23 Nisan 2015 Perşembe

Kitap Alışverişi #7: Kitap Fuarı

     Selam insanlar. Fuara gideceğimi söylemiştim. Gittim. Bununla ilgili yazının cumartesi geleceğini de söylemiştim. En azından söylediklerimden biri doğruydu.
 

     Yukarıda da yeni bebeklerimi görüyorsunuz.

     Altta hepsinden tek tek bahsedeceğim ama Nutuk'la Son Ada'nın resmini ayrıca çekmedim. Çünkü Son Ada'yı kardeşim okulda okutacakları için aldı, onun yorumunu duymadığım sürece kitabı pek umursamayacağım. Nutuk'u da son anda almaya karar verdik, yakın bir zamanda okumayacağım için kitaplığın parmak ucunda bile yetişemediğim noktasında duruyor. Ben de sandalyeye çıkmakla uğraşamadım.
 
 
     Efsane'yi çevrilmesinden çok daha öncesinden beri merakla bekliyorum. Ama tüm seri tamamlanmadan almadım çünkü Pegasus'un şu kutulu setlerinden yapacağından emindim. Ve istediğimi elde ettim. (Bakınız: İlk fotoğraf)
 

12 Nisan 2015 Pazar

Yazmış Olmak İçin Yazdığım Şeylerden Biri

     Merhaba kitap kurtları. Bugün önemli bir gün. Çünkü bugün, 2015 için kendime koyduğum hedeflerden birini ilk bitirişim. Hem de en imkansız görüneni. İki numara: "Blog'un girişindeki şu salak resmi değiştirmek." Şimdiye kadar tam iki maddede telafi edilemez bir şekilde başarısız oldum bile o yüzden bunu büyük bir zafer sayıyorum.
 
     Aylardır doğru dürüst yazı yazmadığımın farkındayım çünkü aylardır doğru dürüst okumuyorum. Yorumlayacak kitap olmuyor, başladıklarımın hiçbirini bitiremiyorum. Kitap yorumu dışında yazacak yazı da bulamadığımdan blog'la ilgilenemiyorum.
 
     Ben de o salak resmi değiştirmişken bununla ilgili gereksiz bir yazı yazma kararı aldım.
 
     O salak resim:
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
     (Bundan önceki pembeli bir şeydi. Sonra bir ara "Bu benim tarzımı yansıtmıyor, gerçek kişiliğimi yansıtan bir şey koymalıyım" diyerek bunu yapmıştım. Beni bu kararımda destekleyen ve "Kişiliğini daha güzel yansıtmışsın ne güzel :)" diyen herkesi kınıyorum. Kitaplarla alakasız bu salak şey, değiştirmeye üşendiğim için iki yıldır falan duruyor.)
 
     Ve şimdiki:
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
     Çok güzel olmadığını biliyorum ama şimdilik idare eder. Sonra bir ara yenilerim. Birkaç ay sonra. Ya da yıl.
 
     Haftaya İzmir'de kitap fuarı var.
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
     Muhtemelen kitap okuyamama sorunum o zaman çözülür çünkü genelde yeni kitaplar almak yardımcı oluyor. Sonra alışveriş yazısı ve birkaç yorum yazarım ve Obur Kitaplık yeniden hayat bulur. Planım bu. Siz yokluğumu fark etmiyorsanız da ben sizi ve blog'u çok özlüyorum.
 
     Yazıyı bitireceğim ama yazıları nasıl bitirdiğimi unuttum. Neyse. Bitiriyorum. Şu an.
 
     Bitirdim.

8 Mart 2015 Pazar

Kitap/Yazar İsimlerinin Baş Harfleriyle Blog/Blogger İsmi

     Ne düşündüğünüzü tahmin edebiliyorum. Herkes bu tag'i aylar önce yapıp bitirmemiş miydi? Zaten Kitap Tiryakisi de beni kim bilir ne zaman etiketlemişti. Bir saniye bakayım.

     Tamam, yaklaşık beş ay önceymiş. Ne kadar berbat bir insanım. Birkaç dakikamı alacak şeyi beş ay sonra yazıyorum.
 
     Ama kendimce haklı sayılabilecek gerekçelerim var. Aslında yok. İlk bir ay için vardı ama sonra neden yapmadığımı bilmiyorum.
 
     Neden uzun süredir kimsenin beni bir şeye mimlemediğini anlayabiliyorum.

 
Direniş
Oniks
Gölge Ateşi
Avcı

Alaycı Kuş
Yakut Kırmızı
Dublin Caddesi
İşaret
Mekanik Prenses

     Sondaki M'yle dalga geçmeyin. N bulamadım. Rafların en tepelerine kadar tırmandım ama gerçekten bulamadım. N'yle M. Benzer şeyler. I ve İ de öyle. Aslında neden I'yla başlayan kitabım olmadığını ben de anlamadım. Olmalıydı.

     Aslında OBUR KİTAPLIK yazmaya niyetlenmiştim ama P harfini de bulamadım. Bu yeryüzünde Percy Jackson'ı okumayan son insan olmanın getirdiği zorluklardan biri sanırım. Bu kadar çok harfin eksik olduğunu önceden fark etmemiştim. Sanırım bu yazıyı o kadar bekletmenin nedenlerinden biri bu.
 
     Şu ezik yazıyı yazmışken söyleyeyim, şu sıralar zamanımı boşa harcamakla çok meşgul olduğum için fazla bir şey yapamıyorum. Geçenlerde kendimi geride kaldığım dizilere devam etmeye zorladım. Teen Wolf'un üçüncü sezonu bitmek üzere mesela. Aynı şeyi kitaplarda da yapmaya çalışıyorum çünkü şu an yorumlayacak kitabım kalmadı. Okul için Çalıkuşu'nu okumam gerek ve sonra Cennet Ateşi Şehri'ni okumaya devam edeceğim falan. Okulda zorla okuttukları şeylere yorum yapasım gelmiyor. O yüzden kendi kitaplarımı bitirmemi bekleyeceksiniz. Kitap yorumu hariç yazacak bir şey bulamıyorum çünkü. Ve bu ay da en az beş yazı yazma hedefimi tamamlayamazsam bu yıl için belirlediğim hiçbir şeyi yapamayacağım gibi gelecek. Ve ne saçma sapan bir yazı oldu bu böyle. Tanrım.

5 Mart 2015 Perşembe

"Zehir Yiyenler ve Diğer Hikayeler - Holly Black" Kitap Yorumu

 
KİTAP KÜNYESİ:

Kitap Adı: Zehir Yiyenler ve Diğer Hikayeler
Özgün Adı: The Poison Eaters and Other Stories
Yazarı: Holly Black
Çevirmeni: Bilge N. Zileli Alkım
Yayınevi: DEX
Türkiye Yayın Tarihi: 2011
Sayfa Sayısı: 208
Piyasa Fiyatı: 15.00 TL
Goodreads: 3.80
 
 
ARKA KAPAK:
 
Öpücükleri ölümcül, zehirli kızlar... Şeytanla girişilen bir yemek yeme yarışı... Aşk arayışıyla Demirülke'ye geri dönen periler... Manyakça bir Baküs ayinine dönüşen bir mezuniyet balosu... Karanlık fantastiğin usta kalemi Holly Black, tüyleri diken diken eden tuhaflıkta, gerilim dozu hiç düşmeyen, beklenmedik bir mizaha sahip on iki öyküyle iyi tanıdığınızı sandığınız fantastik yaratıkları bambaşka bir kılığa büründürüyor. New York Times Çoksatanlar Listesi yazarlarından Holly Black, her zamanki kara üslubuyla okurlara on iki ayrı öykü sunuyor. Black’in hayranları, onun kaleminde alışkın oldukları, sınırları zorlayan, hiç de sevimli olmayan bir fantastik dünyaya Zehir Yiyenler’de yeniden kavuşacaklar.
 
BENİM YORUMUM:
 
     Zehir Yiyenler'e kısa olduğu için başladım açıkçası. Çünkü uzun süredir bir kitabın sonunu getiremiyordum. Yorumunu yazacak kitap kalmadığından da az önce bitirdim. (Yazıyı yayınlamadan önce son bir düzenleme: Bu cümleyi kuralı bir hafta falan oluyor, kitap yorumlarımın son halini alması çok uzun sürer de.) Her biri fantastik yaratıklar ve mitler üzerine kurulmuş on iki hikayeden oluşan bir kitap olduğu için hikayeleri tek tek yorumlayacağım.

21 Şubat 2015 Cumartesi

"Mekanik Prenses - Cassandra Clare" Kitap Yorumu

 
KİTAP KÜNYESİ:

Kitap Adı: Mekanik Prenses
Özgün Adı: Clockwork Princess
Seri: Cehennem Makineleri #3
Yazarı: Cassandra Clare
Çevirmeni: Bilge Gündüz
Yayınevi: Artemis
Türkiye Yayın Tarihi: 2013
Sayfa Sayısı: 696
Piyasa Fiyatı: 30.00 TL
Goodreads: 4.58
 
 
 ARKA KAPAK:
 
-SPOILER İÇERİR!-
 
Gölge Avcıları yok olmanın eşiğine sürüklenirken tehlike ve ihanet, sır ve cazibe, aşk ve ölüm birbirine karışıyor!

Tessa Gray mutlu olmalıydı. Ne de olsa bütün gelinler mutludur, öyle değil mi? Ancak Tessa, Jem Carstairs'la evlenmeye hazırlanırken Londra Enstitüsü'ndeki Gölge Avcıları'nın başları büyük beladaydı. Mortmain, acımasız otomatlardan oluşan Cehennem Makineleri ordusunu, Gölge Avcıları'nı yok etmek için kullanmayı planlıyordu. Planını tamamlamak için de son bir şeye ihtiyacı vardı: Tessa Gray'e.

Enstitü başkanı Charlotte Branwell, Mortmain'i bulup onu durdurmak için her şeyi göze almıştı. Fakat Mortmain, Tessa'yı kaçırmıştı ve genç kıza aşık iki adam, Jem ve Will, onun için savaşmaya hazırdı. En yakınları Tessa'yı Mortmain'in kurtarmaya çalışırken, genç kız, kurtuluşun yalnızca kendi elinde olduğunu anlayacaktı.

Ancak Tessa, melekleri kontrol etme gücüne sahip olsa bile, acımasız bir orduyla tek başına mücadele edebilir miydi?
 
BENİM YORUMUM:
 
     Öncelikle, ilk kez arka kapağın başına spoiler uyarısı koydum. Ama bir seriye ait olan ve birinci olmayan kitapların arka kapaklarını okumuyorsunuzdur diye düşünmüştüm. Kendimi birinin spoiler almasına neden olmuş olabilirim diye düşünmekten alıkoyamıyorum. İsteyerek olmadı!
 
     İkinci olarak, arka kapak yazısının sonunda Tessa'nın melekleri kontrol etme gücü olduğunu yazan hangi insansa kitabı okumamış. Tessa hiçbir zaman melekleri falan kontrol etmedi. Şu arka kapakları, kitabı okumuş herhangi bir çok hücreliye yazdırsanız daha verimli sonuç elde edersiniz masum ve sevimli yayınevleri.
 
     Ah, ayrıca bir aydır falan bir şey yazmıyorum. Son birkaç aydır sergilediğim performansla yılın en kötü blogger'ı seçilebilirim. Kendimi blogdan uzak kaldığım için suçlu hissettiğimde yazdığım amaçsız yazılardan birini yazacaktım ama beceremedim. Umarım bu sefer düzgün bir yorum yapabilirim.