2 Eylül 2016 Cuma

"Ben, Earl ve Ölen Kız - Jesse Andrews" Kitap Yorumu

 
KİTAP KÜNYESİ:
 
Kitap Adı: Ben, Earl ve Ölen Kız
Özgün Adı: Me and Earl and the Dying Girl
Yazarı: Jesse Andrews
Çevirmeni: Sevinç Seyla Tezcan
Yayınevi: Pegasus
Türkiye Yayın Tarihi: 22 Mart 2016
Sayfa Sayısı: 328
Piyasa Fiyatı: 32.50 TL
Goodreads: 3.58
 
 
ARKA KAPAK:
 
BEN
Adım, Greg Gaines. On yedi yaşındayım. Bu kitabı ben yazdım. Pek hoş göründüğüm söylenemez ve büyük olasılıkla bir mantar beynimi yiyor. İnsan olduğumdan bile emin değilim.

EARL
Earl Jackson, arkadaşım sayılabilecek tek kişi. Birlikte vasat filmler çekeriz. Werner Herzog en büyük ilham kaynağımız. Earl genellikle şiddetli bir öfkeyle doludur.

ÖLEN KIZ
Son sınıfta, annem beni kanser hastası bir kızla arkadaş olmaya zorladı ve bu, tüm hayatımı mahvetti.
 
BENİM YORUMUM:

     Bu, okumayanlarınızın da mutlaka duymuş olduğu bir kitaba fazlasıyla olumsuz bir yorum. Ortada bir konu olduğuna inanmıyorum o yüzden yoruma girmeden önce sadece karakterlerden bahsedeceğim. Greg, baş karakter. Hem anlatıcı, hem de kitabın "yazarı". Yani size sürekli bunun bir kitap olduğunu hatırlatan bir baş karakter söz konusu. Sevilebilir biri değil, saçma sapan davranışlardan ve abartılı esprilerden ibaret. Earl, Greg'in film tutkusunu paylaşan ve onunla birlikte vasat filmler çeken kişi. Rachel da "Ölen Kız".
 
     Zaten kitapta neredeyse hiçbir şey yaşanmıyor ama anlatım da berbat. Yazar sürekli komik ve tuhaf olma çabası içinde olduğundan bir hikaye anlatması gerektiğini unutmuş ve sayfaya kelimeleri kusmuş. Cidden kusmuş. Zaten komik olmayan bir espriyi sayfalarca uzatmış, kelime sayısını uzatmak için rastgele yerlere saçma sapan şeyler yazmış.
 
     Anlatımla ilgili nefret ettiğim bir başka şey de, hikayeyi de Greg'le aynı şekilde tuhaf ve anlaşılması zor kılma çabasıydı. Sürekli "Ah biliyorum Rachel'a aşık olmamı istiyorsunuz ama olmayacak", "Ah biliyorum aslında iyi ve nazik biri olduğumu öğrenmek istiyorsunuz ama olmayacak" ve en kötüsü "Ah biliyorum kanserle ilgili duyarlı ve üzücü bir hikaye istiyorsunuz ama olmayacak". Greg'den sırf bu yüzden nefret ediyorum. Şok edici bir şekilde farklı veya toplum tarafından yargılanacak kadar tuhaf değilsin, sadece sik kafalısın. En azından kitabın bir yerinde Earl de Greg'e bunu söylemişti. Teşekkürler Earl. Sempatime sahipsin.
 
     Yazar ayrıca bu kitap çıktıktan sonra kendi yazarlık becerilerinden çok Greg'in kanser gibi hassas bir konuya ne kadar duyarsızca yaklaştığıyla ilgili yargılanacağını sanmış olmalı. Bu yüzden kitabın her yerinde şuna benzer cümleler var: "Biliyorum ölmek üzere olan bir kız hakkında böyle düşündüğüm için iğrenç bir insanım", "Bu kitabı okuduktan sonra beni bıçaklayabilirsiniz", "Cidden biliyorum hala mutlu bir son bekliyorsunuz çünkü benim dışımda bütün insanlar duygusal birer romantik ama isterseniz kitabı hemen şimdi bırakın çünkü sonuna kadar tuhaf ve iğrenç kalacağım".
 
     Bence yazarın ciddi olma sorunu var ve sevilebilir, bağ kurulabilir bir karakter yaratmaktan korkuyor. Artık "tuhaf" insanlarla ve nasıl da "dışlandıklarıyla" ilgili bu tarz bir kurguyu ciddiye alamıyorum çünkü kurguyu oluşturan kişinin "tuhaf olmayanı" dışladığını hissediyorum. Ve "tuhaf" kurgularıyla "tuhaf olmayan" insanlar tarafından dışlanmak istediklerini. Ayrıca o her yerden fırlayan "Bunu okuduktan sonra beni öldürün" cümleleri, bir insanın bu kitabı beğenmemesi için sadece bu bariz neden olabilirmiş gibi bir hava veriyordu ve bu çok sinir bozucuydu.
 
     Şu an kitaptan çok yazara laf söyledim. Dediğim gibi Greg kitabın sadece anlatıcısı değil, ayrıca yazarı olarak verildiği için hangi yazara laf söylediğimden emin değilim, sanırım yazar sözcüğü genel olarak kitabın bu halde insan içine çıkmasına izin veren herkesi temsil ediyor. Ama tek bir kişiyi kast ederek asıl yazarla ilgili de bir düşüncem var. Jesse Andrews'ün bir yazar olarak yeterince cesur olduğunu düşünmüyorum. Greg'i kitabın yazarı haline getirmek de, "Gelin beni bu kitapla öldürün" cümleleri kadar korkakça bir hamle. Yargılanacağını düşünüyor, yargılanacağını bildiğine dair cümleler sıkıştırıyor, ama içten içe yargılanmaktan korkuyor. Zamanla bunu kesebilir ve komik olmaya çalışmayı bırakıp düzgün bir hikaye anlatmayı başarabilir, ama böyle bir şey olursa bile ben göremeyeceğim çünkü bir daha üzerinde adı yazan bir kitaba dokunmayı düşünmüyorum.
 
     Kitaptan çok yazar analizi yapmam sinirinizi bozuyor mu bilmiyorum ama duramıyorum. Belli ki yazar Greg ve Earl gibi büyük bir film tutkunu. Şu konusunu doğru dürüst saptayamadığınız ve karakterleri sevemediğiniz, ama yine de çok etkileyici olan filmleri sevdiğini tahmin ediyorum. Ve bunu mizahi bir genç yetişkin kitabında uygulamaya çalışıp başarısız olduğunu. Belki biraz da bu yüzden film olarak daha iyiydi.
 
     Kitabı okuduktan sonra filmin nasıl olacağı konusunda daha da endişelendim çünkü bu hikayeden film çıkması mümkün değil diye düşünüyordum, kitap çıkması da mümkün olmamalıydı ama sayfaları doldurup iki kapağın arasına sıkıştırılabilen her türlü saçmalığı kitap yapabilirsiniz. Neyse. Kitapta zaten kayda değer bir şey yaşanmadığı için filmde olmayan önemli bir sahne yok. Gerçi bence kitapta hiçbir önemli sahne yok ama neyse neyse neyse. Filmde sonunu biraz değiştirmişler, bence çok daha iyi olmuş. Azıcık bir şeyler eklemişler. Bir şeye benzetmek için ellerinden geleni yapmışlar.
 
     Kitapta not etmeye gerek görmediğim ve kelimesi kelimesine yazmayacağım sürece tırnak içine almayı reddettiğim bir cümlede, iyi bir kitabı film yaptığınızda aptalca şeyler olduğu yazıyordu. Ne kadar ironik bir şekilde harika bir cümle. Çünkü bu kitabın film yapılması kesinlikle aptalca sonuçlar doğurmamış.
 
     Filme biraz daha duygu katılmış. Greg'i insani duygulardan arındırmaya çalışırken ortaya çıkan rahatsız edici sonuçtansa, biraz daha duygulu ve etkileyici biten bir hikaye iyi olmuştu.
 
     Greg sinirimi bozuyor ve Earl iyi bir insana benzese de hakkında nihai bir yargıya varmadım, ama Rachel filmde şaşırtıcı bir şekilde sevilebilir bir insana dönüşmüş. Kanserli bir insanı sevilebilir yapmak fazla duygusal veya sıradan bir şey mi? Sanmıyorum. En azından filmi yaparken Rachel'ı o bomboş, kişiliksiz halinden kurtarıp insana benzetmişler. Bence kızın biraz daha ilginç ve sevimli olması gerekiyor ama bunu nedeni kanserli olması değil, onun hakkında bir hikaye anlatılıyor olması. Hakkında hikaye anlatmaya değecek biri değilse kitapta yer almasının tek nedeni kanseridir, ve bu da bir kızla sadece kanserli olduğu için arkadaş olmanın haksızlık olduğu gibi şu ana kadar savunduğun her şeyle çelişir.
 
     SPOILER?
 
     Rachel'ın Filmi'nin başarısız çekimlerden oluşan bir başka çeşit kusmuktansa gerçekten üzerinde uğraşılmış bir stop-motion olması bence çok iyiydi. Bir kere Greg'in çektiği filmlerden utanması çok doğal. Bunu göstermek için filmin gerçekten iğrenç olması, bütün okulda gösterilmesi veya çekimin kalitesiz olması gerekmiyor. Greg ve Earl'ün yeniden yorumladığı filmler, filmde daha fazla ve daha hoştu; başlıkları ve bize gösterilen küçük kısımları çok eğlendiriciydi. Bu sefer film işini ciddiye aldıklarını hissettim. Rachel'ın filminin sadece görüntü ve müzikten oluşması ve tam o sırada komaya girip ölmesi de mükemmel bir fikirdi. Çünkü hem etkileyici bir sahne olmuş, hem de sonradan yapılacak bir espri (DİKKAT: Bu filmi izleyen son kişi komaya girip öldü!) ortaya çıkmıştı.
 
     Rachel öldükten sonra odasındaki gezinti ve Rachel hakkında o öldükten sonra da öğrendiğimiz ufak tefek şeyler yine çok hoştu. Tavsiye mektubunu Rachel'ın yazması daha iyi olmuştu ve sonu yine kitaptaki gibi bitse de Greg'in "Bu kitabı sizin için yazdım, öğrenci kabul insanları" zırvasını yüksek sesle söylememesine defalarca minnettarım.
 
     FIN.
 
     Ben, Earl ve Ölen Kız'ı okurken geçmişte komik olma çabasıyla kustuğum kendi kelimelerimi düşündüm ve yazarın benim gibiyse birkaç yıl sonra geriye baktığında "Aman Tanrım ne yapmışım ben" diyerek utançtan kafayı yiyebileceğini düşünmeden edemedim. Kendi komik olma çabalı kusmuklarımı çoktan yayınlanmış ve geri döndürülemeyecek şekilde başkaları tarafından görülmüş olarak hayal ettim. Sonra blog'taki ilk yazılarımın bu tanıma fazlasıyla uyduğunu ve bu kitaptan çok daha iğrenç olduklarını fark ettim ama biraz daha merhametli bir yorum yapmak için çok geç. Kitabın kötü olması bir yana, iyi olacağını inanmıştım ve bu kadar büyük bir hayal kırıklığı merhameti tetiklemiyor.
 
PUANLAMA:
 
2 Taç: Sevmedim. Zaman kaybı.
 
O son puanı da kırmadıysam tek nedeni 1'i bile hak etmediğini düşünüyor olmamdır. "Okumanız bitince gelin beni öldürün"lere inat, bu kitabın basitçe en dibe inip kurtulmasına izni vermiyorum. İki puanda sürünsün.