27 Ekim 2013 Pazar

"Kuralsız - Veronica Roth" Kitap Yorumu


 
KİTAP KÜNYESİ:


Kitap Adı: Kuralsız
Özgün Adı: Insurgent
Seri: Divergent #2
Yazarı: Veronica Roth
Çevirmeni: Uğur Mehter
Yayınevi: Artemis
Türkiye Yayın Tarihi: Ağustos 2013
Sayfa Sayısı: 516
Piyasa Fiyatı: 24,00 TL
Goodreads: 4,30





ARKA KAPAK:



TEK BİR SEÇİM
FEDAKARLIK GEREKTİRİR

TEK BİR FEDAKARLIK
KAYIP GETİRİR

TEK BİR KAYIP
SORUMLULUK HALİNE GELİR
 
TEK BİR SORUMLULUK
SAVAŞ DEMEKTİR

TEK BİR SEÇİM
SENİ YOK EDEBİLİR

Her seçimin bir sonucu vardır. Tris sevdiklerini -ve kendini- kurtarmak zorunda. Üzüntü, fedakarlık, kimlik, bağlılık, kurallar ve aşkla ilgili sorunlarla boğuşurken bu hiç de kolay olmayacak. Üstelik savaş başlıyor ve herkes tarafını seçmek durumunda. Ancak geri dönüşü olmayan bir yola giriyorsan, zafer getireceğini umduğun seçim, tüm hayatını altüst edebilir.



BENİM YORUMUM:
 

     Kuralsız, ilk kitabı Uyumsuz'dan (Yorumuma ulaşmak için üstüne tıklamanız yeterli) bile daha güzeldi. Yani hemen hemen.
 
     Çoğu serinin ilk kitabındaki karakterleri tanıma ve yavaş yavaş savaşı başlatma kısmına bayılırım. Uyumsuz'a da bayılmıştım. Ama Kuralsız distopyayı daha iyi hissettirmişti.
 
     Şimdi olabildiğince spoiler'sız, fakat ilk kitabın sonuna ve ikinci kitabın başlangıcına değineceğim bir yorum yapacağım. Bazı insanlar bir kitabı okumadan önce arka kapak yazısına bile bakamayacak kadar spoiler almaktan nefret ettikleri için söylüyorum: Siz de öyleyseniz bu kısımları atlayınız. (Kıymetimi bilin ne kadar da kibarım.)

     Şimdi. İlk kitabın rahatsız edici sonunda Bilgelik'in Cesurluk'la ittifak kurup Fedakarlara saldırması üzerine, Tris ve Tobias Dostluk topluluğundan yardım etmeye gidiyorlardı. Ben Dostluk deyince hemen yardım ederler sanmıştım ama hesaba katmadığım şey, yardım bekledikleri şeyin savaş olduğuydu. Peki Dostluk topluluğu savunma amaçlı da olsa savaşa girer mi? Hayır.

 
     Bu yüzden Dürüstlük topluluğundan yardım istiyorlar. Ama hayır, onlardan da hayır yok.

     Bu sefer Topluluksuzlarla hain-olmayan-Cesurlar birleşip, Bilgelik'e saldırıyorlar. Ama, ama, ama, ama, ama... Ama.

Hayır.
Hayır.
Hayır.

 
İşler çok daha karmaşık.

     Dopdolu ve bir sürü şeyin yaşandığı kitaplarda olayları sıraya koyamadığım için aklıma gelenleri madde madde sıralarım bazen (Bknz: Ölümcül Oyuncaklar serisi). Bakalım kitabı bitirdiğimde aklımın yerinde olan kısmıyla neler hatırlıyordum?

  • Kuralsız'da Tris ve Tobias'ın araları bozuluyor.
  • Birileri ölüyor. Ve birileri ölüyor. Ve birileri ölüyor. Ve yine ölüyor. Geriye hala karakter kalmasına şaşırıyorum.
  • Çitler ve Tobias'ın annesi ve Marcus ve Prior ve savaş ve... Hayııırrr!!!
  • Caleb, Caleb, Caleb... Caleb.
  • Kitap boyunca Tobias'ı boğazlamak istediğim doğrudur.
  • Yeni Uyumsuzlar, yeni simülasyonlar.
  • Ve bir şeyler daha.

     Kitap o kadar doluydu ki tamamını anlatmam mümkün değil ama hepsini de nefesimi tutarak okudum. Çok güzeldi. Son sayfada çığlık attım zaten. Çığlık atmak derken, çığlık atmaktan bahsediyorum. Annem korkup "Ne var?" diye sordu, "Kitap bitti" dedim ve yüzüme tükürüp gitti. Sonra peşinden gidip ona kitabın neden orada bırakılmaması gerektiğiyle ilgili bir konuşma yaptım. Buna neden bu kadar tepki verdi bilmiyorum. Bence gayet güzel bir konuşmaydı...

     Şimdi bu kadar ses getirmesine rağmen hala seriye başlamakta şüpheleri olan veya bir sebepten sürekli seriyi erteleyenlere nutuk çekme kısmına geçiyoruz.

     Uyumsuz'u okumadıysanız Kuralsız'ı neden bu kadar sevdiğimi anlamamanız normaldir. Uyumsuz serisi; inanılmaz geniş bir hayal gücüne sahip bir yazarın elinden çıkmış; hem eğlenceli, hem aksiyonlu, hem de farklı bir kitap. "-yor"la anlatılan kitaplardan rahatsız oluyorsanız da özgün dilinde falan okuyun ama okuyun yani. Çünkü bence bir kitap kurdunun mutlaka okuması gerekenlerden biri.

     Ama eğer Uyumsuz'u okuduysanız da hala devam etmiyorsanız... Hayır insan o sondan sonra bir merak eder di mi terbiyesiz ahlaksız püü (tükürür) gözüme görünme o kitabı okumadan.


ALINTILAR:


"Anlaşmazlık olmadan anlaşmazlığı nasıl durdurabilirsin?"
(Marcus, sf. 70)


"Dikkatli ol!"
"Hep dikkatli değil miyim?"
"Hayır, bence seni en çok pervasız kelimesi tanımlar."
(Caleb ve Tris, sf. 116)


"İyi misin?" diye soruyor.
"Buna bir kez daha cevap vermek zorunda kalırsam kusacağım," diyorum.
(Tobias ve Tris, sf. 196)


Cesurluk mükemmel bir topluluk olmayabilir ama buradaki insanlar en azından hayat dolular. Özgür olmayı seviyorlar.
(sf. 273)


"Ben önemli falan değilim. Herkes ben olmadan da yaşayabilir," diyorum.
"Herkesten bana ne? Ben nasıl yaşayacağım?"
(Tris ve Tobias, sf. 300)


"Ne var?" diye soruyorum.
"Her zaman istediğini elde etmeyi nasıl başardığını anlamıyorum."
"Ne demezsin? Hayatım boyunca Bilgelik Merkezi'nde bir hücreye kapatılmak istemiştim. Ölmek için yanıp tutuşuyorum."
(Tris ve Peter, sf. 322)


"Tabanca yanında mı?" diye soruyor Peter, Tobias'a.
"Hayır," diyor Tobias. "Kurşunları burun deliklerimden atarım diye düşündüm, o yüzden tabancayı yukarıda bıraktım."
(Peter ve Tobias, sf. 376)


"Dur bakalım, doğru anlamış mıyım? Savaşa hazırlanmak için Cesurluk yerleşkesinden çıkıp buraya geldin ve gelirken yanında makyaj malzemelerini getirdin, öyle mi?"
"Evet. Ne kadar çekici olduğumu gördüklerinde beni vurmakta zorlanacaklarını düşündüm," diyor bir kaşını kaldırarak.
(Tris ve Christina, sf. 410-411)


"Suçlu bulurlarsa bize ne yaparlar sence?" diye soruyor Christina, sessiz geçen birkaç dakikanın ardından.
"Doğruyu mu istiyorsun?"
"Şu anda doğruculuğun zamanıymış gibi mi görünüyor?"
Gözümün ucuyla bana bakıyorum. "Bence bize zorla bir sürü pasta yedirecekler, sonra manasız bir şekilde uzun süre uyumamızı isteyecekler."

(Tris ve Christina, sf. 490)




 

PUANLAMA:



 5 Taç: TEK KELİMEYLE HARİKA! Okumazsan çoook şey kaybedersin!
 

 

Sevdiğim ama neden sevdiğimi açıklayamadığım veya sevmediğim ama neden sevmediğimi açıklayamadığım bir kitabın yorumunu yapıyorsam mutlaka kitaba verdiğim puanı açıkladığım bu kısımda alakasız bir şeyler saçmalarım. Kuralsız'ı da niye sevdiğimi tam açıklayamıyorum. Ama boş kalsın istemedim. O yüzden yaşasın koalalar ve pandalar!