25 Şubat 2014 Salı

"Melek Deneyi - James Patterson" Kitap Yorumu

















KİTAP KÜNYESİ:

Kitap Adı: Melek Deneyi
Özgün Adı:The Angel Experiment
Seri: Mazimum Ride #1
Yazarı: James Patterson
Çevirmeni: Mehmet Gürsel
Yayınevi: İnkılap
Türkiye Yayın Tarihi: Mart 2007
Sayfa Sayısı: 383
Piyasa Fiyatı: 22.00 TL
Goodreads: 4.08




ARKA KAPAK:

 Süper kahramanlar ortaya çıktığından beri görülmüş en hızlı, en akıllı, en şefkatli ve eğlendirici dişi kahraman… İnanılmaz ve tarif edilmesi güç MAXIMUM RIDE…

Hiç sona ermesini istemeyeceğiniz gerilimli bir yolculuk için kemerlerinizi bağlayın! California’nın Ölüm Vadisi’nden, New York’un metro tünellerine uzanan, adrenalin, gizem ve gerilim dolu bir maceraya atılacaksınız! Bu macerada sadık arkadaşlarınız Max, Fang, Iggy, Nudge, Gaz Adam ve Angel olacak. Yüzde doksan sekiz oranında insan, yüzde iki oranında kuş özellikleri taşımak dışında oldukça normal olan bu altı çocuk, bir laboratuvarda yetiştiler, fareler gibi kafeslere kapatıldılar, ancak şimdi özgürler. Artık kurda benzeyen ve uçan çocukları avlamaktan özel bir zevk alan uğursuz Siliciler’in başlıca hedefleri haline geldiler…

MAXIMUM RIDE, Alex Cross adlı dedektif karakterinin yer aldığı Öldüren Öpücük ve diğer bir çok romanın yazarı olan ve kırk ayrı dilde 77 milyondan fazla kitabı satılmış Patterson’ın gençlere yönelik ilk kitabı…


KİTAP YORUMU:

     "İnanılmaz ve tarif edilmesi güç MAXIMUM RIDE..."
     Şimdi size tarif edilmesi güç Maximum Ride'ı tarif ediyorum. Aksiyon artıyor artıyor artıyor, iner gibi oluyor, sonra tekrar artıyor artıyor atrıyor. Huhu!

     Bilim adamları %98 insan, %2 kuş genine sahip; benim ilk başladığımda melek olarak yorumladığım bir şeyler üretirler. Ürettikleri kanatları olması ve bazı süper güçleri olması dışında gayet normal altı çocuk -Max, Fang, Melek, Gazlı, Nudge, Iggy- Okul adı verilen yerde kafeslere kapatılıp üzerinde yapılan deneylere katlanmaktadırlar. Bu saçma deneylerden ve birilerinin "bilim" adı verdiği işkencelerden oradaki bilim adamlarından biri olan Jeb tarafından kaçırılırlar.
 
     Jeb'i bir baba figürü gibi görür ve benimserler. Fakat bir gün Jeb PUF olunca çeşitli yaşlarda fakat hiçbiri yetişkin olmayan kahramanlarımız ortada kalırlar. Aralarından en büyüğü ve başkarakterimiz Max bir bakıma lider konumuna geçer ve diğerlerine göre daha büyük olan Fang'in de yardımıyla aileyi koruyup gözetmeye çalışır. Aile dememe rağmen Gazlı ve Melek haricindekilerin kan bağı yok. Ama Supernatural ne öğretti bize? Aile sadece kan bağıyla olmaz.
 
     Bunlar olup biterken bir yandan da bilim adamlarının bir başka saçma çalışması olan yarı insan yarı kurt, bu sefer de ilk okuyuşumda kurtadam olarak yorumladığım Siliciler'den kaçmaktadırlar. Bir gün aralarından en küçüğü, ailenin bebeği, sevimli Melek, Siliciler tarafından kaçırılır. Hikaye burada başlar ve kahramanlar sadece Melek'i geri alıp kaçmak ve günümüz doğaüstü yaratıklarının çok özendiği "sıradan bir hayat"ı bulmak isterken kendilerini oldukça tuhaf bir durumun içinde bulurlar.

     Melek Deneyi, ya da benim deyimimle Maximum Ride (seri adını kitap adından beş kat daha büyük yazdıklarında doğal olarak aklımda yanlış kalıyor) okuduğum ilk James Patterson kitabı. Seri sekiz kitaptan oluşuyor ama sadece ilk dördünün Türkçe edisyonları var. Şimdilik ilk dördünü okumayı düşünüyorum. Gerek görürsem son dördünü de İngilizce şey ederim.
 
     Şimdi, kitap... Ağğ! Hatırlamıyorum! Okuyalı üç ay falan oldu. Goodreads'te yorum falan yapmamışım ama dört buçuk vermişim o yüzden burada da öyle yapacağım. Şimdi, süper kahraman kitaplarını üst üste çok fazla okusam sıkılırım. Ama oldukça uzun süredir burnumu sokmadığım bir tarzdı. O yüzden sorun yok. Hemen süper kahramanlarımız da çok süper kahramanlar değil. Daha çocuklar ve kendi başlarına bu kadar şeye atılmalarına üzülüyorsunuz. Ha, ben üzüldüm mü? Hayır, çünkü onlar ne kadar belaya girerlerse kitap o kadar ilginçleşiyor. Ama gerçek olsa üzülebilirdim.

     Kitabın bölümleri oldukça kısa. Bir-altı sayfa arasında gidip geliyor ve genelde en heyecanlı yerlerde bırakılıyor, bu yüzden oldukça akıcı ve okuması kolay. Kitap okumaya zamanım yok diyorsanız ideal. En ufak bir fırsatta açıp bir bölüm okursunuz. Bir bölüm diye diye kitap biter. Çünkü uzun bölümlü veya kısa olduğu için hiç bölümü olmayan kitaplarda (ki yazarlar kitapları bölümlere ayırmadan yazarken ne halt ettiklerini sanıyorlar bilmiyorum) birkaç sayfa okuyup bırakma şansınız pek olmuyor. Kafanız karışır bir kere. Okuduğum sıralarda meşgul olduğum için de Melek Deneyi bana ilaç gibi gelmişti.

     Ayrıca sonlara doğru "Oha biz buraya nasıl geldik?" dedirtecek olaylar olmakta ve size kitabı bir anda bitirtmektedir. Hani sonlara yakın ortalarında olduğunuz bir kitabı ödev veya sınavınız olduğu halde "Sadece bir bölüm" diye elinize alyıorsunuz ya. İşte yapmayın onu. Dediğim yerlere denk gelirseniz o yapacağınız iş ölmüştür, sadece Melek Deneyi vardır artık.

     İşte böyle bir kitap. Önerir miyim? Emin değilim. Hani daha önceden aklınız yoktuysa hemen gidip almanız için psikolojik baskı uygulamam ama zaten aklınızda varsa en azından ilk kitaba göz atmanızı öneririm.  Kitap biraz söyleşi tarzında yazılmış ve ben nedense söyleşi tarzında kitapları pek sevmem. Ama Max'in düşüncelerini okumak fazlasıyla eğlenceli olduğu için sorun etmedim. Yazarın espri anlayışının hakkını vermek gerek.

     Bu arada Maximum Ride çok havalı bir isim. Kardeşim araba markasına benzetiyor (?!). Yine de güzel.

SON OLARAK UFAK BİR SPOILER...
Max ve Fang'i nedense çok yakıştırdım. Sevgili olsunlar, lütfen sevgili olsunlar. Lütfen lütfen lütfen. Kitap boyunca bu ilişkiye "Acaba?" diye yaklaştım ve sonra yazar o olayı yaptı ama sonra bir daha bahsetmediler ve ben şimdi merak ediyorum ve bana ikinci kitabı okumak istettiriyor çünkü sinsi bir yazar olmak bunu gerektirir acaba ne olacak... OF!

ALINTILAR:

"Iggy. Burada demokrasi yok," dedim... "Burada Maxokrasi var."
(sf. 41)


Nudge'ı çok severdim, harika bir çocuktu, ama o çenesi yok mu... Rahibe Teresa'yı bile baltalı bir katile dönüştürebilirdi.
(sf. 45)


Ella'nın annesi nazik bir ses tonuyla, "Anladığım kadarıyla anne babanı aramamı istemiyorsun," dedi, tişörtümün yakasını keserken.
"Ee, hayır." Merhaba, orası laboratuvar mı? Test tüpüyle konuşabilir miyim lütfen?
(sf. 93)


"Sıra dışı bir şey arıyoruz," dedi ilk ses. "Sadece tedbir amaçlı tabii. Korkarım size bu konuda daha fazla bilgi veremem." Adam bunun çok gizli bir hükümet meselesi olduğunu ima ediyordu. Belki de öyleydim.
...
"Sıra dışı bir şey derken ne kastediyorsunuz?" diye sordu Dr. Martinez, aksi bir ifadeyle. "Çifte gökkuşağını mı? Arabanın benzin deposunu elli dolardan ucuza doldurmayı mı? Gerçekten lezzetli, şekersiz sodayı mı?"
(sf. 125)


Ben zorlu, güçlü, çetin ceviz biriyim, değil mi? Kesinlikle...
Peki, dişimi, sıcacık tavuk kızartmalı sandiviçe değdirdiğim anda duyduğum zevkle anıcası bir şekilde inler miyim? Hiç kuşkunuz olmasın...
(sf. 170)


PUANLAMA:


4, 5 Taç: Bence gayet güzeldi. Beğendim ben. / Aşık oldum. İnanılmazdı.


Kesinlikle okumaktan fazlasıyla zevk alınabilecek bir kitap. Gelmiş geçmiş en sıra dışı kitap değil, ama eğlenceli ve akıcı. Okuyabilirsiniz bence.