26 Eylül 2014 Cuma

"Mekanik Prens - Cassandra Clare" Kitap Yorumu



KİTAP KÜNYESİ:

Kitap Adı: Mekanik Prens
Özgün Adı: Clockwork Prince
Seri: Cehennem Makineleri #2
Yazarı: Cassandra Clare
Çevirmeni: Selim Yeniçeri
Yayınevi: Artemis
Türkiye Yayın Tarihi: 2012
Sayfa Sayısı: 600
Piyasa Fiyatı: 28.00 TL
Goodreads: 4.48



ARKA KAPAK:

Londra Enstitüsü'ndeki dengeler hiç bu kadar hassas olmamıştı. Konsey, Charlotte'ın gücünü elinden almak ve bu gücü, ahlak değerlerinden yoksun, gözünü iktidar hırsı bürümüş Benedict Lightwood'a vermek istiyordu.

Will, Jem ve Tessa, Enstitü'yü ve Charlotte'ı kurtarma umuduyla Mortmain'in geçmişiyle ilgili sırları araştırmaya karar verdi. Ancak tek keşfettikleri düşmanın amacı değildi. Aynı zamanda Tessa'yla ilgili huzursuz edici Gölge Avcısı bağlantısını da öğrendiler. Zaten Will ve Jem'in ilgisi arasında kalan Tessa, kendisinin bizzat bir "canavar"a dönüşmesine Gölge Avcıları'nın yardım ettiğini öğrenince başka bir seçimle daha yüz yüze gelecekti.


BENİM YORUMUM:

     Okullar açıldığından beri ilk yazım oluyor bu. Liseye başladım ve bütün beklentilerimi karşıladı, düşündüğüm kadar iğrenç bir yer. Gerçi okulum güzel ve konular şimdilik çok basit ama ortamı sevemedim. Şu ana kadar edindiğim arkadaş sayısı kocaman, görkemli, tombik bir sıfır. Teneffüslerde ve öğle arasında çok fazla kitap okuyabiliyorum, o ayrı. Annemle önümüzdeki dört yıl boyunca okulun her günü kitap okuyup okuyamayacağım konusunda tartışıyoruz.
 
     Mekanik Prens bittikten sonra Taht Oyunları'na kaldığım yerden devam ettim. 641. sayfadayım. Yaşasın asosyallik!
 
     Okulda okutulan kitapları asla sevmedim. Ama bu sene de okutacaklarmış. Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz, Yılkı Atı, Don Kişot, Çalıkuşu, Fareler ve İnsanlar, Denemeler. Bu kitaplardan okuduklarınız varsa nasıl olduklarını söylesenize. Güzel olmalarını çok istiyorum.
 
     Evet, şimdi konumuza gelelim.
 
***
 
     BU KISIM ÇOK FAZLA SPOILER İÇERİR.
 
     Mekanik Melek'in sonundan ve Mekanik Prens'in başlangıcından başlayacağım. Mekanik Melek, Will'in Magnus'tan yardım istemeye gitmesiyle bitmişti ama ne konuda yardım istediğini öğrenememiştik. Mekanik Prens'in giriş bölümünde Will'e çok üzüldüm.
 
     Will'in lanetini tahmin etmiştim çünkü insanların kendisinden nefret etmesi için bu kadar çabalamasından belli oluyordu. Aslında öyle bir lanet olmadığını, iblisin yalan söylediğini de tahmin etmiştim çünkü hem kulağa çok saçma geliyordu, hem de aslında Will'i sevdiği halde ölmemiş olanlar vardı. En başında Tessa. Yani o kısımlar bana göre şaşırtıcı değildi.
 
     Will'le Jace'in akraba olması gibi Charlotte'la da Clary'nin akraba oluşu nedense yine çok hoşuma gitti. Charlotte hamile olduğuna göre Fairchild'ların soyunun nasıl devam ettiğini öğrenmiş olduk ama hala Will'in veya kardeşinin çocuğu olmasını bekliyorum.
 
     Jessamine'in gece erkek kıyafetleriyle dışarı çıkmasını, herkes uyurken gizlice iblis avlaması olarak yorumlamıştım. Belki de içten içe o da bir Isabelle Lightwood ama bunu göstermek istemiyor, diye düşünmüştüm. Onun için duyduğum bütün sempati, aslında hala Nate'le görüştüğü ortaya çıktığında yok oldu. Bu şaşırtıcıydı işte.
 
     Nate'le ilgili hala çözülmemiş bir şeyler var. Ölürken söylediği sözler yüzünden böyle düşünüyorum. Yaptığım her şeyi bilmiyorsun. Ayrıca o ölürken belki de Jessamine'i seviyor olabileceğiyle ilgili anlık bir izlenime kapıldım. Bilmiyorum.
 
     Tessa'yla Sophie'nin eğitimi pek beklediğim gibi değildi. Tessa'nın sert bir karakter olmasını tercih ederdim, 1800'lerde kadınların sert olması zor görünse de hoşuma giderdi.
 
     Sophie'yle Gideon'u destekliyorum! Lightwood soyunu onlar devam ettirecek bence. (Nedense Ölümcül Oyuncaklar'da gördüğümüz soyadlarını Cehennem Makineleri'nde görünce hemen soylarını kimin devam ettirdiğini merak ediyorum.)
 
     Sophie'nin Jem'den vazgeçmesi sorunları biraz çözdü ama şimdi de Jem'in Tessa'dan vazgeçmesi ve Will'le Tessa'nın sonsuza kadar mutlu yaşamasına izin vermesi gerekiyor. Tessa'yla Jem'i hiçbir şekilde desteklemiyorum. Jem'i gerçekten seviyorum ama aradan çekilmesi gerek.
 
     Aşk üçgenine gıcık olsam da ben çoğu kişinin aksine Tessa'dan nefret etmedim. Tessa'nın psikolojisini, okuyucuya pek yansıtılmamış olsa da anlayabiliyorum ve biraz hak da veriyorum. Ama teklifi kabul etmesi korkunç bir hataydı. Teklifi ederkenki hali yüzünden Jem'e, nişanlandıklarını öğrenince verdiği tepki yüzünden de Will'e çok üzüldüm. Will'e daha fazla üzüldüm.
 
     Magnus'la Camille'in ayrılma şekilleri çok hoştu. Camille'i sevmemekte ne kadar haklı olduğumu tekrar gördüm ve kavga ederek ayrıldıkları için bir bakıma rahatladım çünkü Ölümcül Oyuncaklar'da -bana ne oluyorsa- Alec adına Magnus'u Camille'den kıskanıyordum. Ayrılma sahnesi çok komikti. Magnus'un Will'le sevgililermiş gibi davranması ve Will'in hiçbir şey anlamadan öylece kalması. Çok tatlılar. (İtiraf: Cehennem Makineleri'ne başlamadan çok önce Will'i Magnus'un eski sevgilisi sandığım bir dönem olmuştu. Tessa olmasa çok iyi bir çift olabilirlerdi aslında.)
 
     SPOILER'IN SONU.
 
     Genel olarak bakılınca çok güzeldi. Ama bölüm bölüm inceleyince verdiğim puanı hak etmiyormuş gibi geliyor. Biraz sıkıcı gibiydi. Değildi ama öyleydi. Çok fazla şey yaşandı ama hiçbir şey yaşanmamış gibiydi. Bu kadar uzatılmasa daha iyi olabilirdi aslında. Geçiş kitabının, araya güzel sahneler serpiştirilmişi gibiydi. Bir de beklediğim o büyük savaş, veya en azından dövüş sahnesini alamadım. Yine de beş verdim çünkü daha düşüğünü vermeye kıyamıyorum.
 
     Mekanik Prenses'ten büyük beklentilerim var.
 

ALINTILAR:
"Tazminatları," dedi Jem aniden. Elindeki kalemi pat diye bıraktı.
Will şaşkınlıkla döndü. "Bu bir oyun mu? Aklımıza ilk gelen kelimeleri mi söylüyoruz? Bu durumda ben de genofobi diyorum. Mantıksız bir şekilde dizlerden korkmak anlamına gelir."
"Sinir bozucu sersemlere karşı duyulan son derece haklı ve mantıklı fobi için kullanılan kelime nedir?" diye sordu Jessamine.
(sf. 33)
 
 
"Ben iyi bir aşçıyım efendim," ded Bridget, İrlanda aksanıyla. "Eski işverenlerimin bir şikayeti yoktu."
"Tanrım, sen İrlandalısın," dedi Will. "İçinde patates olmayan şeyler yapabilir misin? Ben çocukken İrlandalı bir aşçımız vardı. Patatesli börek, patates püresi, patates soslu patates..."
(sf. 60)
 
 
"Bize eşlik etmesi gerektiğini sanmıyorum," dedi Will. "Gidip moruğun bir eşyasını alır ve ona getiririz."
"Ama Tessa daha önce, kullanan kişiyle güçlü bağlantısı olan bir şeye ihtiyacı olduğunu söylemişti," dedi Jem. "Seçtiğimiz şey yetersiz olursa..."
"Bir tırnak parçası veya saç teli kullanabileceğini de söylemişti."
"Yani trenle York'a gitmemizi, doksan yaşında bir ihtiyarla görüşmemizi, üzerine atılıp saçını yolmamızı mı öneriyorsun? Merkez'in bu fikirden çok heyecanlanacağından eminim."
 (sf. 80)

 
"Gideon ve Gabriel," dedi Tessa. "Aslında bayağı yakışıklılar ve hiç de iğrenç değiller."
"Ben ruhlarının simsiyah derinliklerinden söz ediyordum," dedi Will kasvetli bir sesle.
Tessa güldü. "Senin ruhunun derinlikleri sence ne renktir Will Herondale?"
"Leylak," dedi Will.
(sf. 94-95)
 
 
Derken gölgelerin arasından bir adam çıktı. Tessa onu görünce irkildiğini zorlukla gizleyebildi. Sırtında ağır bir pelerin, başında simsiyah parlak kumaşlı bir şapka ve ayaklarında eski denizcilerinkine benzer çizmeler vardı. Sakalı uzun ve beyazdı, gözlerinin üzerindeyse kalın beyaz kaşları kavis çiziyordu. Uzanıp bir elini Will'in omzuna koydu. "Nefilim?" dedi ağır aksanlı sert sesiyle. "Sen misin?"
"Ulu Tanrım," dedi Will elini teatral bir tavırla kalbinin üzerine koyarak. "Bu üçün birini durduran Antik Denizci."
"Beni Aloysius Starkweather gönderdi. Beklediği çocuklar siz misiniz? Bütün gece burada duramam."
"Bir albatrosla önemli bir randevun mu var?" diye sordu Will. "Seni tutmayalım."
(sf. 104-105)
 
 "Bu arada Will nerede?"
"Bir yerlerde uyuyordur," dedi Jem, "ve onun tanıklığına gelince, şey, herkes Will'in delinin teki olduğunu düşünüyor."
"Ah," dedi bir ses kapıdan, "yıllık herkes Will'in delinin teki olduğunu düşünüyor toplantınızı mı yapıyorsunuz?"
"O iki yılda bir yapılıyor," dedi Jem.
(sf. 386)

PUANLAMA:

5 Taç: Bayıldım. Kesinlikle harikaydı.
 

Mekanik Prens'in birincisinden daha iyi olup olmadığını bilmiyorum. Başları sıkıcıydı. Aslında ortalarına, hatta sonlara yakın ortalara kadar kitaba dörtten yüksek vermeyeceğime çok emindim. Sonlarına doğru kitaba özellikle beş vermemi sağlayacak bir şeyler olacağını söylemişti kardeşim. Bana öyle gelmedi. Yine de sonlarda fikrim değişti. Bilmiyorum. Dört buçuk vermeye kıyamıyorum.