12 Mayıs 2017 Cuma

Kitap Alışverişi #14: Yine Fuar

     Yazdığım dördüncü fuar yazısı ve en az kitap içereni olacak bu. Yorumdan çok alışveriş yazısı yazdığımı görünce kendime bir çüş diyeyim dedim. Hem kitaplıkta okumadığım çok şey var hem de fazla okuyamıyorum. Yani hiçbir zaman fazla okuyamıyorum ama yakın gelecekte daha da bir fazla okuyamayacağım. Dolayısıyla yine seçimlerimi kitaplıkta okunmamış on beşer örneği bulunmayan türlerden yaptım.
 
Ben, Robot | Isaac Asimov
Asimov'un okuduğum tek kitabı olan Sonsuzluğun Sonu'nun yorumunda bahsettiğim gibi, adamın kitaplarını yeniden basmadıkları, basamadıkları için okumaya korkuyorum. Ama bu tatlış kitap Robot serisiyle bağlantılı olduğu gibi serinin asıl kitaplarından biri değil. Yani okuyabilirim. Yine de korkuyorum. İthaki'nin diğer kitapları basma niyeti var mı bilmiyorum, bence olmalı çünkü BİLİMKURGU KLASİKLERİ DİZİSİ MİLLET.
 
Deli Kadın Hikayeleri | Mine Söğüt
Türk edebiyatı ve öykü, hiç bilmediğim ve pek bir sempati beslemediğim iki tür. Ama bunu bir süredir merak ediyordum. Aslında almaya karar verene kadar hala daha hikaye kitabı olduğunu idrak edememiştim çok saçma bir şekilde. Okudum ve çoğu hikayeye bayıldım. Belki ayrı bir yorum girerim diye çok fazla konuşmak istemiyorum. Aynı adındaki gibi, deli kadınlarla ilgili hikayelerden oluşuyor. Bazı insanları hangi sebeplerle etkileyip bazılarını hangi sebeplerle hiç etkileyemeyebileceğini anlayabiliyorum. Ben etkilenenlerdenim.
 
Muhteşem Gatsby | F. Scott Fitzgerald
Bunu kardeşim ikinci bir sefer bensiz gittiğinde almış. Bugün aramızda oluşunda benim parmağım yok yani. Ama okumak istiyorum. Bir ara. Scott Fitzgerald'la ilgili bildiklerim Midnight in Paris'te gördüklerimden ibaret.

Rüya Duvarları | Umay Umay
Gittiğimde yanımda kardeşim ve en yakın arkadaşım vardı. En yakın arkadaşım Umay Umay aşığıymış, bunu da yeni öğrendim neyse. Bana önermiyor diye sinirleniyorum ama nedenini anlayabiliyorum. İnanın elime alana kadar kadının şiir yazdığını bilmiyordum. Neyse aldım ilk ikisini. Üçüncüyü kardeşim o ikinci gidişinde aldı yine. Hepsini okuduğum için azıcık bir şeyler yazayım. Gördüğünüz sırayla okudum.
Rüya Duvarları diğerlerine göre çok daha hoştu. Yazılışı, havası ve verdiği tat anlamında. Çünkü benim için çoğu şiir belli bir havaya ve -veriyorsa eğer- verdiği bir tada sahiptir, onun dışında da özellikle anlaşılmak için yazılmamışsa hiçbir şey anlaşılmaz. Şiir garip bir şey. Zaten karakterleri, kurgusu falan olmayan bir şeyi önemsemek benim için çok zor. Sadece duygulardan ibaret olan bir şeyi önemsemem için gerçekten çok ustaca yazılmış olması lazım. Umay Umay'dan şu ana kadar gördüğüm tarzdaki şiirler, yazarın kişisel ve kendisi için bir anlamı olan duyguları, düşünceleri, ya da sadece oraya buraya çiziktirdiği ufak notları alınıp halka yayınlanmış gibi hissettirdi. Dolayısıyla benim için pek bir anlam ifade etmedi. Rüya Duvarları biraz daha keyif alınabilirdi, ne bileyim bir bütünlük vardı...
 
Orospu Kırmızı | Umay Umay
...ama bunu beğenemedim. Çoğunu anlamadım da zaten. Herhangi bir insan ne anlayabilir bilemiyorum. Aşina olmadığım gibi sevimsiz bulduğum hisler etrafında dönüyordu. Tadı ve havası hoşuma gitmedi. Sözcükler hoşuma gitmedi. Nasıl desem, hiçbir ritim yoktu. Şiir olarak bakmıyorum. Herhangi bir yazı olarak. Cümleler saçma sapan yerlerde kesiliyor, çok alakasız şeyler üst üste geliyor ve neden hiçbir fikrim yok. Hiçbir anlam ifade etmediğine emin olduğum bir şeyi bile kulağa hoş geliyorsa ve belli bir akışı varsa okuyabilirim. Bunun hiçbir akışı yoktu. İmla kurallarının göz ardı edilişini bile kafaya takmadım ama bundan çok rahatsız oldum, kendimi kaptırıp da okuyamadım.
 
Elleri Kara Çocuk | Umay Umay
Dediğim gibi bunda da benim parmağım yok. Orospu Kırmızı hadisesi yaşanmadan önce iyimser hislerle alınmıştı. İçi çok güzel diye almış. Defter diye tanımlamışlardı bunu. Bence alakası yok. Umay Umay'ın yazıları var, başka birinin de çizimleri. Ama ikisi için de karalama sözcüğü daha uygun düşer. Göze hitap ediyor ve bazı yazılar kulağa hoş geliyor ama hala benim için bir şey ifade edebilmiş ya da ruhumun özel bir noktasına dokunabilmiş değil. Yani ne bileyim... Çizim güzel ama altında yazan "adil davran bana ellerim/seni ellerim". Kitabın kendisi kıpkırmızı, üstünkörü karıştırınca çok güzel görünüyor.
Umay Umay'ı biraz daha didikleyip bırakmayı düşünüyorum. Zaten kaç kitabı kaldı dört mü. Şimdi bakınca kız tabii önermez bana sevdiği hiçbir şeyi. Kadının kitaplarına onar farklı kapak kullanıp her seferinde ßüYüqLü kÜchüqLü Facebook şiirleri basıyormuş gibi göstermeyi başardıkları için de ciddiye almakta zorlanıyor olabilirim. Biliyorum, çünkü ben de 2009'da  ßüYüqLü kÜchüqLü Facebook şiirleri paylaşıyordum.
 
B, Bira | Tom Robbins
Çok uzun olmayabilir ama buna da ayrı bir yorum girebilirim. Zaten çok uzun olmayabilir deyip uzatıyorum hep. Arkasını okuyana dek bilmiyordum ama bu bir çocuk kitabı. Çocuk kitabı olmasaydı birayla ilgili bir kitaptan keyif almazdım zaten muhtemelen. Gariptir ki sevimli bir şey. B, Bira'yı okuyan biri için aklımda beliren surat gülümsüyor, arada gözlerini kısıyor ama gülümsüyor.
 
Karpuz Şekerinde | Richard Brautigan
Bütün kalbimle karpuzla ilgili olduğuna inanıyorum.

Çimlerin İntikamı | Richard Brautigan
Çimlerle ilgili olduğundan emin değilim.
Brautigan'ı hakkında hiçbir şey bilmeden ve biraz rastgele aldım. Japonya'lı bir kitabı vardı ama düşünmeden altmış parça suşi söyleyip saatlerce karın ağrısı çekmeme sebep olan aynı Japon sevgisine güvenmeyeyim dedim. Zaten hakkında hiçbir şey bilmediğim Japon kültürünü neden bu kadar sevdiğimi bilmiyorum. Ayrıca o kitabın Japonya'yla ilgili olduğundan da emin değilim. Genel olarak ne yaptığıma dair hiçbir fikrim yok.
 
     Çılgın ve biraz bilinçsiz bir alışverişti anlayacağınız. Başım dönüyordu ve içerisi çok sıcaktı. Daha istediğim çok kitap var ama önce şunları bir bitireyim. Yani sınavlardan sonra. Buralarda olursam. Olurum. Beni yıkamazsın fizik.
 
     Buffy yazısını hazırlamaya başlayayım bari. Giflerden gif beğeneyim. Çok heyecanlıyım.