18 Temmuz 2014 Cuma

"Saraydan Hikayeler: Prens ve Muhafız - Kiera Cass" Kitap Yorumu | Dex Şöleni

 
KİTAP KÜNYESİ:
 
Kitap Adı: Saraydan Hikayeler: Prens ve Muhafız
Özgün Adı: The Selection Stories: The Prince & The Guard
Seri: The Selection #0.5&2.5
Yazarı: Kiera Cass
Çevirmeni: Derya İmer Aydınlık
Yayınevi: DEX
Türkiye Yayın Tarihi: Mayıs 2014
Sayfa Sayısı: 196
Piyasa Fiyatı: 15.00 TL
Goodreads:
 4.16

 
ARKA KAPAK:
 
New York Times Çoksatanlar listesinde uzun süre 1 numarada kalan Beni Seç ve Elit'in ardından, okurları için Kiera Cass'tan muhteşem bir hediye: America'nın aşkı için savaşan Prens
Maxon ve Muhafız Aspen'in bakış açılarından yazılmış, kalplerinin sesini duyuran iki novella.

Bu iki novellanın dışında kitabın küçük sürprizleri de var: müzik listeleri, yazarla söyleşi, karakterlerin geçmişleri ve dahası serinin hayranlarını bekliyor. Seçimden önce Maxon'ın kalbinde biri var mıydı? Seçimin ilk günlerinde neler yaşadı? Bir Altı olarak doğan Aspen saraya girince neler hissetti? America'nın Aspen hakkında bilmedikleri nelerdi?
 
 
BENİM YORUMUM:
 
     Beni Seç üçlemesini duymuşsunuzdur sanırım. Son kitabı geçenlerde çıktı, ondan hemen önce de bu. Saraydan Hikayeler, serideki iki ara kitabın birleşimi. Ara kitapların birleşimi olarak çıkan pek çok kitap var şu sıralar. Cam Şato ve Bana Dokunma serilerindekiler mesela. Onların da çevrilmesini bekliyorum. Çevrilmezlerse de İngilizce okurum, ya da denerken ölürüm.
 
    Seriye yabancı olanlar için konuyu hızlıca özetleyeyim. Distopik bir gelecekte, Amerika topraklarında Illéa adında, monarşiyle yönetilen yeni bir ülke kurulur ve bu ülkede, dönemin prensinin, kral olmadan önce kendine halktan bir eş seçmesi için Seçim adlı bir yarışma yapılmaktadır. Otuz beş kız, bir prens, bir taç. Dan dan dan.
 
     Ha bir de sınıf ayrımı var. Birler (kraliyet ailesi), İkiler, Üçler... Sekize kadar gidiyor. Herkes sınıfına göre bir meslek seçmek zorunda. Mesela Beş'seniz müzisyen, sanatçı, dansçı, tiyatro oyuncusu falan olmanız gerek. Bunlardan hiçbirine yeteneğiniz olmaması veya başka bir şey yapmak istemeniz bir seçenek değil. Beş olarak doğduysanız Beş mesleklerinden birini yapmak zorundasınız. İğrenç bir sistem yani.

     Kitaplar normalde America'nın gözünden anlatılıyor. Aslında Seçim'in bir parçası olmak istemediği halde aday olarak seçilen bir kız. Çünkü America'nın kalbinde zaten biri var: Aspen. Sonra işler saçmalaşıyor ve America, Prens Maxon'ı mı yoksa Aspen'i mi sevdiğini düşünürken bir anda bu Maxon'ın değil, America'nın seçimine dönüşüyor.
 
     Saraydan Hikayeler gereksiz bir kitaptı bence. Özellikle Maxon'ın gözünden olan kısım. Aspen'in gözünden olanlar daha güzel değildi ama daha az gereksizdi.
 
     Maxon'ın gözünden olan kısım birinci kitabın başını, Aspen'in gözünden olan kısım Elit'in ortalarından rastgele bir yeri kapsıyor. Maxon'ın gözünden anlatılanın da ikinci kitap olmasını tercih ederdim ben. Birinci kitabın Maxon'ın gözünden bakmamızı gerektiren gerçekten hiçbir yanı yok.
 
     Arka kapaktan yola çıkarak bir şeyleri açıklığa kavuşturan, mutlaka okumanız gereken bir kitap olduğunu düşünmeyin. Arka kapak abartılarak yazılmış, tahminimce ne yazacaklarını bilemedikleri için. Seçimden önce Maxon'ın kalbinde biri var mıydı? YOKTU. Varmış gibi yazmışlar, söyleyeyim dedim o yüzden. Küçük bir olay yaşandı o kadar. America'nın Aspen hakkında bilmedikleri nelerdi? Aspen America'dan çok büyük bir sır saklıyormuş gibi geliyor, değil mi? Öyle bir şey de yok. İstemiyorsanız okumak zorunda değilsiniz yani. Gerekli bir şey sayılmaz.
 
     Bu seriden, ikinci kitaptan sonra soğudum. Beni Seç'e dört buçuk, Elit'e iki puan verdim. Elit'in yorumunda aslında düşünmediğim şeyler yazmışım, America'yla Aspen'i seviyormuşum da Maxon'dan nefret ediyormuşum gibi duruyor. O yorumun tamamı saçmalık, ciddiye almayın. O sıradaki ergen ruh halimle alakalı. Aslında Maxon'a öyle derin bir nefret beslemiyorum mesela.
 
     İkinci kitaptan bu kadar nefret etmemi de ruh haline bağlamıştım aslında. Bu yüzden bir kez daha okumaya karar verdim ama üzerimde nasıl bir etki bıraktıysa artık, kitabı her elime aldığımda daha tek kelime okumadan sinirden köpürmeye başladım. Sonunda Saraydan Hikayeler bitince alıp bazı kısımlarını bir daha okudum ve verdiğim puanı sonuna kadar hak ettiğine karar verdim.
 
     Birinci kitaptaki romantik distopik hava ikinci kitapta yok. America'yı ilk kitapta sevmiştim, çok zeki bir kızdı. İkinci kitaptaysa yaptığı hiçbir harekette mantık yoktu, kız bir anda salaklaşmıştı. Kitabın asıl konusu olan Seçim'e değil, America'nın Maxon'la Aspen arasında gidip gelişine odaklanılmıştı. Aslında yazar o kitabı hiç yazmasa, seri iki kitaptan oluşsa daha iyi olurdu. Elit'i Beni Seç'ten daha çok beğenenleri görünce gerçekten anlam veremiyorum. Elit çok kötüydü bence. Sonsuza Dek'e yüksek puan vermeyi çok istiyorum.
 
     Neyse işte. Kitabın "İçindekiler" bölümü var başında. Oradan bakarak yazıyorum, kitabın bölümleri: Prens, Prensin Alternatif Sonu (neden böyle bir başlık yapıldığını bilmiyorum, Prens bölümünün devamıydı işte, farklı bir şey beklemeyin), Muhafız, Ve Dahası. Ve Dahası, tüm kitabın en az gereksiz bölümüydü ve bu çok üzücü bir gerçek, çünkü bu bölüm de gereksizdi.
 
     Ve Dahası'nın içindekileri söylüyorum. Serinin üç baş karakterinin aile ağaçları ve Illéa kurulduktan sonra bu ailelerin kendilerini hangi sınıfta bulduğu, bu sınıfların nesiller boyu nasıl değiştiği ve karakterlerin bunu nasıl karşıladığıyla ilgili açıklamalar. Bir altı olan Aspen'in ailesi ilk kuşakta üçmüş mesela. Tüm ailenin nasıl sonsuza kadar altı olmaya mahkum edildiğinin hikayesi güzeldi. Bu kısımlar çok hoşuma gitti. Aslında tek hoşuma giden bunlardı.
 
     Bir de seçilmiş kızların listesi var. Kast listesi ve hangi sınıftaki kişilerin hangi işleri yapmak zorunda olduğuyla ilgili genel bilgiler. Yazarla neden kitaba dahil edildiğini anlamadığım bir söyleşi. İlk iki kitap için hazırlanmış müzik listeleri. Bu kadar.
 
     Aslında bunu yorumlamak istemiyordum, Rüya Ateşi'ni yorumlayacaktım. Ama Dex Şöleni yeniden başlamış, Temmuz ayı boyunca devam edecekmiş. O yüzden şey ettim. Şu an Bir Sır Saklı İçimde'yi okuyorum (yirmi sayfa falan okuduktan sonra bıraktım ve Gölge Ateşi'ne devam ettim, demek istedi). Temmuz bitene kadar onu da yorumlamaya çalışırım.
 
 
ALINTILAR
 
..."Ayrıca bundan kimseye bahsetmemeniz de bittabi icap ediyor. Anlaşıldı mı?"
Başlarıyla onayladılar ve ben de ana merdivene yöneldim. Yürürken bir muhafızın fısıldadığını duydum, "Bittabi icap ne?"
(Maxon, sf. 49)
 
 
"Söylediğim için üzgünüm ama bence, bu iş yürümeyecek. Ah, şimdi gidebilirsiniz?" ...
Bir kız -Ashley sanırım- anında ağlamaya başladı ve ben de gerildim.
Yanındaki bir kız, "Saçımı boyadım diye mi?" dedi.
"Ha?"
Hannah, "Beş olduğum için, değil mi?" diye sordu.
"Öyle misin?"
Clarissa, koşarak yanıma geldi ve elimi tuttu. "Daha iyi olabilirim, yemin ederim ki!"
"Ne?"
(Maxon, sf. 64)
 
 
"Son birkaç gündür çok vardiya yaptığını fark ettik. Aç olabileceğini düşündük."
...
"Anlaşma şöyle: Birileri gelirse, yerde benimle güreştiniz ve yemem için zorladınız. Anlaşıldı mı?"
...
"Ee, güreşte yetenekli misiniz?" diye şaka yaptım. "Yani, hikayemizin akla yatkın olduğundan emin olmam lazım."
Lucy, kıkır kıkır gülerken ağzını kapattı. "Komik ama bu, eğitimimizin bir parçası değil."
Ağzım açık kaldı. "Ne? Bu, çok önemli bir şey. Temizlik, servis, çıplak elle dövüş."
Yerken kahkaha attılar.
"Ciddiyim. Görevli kim? Bir mektup yazacağım."
(Aspen, sf. 135-136)
 
PUANLAMA:
 
3 Taç: İyiydi ama okumasan da olur.
 
 
Daha düşük vermek istiyorum aslında ama kötü bir yanı yoktu. Gereksizdi sadece. Yorum boyunca en çok kullandığım sözcük "gereksiz" herhalde. Seriyi sevenler okusun derdim ama seriyi sevenler benim ne diyeceğimi beklemeyip okumuştur zaten. Okuyabilirsiniz de, kısa zaten. Höf bilmiyorum. Bu seriye bir daha ısınabilmek isterdim ama üçüncü kitap için ufacık bir heyecan bile hissetmiyorum. Daha önce hiç, bir kitap yüzünden serinin tamamından soğuduğum olmamıştı. Höf.