dan Önce), gerisini de SS (Sebestian'dan Sonra) olarak düşünürsek 4. kitap yeni bir devire yapılan giriş gibiydi. O yüzden de aksiyonu bence düşüktü. Kayıp Ruhlar Şehri'nde sonunda eski aksiyon geri geldi ama içimden bir ses City of Heavenly Fire hepsini geride bırakacak diyor (Aslında 5. kitabın sonundan anladı bunu, içindeki sesten değil ama böylesi daha havalı duruyor).

     Jonathan Christoper Morgenstern, nam-ı diğer Sebastian, Düşmüş Melekler Şehri'nin sonunda İblis Lilith'in saçma ayininde uyanmış -dirilmiş- ve Jace'i kendisine bağlayıp kaçmıştı. Bu kitapta şu bağlanma şeysi, "biri kesilirse diğerinin kanaması" olarak tanımlandı. Önceki kitaplarda iyi taraftan birisi ölümden dönünce, ki bu Jace oluyor, kötü taraftan da birisinin, yani Sebastian'ın da geri gelme şansı olmuştu. Şimdi de biri ölürse yanında öbürünü de götürür. Yani Sebastian'ı öldürüken Jace'i öldürmeyecek bir silah bulmak zorundalar. Bundan Merkez'e de bahsedemezler çünkü o yozlaşmış pislikler hiç durup çözüm yolu düşünmeden Jace'imi gördükleri yerde vururlar.

     Peki Seb'in neden ölmesi gerekiyor? Bir düşünelim... Valentine'ın oğlu, Max'in ve Hodge'un katili, tam olarak babasının yolundan gitmese de Merkez'i yok etmek için iblislerle işbirliği yapıyor, damarlarında iblis kanı dolaşıyor, Jace'i ve Clary'yi kötüler kulübüne dahil etmek ve bir tür şeytani üçlü yaratmak derdinde falan filan. Böyle önemsiz şeyler.

     Peki Gölge Avcıları'nın neslini kurutup yeni bir şeytani ırk yaratma planından daha önemli olan asıl mesele ne mi? JACE KENDİSİ DEĞİL. O sarışın, kaslı, yakışıklı Jace'imizi aptal bir mühürle kendi kölesi yaptı hayvan. Bana göre Jace, Gölge Avcıları'nın soyunun tükenmesi tehditine bin basar -_-.

     Aklıma gelmişken, uzun süredir yorumladığım kitapların tanıtım videolarını eklemiyorum nedense. Ama tesadüfen Kayıp Ruhlar Şehri'nin feci havalı fragmanına rastladım ve bence siz de izlemelisiniz. Buraya tıklayarak izleyebileceğiniz fragmanda her ne kadar kötü karakter olduğu için nefret etmemiz gerekse de Sebastian'ın nefret edilmesi zor derecede süper biri olduğu açıkça görülüyor. Kitap boyunca beyaz saçlı Seb'e kafamda nasıl bir görünüm vereceğimi düşünmüştüm, videodaki çocuk iyi oturdu bence. Sadece biraz daha kaslı, çok bir şey istemiyorum, biraz daha kas ^^

BU KISIM SPOİLER İÇERİR!

KİTAPTA;

En çok yumruklamak istediğim karakterler on üç yaşında bir vampir olarak kendini bir şey sandığı için Maureen, Camille'in teklifini ciddi ciddi düşündüğü için Alec, teklifi yaptığı için Camille, haklı da olsa Alec'e aşırı tepki verdiği için Magnus, Jordan'ı en son ana kadar yedekte beklettiği için Maia ve işi gücü iblisler olduğu için Sebastian.

En çok sımsıkı sarılmak istediğim karakterler çoğu kitaptaki kadın karakterlerin aksine düşündüklerini ve istediklerini anlayabildiğim için Clary, arkadaşının mutluluğu pahasına hayatını tekrar tekrar tehlikeye attığı için Simon, çok yakışıklı oldukları için (evet, sırf bu yüzden) Jace ve Sebastian.

En çok acıdığım karakterler Simon'a olan hisleri için Isabelle, kendi annesi tarafından canavar olarak tanımlandığı için Simon, Maia ona haksız yere çok sert davrandığı için Jordan ve Clary tarafından reddedildiği için Sebastian.

Üç listeye birden girdiği için Sebi'yi (evet, ona bu adı taktım) tebrik ediyoruz ve devam ediyoruz.

SPOİLER BİTTİ.

     Son olarak, söylemeden geçemem, Cassie'nin kitaplarında tek bir sorunun üstünde durulsa bile bunu hemen çözmek yerine uzun süreli ve herkesi etkileyen bir sorun yapması ve her karakterin yaşamlarını azar azar da olsa göstermesi çok hoşuma gidiyor. Ilsa J. Bick'in Gölgeler kitabından beri Ölümcül Oyuncaklar hariç bu şekilde başka kitap okumamıştım ama bence ara sıra böyle kitapları okumak da güzel oluyor. Aynı anda bir sürü olay yaşanıyor ve bir yerdeki olay başka karakterleri de etkiliyor. Hele Gölgeler'de bir karakterin bulduğu ipucu öbürünün bulduğuyla eşleşiyor ama onlar bunu bilmiyorlar ya, bir de içindeymiş gibi hissettiren kitaplarda olunca o kimsenin bilmediği  bir şeyi biliyormuşsun hissi çok güzel :D.




ALINTILAR:



"Bir fedaiye ihtiyacım var."
Simon ona bakakaldı. "Bodyguard filmini seyrettin mi sen? Sana aşık olup da seni kaslı kollarımla kucağımda taşımaya falan niyetim yok."
(Raphael ve Simon, sf. 139)
"Aşkın ahlakı yoktur," dedi Clary. "Aşk aşktır."
(sf. 161)


"Yani benimle olduğun sürenin yüzde doksan beşi boyunca terbiyesiz şeylerle karşılaşmak zorunda kalıyorsun."
Clary başını arkaya atıp ona baktı. "Yüzde doksan beş mi? Geri kalan yüzde beşlik dilimde ne oluyor?"
"Aman bilirsin işte, sıradan şeyler... Öldürmem gereken iblisler, öğrenmem gereken
mühürler, son zamanlarda canımı sıkan insanlar, uzun zaman önce canımı sıkan insanlar, ördekler."
(Jace ve Clary, sf. 225)
"Cenneti harekete geçiremezsem cehennemi diriltirim."
(sf. 522)

 

PUANLAMA:



 5 Taç: TEK KELİMEYLE HARİKA! Okumazsan çoook şey kaybedersin!


Ölümcül Oyuncaklar manyağı ve seriyle ilgili çok fazla bilgim olmadığı zamanlarda sırf film fragmanını beğendim diye 5 kitabı aynı anda sepete atan biri olarak (evet, arada yaparım öyle şeyler) aldığım her kitaplarının başlığını kolayca silinen uyduruk bir maddeyle yazıp bebeğim gibi baktığım kitaplarımın mahvolmasını sağlayan Artemis'e selamlarımı iletiyor ve paranormal kitap severlerine öneriyorum.