6 Haziran 2016 Pazartesi

"Karanlık Zafer - Robin LaFevers" Kitap Yorumu

KİTAP KÜNYESİ:

Kitap Adı: Karanlık Zafer
Özgün Adı: Dark Triumph
Seri: Ölüm'ün Hizmetkarları #2
Yazarı: Robin LaFevers
Çevirmeni: Taylan Taftaf
Yayınevi: DEX
Türkiye Yayın Tarihi: Ekim 2014
Sayfa Sayısı: 478
Piyasa Fiyatı: 27.50 TL
Goodreads: 4.16


ARKA KAPAK:

Genç, güzel ve zalim.

Sybella, Ölüm Tanrısı Aziz Mortain'in manastırında bir suikastçı olarak eğitilmiş ve sonrasında Breton sarayına gönderilmişti.

Şimdi çok tehlikeli bir görev için sarayın karanlık dehlizlerinde dolaşıyor. Yüzüne taktığı maske ile o artık, Ölüm'ün en tehlikeli silahı. Babasını gazabı ürkütücü ve kardeşinin sevgisi tekinsiz. Sybella her şeye rağmen, uğruna yaşayacağı bir amaç bulunuyor.
Ölüm'ün Hizmetkarları üçlemesinin ikinci kitabı olan Karanlık Zafer tehlikeli bir kaçış, karanlık güçler ve tarafını seçmek üzerine...

BENİM YORUMUM: 
 
     Höf şu yorumları bir türlü yetiştiremiyorum. Nisan'ın sonlarında okumuştum bunu. İlk kitabı iki buçuk yıl önce okumuşum. Neden o kadar ara verdim bilmiyorum çünkü ilk kitaba beş vermiştim. Aynı hikaye de olsa her kitapta karakterler değiştiğinden olabilir.
 
     Kitaplar 15. yüzyıl Bretenya'sında geçiyor ve Ölüm Tanrısı Aziz Mortain'in manastırında yetişmiş üç suikastçı kızın hikayesini anlatıyor. Birinciden spoiler vermeden ikincinin konusunu anlatamam o yüzden hiç değinmiyorum.
 
     Karanlık Zafer ilk kitap kadar ilgi çekici değildi. Kurgu daha zayıftı. Aslında karakterin geçmişi açısından kesinlikle yüz kat daha güçlüydü ama diğer açılardan kuruydu. Seri hep tarihi olaylar ve gerçek kişiler üzerinden ilerliyor. Yazarın Notu'nda, Karanlık Zafer'in geçtiği dönemde siyasi açıdan pek bir şey yaşanmadığı ve bu yüzden yazarın kitabı biraz daha kişiselleştirdiği yazıyordu o yüzden affediyorum. Gerçi biraz daha yaratıcılık eklese olurmuş bence. Kitap oradan oraya gitmelerinden ve Canavar'ın ayılıp bayılmasından ibaretti. Koskoca adam. Yazıklar olsun.
 
     Kitabın en çok sevmeyi beklediğim yönü en zayıf yönü oldu. Canavar'la Sybella'nın ilişkisi. Bu ikisini, daha kitabı okumadan önce çok yakıştırmıştım. Hala yakıştırıyorum. Ama ilişkileri çok zayıf kalmıştı. Kitap sırf buna odaklansın demiyorum ama ne ara aşık oldunuz ya, ben mi kaçırdım. Canavar zaten bütün kitap boyunca hastaydı. Kitabı biraz daha uzun bir süreye yaysaydı, ne zaman iyileşecek gibi olsa başlarına yeni bir bela açılmasaydı ya da bir mucize gerçekleşseydi olmaz mıydı? Bütün bir kitap boyunca ölü gibi yatması gereksizdi bence. Canavar'ı okuyacağız diye o kadar heyecanlandırıp kitabın yarısında bilinçsizce yatırıyorsun.
 
     Sybella'yı sevdim ama beklediğimden farklıydı. Biraz daha sert ve acımasız birini bekliyordum sanırım. Her türlü Ismae ve Duval > Sybella ve Canavar. Ismae ve Duval çok az göründüler ama çok tatlıydılar. Birkaç kere kitabı kapatıp Ölümcül Merhamet'i bir daha okumayı düşündüm ama Ölümcül Merhamet'i zaten birden fazla okuduğum için abartmayayım dedim. Gerçi şu an yine canım çekti. İradeözkontroliradeözkontroliradeözkontrol.
 
     BU BÖLÜM OKUMAKTAN CAYDIRACAK ŞİDDETTE SPOILER İÇERİR!
 
     Ah Sybella.
 
     D'Albret'in kızı olduğu hiç aklıma gelmezdi. Düşesi bırakıp d'Albret'in taraflarında dolaşmak, oralarda neler yaşandığını öğrenmek güzeldi. Yani hepsi iğrenç yaratıklar ama yine de güzeldi. Julian'dan nefret edemedim. Öldü diye kahramanlaştırmak istemiyorum ama kitabın başında da nefret etmemiştim.
 
     Kitapta en iyi kurgulanan şey kesinlikle Sybella'nın geçmişiydi. Tamamen dehşet vericiydi ve çoğu şeyi açıklığa kavuşturdu. Özellikle Sybella'nın manastıra ilk geldiğindeki davranışlarını. Ve tabii Ölümcül Merhamet'teki birkaç gizemli ortaya çıkışını. Onlara kafamda çok da mantıklı bir açıklama bulamamıştım ve saçma bir şey çıkmasından korkuyordum ama beklediğimden çok daha iyi kurgulanmıştı.
 
     Sybella'yı sevdim ama Ismae'de olan bir şeyler eksikti onda. Ölüm'ün adaleti olacaksa beklediğim kadar sert olsaydı en azından. Belki ilk kitapta Ismae'in sahip olduğu bir sürü havalı dövüş sahnesinin Sybella'da olmamasından kaynaklıdır. İkisi oldukça farklı kişiliklere sahip. Mesela Ismae Mortain'e her zaman sonuna dek sadıktı, Sybella'nın inancıysa oldukça zayıftı. O yüzden manastıra hiçbir zaman o kadar bağlı olmadı. Sözde Ismae de başrahibeye tekmeyi basacaktı ama pek bir şey değişmemiş gibi. Annith aralarından en yumuşak olanı olsa da ondan açıkça bir başkaldırı bekliyorum. Kendini manastıra kapatacak hali yok ne de olsa.
 
     Canavar her şeye rağmen baygın olmadığı kısımlarda çok eğlenceliydi. Sybella'yı birinde yanlışlıkla olmak üzere iki kere kaçırmasına çok güldüm. Çok tatlı herif. Yani uyanık olduğunda. Hayır, bu meseleyi bir kenara bırakamıyorum. Lanetler olsun.
 
     Ama genel olarak çok karanlık bir kitaptı gerçekten. Alyse'in hikayesi, Sybella'nın bebeği... Yazar duygularımı altüst etti. En dehşet verici kısım olmasına rağmen kitabı kurtaran da muhtemelen Sybella'nın geçmişiydi. Sonunu hiç beğenmedim yalnız. Yazar yazısının ortasında sayfa sayısını görüp "tamam yeter bu kadar" demiş gibiydi.
 
     SPOILER BİTER.
 
     Spoiler'lı kısmı okumayanlar için tekrar edeyim. Ölümcül Merhamet'ten çok daha karanlık bir kitaptı. İlk kitabı okuyup da ikincinin böyle olacağını tahmin edemezdiniz, konusu zaten çok mutlu anlar vadetmese de. Okurken dehşete düşeceksiniz, mideniz bulanacak ve belki ağlayabilirsiniz de. Aklınızda bulunsun.
 
 
ALINTILAR:

"Kız kardeşinin durumu kötüleştiğinden, düşes benden onun için uyku ilacı hazırlamamı istiyormuş."
Tek kaşımı kaldırdım. "Sen bir zehir ustasısın, şifacı değil."
Ismae bana kederli bir gülümsemeyle baktı. "Her halükarda bu da Ölüm'le yapılan bir dans, değil mi?"
(sf. 243)


"Onların gözünde sen bir kahramansın ve gösterdiğin fedakarlıklar için sana teşekkürler etmek istiyorlar."
Buna başka bir kaba ses çıkarmakla yetindi.
"İnsan kılığına girmiş bir öküz olmadığına emin misin sen?" diye sordum.
Yanıtı yeniden homurdanmak oldu. "Ben burada uyurken seni tutsak düşmüş bir başka budala şövalyeyi kurtarmaya göndermemiş olmalarına şaşırdım doğrusu."
"Daha değil."
"Dikkatli davranmazlarsa, çok yakında sırf sen onları kurtarabilesin diye millet kendini zindanlara kilitlemeye başlayacak."
(sf. 250)


Uzaklardan bir kurdun uluması geldi. Ulu bakalım, diye düşündüm. Çünkü bunu duyan Canavar da uluyacak ve hayvan ya yolunu değiştirecek ya da bizler gibi onun peşine takılacaktı.
(sf. 351)


Ve nasıl aşkın iki tarafı varsa, Ölüm'ün de vardı. Ismae, O'nun merhameti olarak hizmet edecekken, ben bunu yapmayacaktım. O beni bunun için meydana getirmemişti.
Tanık olduğum her ölüm, karşı kaşıya kaldığım her türlü dehşet, beni şu anda olduğum kişiye dönüştürmüştü yavaş yavaş. Ölüm'ün adaletine.
(sf. 424)


PUANLAMA:

4 Taç: Bence gayet güzeldi. Beğendim ben.


Beş vermek isterdim ama ı-ıh. Dört tam oldu bu kitaba. Fikir çok güzel ama dediğim gibi kurguda bazı büyük sorunlar vardı. Yine de sevmeden edemedim. Duygularımla oynuyorsun kadın.