7 Nisan 2013 Pazar

"JENNIFER L. ARMENTROUT - OBSİDİYEN" KİTAP YORUMU



KİTAP KÜNYESİ:

Kitap Adı: Obsidiyen
Özgün Adı: Obsidian
Seri: Lux #1
Yazarı: Jennifer L. Armentrout
Çevirmeni: Bilge N. Zileli Alkım
Yayınevi: DEX
Türkiye Yayın Tarihi: Aralık 2012
Sayfa Sayısı: 354
Piyasa Fiyatı: 19.00 TL
Goodreads: 4.38




  

ARKA KAPAK:



Hey yakışıklı, hangi gezegendensin sen?

Her şeye yeniden başlamak çok berbat.

Annemle birlikte Batı Virginia’ya taşındığımızda, kendimi sıkıcı işlere adamıştım, ta ki tüyler ürpertici yeşil gözleri ve kaslı vücuduyla yan komşumuz karşımda dikilene kadar. Ama işler tahmin ettiğiniz gibi gitmedi.

 O, ağzını açtı.
Daemon hem kabaydı hem de kendini beğenmiş bir pislikti. Birbirimizden hoşlanmamıştık. Tam hikâye burada bitiyordu ki bir kazaya uğradım ve Daemon zamanı dondurarak beni kurtardı.

Yakışıklı uzaylı komşum üzerimde bir iz bırakmıştı.

Yanlış okumadınız. O, bir uzaylı. Daemon ve kız kardeşinin yeteneklerini çalmak isteyen düşmanları vardı ve Daemon’ın bıraktığı iz bütün düşmanları başıma toplamıştı. Bu korkunç durumdan canlı kurtulmak içinse tek yapmam gereken üzerimdeki uzaylı iz etkisini yitirene kadar Daemon’ın yanından ayrılmamaktı.  
     
“Obsidiyen’e bayıldım. Romanı bir gecede bitirmeye, kendinizi Daemon’a kaptırmaya ve serinin ikinci kitabı için sabırsızca beklemeye hazır olun.”
Deborah Cooke, The Dragon Diaries

“Daemon ve Katy, ateşle barut gibi. Her bölüm nefesinizi kesecek ve dahası için yalvaracaksınız.”
Jus Accardo, Touch

“Armentrout’un yeni serisinin ilk kitabı başından sonuna hiç azalmayan bir heyecanla akıp gidiyor.”
RT Book Reviews





BENİM YORUMUM:


     Obsidiyen ilk çıktığında ben:
     "Bu ne böyle DEX'in Facebook sayfası sırf Obsidiyen'le dolu. Dex sayfası mı Obsidiyen sayfası mı burası? Amma abarttılar ha, çok saçma bir kitap. Iyyykk uzaylılarla ilgili kitap mı olur? Bir de en sevdiğim yazarlardan olacaksın Jen, yazıklar olsun sana!"

     Obsidiyen'in önokumasını okuduktan sonra ben:
     "Amanın bana bişeyler oluyoo, yetişin komşulaaar. Bu ne, naptın sen kızım Jen? Anneeeğğ bana kitap al."

     Obsidiyen elime geçince ben:
     "Of, canım da hiç kitap okumak istemedi. En iyisi tanıtımını okuduğum yeri bi daha okuyup bırakayım." (Kitabı bitirdi)

     Obsidiyen bitince ben:
     "Hööööösstt. Oooohaaaa. Yavaaaaşş. Napıyon Jen, napıyon sen? Nasıl yazdın bu kitabı sen? Daemon gibi bi karakteri nerden buldun, nerenden çıkardın? Noluyo yaa, noluyoz yanii?"

      Pek belli etmemiş olabilirim ama kitaba aşık oldum. Bir buçuk-iki günde bitti ve başından sonuna kadar fırsat bulduğum her anda okuduğum ilk kitap olmaya hak kazandı. Teneffüslerde, yolculukta, uykudan önce, uyandıktan sonra ve sınava çalışmam gereken saatlerde hep elimdeydi.

     Sınava çalışmak yerine gece 3'e kadar falan (farkında olmadan) okumuşum. Zamanı durdurabilmeyi (bknz: Daemon ve Dee) dilettiren türden kitaplardandı. Ha bu arada, o sınavda kopya çektim ve kopya veren arkadaştan yüksek aldım -KÖTÜ KAHKAHA-.

     Şimdi, anlatım Katy'nin ağzından tabii ki. Katy, ya da Daemon'ın deyişiyle Kedicik, kısa boylu ufacık şirin bir kız. Gri gözleri var ve Damon'la kardeşi Dee'nin yemyeşil gözlerini kıskanıyor. KİTAP BLOGGERI!!!
     Daemon da gıcıklık sınırlarını zorlayan, hiçbir kızın onu reddedemediğini düşünen (gerçekten de öyle) bir tip. KASLI. Yeşil gözlü.

     Şimdi, Katy'nin babası kanserden ölüyor ve annesiyle beraber Batı Virginia'ya taşınıyorlar. İşe bakın, yan komşusu tam da onun yaşında bir erkek. Hem de seksi bir erkek. Seksi ve öküz bir erkek.

     Katy ve Daemon birbirlerinden hoşlanmıyorlar ve kavga edip duruyorlar (onların kavgalarını okumak da ayrı bir zevk tabii). Katy ve Daemon'ın kız kardeşi Dee çok iyi arkadaş fakat Daemon kardeşini Katy'den uzak tutmaya çalışıyor. Bu yüzden daha da çok kavga ediyorlar.

     Fakat kitabın sonunda Daemon Katy'ye ondan hoşlandığını söyleyecek o.O (Muhahahaha, söyledim işte, muhahahahahaha.)

     Daemon daha öküz olamaz, dediğiniz yerlerde Jen size bir yerleriyle gülecek ve "Oluyo muymuş, olmuyo muymuş?" diyecek. Tam artık daha iyi biri, dediğiniz yerlerde de ondan nefret etmenizi sağlayacak şeyler söyletecek Daemon'a. Fakat sondaki Daemon'ın Bakış Açısından Sahneler'i okuyup hala ondan nefret etmek mümkün değil.

     Daemon, bildiğin kötü çocuklara düşkünlüğümün üzerine gitti. Bu Daemon yüzünden sayfalara salyam aktı. Daemon yüzünden kitabı okurken farkında olmadan sürekli sırıttım ve insanlar bana tuhaf tuhaf bakmaya başladı. Çok teşekkür ederim, Jen!

     Sonuç: Kitabı okumadım, yedim bildiğin.

     Ha, bu arada, Obsidiyen'i ödünç isteyip duran herkese hitafen:

ALINTILAR:



-İnternetimin bağlanması, seksi bir çocuğun popoma bakıp telefon numaramı istemesinden daha çok mutlu etti beni. (Katy, sf. 27)

-"Tişörtü yok mu bunun?" (Katy, Daemon hakkında, sf. 30)

-"Ne düşünüyorum, biliyor musun Kat?"
Ona göz ucuyla baktım. Beni öyle pür dikkat izliyordu ki kıpkırmızı kesildim. "Bilmek istemediğimden çok eminim." (Katy ve Daemon, sf. 53)

-Diğer taraftaki bir çocuk alçak bir ıslık çaldı. "Ash poponu tekmeleyecek Daemon."
Daemon'ın ağzı iyice kulaklarına vardı. "Ash, popomu bunu yapamayacak kadar çok seviyor."
Çocuk kıkırdadı. (Katy ve Daemon, sf. 124)

-"Tahmin et bakalım, ne yaptım?"
"Ne?"
"Bloguna baktım."
Ah. Tanrım. Bebeğim. Yüce İsa. Nasıl bulmuştu? Bir dakika. Önemli olan bulmuş olmasıydı. Blog'um artık Google'da çıkıyor muydu? Bu muhteşemdi işte. "Yine beni takip ediyorsun, anlıyorum. Yasaklama emri çıkarmama gerek var mı?"
"Rüyanda görürsün Kedicik." Pişmiş kelle gibi sırıttı. "Ah bekle, rüyalarında zaten baş roldeyim, değil mi?"
Gözlerimi devirdim. "Kabuslarımda, Daemon, kabuslarımda." (Katy ve Daemon, sf. 125)

-"Soruların olduğunu biliyorum. Sorsana."
O kadar çok sorum vardı ki hangisinden başlayacağımı bilmiyordum. "Tanrı'ya inanıyor musunuz?"
"Süper birine benziyor." (Katy ve Daemon, sf. 193)

-"Bütün dondurmayı yediğine inanamıyorum Daemon!"
Yüzümü buruşturup yemek odasında öylece durdum. O mutfağa hayatta giremezdim.
"Hepsini ben yemedim."
"Ya, o zaman kim yedi?" Dee o kadar fazla bağırıyordu ki tavandaki kirişlerin sallandığını duyuyordum. "Kaşık mı yedi? Ah bekle, biliyorum. Kutu yedi."
"Aslına bakarsan, bence dondurucu yedi," diye cevap verdi Daemon kuru kuru. (Katy, Daemon ve Dee, sf. 208)

-Daemon Black'ten, gerçek adı buysa tabii, bütün güneşin enerjisine eşit bir kinle nefret ediyordum. (Katy, sf. 298)

-"Şey, selam tatlım, dışarıda kafayı çekiyor, onunla bununla düşüp kalkıyordum. Biliyorum, önceliklerim bir hayli alışılmadık." (Daemon, sf. 331)

-Hah, işte oradaydı. Kedicik dışarı çıkmış, pençelerini keskinleştiriyordu. (Daemon, sf. 346)




PUANLAMA:





5 Taç: TEK KELİMEYLE HARİKA! Okumazsan çoook şey kaybedersin!





O kadar güzel yorum yaptıktan sonra 4 vereceğimi mi sandınız? Hahahaha, NO. 5 tam puan!!!

Liebster Blog Award

 
     Liebster Blog Award: 200'den az izleyicisi olan bloglara diğer bloggerların verdiği bir ödül. Seni aday gösteren blogun sorduğu 11 soruya cevap verip kendin hakkında 11 gerçeği söylüyorsun ve kendi aday gösterdiğin 11 bloga yönelttiğin 11 soruyla bitiriyorsun. Bu 11 aşkının nereden geldiğiyle ilgiliyse en ufak bir fikrim yok.

     Büyülü Kitaplık 'ın hazırladığı Liebster Blog Award Aday Listesi 'nde 11.aday kısmına "Yapmak isteyen her blog" yazmış. Tabii ki yeni bir blogger olduğum ve pek tanınmadığım için bildiğim kadarıyla beni aday gösteren yok. Ben de kendi kendimi aday göstererekten bu yazıyı yazmaya, ve sevdiğim bazı blogları aday göstermeye karar verdim.
 

4 Nisan 2013 Perşembe

"MELEZ - JENNIFER L. ARMENTROUT" KİTAP YORUMU


KİTAP KÜNYESİ:

Kitap Adı: Melez
Özgün Adı: Half-Blood
Seri: Melez Sözleşmeleri #1
Yazarı: Jennifer L. Armentrout
Çevirmeni: Bilge N. Zileli Alkım
Yayınevi: DEX
Türkiye Yayın Tarihi: Mart 2012
Sayfa Sayısı: 331
Piyasa Fiyatı: 20.00 TL
Goodreads: 4,24



ARKA KAPAK:


Sevdiğini öldürebilir misin?

Hematoi ırkı, tanrılarla yaratıkların soyu. İki Hematoi çocuğu Safkan sayılıyor ve tanrısal güçlere sahip oluyor. Hematoilerle ölümlülerin çocukları olan Melezlerde ise bu güçler yok. Bu melezlerin sadece iki seçeneği var: eğitimli birer Avcı olup iblis avlayabilir ya da Safkanların evlerinde kölelik yapabilirler.

Bir Melez olan Alexandria, yaşamını tuvalet temizleyerek geçirmek yerine tehlikeye atmaya razı ama bunu da yüzüne gözüne bulaştırabilir. Avcılık öğrencilerinin uyması gereken belli kurallar var. Alex’in bu kuralların hepsiyle başı dertte ama en fazla birinci kural onun için büyük sorun:

Safkanlarla Melezler arasında ilişki yasak.

Ne yazık ki Alex, Safkan Aiden’e çok fena âşık. Ancak bu aşk onun tek büyük sorunu değil; daha büyük bir sorun, okuldan mezun olana kadar hayatta kalmak ve bir Avcı olmak. Görevinde başarısızlığa uğrarsa ölümden ya da kölelikten de kötü bir son onu bekliyor: bir iblise dönüşmek ve Aiden’ın avı olmak.

Daha korkunç bir şey düşünülebilir mi?

Melez, Yunan Mitolojisine bambaşka bir bakış açısı kazandırıp dünyada büyük yankı uyandıran Melez Sözleşmeleri serisinin ilk kitabıdır.



BENİM YORUMUM:


     HARİKA!!! Zaten Jennifer benim en sevdiğim yazarlardan, Dex de en sevdiğim yayınevlerinden biri. Bu ikisi birleşince de tam benlik bir kitap ortaya çıkıyor!!!

     Benim tercihimle Jen, harika bir kitaba daha imza atmış. Yemin ederim şu kadını yolda görsem kaçırıp bir odaya kilitler, benim için yeni kitaplar yazmazsa işkence edeceğimi söylerdim. O derece iyi yazıyor.

     Kitap baş karakter Alex'in ağzından anlatılıyor. Yunan mitolojisine dayanıyor. Hematoi ırkının (yarı tanrıların) çocukları olan Safkanlar, yani bir bakıma bulandırılmış yarı tanrılar ve bir Safkan ile bir insanın çocuğu olan Melezlerin hikayesi anlatılıyor.

     Safkanlar evlerinde lüks içinde yaşayabilir ve tüm isteklerini Melez kölelere yaptırabilirler veya Avcı olup iblis avlayabilirler. Melezler ise ya Avcı olurlar, ya da kölelik yaparlar... Tahmin edebileceğiniz gibi Safkanlar genellikle avcı olmayı tercih etmezler, melezlerin aksine. Melez Avcılara her yerde rastlayabilirsiniz.

     Bu lanet sınıf ayrımı yüzünden, Melezler Safkanların aşağı sınıfındakiler olarak görülüyor. Melezler için birçok yasak var: Melezler Sakfanlara vuramaz, hakaret edemez, hayatı tehlike dahi olsa karşılık veremez veya ilişki yaşayamazlar.

     Ama Alex, ah Alex, Atarlı Akit'in atarlı öğrencisi Alex, bu kuralların hiçbiriyle başa çıkamıyor. Aiden diye bir safkana aşık ve canını sıkan safkanlar olduğunda kendine zor hakim oluyor. Disiplineyse 05428935678 (telefon numarası gibi olmuş) kez gitmiş.

     Şimdi Alex ölen annesini geride bırakıp Avcı olmaya odaklanmalı. Tabii becerebilirse. Çünkü eterini emmek isteyen iblislerle ve egosu atmosferden bile görünen Apollyon Seth'le ilgili sorunlar birbirini takip edecek.

     Geri kalanı spoilera girer. O yüzden anlatmamaya çalışıyorum. Şu anda içimde iki tane ben var ve birbiriyle savaşıyorlar.

     "Başka bloggerlar sana spoinin babasını verirken, sen neden sessiz kalasın ki? Yaz şurdan, yaz yaz Allah ne verdiyse, kitabı baştan sona anlat."
     "Ama bunu yaparsa insanları güzelim kitaptan etmez mi? Bırakalım da kendileri okuyup öğrensinler. Bencil olmayalım. Sen iki sayfayı resmen aynı anda okuyup kitapla ilgili tüm spoileri daha başlamadan aldıysan bu senin suçun."

     Ama ben ikincisini dinliyorum. Şimdi, başlık "benim yorumum", ben oturdum kitabı anlattım süpersüper. Neyse, en ile başlayan ne kadar olumlu sıfat varsa hepsi bu kitaba gelsin. Hem fantastik, hem eğlenceli, hem duygusal, hem de acayip komikti... Jen'in kitaplarından harika karakterler ve zekice espriler eksik olmaz zaten.

ALINTILAR:

-Safkanlar ve onların kendilerinden aşağı yarıları üzerine bir bölüm bile vardı. Gerçekten de bu kitapta böyle listelenmiştik.
Şaka değil:
SAFKANLAR VE ONLARIN KENDİLERİNDEN AŞAĞI YARILARI: MELEZLER. (Alex, sf. 101)

-Onu dikkatle izliyordum. Tepkisinden deli falan olup olmadığımı anlayacaktım.
Aiden olduğu yere çakılıp kaldı. "Ne?"
Amanın, demek kafayı yemiştim. (Alex ve Aiden, sf. 151)

-Ellerini göğsüne indirdi, kalbinin az üstünde bir yeri ovuşturdu. "Sen yine aptalca bir şeye kalkışacaksın."
Güçbela gülümsedim. "Günde en az bir kere öyle bir şey yapıyorum." (Alex ve Aiden, sf. 252)

-"Beni fena benzeteceğinden korkmam gereken birine benziyorsun."
Güldüm. "Çünkü seni fena benzetebilirim." (Alex ve Caleb, sf. 301)

-"İyi geceler, Alexandria, İnsanoğlunun Koruyucusu." (Seth, sf. 323)


PUANLAMA:



5 Taç: TEK KELİMEYLE HARİKA! Okumazsan çoook şey kaybedersin!



M-Ü-K-E-M-M-E-L! Henüz okumadıysan ya hemen git D&R'a dal, ya da kendini 13.kattan at.

Replika Serisi (Marilyn Kaye) İncelemesi

HEPİMİZ FARKLIYIZ.
YOKSA DEĞİL MİYİZ?

Amy Candler yaşıtlarından farklı olduğunu bilmektedir. O her şeyiyle kusursuzdur- on iki yaşında mükemmel bir genç kızdır.

Yüzlerce metre ötedeki konuşmaları duyabilir, gözleri şaşırtıcı derecede keskindir, öğretmenlerinin sorduğu her soruya eksiksiz yanıtlar verir, sporun her dalında şampiyonlarla yarışacak denli başarılıdır.

Ancak bu kusursuz genç kızın hayatında ters giden bir şeyler olmaktadır. Geçmişine dair hiçbir şey bilmeyen Amy, hayatında o güne dek soru işareti olarak kalmış parçaları bir araya getirmeye çalışır. Hayatına dair sorulara cevap aradıkça daha büyük bir bilinmezin içine düşer.

Hemen hemen her gece yinelenen kabusları artık Amy'ye çok gerçek görünmektedir:

Genetik kopyalamaya dair soluk kesen bu gençlik dizisini kaçırmayın.



     Alında seri 24 kitaptan oluşuyor. Fakat bunların sadece 4'ü çevrilmiş. Bu yüzden çok saçma şeyler yaşadım. Ama diğer 20 kitabı İngilizce olarak alıp okuyacak kadar beğenmedim.

    Bu seri, benim kitap okumaya gerçek anlamda başlamamı sağlayan seridir. Annemin kitaplığını çok karıştırırdım küçükken. Sonra annemin bir arkadaşından ödünç alıp geri vermeyi unuttuğu ilk kitap, çok kısa olup üç ayımı almasına rağmen bitirebildiğim ilk "çocuk kitabı olmayan kitap" oldu. Ben de annemde olmayan diğer üç kitabı, artık basılmamalarına rağmen bulup okudum. Bulmak aylarımı aldı.
 
     Bu kitap aslında 99'larda çıkmış olduğu için artık siz sipariş vermedikçe hiçbir yerde bulamazsınız. Benim için de 2.sini, 3.sünü ve 4.sünü bulmak kolay olmadı. Dördüncüsünün bittiği yer öyle bir yerdi ki, serinin geri kalanını gerçekten merak ediyorum. Ama diğer yirmi kitabı okuyacağımı sanmıyorum. Benim kalbimde ayrı bir yeri olan bir seri ama şu anki halimle o zamanki kadar seveceğimi sanmıyorum ve bunu mahvetmek istemem.
 

     Genetik kopyalamayla ilgili bir seri. Konusunu uzun uzun anlatmakla uğraşmak istemiyorum o yüzden çok kısa bilgiler vereceğim. Aynı görünüşlü 13 kız, doğmak yerine üretildiğini öğrenen kalbi kırık Amy ve onun tuhaf yetenekleri...

     Amy süper kahraman değil, uçamaz veya alev püskürtemez. Fakat her dalda bir insanın olabileceği en iyi düzeydedir.

     Sizin almanıza gerek olduğunu düşünmüyorum. Bulabileceğinizi de sanmam zaten.

Kitabı mükemmel resim yeteneğimle özetlemem gerekirse;

 

PUANLAMA:

 
3 Taç: İyinin kötüsü, kötünün iyisi. Sen bilirsin ama okumazsan bir şey kaybetmezsin.
 
 
Canım sıkıldığı için öylesine yorumladığım bir seri. Biraz da geri dönüp okumak istersem diye yazdım bu yorumu. Herhangi birinize okutmaya çalışmıyorum.

3 Nisan 2013 Çarşamba

Kitap Tanıtımı: Elli Ton Üçlemesi



E. L. James'in tüm dünyada büyük yankı uyandıran serisi: Elli Ton Üçlemesi. Herkesin bildiğinden eminim ama tanıtımını yapmaya karar verdim. Yazacak yazı bulamadım.

NOT: Ben bu seriyi okumadım, okumayı da düşünmüyorum. Erotik kitaplar bana hitap etmiyor. Bu bir tanıtımdır, ÖNERİ DEĞİL.



GRİNİN ELLİ TONU




KİTAP KÜNYESİ:


Kitap adı: Grinin Elli Tonu
Özgün Adı: Fifty Shades of Grey
Yazarı: E. L. James
Çevirmeni: Sevinç Seyla Tezcan
Yayınevi: Pegasus
Türkiye Yayın Tarihi: 18 Eylül 2012
Sayfa Sayısı: 575
Piyasa Fiyatı: 25.00 TL
Goodreads: 3,60








ARKA KAPAK:


Romantik, özgürleştirici ve kesinlikle bağımlılık yaratıcı...

Bu roman dengenizi sarsacak, sizi ele geçirecek ve ebediyen sizinle kalacak.

Edebiyat ögrencisi olan Ana Steele, genç girişimci Christian Grey'le röportaj yapmaya gittiğinde son derece çekici, zeki ve sinir bozucu bir adamla karşılaşır. Toy ve masum Ana, bu adama duyduğu arzu karşısında şaşkına döner ve adamın gizemli doğasına rağmen ona yakınlaşma arzusuyla yanıp tutuşur. Ana'nın güzelliği, zekâsı ve özgür ruhuna direnemeyen Grey de onu istediğini kabul eder, ancak şartları vardır...

Grey'in sıra dışı erotik istekleri karşısında şoka uğayan ama bir yandan da heyecana kapılan Ana tereddüde düşer. Büyük başarısına rağmen -çokuluslu şirketleri, uçsuz bucaksız serveti ve sevgi dolu bir ailesi vardır- Grey şehvete esir olmuş ve hükmetme hırsı olan bir adamdır. Çift, cüretkâr ve tutkulu bir fiziksel ilişkiye yelken açarken, Ana, Christian'ın karanlık sırlarını ve kendi gizli arzularını keşfeder.

KARANLIĞIN ELLİ TONU





KİTAP KÜNYESİ:


Kitap adı: Karanlığın Elli Tonu
Özgün Adı: Fifty Shades of Darker
Yazarı: E. L. James
Çevirmeni: Sevinç Seyla Tezcan
Yayınevi: Pegasus
Türkiye Yayın Tarihi: Kasım 2012
Sayfa Sayısı: 640
Piyasa Fiyatı: 29.50 TL
Goodreads: 3,95









ARKA KAPAK:


Romantik, özgürleştirici ve kesinlikle bağımlılık yaratıcı...

Bu roman dengenizi sarsacak, sizi ele geçirecek ve ebediyen sizinle kalacak.

Ruhu yaralı genç girişimci Christian Grey'in karanlık sırlarının yıldırdığı Anastasia Steele, ilişkilerine son noktayı koyup bir yayınevinde çalışmaya başlar.

Ama Grey'e duyduğu karşı konulmaz çekim hâlâ etkisini sürdürmektedir. Grey yeni bir teklifle gelince ona karşı koyamaz. Nihayet her şey daha iyiye gidiyor gibi göründüğü sırada birden geçmişin hayaletleri ortaya çıkar. Anastasia, sorunlu, hırslı ve talepkâr Elli Ton'un sinir bozucu geçmişi hakkında, tahminlerinin çok ötesinde şeyler öğrenir ve ilişkileri bir kez daha tehdit altına girer.

Grey içindeki şeytanlarla savaşırken, Ana da hayatının en önemli seçimini yapmak zorunda kalır.

Ve bu kararı tek başına vermelidir...


ÖZGÜRLÜĞÜN ELLİ TONU





KİTAP KÜNYESİ:


Kitap adı: Özgürlüğün Elli Tonu
Özgün Adı: Fifty Shades of Freed
Yazarı: E. L. James
Çevirmeni: Sevinç Seyla Tezcan
Yayınevi: Pegasus
Türkiye Yayın Tarihi: Kasım 2012
Sayfa Sayısı: 704
Piyasa Fiyatı: 29.50 TL
Goodreads: 3,91








ARKA KAPAK:


Romantik, özgürleştirici ve kesinlikle bağımlılık yaratıcı...

Bu roman dengenizi sarsacak, sizi ele geçirecek ve ebediyen sizinle kalacak.

Anastasia Steele'in ne istediğini bilen, göz alıcı iş adamı Christian Grey'le tanışması, her ikisinin de hayatlarını geri dönülmez biçimde değiştiren şehvetli bir ilişkinin kıvılcımını çakmıştır. Christian'ın sıra dışı zevkleri karşısında şoka uğrayan, ondan hem hoşlanan hem de korkan Ana, daha derin bir bağlılık istiyordur. Onu yanında tutmaya kararlı olan Christian, bunu kabul eder.

Şimdi her şeye sahiptirler; aşk, tutku, yakınlık, servet ve sonsuz olasılıklarla dolu bir dünya. Ana, Grey'i sevmenin kolay olmayacağını ve beraberliklerinin her ikisinin de tahmin edemeyeceği zorluklar getireceğinin her zaman farkında olmuştur. Anastasia'nın kendi benliğinden ve bağımsızlığından ödün vermeden Grey'in yaşam stiline uyum sağlamayı öğrenmesi, Grey'inse kontrol dürtüsünü aşması ve kendisini altüst eden fırtınaları arkasında bırakması gerekmiştir.

Ama geçmişle hesapları henüz kapanmamıştır. Tam her şeye sahip gibi göründükleri bir anda, talihsizlik ve kader bir araya gelip Ana'nın en korkunç kabuslarını gerçeğe dönüştürür...