28 Aralık 2014 Pazar

"Hep Seni Bekledim - Jennifer L. Armentrout (J. Lynn)" Kitap Yorumu


KİTAP KÜNYESİ:

Kitap Adı: Hep Seni Bekledim
Özgün Adı: Wait for You
Seri: Wait for You #1
Yazarı: Jennifer L. Armentrout
Çevirmeni: Serkan Göktaş
Yayınevi: DEXPlus
Türkiye Yayın Tarihi: Ağustos 2014
Sayfa Sayısı: 416
Piyasa Fiyatı: 25.00 TL
Goodreads: 4.23


ARKA KAPAK:

Bazı şeyler beklemeye değer...

Beş sene önce bir partide Avery Morgansten'in tüm hayatı değişti. Evden çok uzakta bir üniversite, şimdi her şeyi geride bırakmak için harika bir fırsat. Tek yapması gereken, derslere zamanında girmek, sol bileğindeki bilekliği asla çıkarmamak, dikkatleri üzerine çekmemek ve belki de bir iki arkadaş edinmek. İhtiyacı olmayan tek şey ise, ince ince planladığı hayatını alt üst edecek bir erkeğin radarına girmekti.

Çoksatan Lux ve Melez Sözleşmeleri serisinin yazarı Jennifer L. Armentrout'tan yepyeni bir aşk hikâyesi! Çıktığı gün kitap satış listelerini sarsan ve Forbes dergisine kapak konusu olan Hep Seni Bekledim'i elinizden bırakamayacaksınız.
 
BENİM YORUMUM:
 
 
     Evet, bunca zamandır beklediğiniz yorum bu. Sonunda geldi. Bunu çok uzun süredir yazmaya çalıştığım ve kitabı çoğunlukla unuttuğum için tuhaf bir yorum oldu. Ben beğenmedim. Ama uzun süredir yazdığım ilk yorum olduğu için rahatladım da. Her şey bittikten sonra yazdığım bu kısımda da çok harika bir yazı beklememenizi söylemek istedim. Ama yakında yazmayı planladığım, kitap yorumu olmayan iki yazı daha var ve şimdilik iyi gidiyorlar.
 
***
 
     Hep Seni Bekledim, şu tesadüf karşılaşmalarıyla başlayan kitaplardan. Beni az çok tanıyorsanız bunu saçma bulacağımı bilirsiniz. Saçmaydı zaten. Ama eğlenceli şekilde. Sayılır.

     Baş karakterimiz Avery Morganstern, geçmişini ve sorunlarını geride bırakıp  evden çok uzaktaki bir üniversiteye başlayacaktır. Üniversitedeki ve yeni hayatındaki ilk günüdür ve geç kalmıştır, sınıfa koşarken bir kas duvarına çarpar ve çantası içindekilerle beraber yere saçılınca eğilip toplarlar. Tesadüf. Klişe. Üstelik aynı sınıfa gitmekte oldukları ortaya çıkar. Tesadüf. O gün Avery karşıdan karşıya geçmek üzereyken neredeyse ezilir, üstelik arabanın sürücüsü sabahki kas duvarı, yani Cam'dir. Tesadüf. Yine aynı gün Avery'yle Cam'in komşu oldukları ortaya çıkar. Tesadüf. Obsidiyen.

     Jen'in bu söylediklerimi saçma dursun diye yaptığını görebiliyorum ama bu beni saçma olduğunu söylemekten alıkoyamaz. Saçma.

     Bir diğer saçmalık Avery ile Cam arasındakilerin çok hızlı başlaması oldu. Hemen sevgili olmadılar ama Cam, Avery'yle flört etmeye anında başladı. Gördüğü her canlıyla flört ediyor olsaydı anlayabilirdim ama öyle de değildi.

     Bir de çıkmaya başladıkları ilk zamanlar hiç gerçekçi gelmedi bana. Sevgili gibi değillerdi ama öyle gibi davranıyorlardı, bazen de davranmıyorlardı, birbirlerine saçma sapan sinyaller veriyorlardı, ne yaptıklarını hiç anlamadım. Avery ilişkiler konusunda tecrübesiz, onu suçlamıyorum ama Cam'in amacı neydi? O kısımlar çok tuhaftı. Bu tür kitapların hepsinde olduğu için artık spoiler'dan saymadığım şu kavga/ayrılık olayından sonrasını daha çok sevdim.

     Hala Jen'in aşk kitabı yazmayı beceremediğini düşünüyorum. Obsidiyen'deki romantizm çok güzeldi çünkü olup biten bir sürü başka şey de vardı. Konu sadece aşk olunca saçmalıyor.  Hele Kış Güneşi'nin Wattpad'deki saçma hikayelerden farkı yoktu. O kitap beklentilerimi en alt seviyeye indirdiğinden Hep Seni Bekledim'le ilgili söylemiş olduğum ve söyleyeceğim her şeye rağmen ortalamanın üstünde bir puan verdim. Kötü değildi aslında. Sevmediğim yönlerden hemen bahsedip hepsini aradan çıkarmak istedim de.

     Sevdiğim şeyler Jacob ve Brittany. Daha çok Jacob. Bir Caleb (Melez Sözleşmeleri) olmasa, hele bir Simon (Ölümcül Oyuncaklar) hiç olmasa da sevilesi bir erkek arkadaştı. Brit'i pek tanıyamadık aslında ama iyi gibiydi. Bilmiyorum. İkisi de fazla yer kaplamıyorlardı aslında.

     RAPHAEL! Raphael'dan bahsedelim. Kendisi Cam'in kaplumbağası. Ve en sevdiğim karakter. Aslında buna sebep olacak bir şey yapmadı ama yine de varlığı bile çok sevimliydi.

Üstü kapalı spoiler'lar içeren kısımlar.

     Avery'nin ailesi. Ne tür geri zekalılardı onlar öyle? Avery sonunda onlara haddini bildirecek diye sevindim ama daha fazlasını istemiştim açıkçası. Belki biraz kan ve gözyaşı? Birazcık?

     Gerçekten aşırı geri zekalılardı. O kadar geri zekalılardı ki geri zekalının önüne koyabileceğimiz hiçbir sıfat ne kadar geri zekalı olduklarını tam olarak yansıtamaz. O kadar geri zekalılardı ki geri zekalı olduklarını fark etmiyorlardı bile. Kitabı okurken en fazla sinirlendiğim şey onlardı. Bunu son iki paragrafta kullandığım "geri zekalı" sayısından da anlayabilirsiniz.

     Hele sonunda babası "En çok neyi özledim biliyor musun? Dans etmeni seyretmeyi." dediğinde delirdim. Duygusal falan olması gerekiyordu sanırım ama bende o etkiyi yapmadı. Yaptığı onca şeyden sonra söyleyebileceği en saçma şeydi.

Spoiler'ın sonu.
 
     Bir de, kitap eğlenceli değildi. Melez Sözleşmeleri ve Lux'tan sonra Jen'den hep eğlenceli şeyler yazmasını bekliyorum. Ama -Saplantı'nın Lux'a dahil olduğunu varsayarsak- okuduğum diğer kitapları böyle değildi. Yine alıntı bulmakta çok zorlandım. Ve bu beni hayal kırıklığına uğrattı çünkü onun kitaplarında en sevdiğim şey komik olmalarıydı.
 
     Kitapta çevrilmemiş tam üç yer buldum. Birincisi, kitabı yorumlayan çoğu blogger'ın da bahsettiği "Our noses brushed and then our lips" kısmı. Çevrilmemiş. Koca. Bir. Cümle.

     İkincisi, bir yerde "but ama" gibi bir şey geçiyordu, nasıl becerdiyse çevirmen but'ı orada unutmuş. Sonuncusu da bir yerde "Cam'in" yerine "Cam's" yazmasıydı. Bunların hiçbiri çevirmesi zor şeyler değil. Nasıl unutulduklarını anlamıyorum. Çeviri yaptıktan sonra dönüp şöyle bir okusanız mesela?
 
 
ALINTILAR:
 
Güçlü ve sert bir şey belime dolanarak düşüşümü durdurdu. Çantam yere düştü ve pek pahalı ders kitaplarımla kalemlerim cilalı zemine yayıldı. Kalemlerim! Muhteşem kalemlerim her yere saçılmıştı. Bir saniye sonra duvara yapıştırılmıştım.
Duvarın tuhaf bir sıcaklığı vardı.
Duvar kıkırdadı.
(sf. 9)
 
 
"Kurabiyenin başka bir şeyin şifresi olduğunu düşünmeye başlıyorum."
"Belki de öyledir." Kendinden emin bir şekilde bir basamak daha geriye inerken tekrar çantamdan çekiştirip beni de bir basamak indirdi. "Şunu düşünsene. Kurabiye şifreli bir sözcükse, temsil ettiği şey ne ise, ağzına girdi tatlım."
(sf. 46)
 
 
Güldüm. "Senin fikirlerin biraz korkutucu olabiliyor."
"Benim fikirlerim hiçbir zaman korkutucu ya da kötü değildir bir kere."
"Yani..."
"Bir örnek ver," diyerek ısrar etti.
Çok düşünmeme gerek yoktu. "Raphael'in kabuğuna sicim bağlayıp da buna tasma demen?"
"Bu yenilikçi bir fikirdi!"
"Zavallı olduğu yerde kalıp kafasını kabuğuna çekmişti."
(sf. 323)

PUANLAMA:
 
 4 Taç: Bence gayet güzeldi. Beğendim ben.
 

Bu dört, 3.75'ten dört. Yeni Yetişkin kitaplarına verdiğim en yüksek puan oluyor bu. Arada bazı noktalardan farklı olanlar olsa da genel olarak hepsi aynıymış gibi geliyor bana. Bu tarz bir kitaba dörtten yüksek verdiğim zaman gerçekten fark yaratan bir kitap olduğunu anlayacaksınız. Bu değildi. Hakkını yiyemem, güzeldi. Ama sıradandı.