13 Eylül 2014 Cumartesi

"Mekanik Melek - Cassandra Clare" Kitap Yorumu



KİTAP KÜNYESİ:
 
Kitap Adı: Mekanik Melek
Özgün Adı: Clockwork Angel
Seri: Cehennem Makineleri #1
Yazarı: Cassandra Clare
Çevirmeni: Zeynep Heyzen Ateş
Yayınevi: Artemis
Türkiye Yayın Tarihi: 2010
Sayfa Sayısı: 536
Piyasa Fiyatı: 28.00 TL
Goodreads: 4.30

 
 
ARKA KAPAK:
 
On altı yaşındaki Tessa Gray, ağabeyini bulmak için İngiltere'ye geldiğinde, onu korkunç bir sır bekliyordu. Londra’nın Aşağıdünya’sının ıssız sokaklarını vampirler, büyücüler ve diğer doğaüstü yaratıklar ele geçirmişti. Kaosun yerine düzen getirmekse yalnızca Gölge Avcıları’na, kendilerini dünyayı iblislerden kurtarmaya adamış savaşçılara düşüyordu.

Kara Kardeşler tarafından kaçırılan Tessa, sonunda kendisinin de bir Aşağıdünyalı olduğunu öğrenecekti. Üstelik ender bulunan bir yeteneğe sahipti. İstediği zaman bir başkasına dönüşebiliyordu. Tessa, çareyi Londra Enstitüsü’ndeki Gölge Avcıları'na sığınmakta bulacak ve kısa zaman içinde, Enstitü’deki iki genç, Tessa’yı büyüleyecekti.
 
Tessa bir seçim yapmak zorunda olduğunu biliyordu. Ya ağabeyini kurtaracaktı, ya da yeni arkadaşlarının büyülü dünyasını...

Ama bilmediği bir şey vardı. Büyülerin en tehlikelisi aşktı!
 
BENİM YORUMUM:
 
 
     Favori serilerimden olan Ölümcül Oyuncaklar'ın yan serisi Cehennem Makineleri'nin ilk kitabı için yaptığım yoruma hoş geldiniz! Serilerin adları çok havalı ama konumuz bu değil.
 
     Kitap 1878'de geçiyor ve on altı yaşındaki baş karakterimiz Amerikalı Theresa Gray'in, kardeşi Nate'i bulmak için Londra'ya gelmesiyle başlıyor. Fakat onun yerine Nate'i tanıdığını iddia eden, Pandemonium Kulübü üyeleri Kara Kardeşler'i buluyor ve onlar tarafından kaçırılıyor.

     Kara Kardeşler iblis efendisi ve Tessa'nın da bir Aşağıdünyalı, muhtemelen iblis efendisi olduğunu söylüyorlar. Tessa'nın, birinin bir eşyasına dokunarak o kişiye dönüşmek gibi eşsiz bir özelliği var. Üstelik sadece o kişi gibi görünmekle kalmıyor, o kişinin anılarına ve düşüncelerine de ulaşabiliyor. Kara Kardeşler de ona bu yeteneğini kullanmayı öğretiyorlar ve başarısız olduğunda işkence yapmaktan çekinmiyorlar.
 
     Tessa'yı oradan Will kurtarıyor. Will, Gölge Avcısı. Tessa'yı Londra Enstitüsü'ne götürüyor ve Enstitü'nün yardıma ihtiyacı olan Aşağıdünyalılar'ı ağırlaması gerektiğinden Tessa'yı da aralarına alıyorlar ve  kitap çoğunlukla orada geçiyor.
 
     Konuyu bu kadar anlatacağım. Şimdi Gölge Avcıları'nın dünyasına yabancı olanlara yukarıda geçen terimlerden bazılarını açıklayayım.
 
     Gölge Avcısı: Görevleri iblisleri ve sorun çıkaran Aşağıdünyalılar'ı öldürmek olan, onlara özel yetenekler katan mühürlere ve havalı silahlara sahip, insan-melek melezi ırk.
 
     Aşağıdünyalı: Vampirler, kurtadamlar, periler, iblis efendileri vs. Kemikler Şehri'ni ilk okuduğumda yeraltında yaşadıkları için Aşağıdünyalı dendiğini sanmıştım ama öyle bir şey yok.
 
     İblis efendisi: İnsan-iblis melezi, para karşılığında çeşitli büyüler yapan, iblisleri kontrol edebilen, birkaç küçük ayrıntı dışında (kuyruk, boynuz, kedi gözleri, fazladan eklemler, pullu deri vs.) insan gibi görünen, çok uzun yaşayan kişiler.
 
     Şimdi Will'den bahsedeceğim. Kimi zaman komik kimi zaman sinir bozucu seviyede bir alaycılığı, siyah saçları, mavi gözleri, harika bir mizah anlayışı, gizemli tavırları, ve büyük bir sırrı var. Ölümcül Oyuncaklar'ın Jace'ine benziyor. Özellikle alaycılıkları ve mizah anlayışları tıpatıp aynı. Ama Jace, Will'den daha alaycı. Jace bütün kitap karakterlerinden daha alaycı aslında. Ah, aşkım. Hangisini daha çok sevdiğimi bilmiyorum. Jace'i daha çok sevdiğimi düşündüğümde onu daha çok tanıdığım için öyleymiş gibi hissediyorum, Will'i daha çok sevdiğimi düşündüğümde de Jace'in olduğu bir kitabı uzun zamandır okumadığım için öyleymiş gibi hissediyorum. Kararımı verdiğimde (verirsem) söylerim.
 
-CAMLAR ŞEHRİ'Nİ OKUMAYANLARIN BAKIŞLARINI KAÇIRMASINI GEREKTİREN SPOILER ALARMI-
 
Jace'in aslında bir Herondale olması ve Will'in de soyadının Herondale olması...  Neden bu kadar hoşuma gitti bu? Akraba olmaları yani... Acaba Herondale'lerin soyunu kim devam ettirdi? Will'in çocuğu oldu mu? Ama Tessa kısır değil mi? Neler oluyor?
 
VE SON.
 
     Tabii bir de Jem var. Aşk üçgenin diğer üyesi. Will'le Tessa'nın daha uyumlu olduklarını düşünüyorum. Will'i Jem'den daha çok sevdim ayrıca. Ama Jem'i de çok sevdim. Ölümcül Oyuncaklar'da Jace'i daha çok sevmem, ama Simon'a da tapmam gibi.
 
     Ve Tessa. Nedense bazıları onu sevmiyor ama ben çok sevdim. Çok tatlı ve zeki. Karakterlerin çoğunu sevdim.
 
     Kitapta Ölümcül Oyuncaklar'la benzerlikler gördükçe nasıl mutlu olduğumu bilemezsiniz. Pandemonium'dan ilk bahsettiklerinde bile çok heyecanlanmıştım. Pandemonium'la ilgili daha fazla bilgi almak iyi oldu.
 
     VE BİR DE MAGNUS VAR!!! Magnus Bane'i o kadar seviyorum ki. İblis efendisi olduğundan bir bakıma ölümsüz ve bizim zamanımızda geçen Ölümcül Oyuncaklar'da da vardı. İki seride de olan bir diğer kişi Camille. Camille ile Magnus'un sevgili oldukları zamanları okumuyor olmamızı çok isterdim ama ne yazık ki öyle. Gerçi Camille'in bu kitapta nefret edilesi bir yönü yok ama Magnus'u Alec'ten başkasıyla düşünemiyorum.
 
     VE CHURCH. Ölümcül Oyuncaklar'daki huysuz kedi. Cehennem Makineleri'nde de aynı ölçüde huysuz. Merak ettiğim iki şey var. Birincisi Church'ün nasıl o kadar uzun yaşadığı ve ikincisi Londra Enstitüsü'nden New York Enstitüsü'ne nasıl gittiği.
 
     Mekanik Melek'te Sıradanlar'ı, yani normal insanları biraz daha az aşağıladılar. Kemikler Şehri'nde hiç durmadan Sıradanlar'ı ve Aşağıdünyalılar'ı aşağılıyorlardı. Gölge Avcıları'nın kibirlerini azaltacak bir mühre ihtiyaçları var.
 
     Eski zamanlarda Enstitüler biraz farklıymış. Hizmetçileri, aşçıları falan varmış mesela. Ölümcül Oyuncaklar'da herkes kendi işini kendi yapıyordu. Ve Enstitü'de çok daha az kişi vardı. Gölge Avcıları azalmış, Merkez yozlaşmıştı. Bir bakıma geleceği bildiğim için kendimi zaman yolcusu gibi hissetim bir an.
 
     Enstitü'den bahsetmişken... Bu Enstitü'de daha fazla kişi var ama Ölümcül Oyuncaklar'dakiler kadar harika değiller. Jessamine veya Charlotte, Isabelle'in; Henry, Alec'in yerini tutamaz. Onları da sevdim ama lütfen, Isabelle ve Alec'ten bahsediyoruz.
 
     Durmadan Ölümcül Oyuncaklar'dan bahsettiğimin farkındayım ama bu yoruma başladığımdan beri o seriyi ne kadar özlediğimi fark ettim. Ölümcül Oyuncaklar'ın konusunu daha çok seviyorum. İlk kitaplarda pek belli olmasa da çok güzel bir konusu var o serinin. Cehennem Makineleri daha akıcı. Kemikler Şehri'nde Jace'in bir şeyleri açıkladığı kısım fazla uzun sürmüştü ve biraz kafa karıştırıcıydı, Mekanik Melek'te olaylar daha basitçe açıklanmıştı. Ölümcül Oyuncaklar daha komik. İki serinin de artıları ve eksileri var. Ama Ölümcül Oyuncaklar'ın bendeki yeri ayrı.
 
 

ALINTILAR:
 
"Sen Magister mısın?"
"Magister mı?" Kızın sesindeki endişe oğlanı şaşırtmış gibiydi. "O kelime, Latince'de usta anlamına gelmiyor mu?"
"Ben..." Tessa rüya gördüğü hissine kapılmaya başlamıştı. "Sanırım öyle."
"Pek çok konuda usta olduğum söylenebilir. Londra sokaklarında yolumu bulmak, kadril dansı yapmak, Japon çiçek düzenleme sanatı, yalan söylemek, sarhoş değilmiş gibi davranmak, büyüleyici özelliklerimle genç kadınları eğlendirmek..."
Tessa boş boş bakmayı sürdürdü.
"Ama," diye devam etti oğlan, "kimse bana usta veya Magister diye hitap etmedi. Ne kadar üzücü..."
(Tessa ve Will, sf. 44)
 
 
"Çikolatadan nefret ederim."
Will dehşete düşmüş gibi göründü. "Nasıl olur da bir canavar çikolatadan nefret eder?"
(Tessa ve Will, sf. 102)
 
 
..."Belki Agatha'ya aşıktır," dedi kız.
"Umarım değildir. Agatha'yla evlenmeyi ben planlıyorum. Bin yaşında olabilir ama kimse onun gibi turta yapamaz. Güzellik geçici, aşçılık sonsuzdur."
(Tessa ve Will, sf. 105)
 
 
Camille gülümsedi. Will kadının çok güzel olduğunu itiraf etmek zorundaydı ama bütün vampirler güzeldi. Güzellikleri kurutulmuş çiçeklerin güzelliği gibiydi, hoş ama ölü.
(sf. 230)

 
"Biliyor musun," dedi Gabriel, "arkadaş olabileceğimizi düşündüğüm zamanlar olmuştu, Will."
"Ben de kendimi bir keresinde gelincik zannetmiştim," dedi Will. "Ama afyon yüzündenmiş. Öyle bir etkisi olduğunu biliyor muydun? Çünkü ben bilmiyordum."
(sf. 315)
 
PUANLAMA:
 

5 Taç: Bayıldım. Kesinlikle harikaydı.

 

 
Gölge Avcıları'nın dünyasına bayılıyorum. Cass bu konuyla ilgili, Ölümcül Oyuncaklar ve Cehennem Makineleri hariç üç seri daha yazacak: The Dark Artifices, The Last Hours, The Wicked Powers. Bir de Magnus'un kitabı var: The Bane Chronicles. Ve The Shadowhunter's Codex, Tessa'nın okuduğu kitap bu muhtemelen. Bir de Simon'la ilgili kısa hikayelerden oluşan bir kitap yazma projesi var, seri de olabilir. Bazıları abarttığını düşünüyor ama ben bunda kesinlikle hiçbir sorun görmüyorum. İstediği kadar devam edebilir. Henüz Gölge Avcıları'yla tanışmadıysanız hemen Kemikler Şehri'ni okuyarak işe başlayın. Ama bütün seriyi ilk kitaba göre yargılamayın çünkü devam ettikçe güzelleşiyor.