19 Mayıs 2016 Perşembe

"Ejderin Aşkı - G. A. Aiken" Kitap Yorumu


KİTAP KÜNYESİ:
 
Kitap Adı: Ejderin Aşkı
Özgün Adı: Dragon Actually
Seri: Dragon Kin #1
Yazarı: G. A. Aiken
Çevirmeni: Alp Levi
Yayınevi: Ephesus
Türkiye Yayın Tarihi: 2012
Sayfa Sayısı: 391
Piyasa Fiyatı: 18.00 TL
Goodreads: 3.97

 
ARKA KAPAK:
 
İnsana dönüşebilen ejderhaların tutkulu aşk oyunlarıyla alev alacaksınız.
Kalbi bir ejderhaya, şehvetiyse kibirli bir şövalyeye aitti.
Bir gün bunların bir araya gelebileceğini kim hayal edebilirdi ki?
Despot ağabeyini öldürmenin peşindeki Kanlı Annwyl, kaderin onu sürüklediği olayların ortasında aşkı ve tutkuyu keşfediyor.
 
Kanlı Annwyl gibi bir lakaba sahip olmak, kadın bir savaşçı için de olsa, hiç kolay değildir. Erkekler ya korkuyla titrer ya da saygıyla selam verir.
 
Ama arada sırada bir erkekle, Yok edici Feraghus’la konuşabildiği gibi konuşabilmeyi arzulamaktadır.
 
Fakat ne yazık ki Fearghus bir ejderhadır. Büyük, pullu ve ölümcül.
 
Fearghus’un onu savaş için eğitmek üzere ayarladığı sert, küstah şövalyeye karşı uyanan duygularından çok farklı bir şekilde, Annwyl onunla kendini güvende hisseder.
 
Günlerini onu vahşi, kuvvetli bir arzuyla dolduran adamla dövüşerek, gecelerini ise bir köyü sadece nefesiyle yıkabilecek sihirli bir varlıkla geçirerek harcayan Annwyl, hayatın daha da garipleşemeyeceğinden emindir.
Ama yanılıyordur...
 
BENİM YORUMUM:
 
     Yeni bir seri daha. Evet. Sekiz kitabı çıkmış, devam ediyor mu bilmiyorum, beşi çevrildi. Ejderhalarla insanların bir arada yaşadığı bir dünyada geçiyor. Her kitapta farklı bir ejderhanın hikayesini okuyoruz. Serinin adı Ejderha Ailesi ama tüm kitaplar bu aileyi mi anlatıyor bilmiyorum. Kaç kardeş olduklarını unuttum. Çok. Şu an en sevdiğim kardeş Gwenvael ama ondan önce Briec'in kitabını okumam gerektiğinden şimdilik seriye devam etmiyorum. Diğer kardeşleri çok hatırlamıyorum. Morfyd'le ilgili ayrı bir kitap olacağını sanmam, o kızla Brastias'ın arasında bir şey olacağını anında anlamıştım o yüzden olmasını istemedim ama elbette oldu. Tüm kardeşlere gerçek aşkı tattırmak zorundayız.
 
     Neyse. Bu kitapta iki hikaye var. Birincisinin adı Ejderha Ailesi. Karakterlerimiz Fearghus, mağarasında hiçbir şey yapmadan oturup kafasını dinlemeyi seven bir ejderha ve Kanlı Annwyl, Garbhán Adası'nın zalim yöneticisi -ve ağabeyi- Lorcan'ı öldürmenin peşindeki bir isyancı.
 
     Fearghus bir gün Annwyl'i mağarasının önünde, ölmek üzereyken buluyor ve iyileştiriyor. Annwyl iyileşme sürecinde ve hatta iyileştikten uzun süre sonra Fearghus'ın mağarasında kalmaya devam ediyor. Fearghus Annwyl'e, Lorcan'ı öldürmek için daha çok çalışması gerektiğini söyleyip onu çalıştırması için bir şövalye gönderiyor. Annwyl'in bilmediğiyse şövalyenin aslında Fearghus'ın insan formu olduğu. Bu bir spoiler değil çünkü çoklu bakış açısı olduğu için en başından beri haberimiz var.
 
     İkinci bölüm Ateşler ve Zincirler. Fearghus'ın annesiyle babasının, yani Bercelak'la Rhiannon'ın hikayesi. Tabii Fearghus doğmadan çok öncesinde geçiyor. Yazar ilk hikayede olanlardan sonra bu ikisini sevmemi falan mı bekledi acaba? Rhiannon şımarık, bencil ve zalim bir prenses. Annesi onu Bercelak'la evlenmeye zorluyor, Rhiannon kabul etmiyor. Bercelak ise ilk gördüğünden beri Rhiannon'a aşıkmış. Sonunda Rhiannon da Bercelak'a aşık oluyor. Bercelak'ın Rhiannon'ı, kendini sevdirene kadar alıkoyması gibi bir saçmalık olmasaydı ve Rhiannon bu kadar çabuk teslim olmasaydı sinirlenmeyebilirdim. Hatta belki tahammül bile ederdim.
 
     Bu hikayeyle ilgili sevdiğim tek şey Bercelak'ın babası Ailean'dı. Yazar Shelly Laurenston adını kullanarak (G. A. Aiken takma adı) Ailean'la ilgili Can't Get Enough diye bir hikaye yazmış. Ama Everlasting Bad Boys diye bir antolojinin parçası olduğundan okumaya değer mi bilmiyorum.
 
     Bazı saçma yerler vardı. Öncelikle karakterlerin ne kadar kötü olursa olsun, yakın akrabalarını öldürüp hiçbir şey hissetmeden yaşamaya devam etmeleri. Hikayeler karakterlerin, tüm bu olaylardan sonra yaşayacağı içsel çatışmalar için fazla kısa olduğundan olabilir. En azından akrabasını öldürmüş olan kişi bir ejderhaysa biraz daha inanılır oluyor ama yine de tam ikna olmadım.
 
     Ayrıca yazarın ejderhalar hakkında yazmadan önce, boyutlarını kafasında kesin olarak canlandırdığını sanmıyorum. Farklı yerlerde, vücutlarının farklı yerleri farklı boyutlarda anlatıldı ve birleştirirsek ortaya çok orantısız bir şekil çıkıyor. Başta o kadar büyük olduğu söylenen ejderhayla küçük insan Annwyl arasında çok da ihtimal vermediğim şeyler geçti. Neymiş saçını örmüş. Sen o saçların içinde kaybolursun kimsenin haberi olmaz. Bir de ejderhalar kitap falan okuyor. Kitap ne boyutta tam olarak?
 
     Ayrıca ezik ağabeyini bunca yıl öldürmeyi başaramayan Kanlı Annwyl, Fearghus'la neredeyse tamamen flörtleşmeden ibaret olan kısa süreli talimlerinin ardından devasa, yaşlı ve deneyimli ejdersavaşçılarla boy ölçüşecek duruma geliyor. Kıçımı öp bence Aiken.
 
     Bir ejderhanın bir insana aşık olmasıyla ilgili ne hissettiğimi bilmiyorum. Sonuçta insan şekli alabilseler de asıl formları bu değil ve o insanla olmak için sürekli farklı bir şekle bürünmek zorunda kalacaklar. Ayrıca ejderhaların insanlara ayaklı yemek gözüyle bakması da var. Bir insanın bir ineğe aşık olması gibi. Ya da salatalığa. Gördükleri anda yemekten başka bir şey düşünmediklerine göre bence bu durumu ikisine de benzetebiliriz.
 
     Ve dediğim gibi, özellikle ikinci hikayede, bütün karakterler ejderha olduğundan, insanlarla ilgili çok vahşi düşünceleri vardı. Ya öldürmeyi, ya yemeyi düşünüyorlar. Yok çığlıkları çok eğlenceliymiş, yok Morfyd yemekleri fazla pişirdiği için tatları güzel değilmiş. Şahsen biraz alındım.
 
ALINTILAR:
  
Küçük bir alev topu yüzüne çarptı. Tekrar kız kardeşine baktı, burun deliklerinden hala duman tütüyordu kadının.
"Ne var, velet?"
"Diyorum ki kız en kısa zamanda adamlarına geri dönmek isteyecek."
"Biliyorum."
Kız kardeşi ona gülümsedi. "Buna hazır mısın, sersem?"
"Bana Efendi Sersem diyeceksin."
(Fearghus ve Morfyd, sf. 26-27)
 
 
"Sana önerebileceğimiz bir şey olmalı. İstediğin veya ihtiyacın olan bir şey."
Fearghus acıklı acıklı iç çekti ve bir saniyeliğine sessiz kaldı. "Her zaman taze bakire kurbanlara ihtiyacım oluyor."
(Annwyl ve Fearghus, sf. 35)
 
 
Fearghus, artık Annwyl'in odası saydığı yere girdi. Fakat kafasına atılan kitaptan kaçmak için başını eğmesi gerekti. Kız onu bekliyordu ve hiç mi hiç mutlu değildi.
...
"Bana bir kitap mı fırlattın sen? Benim inimde?"
"Evet. Ve yine yaparım!"
"Ama," diye gakladı şaşkın bir şekilde, "ben bir ejderhayım."
(sf. 45)
 
 
"Ejderhaların saçı olduğunu bilmiyordum. At yelesi gibi."
"At yelesi gibi değil," diye tersledi Fearghus onu. ...
"Aksilenmeye gerek yok. Sadece senin türünün biz insanlar için yük hayvanları olduğunu ima ediyordum. Aynı atlar gibi. Ve at adamlar."
"Hepsi bu mu? Özür dilerim, Annwyl Hanım. Hakaret ettiğini sanmıştım."
(sf. 57-58)
 
 
İsterik bir kahkaha. Niye böyle isterik kahkahalar duyuyordu sürekli? Fearghus iki kardeşine bakmak için bir gözünü açtı. O kadar şiddetle gülüyorlardı ki birbirlerinin üzerine düşüyorlardı. Derin bir uykudan bunun için mi uyandırmışlardı onu?
"Ne?" ...
Gwenvael boğulur gibi, "Kız senin saçını örmüş, ağabey," dedi.
"At yelesi gibi," diye ekledi kız kardeşi.
Fearghus böğürdü ve beyaz alev çizgisi onları vurmadan önce Gwenvael'in kız kardeşini yoldan çekmesini izledi.
Bu onların gülmesini susturmadı elbette.
(sf. 119)
 
 
"...Annwyl. Dediğimi hatırla."
"Sağımı koruyayım?"
"Hayır."
"Solumla çalım atayım?"
"Hayır."
"Güzel kıç."
"Hayır!" Sinirli homurtusu kadınını sadece kıkırdattı.
"Öfkemi kontrol edeyim, kalbimin köşesi?"
"Küstah."
(Fearghus ve Annwyl, sf. 197)
 
 
Çömelip önündeki yiyecekleri inceledi. Aslında, aşağılık herifin, uzun bedenini yaslayıp, burnu tam dibindeyken, "Ne yapıyorsun tam olarak?" dediğini duyana kadar, beş dakika boyunca önündeki yiyecekleri inceledi.
... "Sonraki hareket planıma karar veriyorum."
"Patates pişirmek için hareket planına mı ihtiyacın var?"
(Bercelak ve Rhiannon, sf. 272)
 
 
"Bugünkü yardımların için teşekkürler, baba," dedi.
Babası bu sözleri pençesiyle savurdu. "Sen benim oğlumsun, Bercelak. Teşekkür sözlerine hiç gerek yok."
"O zaman şunu söyleyeyim... Arıtk senden nefret etmiyorum."
... "Bu gerçekten iyi haber! Annen çok mutlu olacak sonunda."
(sf. 371)

 
PUANLAMA:
 
3, 5 Taç: Ortalamaydı. Okumasan da olur. / Bence gayet güzeldi. Beğendim ben.
 
 
 Biraz boş, biraz mantıksızdı ama çok eğlenceliydi. O yüzden seriye devam edeceğim ama açıkçası o kadar kitaba değmesini istiyorum. Yazar çok güzel bir dünya yaratmış ama tek bahsettiği karakterlerin ilişkileri.