4 Aralık 2014 Perşembe

Bir Obur Kitaplık Klasiği: Saçma Yazılar

     Selam. Hala ölmedim, hayır. Bir aylık yokluğumu ruhunuzun en derinlerinde hissettiğinizi biliyorum. Fark ettiyseniz yani.










     Bir süre ortalarda görünmediğimde hep yaptığım gibi, kendimi açıklama yazısı yazmak zorunda hissediyorum.
 
 
SORUMSUZ SAHİBİ TARAFINDAN BİR AY BOŞ BIRAKILAN KEDERLİ BLOG'UN YÜREK PARÇALAYAN HİKAYESİ
     KISIM 1: AÇIKLAMALAR
 
     1) Okul, bu yıl her dönem -kurtarma sınavları hariç- 27 sınava girmem gerektiği gerçeği, hayatımda ilk kez bir haftada on sınav olmanın yarattığı şok, Matematik öğretmenimizin bize ödev vermekten aldığı şeytani haz.
 
     2) Yaklaşık yirmi kere denememe rağmen bir türlü Hep Seni Bekledim yorumunu tamamlayamamam.

     3) Canımın istememesi. Bunu söylediğim için çok kötü hissetsem de bir süredir canım pek bir şey yapmak istemiyordu.
 
     KISIM 2: ÖZÜRÜMSÜLER
 
     Sizi aslında o kadar da yoğun olmamama rağmen bir ay terk ettiğim için üzgünüm.













GEREKSİZ BİR YAZIYA SIKIŞTIRMAK İSTEDİĞİM KÜÇÜK TUHAF ŞEYLER

     KISIM 1: GÖZLERİNİZİ İNTİHARA SÜRÜKLEYEBİLECEK KAPAKLAR

     The Lunar Chronicles, neden bunca zamandır bizdeki hiçbir yayınevi tarafından kapılmadı diye merak ettiğim en önemli serilerden biriydi. Serinin her kitabı bir peri masalından esinlenerek yazılmış, fairy tale retelling türünde yani. İlk kitap Cinderella'dan, ikincisi Kırmızı Başlıklı Kız'dan, üçüncüsü Rapunzel'den esinlenilmiş. Ama kitaplar aynı zamanda distopya ve bilim-kurgu türlerinde. Mesela Cinder bir cyborg. Öyle sevimli bir şey. Ve okumayı çok istiyordum.

     Ama sonra korkunç bir şey oldu. Seriyi Artemis aldı.











 

     Ve işte ilk iki kitabın orijinal kapakları (solda) ve Artemis versiyonları (sağda).




     Ve Dex. VE DEX. Seni severdim Dex. Bunu bana neden yaptın?


     Bu kitabı zaten okumak istemiyordum ama Türkçe'ye çevrilirse belki ilk kitaba bakarım diye düşünmüştüm. Bakmıyorum. Kapak da, kitabın adı da iğrenç. Dex kitaplarının altındaki yazılarla hep dalga geçmişimdir, genelde saçmalıyorlar çünkü. Bu sefer alta koymayı planladıkları yazıyı sonradan başlık falan yapmışlar sanırım. Kitap, "ruhu olan her şeyi öldürebilecek güçte bir öpücüğe sahip" (cidden mi?) bir kızla ilgili. Biri bu başlığın güzel duracağını düşünmüş.
 
     DEĞİL.
 
     Son olarak, bu kitap paranormal, kapağıysa aşk kitabını andırıyor. Kendinize gelin insanoğlu.

     KISIM 2: KİTAP YORUMLARI

     Hep Seni Bekledim'e ve Taht Oyunları'na gelecek on bin yıl içinde bir yerlerde yorum gireceğim. Bu arada Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz'la Yılkı Atı'nı okudum ama ikisine de yorum girmeyi düşünmüyorum çünkü söyleyecek fazla bir şeyim yok. İkisine de dört verdim.
 
     Şu an Yandaş'ı, Mekanik Prenses'i ve Don Kişot'u okuyorum. Onlara da yorum girerim bir ara.
 
     KISIM 3: GÖLGE AVCISI'NIN EL KİTABI
 
     SONUNDA! Bu güzelliği en kısa zamanda almak istiyorum. Ama önce Mekanik Prenses'le Cennet Ateşi Şehri'ni bitirmeyi tercih ederim.
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
     Ve Cassandra'nın gölge avcılarıyla ilgili yirmi milyon kitap yazmasına/yazacak olmasına sinirlenmeyi keser misiniz? Siz okumayın. Ben okurum. Hayatımın sonuna kadar yetecek Gölge Avcısı hikayesine ihtiyacım var.
 
     KISIM 4: INSTAGRAM
 
     Aylar önce bir kız benden Instagram hesabı açmamı istemişti. Uzun bir bahane yazısıyla geçiştirmiştim ve en azından Facebook sayfası açmamı istemişti. Ben de açmıştım ve hiç kullanmıyorum. Ama önceki açtığım gibi bunu da kapatmayacağım. Şimdilik dursun bir kenarda.
 
     Ama bir süredir fena halde suçluluk duygusu hissediyordum. Ben de Instagram açtım. Genelde booktuber'ları falan takip ediyorum. Kendim sadece bir şey paylaştım. Şu an son derece gereksiz bir şeye benziyor ama kendimi zorlayacağım! Belki fotoğraf çekmekten daha az nefret etmeye başlarım.
 
     Hesabım şurada.
 
     Genelde kitapların resimlerini çekerim, çeviri hatalarıyla dalga geçip sevdiğim yerleri falan paylaşırım muhtemelen. Kendi resmimi koymamı bekliyorsanız çok komiksiniz.
 
YAZININ ANA FİKRİ
 
     Doctor Who izleyin. Koyduğum giflerden çıkarmanız gereken sonuç bu. Geçenlerde bir sürü Doctor Who gifi buldum. Bir süre yazılarımda onları görmeye katlanacaksınız.
 
     Mesela bu. Bunu herhangi bir yazıya öylece koyamazdım çünkü her şeyle son derece alakasız. O yüzden buraya sıkıştırıyorum. Ve her biriniz Doctor Who izleyene kadar buna devam edeceğim.





 

 
 
 
 
     Ve bir bakıma burada kendi kendime konuşuyor olsam da sizi özledim. O yüzden saçmalamış olabilirim. Alışkınsınız.