17 Aralık 2013 Salı

KİTAP TİRYAKİLERİ 3. BLOG TURU: Kayıp Mürekkep - Gazi Karasu || Kitap Yorumu


 
BENİM YORUMUM:
 
 
     Kitap Tiryakileri'nin bu turunda incelediği  Kayıp Mürekkep böyle çok çok kısa (112 sayfa), deneme-şiir kitabı tarzında bir kitap. Kitap tam olarak bir olayı anlatmadığı, genelde şiirden oluştuğu ve kısa olduğu için yorumu bu seferlik benden beklenmeyecek bir şekilde kısa keseceğim.
 
     Biliyorum, bu güne kadar hepiniz beni duygusuz, hödük ve sosyopat biri olarak tanıdınız. Ama artık gerçeği öğrenmenin vakti geldi... Benim... Benim bir kalbim var.
 


     İtiraf ediyorum ki aslında bazen nefret ettiğimi söylediğim chick-lit gibi tarzlarda okuyorum veya şiir falan sevebiliyorum. Aslında şiir sevmediğimi hiç söylemedim, ama sevdiğimi de söylemedim. Çünkü çok pis şiir seçerim. Bana şiir sevdirmek zordur ama sevdiğim sayılı şiirlere de fazlasıyla sahip çıkarım. Orhan Veli Kanık'ın Pırpırlı Şiir'i ve Charles Bukowski'nin Blubird'ü gibi...
 
     Kitapta, biraz yazarımız Gazi Karasu'nun hayatından kesitler, biraz ufak hikayeler, biraz nasıl adlandıracağımı bir türlü çözemediğim "şeyler" ve bol bol da şiirler vardı. Bazı şiirleri gerçekten beğendim ve o minik hikayelerden de sahiplendiklerim var. Ama açıkçası sayıları olduça az. Şiire ve şaire bu çağda ne kadar az değer verildiğinin farkındayım gerçekten, ama daha günümüze uygun yazsalar belki daha çok değer görürler?
 
     Kayıp Mürekkep'te haddinden fazla eski sözcük var ve bu bir kere okuma zevkini azaltıyor. Bir de bazı şeylere gereğinden fazla anlam yükleyip abarttıkça abartılmış. Sen normal bir şekilde yazarsın ve sonra bir anda böyle şiirsel bir mesaj verirsin, insan durup düşünür. Ama tüm kitap şiirsel olunca tek başına güzel olabilecek şeylerin suyu çıkıyor.
 
     Bir de kitapta çok az paragraf başı yapılmış, cümleler fazla devrik ve yazım yanlışları var. Paragraf başı yapmamak da şairsel bir şey falan mı bilmiyorum ama benim okurken daha çok sözcük varmış gibi görünüp canımı sıktı. Devrik cümleler tabii ki olabilir ama üst üste bu kadar fazla olmamalı bence. Bir de yazım yanlışları... Aslında yazım yanlışları çok göze batacak gibi değildi ama bende yazım ve noktalama hatalarını düzeltme manyaklığı var. Hatta buna tıpta "gramer bilgiçliği sendromu" diyorlarmış ^^. Hızlı yazarken karıştırılan sözcükleri falan değil de gerçek yazım yanlışları düzeltmeden duramıyorum. Kafayı yiyorum. Hatta yeri gelmişken bir de mesaj vereyim: "Bayağı" diye yazılıyor arkadaşlar, "baya" değil. Yemin ederim her yerde görüp de deliriyorum. Yayalım lütfen.
 
     Neyse. Yazarın ilk kitabı olduğu için böyle oldu sanırım. Bence yazar küçüklüğüne ve geçmişe fazla takılmış gibi ve bu esere gölge düşürüyor.
 
 
PUANLAMA:

 
2 Taç: Okunmayacak gibi değil. Ama zaman kaybı olur.
 
 
Aslında kitabı tam olarak bitiremedim bile. Dediğim gibi, kaldıramayacağım kadar fazla duygu yüklü ve abartılı. Yazarın acemiliğindendir muhtemelen. Umarım bir sonraki kitaplarında daha başarılı olur ve daha az, çok daha az anlamadığım sözcüklerden kullanır. Bir de yazım yanlışları, lütfen. Yazım yanlışları önemli.