10 Ekim 2013 Perşembe

"Beni Bırakma - Tahereh Mafi" Kitap Yorumu

 
 
KİTAP KÜNYESİ:


Kitap Adı: Beni Bırakma
Özgün Adı: Unravel Me
Seri: Shatter Me #2
Yazarı: Tahereh Mafi
Çevirmeni: Deniz Başkaya
Yayınevi: DEX
Türkiye Yayın Tarihi: Temmuz 2013
Sayfa Sayısı: 424
Piyasa Fiyatı: 22.00 TL
Goodreads: 4,36
 

 
 
ARKA KAPAK:


TİK TAK TİK TAK
SAVAŞ.
BAŞLAMAK.
ÜZERE.

Juliette, sonunda Omega Noktasına ulaştı. Onu seven ve
özel yetenekleri olan insanların yasadığı, yeraltı direnişinin merkezine.

Yeniden Kuruluştan ve silah olarak kullanılmanın verdiği acıdan kaçmayı başarmıştı. Artık Adam'ı sevmekte özgürdü. Ama ölümcül dokunuştan asla kurtulamayacaktı; düşündüğünden de çok onu isteyen Warner'dan da.

Bana Dokunma ile başlayan nefes kesici serinin bu bölümünde, Juliette yaşamını değiştirecek kararı vermek zorunda. Asıl istediği ile olması gereken arasında bir seçim yapmalı ve sonucun tüm yaşamını değiştireceğini unutmamalı.

Kalbi ve Adam'ın yaşamı arasında korkunç bir seçim Juliette'i bekliyor.


BENİM YORUMUM:



      Konusu çok ilgimi çektiği için alıp okuduğum ve pek bir şey yapamayan toy bir blogger olduğum zamanlarda yorumladığım Bana Dokunma'yı hatırlarsınız belki. Onun ikincisi oluyor Beni Bırakma. Ayrıca şu yazımda tanıtımını yapmış ve Goodreads'ten kaptığım birkaç alıntıyı kendimce çevirmiştim. Ayrıca "En geç bir haftaya alıp okumuş olurum" da demişim ama üç ay geçti yeni yorum yazıyorum tabii ki. Demek ki neymiş? Kitap yorumlarını geciktirip okurları rahatsız etmek şeytani bir zevk veriyormuş. Başka bloggerları da teşvik edin. Biraz işe yarayın.
 
      Kitaba geri dönecek olursak, ilk kitabı okuyanlar bilir, Juliette'in Yeniden Kuruluş'tan kaçıp bir yeraltı direniş merkezi olan Omega Noktası'na, "sözde" iyi tarafa katılmıştı. Hatta en sonunda bayağı bir "Ben güçlüyüm, savaşa hazırım, yenilmezim," havalarına girmişti hatırlarsanız.

     İşte aynı kız, ikinci kitapta bir tuğla kıramadı diye oturup saatlerce ağladı. Yemin ederim mal bu Juliette. Nefret ediyorum. Bir gün "Ben güçlüyüm," diyor, öbür gün karamsar hallere girip geçmişini düşünerek kendine acıyor. Bir gün "İnsanları öldürmek yanlış," derken öbür gün, hatta bekleyin, aynı gün birilerini öldürüyor. Demek istediğim, öldüremiyor. Kaç tane kişiyi öldürmeye çalıştı hep başarısız oldu gerizekalı. Öldürmeyi bile beceremeyen güçlü, acımasız, sert kadın karakterimiz Juilette. Kesinlikle dönek biri de değil kendisi! Adam'ı çok seviyor ama Warner'la işi pişirmekte sakınca yok? İnsanlara zarar vermek istemiyor ama insanlara zarar veriyor? Kötü biri değil ama kötü biri? Ha?
 
      Sonuç olarak Juliette ikiyüzlüsünden nefret ediyorum. Zaman ayırdığınız için teşekkür ederim.
 
      Ne diyorduk? Ha, öyle işte. Omega Nokta'sına gidiyor falan. Gerisini anlatmayı düşünmüyorum ama kitabın sonuyla ilgili beni mutlu eden bir spoiler vereceğim. Kitabı okumadıysanız bakmak istemeyebilirsiniz.
BAHSETTİĞİM SPOILER
Juliette malı sonunda Yeniden Kuruluş'a döndü ve bir Warner hayranı olarak buna çok sevindim. Warner'la Juliette'in birlikte olmasını istediğimden değil ama anlatım Juliette'in ağzından olduğundan Warner'a ne kadar yakın olursa ben de Warner'a o kadar yakın olurum. Ki Warner'a yakın olmayı cidden severim.
 
SPOILER'IN SONU

     Şimdi de kitabın kendisi hakkındaki karmaşık düşüncelerime gelelim. Sevmediğim bir karakterin ağzından okuma yapmanın beni dünyanın en mutlu insanı yaptığı söylenemez. Aslında konuyu ve yaratılan dünyayı seviyorum. Yapılan betimlemeler ve benzetmeler de çok hoş. Düşündüğü ama düşünmemesi gereken şeylerin üstünün çizilmesi hoşuma gidiyor. Ama yazım tarzını hiç sevmiyorum. Yazar olayı bize farklı bir dille aktarmak istemiş sanırım ama daha çok yazım yanlışları gibi duruyordu. Gerçekten rahatsız edici.

     Betimlemeleri falan sevdiğimi söylemiştim. Anlatım güzel, ama orijinal dilinde. Çünkü bu kadar farklı bir anlatım başka dillere çevrildikçe kendisi olmaktan çıkıyor ve orijinalliğini yitiriyor. Mümkünse İngilizce okuyun bence.

     Çeviriyi de beğenmedim. İlk kitaptaki çevirmen değişmiş ve yeni çevirmen sanki ilk kitabı okumamış gibi anlatıldığı zamanı değiştirmiş. Şimdiki zamanla anlatılan bir kitabın devam kitabını da şimdiki zamanla anlatırsın, geniş zamanla değil.
 
     Zaten dediğim gibi, anlatım Türkçe'ye çevrilince eski etkisini kaybediyor. İlk çevirmen bana göre bunu da iyi yansıtmıştı.


 
     Şekil A'da serinin ilk kitabı Bana Dokunma'yı ve hemen yanında da tamamen alakasız kapağıyla Beni Bırakma'yı görüyoruz. Bu ikisine fazla bakmayın, göz zevkiniz bozulabilir. Onun yerine en sonuncuya, yani Beni Bırakma'nın yabancı edisyonuna bakın. O kadar güzel ki. Üstelik Goodreads'i karıştırınca serinin diğer tüm kitap kapaklarının da birbiriyle uyumlu ve feci derecede güzel olduklarını keşfettim. Ayrıca bu serinin İngilizce okuyunca daha bir iyi olduğunu söylediğimde bana güvenin.

     Peki ben niye gittim İngilizce edisyonları her açıdan daha iyi olan bir seriyi Türkçe okudum? Çünkü bok vardı. Lanet olsun ben ve yeterince araştırma yapmadan kitap alma huyum. İngilizce edisyonu daha güzel olan bir kitabı daha Türkçe okursam kafamı balyozla yarın, üstümden kamyonla geçin ve son olarak kayalıklara fırlatın lütfen.




ALINTILAR:
 
 
"Dinle, bu adamda ne bulduğunu bilmiyorum ama onunla aynı yerde yaşamayı bir denemen gerek. Herif acayip aksi."
"Aksi değilim..."
"Öylesin birader." Kenji çatal kaşığı bir kenara bırakıyor. "Aksisin. Sürekli 'Kapa çeneni Kenji', 'Git yat Kenji', 'Kimse seni çıplak görmek istemiyor Kenji' gibi laflar ediyorsun. Oysa ben adım gibi biliyorum ki beni çıplak görmek isteyecek binlerce kişi var."
(Kenji ve Adam, sf. 40)

Asıl söylemeye çalıştığım şu ki siz kimsiniz ve kim oluyorsunuz da kimin öleceğine karar veriyorsunuz? Kim oluyorsunuz da kimin öldürüleceğine karar veriyorsunuz? Kim oluyorsunuz da hangi babayı ortadan kaldırıp hangi çocuğu yetim bırakmam gerektiğini, hangi annenin oğulsuz kalması gerektiğini, hangi oğlanın kız kardeşinden olması gerektiğini, hangi büyükannenin ömrünün geri kalanını torunu kendinden önce toprağa girdi diye her sabah ağlayarak geçireceğini söyleyebiliyorsunuz?
(Juliette, sf. 163)

 
Ben ikiyüzlünün tekiyim.
Kendime hep insanları öldürme niyetimin olmadığını söylesem de işime gelince cinayeti haklı gösteriyor, makul kılıyorum.
(Juliette, sf. 257)


"Nerene dokunacağımı bilmek istiyorum," diyor. "Sana nasıl dokunmam gerektiğini bilmek istiyorum. Seni ikna etmek istiyorum, bana özel bir gülümseme bulmaya."
(Warner, sf. 362)

 
"Gerçek," diyor, "bana neden yalanlar arasında yaşamayı tercih ettiğimi acıyla anımsatıyor."
(Warner, sf. 373)


PUANLAMA:

3 Taç: İyinin kötüsü, kötünün iyisi. Sen bilirsin ama okumazsan bir şey kaybetmezsin.
 


Ortalama bir kitap diyelim. İlk kitaptan aldığım zevki alamadım nedense -muhtemelen değişen çevirmen yüzünden. İngilizce okuyacağım bir de.