27 Ağustos 2016 Cumartesi

"İki Hayat Arasında - Jessica Shirvington" Kitap Yorumu

 
KİTAP KÜNYESİ:
 
Kitap Adı: İki Hayat Arasında
Özgün Adı: Between the Lives
Yazarı: Jessica Shirvington
Çevirmeni: Aslı Tümerkan
Yayınevi: Yabancı
Türkiye Yayın Tarihi: Kasım 2014
Sayfa Sayısı: 320
Piyasa Fiyatı: 20.00 TL
Goodreads: 4.20

 
ARKA KAPAK:

Sabine herkes gibi değildi. Kendini bildi bileli, iki hayatı vardı. Her yirmi dört saate bir Değişim geçiriyor ve her günü iki kere yaşıyordu.

MÜKEMMEL HAYAT

Wellesley'de, Sabine istediği her şeye sahipti: cazibeli arkadaşlar, şık kıyafetler, başarılı bir okul yaşamı, herkesin birlikte olmak istediği bir sevgili ve göz kamaştırıcı bir gelecek...

MÜKEMMEL AŞK

Roxbury'de Sabine'in bambaşka bir hayatı vardı: maddi zorluklar çeken bir aile, serseri arkadaşlar ve sırrı ortaya çıktığında başına gelen korkunç olaylar… Ama sonra Ethan'la tanıştı. Yakışıklı ve ilgi çekiciydi; üstelik Sabine, daha önce hiç kimse için böyle şeyler hissetmemişti.

Tüm istediği tek bir hayat yaşamak olan Sabine, bu nihayet mümkün gibi göründüğünde, amacına ulaşmak için bir dizi tehlikeli deney yapmaya başlamıştı. Ama kendisine inanan tek adamı ve geri kalan her şeyi riske atmayı göze alabilecek miydi?
 
BENİM YORUMUM:

     Sabine, doğduğundan beri iki hayat birden yaşayan bir kız. Her günü iki kere, iki farklı şekilde yaşıyor. Wellesley'deki hayatında zengin, popüler ve göz kamaştırıcı bir kız. Pek çok arkadaşı ve mükemmel bir sevgilisi var. Kısacası sıkıcı. Kitabın bu yarısında neredeyse hiçbir şey olmuyor. Roxbury'deyse bambaşka bir hayatı, farklı bir ailesi ve arkadaşları var. Sabine iki hayatı bir arada yürütmekte ve bunu sır olarak saklamakta zorluk çekiyor. Sonunda sadece bir hayat yaşamanın bir yolunu bulduğunu düşünüyor, ama tam da bu sırada işler ters gidiyor ve kararını gözden geçirmesine neden olan Ethan'la tanışıyor. Kısacası yazar adına paralel evren demeden paralel evren sunmuş size.
 
     İki Hayat Arasında, hakkındaki güzel yorumlara ve kapağına aldanarak okuduğum yüzüncü kitap oluyor. Bu kadar yüzeysel bir insan olmasam ve arka kapağa ön kapaktan uzun baksam bana hitap etmeyeceğini önceden anlayabilirdim belki. Ya da her türlü yorumlara kanardım. O yüzden kitabı henüz okumamış olanlar için internetteki sayısız güzel yorumu dengelemek adına buradayım. Yorumu bitirdikten sonra hala ilginizi yitirmezseniz okuyun gitsin.
 
     Baş karakterin içinde bulunduğu durumu ve hislerini uzun uzun yüz kere anlatmasından nefret ederim. Yazar Sabine'in iç sesini iki saniye kısmayı başarabilse ve anlatmak yerine hareketleriyle gösterseydi belki onu daha iyi anlardım. Ama hal böyle olunca karakterlere bağlanamadım ve duygularını hissedemedim. Erkek karakterimiz Ethan çok sıradandı. Kızın diğer sevgilisinin yanında çok daha  ilgi çekici bir seçenek olsa da akılda kalır hiçbir yanı yoktu. Herhalde bu tarz bir kitaba basit bir erkek karakter yetiyordu, ama ona bağlanamayınca hikaye de etkileyici olma şansını yitirdi.
 
     Karakterlerle durum böyle. Tabii kızın iki hayatında farklı aileleri, arkadaşları falan var ve hiçbirindeki aile veya arkadaşları ilginç değil, öyle olunca hangi seçimi yaptığını çok da önemsemedim çünkü Ethan'dan başka geride bırakmanın sorun olacağı biri yok gibi. Wellesley kısımları çok sıkıcıydı zaten. Oraları geçmek için hızlı hızlı okudum kitabı. Tabii benim hızlım üç gün falan oluyor çünkü yapabilirsem her kitabı elimde en az iki hafta süründürürüm. Roxbury kısımları daha sürükleyiciydi. Hakkını vermeliyim ki kitap yeterince sürükleyiciydi. Ama ne olacak diye hızlıca bitirmeye çalışıp pek bir şey olmadığını görmek acı veriyor.
 
     Kurgu zayıftı. Yazar ilginizi kaybetmemeyi başarıyor ama olaylar ne yönde gelişirse gelişsin tatmin olmayacağımı bildiğim için bana göre bu ölü doğan bir hikaye. Anlatımı hiç sevmediğimi söyledim zaten. Benim merhametime kalsa gereksiz ve sıkıcı yerleri kesince kitap 200 sayfayı geçmezdi.
 
     -SPOILER İÇEREN KISIM-
 
     Ryan 29.sayfada arkadaşını eve getireceğini söylediğinde onun Ethan olacağı çok belliydi. Kitabın sonunu 29. sayfada anlayınca soğuyorsunuz doğal olarak. Ethan'ın öleceği de çok açıktı. Öleceğini bilmemin de etkisi olabilir ama Ethan'a pek ısınamadım. Fena değildi ama hiç ilgi çekici de değildi. Bütün saygımla, Ethan'a ayılıp bayılan ve ölümüne ağlayan insanlarla içimden dalga geçmeden edemiyorum. Bence henüz gerçekten yıkıcı karakter ölümleriyle karşılaşmamış, yazarların ne kadar acımasız olabileceğini öğrenmemiş masum insanlarsınız ve birkaç yıl sonra bu halinize siz de güleceksiniz. Ya da cidden duygusalsınız. Alınmak yok ama.
 
     Kitabın bana hissettirmeyi başardığı bir duygu varsa öfke. Kızı deli sandıklarında. Neredeyse ben deliriyordum. Bu da bir şeydir sanırım. Bahsetmeden geçmeyelim. Kızın yerinde olsam inadımdan ömür boyu (ya da bu durumda ömrümün yarısı boyunca) deli sanılmaya devam ederdim kesin.
 
     -SPOILER BİTER-
 
     Mümkünse Jessica Shirvington'la ilişkimizi burada bitirmek istiyorum. Şimdi Yabancı'dan Parazit diye bir kitabı daha çıkmış, baskısı yine çok güzel ama konusu İki Hayat Arasında'dan bile daha az ilgimi çekti o yüzden aynı hatayı tekrarlayacağımı sanmıyorum. Yargıladığınız şeyler cansız nesnelerken yüzeysel olmak zor.

     Sonuç olarak kitap aklımda iyi bir şekilde kalmadı ama tamamen vakit kaybı olarak da değerlendirmiyorum. İlgi çekici ön kapakla sıkıcı arka kapak arasında bir yerlerde, bir süreliğine okuduğumdan hoşlanmış ve kitabı gerçekten seveceğimi düşünmüşsem vakit kaybı sayılmaz. Bakın alıntı bile buldum.
 

ALINTILAR:
 
"Hayat başka planlar yapmakla meşgulken başına gelenlerdir."
(Ethan, sf. 252)
 
 
"Sadece başkaları bizi gördüğü için varız. Varlığımın bir parçası..." yutkundu, "...önemli bir parçası, sadece sen burada onu gördüğün için var."
(Ethan, sf. 255)
 
PUANLAMA:
 
2,5 Taç: Sevmedim. Zaman kaybı. / Ortalamaydı. Okumasan da olur.
 
 
Yukarıdaki kalıp cümleye rağmen zaman kaybı değildi, zaten pek de zamanımı almadı. Ortalarındayken bu kadar düşük bir puan vereceğimi sanmıyordum ama puanların çoğunu en en en sondaki olay yüzünden kırdım. Siz beğendiyseniz yargılamam. En azından yüksek sesle.