4 Mayıs 2013 Cumartesi

Cumartesi İlk 10: En Kaliteli Kitap Blogları



     Sihirli Kitap'ın yapmadan duramadığım "Cumartesi İlk 10" etkinliklerinde bu hafta en kaliteli blogları yazıyoruz. Sıralama yapmakta pek iyi olmadığım ve bununla uğraşamayacak kadar üşengeç olduğum düşünüldüğünde, bu hafta da sadece İlk 10'umu yazacağım ama sırayla değil :D

İngilizce kitapları daha çevrilmeden okuyabilmesiyle (İngilizcem iyi olsa da ben bunu yapmaya üşeniyorum) kıskançlıktan kudurmamı sağlayan, çok da güzel kitap yorumlayan bir blogger'ın bloğu. Geniş bir hayal gücü olması ve yazar olmayı hayal etmesiyle kendime benzettiğim için de blogger'ı ve bloğunu ayrıca bir seviyorum.

Samimiyetin dibine vurmuş, tatlılıktan ölecek türden güzel kitap yorumları yapıyor. BloG-TwinS şeysinde Tuğçe'nin Kitaplığı ile yaptığı söyleşi tarzı yorumlara ölüyorum zaten. Bu kadar içten olunabilirdi ancak.

Hazır az önce ondan bahsetmişken unutmadan yazayım dedim. Tuğçe'nin Kitaplığı'nı BloG-TwinS sayesinde tanıdım. İyi bir edebiyat dili var ve yorumları da eğlenceli.

     4. Sihirli Kitap:
"Cumartesi İlk 10" gibi bir sürü eğlenceli etkinliğin yaratıcısı. Sırf yaranmak için falan yazmıyorum, cidden kaliteli bir blog. Sanırım en iyisi de kitap yorumlarını kısa ve öz yapması (ben oradan girer buradan çıkar, lafı sürekli kendi hayatıma getirir, her paragrafa "neyse" diye başlar ve saçmalarım). :D

     5. Saklama Kabı:
Etkinlikleriyle ve DEX şöleniyle ünlüdür kendisi. Sanırım bu bloğu sevme nedenlerimden biri de DEX olayı. Çünkü bende de son zamanlarda bir DEX bağımlılığı başladı fark ettiyseniz.

     6. Büyülü Kitaplık:
İlk takip ettiğim bloglardan biriydi. Hatta Büyülü Kitaplık'tan duyup da okuma kararı aldığım kitaplar bile oldu (bakınız; Maximum Ride, ama daha başlamadım) :D Acayip eğlenceli kitap yorumları olduğunu da unutmayalım.

     7. Y O R U M B A Z :
Çok eğlenceli ve güldürücü kitap yorumları yazan bir blog. ÜKG Blog Turu'nun da bir parçası!

     8. Kitab-ı Sevda:
ÜKG'nin bir diğer üyesi. Cidden eğlenceli kitap yorumları yazıyor. Kitap zevki de iyi. Falan filan.

     9. Deniz'in Yorum Durağı:
Kitap yorumları, kitap zevki, bad boy sevgisi gibi birçok yandan sevdiğim özellikleri olan bir kızın bloğu.

     10. Büyülü Ayraç:
Kitap zevkine güvendiğim bir başka blogger. Kitap yorumlarını okumayı da seviyorum.

Eveet, bunlar aklıma gelenler. KESİNLİKLE, %100 ve MUTLAKA (anlamışlardır, sus artık) unuttuğum bloglar var biliyorum.  Beni affedin...












Neyse, hoşça kalın...

2 Mayıs 2013 Perşembe

"Beni Seç - Kiera Cass" Kitap Yorumu

 

KİTAP KÜNYESİ:

Kitap Adı: Beni Seç
Özgün Adı: The Selection
Seri: The Selection #1
Yazarı: Kiera Cass
Çevirmeni: Derya İmer Aydınlık
Yayınevi: DEX
Türkiye Yayın Tarihi: 14 Şubat 2013
Sayfa Sayısı: 304
Piyasa Fiyatı: 19.00 TL
Goodreads: 4,09



 

ARKA KAPAK:

 
35 kız bir tacın peşinde. Kazanan prensi de kapacak…

Bir prens nasıl tavlanır?

Illéa ülkesinde tüm genç kızlar doğdukları günden beri sınıf atlamanın peşinde. Paha biçilmez mücevherlere, göz alıcı elbiselere ancak bu şekilde sahip olabilecekler. Bunun için tek bir şansları var: SEÇİM. Kıyasıya bir mücadele içeren Seçim’i kazanmanın tek yolu Prens Maxon’ı kendine âşık etmek.

 America içinse SEÇİM, bir kâbustan farksız. Bu yarışa girmeyi kabul ederse, kendisinden aşağı sınıftan olduğu için herkesten gizlediği aşkı Aspen’i arkasında bırakmak zorunda kalacak. Öte yandan bu, ailesinin tek kurtuluş şansı.

America saraya adım atar atmaz, kendini esrarengiz bir dünyanın içinde bulacak. Saray hiç de dışarıdan göründüğü gibi olmayacak.

35 kızın katıldığı vahşi bir yarış nasıl kazanılır?

“Açlık Oyunları ile The Bachelor arasında bir yerde duran bu roman öyle eğlenceli ki. Yazar, America’nın gizli, ilk aşkının külleri sönerken America ve Prens Maxon arasında gelişen kimyayı öyle ustaca kurmuş ki, okumaya doyamıyorsunuz.” Publishers Weekly

“Kiera Cass’in ilk romanı Beni Seç, reality şov ve distopik bir peri masalının mükemmel sentezi.” Kiersten White, Paranormal
 


BENİM YORUMUM:

     Kitap mı bitti, ben mi bittim? Mer mi Seçim'e katıldı, ben mi katıldım? O mu Elit'e kaldı, ben mi kaldım? Ben mi ikinci kitabı merak ediyorum, yoksa o mu beni merak ediyor? Bunlar güzel sorular, çok sevgili kitapseverler ve blog yazarları, güzel sorular...
Bu kitabı ilk gördüğümde şöyleydim: Şey, peki... Oldu o zaman... Siz gidin distopik peri masalınızı okuyun. Ben gidiyorum.












Okumaya başlayınca şöyleydim: Niye önyargılı yaklaşmışım ki ben buna? Ne güzel kitapmış halbuki.












Bittiğinde de aynen şöyleydim: Ha? Ne-neler oldu yaa? Şimdi America ve Aspen... ve Maxon... sonra America... ve Maxon... ve Aspen... Bir dakika, ne?!










     Şu sıralar çok kitap yorumu yazıyorum. Hemen hepsi de Dex'ten fark ettiyseniz. Okumak istediğim tüm Dex kitaplarını aradan çıkarmak istedim çünkü. Bu kadar sık yorum yazmamın sebebi de çok sık kitap okumam değil, daha önceden okuyup da yazmadığım çok kitap olduğu için...

     Saçma açıklama kısmı bittiğine göre, kitaba geçebiliriz.

     Kitabın başları iyiydi, ortaları çok iyiydi, sona yaklaşan ortaları amanın, ney tarzındaydı ve final... Çok şaşırtıcıydı ama ben pek şaşırmadım... Niye, gittim kitabın sonunu önce okudum tüm spoileri aldım :)) Kendimle gurur duyuyorum ;))

     Kitabın önce sonunu anlatmışım yalnız :D Eveet, konuya girelim.

     Beni Seç, romantizmle distopyanın -hiç olmayacak iki türün yani- harika bir karışımı. Kitabın başlarında ana karakterimiz America'nın asıl yaşamı, ailesi ve sevgilisi Aspen, gerisinde ise sarayda geçen olaylar anlatılıyor.
     Kötü bir gelecekte, Bilmemkaçıncı Dünya Savaşı'ndan sonra Amerika topraklarında kurulan yeni ülke Illea'da geçiyor olay.
     Sınıf ayrımı var bu kitapta, herkesin bir numarası var; hatta bazen isminizle değil de numaranızla bile çağırıldığınız oluyor! Bakınız; Tabii sen git bunları o 2'ye anlat. Ben bir 6'nın oğlu, sense 3'ün kızı, olmaz bu iş. Sen beni mi dinliycen, o 5'i mi dinliycen ha? vs.vs.
     Her nesil, sıradaki kralın eşini seçmek için her bölgeden birer kızın, toplamda 35 kızın katıldığı bir yarışma düzenleniyor: SEÇİM!
     Bu 35 kız sarayda kraliyet ailesinin konuğu oluyorlar ve prensle zaman geçiriyorlar. Prens de onları eleye eleye ideal eşini bulmaya çalışıyor.
     Bir 5 olan America Singer, annesinin ve sevgilisi Aspen'in baskılarıyla (!?) Seçim'e katılıyor. Aspen'i geride bırakmak istemese de bu, ailesinin tek kurtuluş şansı olabilir, ayrıca kazanacağını da düşünmüyor zaten. O kadar kız arasından seçilse bile sonradan sarayda başka 34 kızla daha boğuşup kazanma ihtimali ne olabilir ki?
     EVET, KAZANIYOR.
     Tabii ki ilk kitapta kraliçe olmuyor. Fakat Seçim'i kazanıp saraya gitmeye hak kazanıyor (bu aşamada saraya gitmek haktan çok zorunluluk). America orada olmak istemiyor. Yani, aslında kalabildiği kadar kalıp sonra da kraliçe seçilmeden eve gitmek istiyor. Böyle bir kız ne mi yapar? Oraya gider gitmez Prens Maxon'a kibirli ve sığ olduğunu söyler, suçu günahı olmadığı halde kendine biraz fazla yaklaştı diye çocuğun kasığına dizini geçirir, ve daha neler neler... Illea'nın gelcekteki kralı Maxon ise ne mi yapar?
     Hımm... Kahkaha atar, gülmekten yerlere yatar, ama bazı noktalarda (kasığına gelen tekme gibi) öfkeden kudurur, öfkesi geçince yine kahkaha atar.
     Ne tatlı değil mi?
     Neyse, biraz fazla bilgi vermişim. Kitap bu şekilde ilerliyor ama sonralardan çok beklenmedik şeyler yaşanıyor. Mutlaka okunması gereken bir kitap. Şu ana kadarki en eğlenceli ve romantik distopya türü bu olsa gerek. Öyle bir tür varsa tabii.
     Ayrıca feci eğlenceli diyaloglar vardı. Maxon ve America'nınkiler özellikle.
     Team Maxon olduğumu (hatta Aspen'den neredeyse nefret ettiğimi) daha nasıl belli ederim bilemiyorum :D
     Sırada alıntılar var öyleyse!


ALINTILAR:

 
Evet, anne, prense benimle hiç şansının olmadığını söyleyip, elimden geldiğinde hakaret edeceğim. Harika plan.
(America, sf. 132) 


"Ailen benimkisinden çok farklı olmadı." 
"Aynen öyle" Kahkaha attım. "Bir kere kimse kahvaltıda taç takmaz."
Maxon gülümsedi. "Singerlarda daha çok akşam yemeklerinde mi takılır? 
"Tabii ki."
(America ve Maxon, sf. 134) 
Diz tekmesi. Cidden. Majestelerinin uyluğuna dizimi geçirmiştim. Tüm gücümle.
(America, sf. 136)


"Ben gerçekten hayatımda sadece anneme sarıldım. Bu iyi mi?" diye sordu.
Kahkaha attım. "Kucaklaşmanın yanlış yapılma olasılığı epey düşük." 
(America ve Maxon, sf. 181)



PUANLAMA:


4,5 Taç: Bence gayet güzeldi. Şöyle bir düşünüp alın. / TEK KELİMEYLE HARİKA! Okumazsan çoook şey kaybedersin!


Kitap kendi çapında hemen hemen 5 puanı hak ediyor olabilir. Ama mükemmel değil. O yüzden 4,5. Neyse, OKUYUN! :D

30 Nisan 2013 Salı

"Oniks - Jennifer L. Armentrout" Kitap Yorumu


KİTAP KÜNYESİ:


Kitap Adı: Oniks
Özgün Adı: Onyx
Seri: Lux #2
Yazarı: Jennifer L. Armentrout
Çevirmeni: Bilge N. Zileli Alkım
Yayınevi: DEX
Türkiye Yayın Tarihi: Nisan 2012
Sayfa Sayısı: 395
Piyasa Fiyatı: 21.00 TL
Goodreads: 4.48


ARKA KAPAK:


Daemon’la aramızda bir uzaylı bağı olmasının muhteşem olduğunu düşünüyorsanız, yanılıyorsunuz.
 
Gerçi bu bağa rağmen ona direnmeye kararlıyım. Ama bunu yapmak hiç de kolay değil çünkü Daemon (kahretsin!) gittikçe gözüme daha da taş gibi görünüyor. Üstelik bu sefer Arumlardan çok daha büyük bir problemimiz var. Savunma Dairesi kasabada.

Eğer Daemon’ın yapabildiklerini keşfeder ve benim de onunla
bağım olduğunu anlarlarsa ikimizi de mahvedecekler. Bu arada okula yeni biri geldi ve herkesten gizlediği bir sırrı var. Bana neler olduğunu biliyor, yardım da edebilir ama bunun için (sanki mümkünmüş gibi) Daemon’a yalan söylemeli ve ondan uzak durmalıyım. Kimi kandırıyorum ben?!

Kimse sonsuza kadar yalan söyleyemez.

***

Ultra yakışıklı ve ultra odun Daemon Black geri döndü!
Lux serisi, OBSİDİYEN’den sonra 2012’nin en iyi genç yetişkin kitabı seçilen ONİKS ile tam gaz devam ediyor. Daemon’a karşı koymanın imkânsız olduğunu artık siz de çok iyi biliyorsunuz...

BENİM YORUMUM:


     Kitabı yaladım yuttum bildiğiniz. Bazen dayanamayıp birkaç satır atlaya atlaya okudum, sonra geri dönüp adam gibi okudum tekrar. Pişman değilim.

     İlk kitabın adı Obsidiyen'di (yorumunu okumak için tıklayın), bu da Oniks. Bence bu seriyi okumayan kalmamıştır ama kaldıysa... okumalısınız.

     Buradan sonrası spoiler içerebilir!

     Bu kitapta birkaç temel olay vardı: Savunma Dairesi, Arumlar (bunu en küçük problem sayalım), okuldaki yeni çocuk Blake, Daemon'ın Katy'yi baştan çıkarma çabaları ve Kat'in bitmek bilmez itirazları, Kat'in yeni kazandığı güçleri ve uzaylı yan komşusuyla arasındaki bağ, Katy ve Dee'nin arkadaşlıklarıyla ilgili bazı sorunlar, Dee ve Adam... Evet, birkaç taneden fazla olay vardı. Dolu dolu bir kitap!





 


     Neyse, Katy'nin güçlerinden bahsedelim mesela. İlk kitabın sonunda Daemon Kat'i iyileştirince ikisi arasında bir bağ oluşmuştu. Bundan sonra Kat, bazı uzaylı güçleri kazandı! Şimdi de okulda yeni bir yakışıklı var (Batı Virginia'ya pek sık misafir gelmez) ve Katy'ye yardım edebilir.

    Size "benim yorumum" başlığı adında tüm kitabı anlatmaya devam edeyim. Kitap öyle bir yerde bitti ki eksik sayfası mı var, diye düşünmeye başladım.

     Neyse, sonuç olarak Oniks'i Obsidiyen'den daha çok sevdim. Yine acayip eğlenceli diyaloglar vardı. Aynı zamanda hem Katy'nin duyguları, hem de Daemon'ın Bakış Açısından Sahneler'de onun duyguları çok gerçekçi anlatılmıştı. Kendi duygularımmış gibi hissettim. Sadece bu özellik bile benim için bir kitabı benim için harika yapıyor.

ALINTILAR:


"Kurabiye yer misin?" diye sordu, çikolata parçacıklarıyla dolu bir kurabiye uzatarak.
Midem kötü olsun ya da olmasın, bunu reddetmemin imkanı yoktu. "Tabii."
Çarpık bir gülümseyle bana doğru eğildi; dudakları dudaklarıma çok yakındı. "Gel de al."
Gel de al mı?.. Daemon, kurabiyenin yarısını o dolgun ve tamamen öpülesi dudaklarının arasına koydu.
Hay ben böyle işin...
(Katy ve Daemon, sf. 12)


Omuz silktim. Çok hoştu. Blake bana sörfçüleri hatırlatıyordu ve bu da acayip seksiydi. Dahası, insandı. Buradan bonus puan alıyordu.
(Katy, sf. 51)


Ayağa kalkıp yüzümü buruşturdum. "Of ya, belki de kıçımı kırmışımdır."
"Umarım kırmamışsındır. Kıçının hayranıyım."
(Katy ve Daemon, sf. 96)


"Teşekkür ederim," diye mırıldandı tembel bir şekilde.
Gözlerim fal taşı gibi açıldı. "Uyuduğunu sanıyordum."
"Neredeyse ama gözünü dikmiş bana bakıyordun."
Kıpkırmızı oldum. "Bakmıyordum."
Daemon tek gözünü açtı. "Yalan söylediğinde kıpkırmızı oluyorsun hep."
"Kızarmıyorum." Kızarıklığın, boynumdan aşağıya yayıldığını hissettim.
"Yalan söylemeye devam edersen gitmem gerekecek," diye tehdit etti yarı gönülsüzce. "Namusumun güvende olduğunu düşünmüyorum.
(Katy ve Daemon, sf. 109)


"Bütün gün ne düşündüm biliyor musun?"
Söz konusu Daemon olunca, ne düşündüğünü kimse bilemezdi. "Hayır."
Dudakları yanağıma süründü. "Çizgili çoraplar da sana ren geyikli olanlar kadar yakışıyor mu, onu öğrenmeyi."
"Yakışıyor."
Başını yana eğdi; gülüşü tembel ve kibirliydi. Yırtıcıydı. "Biliyordum."
(Katy ve Daemon, sf. 129)


"Ne zaman yakınıma gelsen kızışmış köpek gibi bacağımı becermeye çalışman beni sevdiğini kanıtlamaz Daemon."
Daemon ağzını sımsıkı kapattı ve gülmemek için kendini zor tuttuğunu görebiliyordum. "Aslına bakarsan, ben hoşlandığımı insanlara böyle gösteririm."
(Katy ve Daemon, sf. 134)


Kanepenin koluna oturan Blake elini salladı. "Tabii. Nasıl istersen. Tamamen senindir."
Daemon'ın ağzı kulaklarına vardı. "Öyle zaten."
(Daemon ve Blake, Katy hakkında, sf. 197)


Derin bir nefes alarak vlog'umu hazırlamaya başladım. "Selam, ben, Katy'nin Çılgın Saplantısı'ndan Katy. Bu kadar uzun süre ortalardan yok olduğum için özür dilerim. Okul ve..." -gözlerim bir anlığına Daemon'a kaydı- "başka işler yüzünden oldu ama her neyse, bir misafirim var. Bu..."
"Daemon Black," diye cevap verdi Daemon, benim yerime. "Geceleri gözüne uyku girmeden hakkında fanteziler kurduğu erkek benim."
(Katy ve Daemon, sf. 263)


"Şu Azrail kılıklı benim kafadan birine benziyor. Geçimini sağlamak için insanları öldürüyor."
(Daemon, sf. 264)


"Galiba seni seviyorum."
Daemon kıpkırmızı kesilmiş yanağımı öperken beni daha da sıkı sardı. "Dememiş miydim?"
Beklediğim yanıt bu değildi.
(Katy ve Daemon, sf. 351)

PUANLAMA:


5 Taç: TEK KELİMEYLE HARİKA! Okumazsan çoook şey kaybedersin!



Jen'in tüm kitaplarına beş veriyor gibi hissettim, neyse. TAM PUAN!!!

29 Nisan 2013 Pazartesi

Devam Eden Çekilişler:

 
 
 
 
 
 

 
 
 

Kitap Yorumu Yazmaya Üşenen Blogger'dan Seçmeler

     Selam :D Evet evet, yine ben. Birkaç şeyi açıklığa kavuşturmak istedim:
     Öncelikle, Yerkara ve Oniks'i okudum ama ikisinin de yorumunu yazmaya feci üşeniyorum.
     İkinci olarak, Ölümcül Oyuncaklar'a başlamıştım geçenlerde (Team Jace!). Yakında yorumunu yazmayı umuyorum -_-
     Üçüncü olarak, sağ tarafta en üstlerdeki yeni gadget'a bakın. OBUR KİTAPLIK'I BLOGLOVIN'E BAĞLADIM. (Nasıl yapacağımı çözene kadar haftalarca uğraştım, sonra aklıma Bloglovin'deki yardım tuşuna basmak geldi, dahice.)
     Bu saçma yazıyı okuduysanız zamanınızı harcadınız. Kitap yorumu yazmaya üşendiğim için sizi oyalama çabam aslında bu. Yarın üşenmezsem Oniks'in yorumunu yazarım.
     Cidden, hala okuyan var mı? Çok saçmaladım çünkü, biliyorum. Neyse, yakında görüşürüz.