25 Haziran 2016 Cumartesi

"Direniş - Jennifer L. Armentrout" Kitap Yorumu

 
KİTAP KÜNYESİ:
 
Kitap Adı: Direniş
Özgün Adı: Opposition
Seri: Lux #5
Yazarı: Jennifer L. Armentrout
Çevirmeni: Barış Emre Alkım, Bilge N. Zileli Alkım
Yayınevi: DEX
Türkiye Yayın Tarihi: 17 Eylül 2014
Sayfa Sayısı: 364
Piyasa Fiyatı: 23.00 TL
Goodreads: 4.43

 
ARKA KAPAK:
 
Dünyanın sonuna tanık olursam, evimin çatısında oturup, R.E.M. dinleyecektim.
Ama gerçek hayat hiç de öyle havalı değil, inanın bana.

Luxen'lerin geldiği o gece her şey değişti ve Daemon gitti.

Geri gelecek mi, bilmiyorum.

Saf mı değiştirdi, hiçbir fikrim yok.

Beni hâlâ seviyor mu, emin değilim.

Eğer Luxen işgalinden kurtulabilmek için az da olsa bir
şansımız varsa, bu ancak düşman ile işbirliği yaparsak mümkün olacak.

Hangi düşmanla mı?

Bir tahminin v
ardır eminim.


Dünyaca ünlü usta yazar Jennifer L. Armentrout'un
efsane serisi LUX,
son kitap DİRENİŞ ile tozu dumana katıyor.
 
 
BENİM YORUMUM:

 
     Mayıs'ın başında okumuştum Haziran'ın sonunda yorumluyorum. Harikayım.
 
     Ne zamandır Jen okumuyorum. Bir zamanlar en sevdiğim yazarlardandı ama şu an durum ne ben de bilmiyorum. En son yeni yetişkinlerini okumuştum ama sırf aşk yazınca saçmalıyor. Ciddiye alınmaya çalıştığında da. Lux'un ilk üç kitabı tam ortadaydı ve çok güzeldi ama Köken'den itibaren seri biraz daha ciddileşmeye başladı. Kötü olmadı ama kitaplara beş yerine dört vermeye başladım. Korkarım ne yapsa bir Melez Sözleşmeleri daha yazamayacak. Ühü Alex... Seth...
 
     Neyse Daemon'ımız var. Gerçi bu seri de bittiğine göre yok ama vardı. Obsidiyen'i okuduğumdan beri Daemon'dan çok daha ciddiye alınası erkek karakterler tanıdığımdan Daemon'ı tatlı bir aptal olarak görüyorum biraz. Zararsız değil ama aptal. Ama tatlı bir aptal. Köken'den beri Hunter'la dövüşmelerini istiyordum ama yapmadılar. Daemon'a duyduğum bütün sevgiyle birlikte, bence Hunter ağzını burnunu dağıtırdı.
 
     Direniş çıkalı yüz yıl geçtiğinin farkındayım bu arada. Önce seriye veda etmek istemiyordum, sonra Kış Güneşi yüzünden Jen'le aramızdakileri bitirmeyi düşündüm, sonra da okumadığımı unuttum. Hatırlar hatırlamaz da artık Kat'le Daemon'ı mutlu sonlarına kavuşturmaya karar verdim.
 
     SPOILER İÇEREN KISIM.
 
     Köken'in sonunda gökten Luxen yağmaya başlamıştı ve ondan sonra Daemon ortadan kayboldu. Elbette Kat'i gerçekten bırakmadığını biliyorduk ama o kısımları okurken sinirden sayfaları çeviremiyordum. Ama Dee'nin gerçekten delirdiğini düşünüyordum. Ebediyen. Ama kendinde olmadığı ortaya çıktı ve hep öyle kalacağını sandım. Aslında öyle kalsa nasıl olur diye düşündüğüm oldu ama Jen seri boyunca o kadar çok karakteri öldürdü ki Dee'nin eski tatlı haline dönmesi rahatlatıcıydı.
 
     Daemon'ın, Luxenler'in kontrolünde bile olsa gerçekten delirdiğine inanmadım. Yine de Sadi beni Ash'in asla yapamadığı şekilde delirtti. O kısacık sürede bile. Daemon'ın dört kitap sonra Kat'i güzel bir Luxen için bırakmayacağını bilmeme rağmen. Çünkü Jen duygularımla canı ne isterse onu yapabiliyor. Özlemişim kadını.
 
     Saplantı'yı okurken Arumlar'ın sevilebileceğini ve Luxenler'den nefret edilebileceğini gördüğüm için, Arumlar'la birlik olmaya karar verdiklerinde çok sevindim. Sonra Hunter ve Serena'yı gördük. Ve Lotho'yu görmeye gittiler. Kat Lotho'ya bağırarak göğsümü gururla kabarttı. Ama sonra Lotho Kat'ten beslenmek istedi ve Daemon delirdi. Durumun bütün boktanlığına rağmen o sahnede gülmeden duramadım. Dediğim gibi, Daemon tatlı bir aptal. Sonra Lotho da bunlara güldü ama yardım etmeyi kabul etti. Orada da çok güldüm.
 
     Sonra savaş başladı. Luxenler çok kolay vazgeçti sanki ama başka türlü sonlanamazdı herhalde. Luxenler'in dünyayı ele geçirip insanları öldürmesini bir seçenek olarak kabul etmezsek. Sonra da tam anlamıyla mutlu bir sona kavuştuk. Ölenleri saymazsak. Mesela Kat'in annesi. Ki kitabın en üzücü yeriydi. Kızının iyi olup olmadığını öğrenemeden öldü. Tam bir pisliksin Jen. Ve Luc'un da sevgilisi kurtulamadı. Zavallı Luc. Mutlu bir sonu hak ediyordu.
 
    Beth'le Dawson'ın bebeği nihayet doğdu, Ash'in adını verdiler. Evleri yıkıp insanları öldürmesinden korkmuştum ama daha bebek de olsa şimdilik sorun yok gibi. Kat'le Daemon'ın çocuğu olup olmaması konusunda kesin bir şey geçmediğine sevindim. Onları ebeveyn olarak hayal edemiyorum açıkçası. Az önce aklıma geldi de internette ekstra olarak yayınlanan düğün sahnesini okudum. Kısa ve klişelerle doluydu ve gerekli olduğunu düşünmüyorum ama çok sevimliler.
 
     SPOILER SONA ERER.
 
     Jen kibirli, sinir bozucu ve kaslı erkek karakterler içeren genç-yetişkin paranormal romanslarının kraliçesidir. Ama bütün klişelerine rağmen erkek karakterlerini bir şekilde tatlı ve sevilebilir yapmayı başarır ve kadın karakterleri salak değildir. Aslında bazıları öyle düşünmüyor. Ama ben Katy'yi seviyorum. Ve Alex'i. Ühü Alex...
 
     Neyse. Jen o klişe kitapları yazar. Ama daha güzel olanlarını. Ve eğlenceli. Sadece genç-yetişkin kitapları için konuşuyorum. J. Lynn de kimmiş? Ay, çok özlemişim lanet karıyı. Belki kitaplarını okumaya devam ederim. Ya da Melez Sözleşmeleri'ni baştan okurum hah. The Return diye bir şey varmış Dex, mağarandan çık Dex, kadın kitaplarının adlarına ne yaptığınızı bilse haklarını vermezdi Dex...
 
 
ALINTILAR:
 
"Çık kafamın içinden."
"Elimde değil," diye yanıtladı Archer oturduğu divandan. "Düşüncelerini o kadar şiddetli yayıyorsun ki az sonra kendimi tutamayıp bir köşede oturacağım; Daemon'ın adını tekrarlaya tekrarlaya sallanmaya başlayacağım."
(Katy ve Archer, sf. 8-9)
 
 
Kat'in buradan çıkmasını istiyordum. Her bir hücrem onu korumak istiyordu, gerçi bunu kendisinin pekala yapabileceğini biliyordum ama onun buradan uzaklaşmasını istiyordum. Lanet olsun, elimde olsa onu baloncuklu naylonla kaplardım ama bu hem çok acayip kaçardı hem de bir işe yaramazdı. Çünkü baloncuklu naylonları patlatmaya bir başladım mı bir daha duramıyordum.
(Daemon, sf. 98)
 
 
"N'aber aşağılık herif?"
...
Sürücü koltuğundan inen Arum içini çekti, başını hafifçe yana eğdi. "Yine mi sen?"
"Sen de görüştüğümüzde en az benim kadar sevinmişsin." ... "Daha işin başında bir şeyi netleştirelim. Bir şekilde bize bir oyun çevirmeye niyetleniyorsan bil ki bu yaptığın son plan olur."
Hunter gülüp başını erkek kardeşine çevirdi. "Sana çok şirin demiştim, değil mi?"
Diğer Arum arabanın tavanına yaslandı, tek kaşını güneş gözlüğünün üstüne kaldırdı. "Tam kucaklamalık. Kahrolası bir oklukirpi gibi."
Daemon orta parmağıyla işaret çekti.
Her şey yolundaydı.
(sf. 218)
 
 
"Sen aptal insanın tekisin." Dudağından mavimsi kırmızı kan akıyordu. "Çünkü görünüşün altında hepiniz de kırılgan, işe yaramaz, hemen kanayan insanlarsınız."
"İsa aşkına. Duyan da sen safkansın da ben muggle'ım zanneder."
(Dee ve Katy, sf. 268)

 
PUANLAMA:
 
4 Taç: Bence gayet güzeldi. Beğendim ben.
 
 
Aslında şöyle bir geri çekilip bakınca hepsi çok saçma görünüyor. Ama bu yüzden kendinizden utanacak olsanız da okumaktan zevk alıyorsunuz. Jen çıkardığım bunca yaygarayı hak ediyor mu bilmiyorum, çıkartılan bunca yaygarayı hak ediyor mu bilmiyorum, ama canınız sıkıldıkça yüzüncü kez baştan okuyabileceğiniz kitaplar yazıyor. Direniş yorumunda Melez Sözleşmeleri'ni anlatmaya başlamamak için zor duruyorum. O da çıkardığım onca yaygarayı hak etmiyor. Ama Jen'in kitapları yargılayıp sevdiğim her şey.