22 Nisan 2017 Cumartesi

Köpek
















     Bir aydan biraz  fazla olmuş. Bloğa uzun süredir girmemişim gibi geliyor. Bir şey yazacaktım ve yazacak yorum tarzı bir şeylerim var, yani her zaman var ama okumamın üzerinden aylar geçtiği halde hakkında konuşmak istemediğim kitaplarla başlamayayım dedim. Geçen yazıda kendimi konu açısından sınırlandırmak istemediğimi söylemiştim, aklıma dizi olarak Buffy hakkında yazmak geldi, şöyle uzun bir şeyler, hemen yakın zamanda değil ama yazılarım arasındaki aralıklara bakarsak bir sonraki yazım da olabilir, bir şey diyemem. Şimdiden üç ayrı yazıya yetecek kadar gif buldum ki geçen sefer bu kadar saçma bir konuda o kadar uzun süre konuşmamın nedeni oydu, canım isterse bir diziye üç ayrı yorum girebilmeliyim, Buffy için makul bir sayıdan azı.
 
     Şimdilik bir şeyler yazayım bakalım yazı neye dönüşecek dedim. Geçen yazının girildiği 3 Mart'tan beri neler yaşadım diye düşündüm. Aklıma ilk doğum günüm geliyor, 16 Mart, takvimlerinizi işaretleyebilirsiniz, teşekkürler. Şimdi de o zamandan beri aldığım hediyeleri düşünüyorum. Gününde gelen bir tane var. Veren kişi bloğumu hiçbir şekilde onaylamadığım yollardan öğrenmiş bulunuyor ve okumaması gerekirken okuyorsa sayfayı kapatsın çünkü evet, yazım tarzım gerçekten bu ve hayır, buna hazır değilsin. Bir de kitapla el yapımı kolye veren bir insan var ki size hediye kartından başka el yapımı bir hediye veren birine sahipseniz umarım bununla benden daha iyi baş ediyorsunuzdur. Bence birine üzerine uğraşılmış veya düşünülmüş hediyeler vermeden önce o kişinin sizin bütün hediyelerinizi annesine Köstebek'ten aldırdığının farkına varmalısınız. Neyse. Annem bana hediye almayı düşünemeyecek kadar dünyadan koptu, babama bir ara bir şeyler aldırtmayı düşünüyorum ama günlerdir telefonlarını açmadığım için zor olabilir, bir başka hediye-vermesi-mümkün arkadaşımla konuşmayı kestim ve çok yazık oldu çünkü geçen sene almadığıyla birlikte iki hediye alması gerekiyordu, bir de son olarak geçen hafta en yakın arkadaşımdan gelenler var. Böyle böyle asıl doğum günümden aylar sonra hediye almaya devam ediyorum. Yaratıcılık içermeyen ve özensizce paketlenmiş her türlü zırvaya yılın her zamanı açığım.

     Sonra sınavlar falan. Hayatımın en düşük notu olan, fizikten iki sene önce aldığım 40'ı, yine fizikten aldığım 24'le geçtim. Bence dibe batmadan önce bunca zaman iyi idare ettim çünkü iki sene önce sınav kağıdının arkasını görmemiştim. Başka. Anneannemin hastalanması ve bakıma ihtiyaç duyan kişi rolünü çalması üzerine artık ev işi yapıyorum. Birkaç kez yemek yapar gibi bile oldum. Tavada patates kızartırken teker teker her birinin dört tarafını çevirmek gerekmiyormuş. Mükemmeliyetçiliğimden dokunduğum her şeyi boka dönüştürüyorum. Doctor Who'nun onuncu sezonu başladı, biriktiriyorum, iğrenç yorumlar duydum ama parçalanabilecek bir umudum yoktu zaten. Annemi Buffy'ye de başlattım, ikinci sezondayız, neyse ki Doctor Who'nun başladığını bilmiyor yoksa tutamazdık.















     Yarın fuara gideceğim. Bu yıl her ne aldıysam birini seçip derhal başlayamayacağım çünkü Sefiller'i iki gün içinde bitirmem gerek. Millet üç yüz sayfalık halini okumamak için sızlanırken ben ne bok yediğimi sanıyorum bilmiyorum ama beş cildi yetiştirebileceğimi kanıtlayacağım, burada vakit kaybetmem bitince. Bu maceranın bitiminde bir yorum girmeyi ciddi ciddi düşünüyorum, bakalım nasıl bir şey olacak. Sınıf tartışmasını da çok hayal edemiyorum herkes kafasına göre bir versiyonunu okudu çünkü. Sınıf çok garip. Bir ara yine çoksatanlara laf bindiriyorlardı, kırk dakika boyunca aynı fikirde olan otuz insanı dinledim. Bu insanlar kitap olsaydı kendi türlerinin çoksatanları olurlardı. Hayır anlamıyorum, sizin okuduklarınız az mı satan? Eleştirdiğiniz şeyi tanımıyorsunuz ve ona verecek bir isminiz yok. Ben söz konusu kitapları çok iyi tanıyorum, verecek bir ismim benim de yok ama en azından hiçbir şey bilmediğim bir konuda kırk dakika boyunca genelleme yapmıyorum. Sefiller tartışmamızı daha az geçiştirmek isteyemezdim, zaten edebiyatçıların ve Almancacıların fen sınıflarında kendi derslerini bu kadar abartarak ne bok yediklerini sandıklarını anlayamıyorum. Üşüyüp üzerime kazak giydim, köpek uzun kollu giymemden tahrik oldu. Köpeği mıncırıp itekledim.

     Köpek yatağında. Köpeğin üzerini örttüm. Köpek ters ters baktı. Köpek annesi evde olmadığı için üzgün.
 
     Köpek:

























     Köpek az önce her yere kustu çünkü midesi boş. Köpek mamaları tek tek ağzına tuttuğumuzda veya özel olarak sevdiği etleri hazırladığımızda bile yemek yemiyor. Köpek gerizekalı.

     Köpek çıplak:














     İlerisi için yazmayı düşündüklerim bunlar. Buffy. Sefiller. Birkaç yorum. Çok şey almayı düşünmüyorum ama fuarla ilgili bir şey. En sevdiğim film.

     Birilerinin doğum günü yaklaşıyor, hediye almam gerek. Daha benim hediyelerim tamamlanmamıştı ama yarın babamı biraz zorlayıp vazgeçeceğim sanırım. Birileri yine buluşmak istiyor ama son buluşmamızın üstünden daha bir ay geçmedi, zaten sabahları metroda karşılaşıyoruz bazen, bir de her insana özel olarak ayıracak zamanım yok; ama korkarım birilerinin en yakın veya tek arkadaşıyım. Kitabı okumam gerek. Proje yapmam gerek. Saçımı yıkamam gerek.

     Köpek üzerini açtı.