13 Temmuz 2013 Cumartesi

"Beni Bırakma - Tahereh Mafi" Kitap Tanıtımı + Alıntılar

Bana Dokunma, buradan ulaşabileceğiniz üzere acemi zamanlarımda yorumladığım, kurgusu ve anlatımıyla diğer kitaplardan çok çok farklı olduğu için hoşuma giden bir distopya. Artık unutmaya başlamıştım ki sonunda ikincisi Unravel Me, ülkemizdeki adıyla Beni Bırakma, çoğu sitede ön siparişe çıktı! Okunacaklar listem büyüyor, büyüyor. Sakinim, sakinim. Derin derin nefesler al, derin derin. Sakin...
 


Kitap Adı: Beni Bırakma
Özgün Adı: Unravel Me
Seri: Shatter Me #2
Yazarı: Tahereh Mafi
Çevirmeni: Deniz Başkaya
Yayınevi: DEX
Türkiye Yayın Tarihi: Temmuz 2013
Sayfa Sayısı: 424
Piyasa Fiyatı: 22.00 TL
Goodreads: 4,36



Geriye sayım başladı, çok az zamanın kaldı.
 

Tik tak tik tak
Savaş.
Başlamak.
Üzere.

Juliette, sonunda Omega Noktasına ulaştı. Onu seven ve özel yetenekleri olan insanların yasadığı, yeraltı direnişinin merkezine.

Yeniden Kuruluştan ve silah olarak kullanılmanın verdiği acıdan kaçmayı başarmıştı. Artık Adamı sevmekte özgürdü. Ama ölümcül dokunuştan asla kurtulamayacaktı; düşündüğünden de çok onu isteyen Warner'dan da.

Bana Dokunma ile başlayan nefes kesici serinin bu bölümünde, Juliette yaşamını değiştirecek kararı vermek zorunda. Asıl istediği ile olması gereken arasında bir seçim yapmalı ve sonucun tüm yaşamını değiştireceğini unutmamalı.

Kalbi ve Adam'ın yaşamı arasında korkunç bir seçim Juliette'i bekliyor.
Sizin için Goodreads'ten birkaç güzel alıntıyı seçip çevirdim. Çevirimin yanlış olmadığına güveniyorum (bazı yerler hariç tabii) ama kitapta kelimesi kelimesine aynı çevirmezler, zaten daha okumadım da. Yani Türkçe edisyondakiyle tam olarak eşleşmezler.

“Kitaplar kolayca yok edilebilirler. Ama sözcükler hatırlandıkları sürece yaşarlar.”


“İşte feci huysuz adam.”
“Ben huysuz değilim—”
“Evet, ahbap.” Kenji mutfak malzemelerini koydu. “Huysuzsun. Her zaman ‘Kapa çeneni, Kenji.’ ‘Git uyu, Kenji.’ ‘Kimse seni çıplak görmek istemiyor, Kenji.’ Bildiğim bir gerçek varsa o da beni çıplak görmek isteyecek binlerce insan olduğudur—”
 


“Lütfen—lütfen kalk—ve sesini alçalt—”
“Hayatta olmaz.”
“Neden?” Artık yalvarıyordum.
“Çünkü sesimi alçaltırsam, kendimi konuşurken duyamam. Ve bu,” dedi, “en sevdiğim bölüm.”


“Yalnızlık garip bir şeydir.
Size doğru sürünür, sessiz ve hareketsiz, karanlıkta yanınıza oturur, uyurken saçınızı okşar. Kemiklerinizin etrafına sarınır, sizi o kadar sıkar ki neredeyse nefes alamazsınız. Kalbinizde yalanları bırakır, geceleri yanınızda olan yalanları, her köşede ışığı süzer. Sürekli eşlik eder, sırf ayakta durmak için çabaladığınızda sizi aşağı çekmek için elinizi sıkar.
Bir sabah uyanır ve kim olduğunuzu merak edersiniz. Geceleri uyumakta zorlanırsınız ve derinizin içinde titrersiniz. Güvenemezsiniz güvenemezsiniz güvenemezsiniz.
güveniyor muyum
güvenmiyor muyum
güvenmeli miyim
neden güvenmeyeyim ki
Ve bırakmaya hazır olduğunuzda bile. Kurtulmaya hazır olduğunuzda. Yeniye hazır olduğunuzda. Yalnızlık aynada arkanızda duran, gözleriniz içine bakan, hayatınızı onsuz yaşamanız için meydan okuyan eski bir arkadaştır. Kendinizle savaşmak için, yeterli olmadığınızı asla yeterli olmadığınızı asla yeterli olmadığınızı bağıran sözcüklerle savaşmak için kelimeleri bulamazsınız.
Yalnızlık acıdır, sefil bir eşlikçidir.
Bazen gitmenize izin vermez.”


“Bu gezegen doğru kurulmamış kırık bir kemik, birbirine yapıştırılmış yüz parça kristal. Biz parçalandık ve yeniden kurulduk, olması gerektiği gibi işliyormuşuz gibi rol yapmak için her gün çaba göstermem söylendi. Ama bu bir yalan, hepsi bir yalan.”





İkinci kitabı uzun süredir beklediğim için en geç bir haftaya alıp okumuş olurum diye düşünüyorum. Ve, son olarak...