11 Şubat 2017 Cumartesi

"Her Gün - David Levithan" Kitap Yorumu

 
KİTAP KÜNYESİ:
 
Kitap Adı: Her Gün
Özgün Adı: Every Day
Seri: Her Gün #1
Yazarı: David Levithan
Çevirmeni: Derya İmer Aydınlık
Yayınevi: Pegasus
Türkiye Yayın Tarihi: 8 Temmuz 2015
Sayfa Sayısı: 336
Piyasa Fiyatı: 32.50 TL
Goodreads: 4.0

 
ARKA KAPAK:

Uyandım. Anında kim olduğumu anlamam gerekti. Mesele sadece bedenim de değil… gözlerimi açtığımda kolumun renginin açık mı koyu mu olduğu, saçımın uzun mu kısa mı olduğu, şişman mı zayıf mı olduğum, kız mı erkek mi olduğum, yara bere içinde mi yoksa pürüzsüz mü olduğum… Her sabah farklı bir bedende uyanıyorsanız, vücut en kolay alışılan şey. Kavraması güç olabilen ise bedenin önceden yaşamış olduğu hayat.
 
Her gün başka biriyim. Ben, kendimim; kendim olduğumu biliyorum ama ayrıca başka biriyim de.
 
Hep böyle olageldi.
 
BENİM YORUMUM:


     Selam. Bunu Aralık'ın son günlerinde okumuşum. Neyse ki hatırlanacak çok bir şey yoktu. Şu an kafam biraz boş ama kendimden bahsetmeye başlamazsam kısa keserim gibi geliyor. Bunun olumsuz bir anlama gelmesi gerekmez.
 
     Konuyu biliyorsunuzdur, anlatıcımız A, her gün başka birinin bedeninde uyanan, asla kendine ait bir yaşamı, ailesi, arkadaşları veya iki gün üst üste yanında tutabileceği kişisel eşyası olmayan biri. Bir gün bedeninde olduğu adamın sevgilisine aşık oluyor ve ona yakın kalabilmek için muhtemelen başkasının bedeninde çiğnememesi gereken pek çok kuralı çiğnemeye başlıyor. Konu ilginç ama çok da iddialı değil. Aklımı uçuracak bir şey beklemedim hiç. Ve bulduğumdan memnun kaldım. Kitap boyunca çok sakin, gündelik bir atmosfer vardı. A'nın başına epey bela geldi ama hiçbir zaman pek gerilmedim. Hiçbir aşırı duygu hissetmedim, şu anda da hissetmiyorum ama ruhsuz değil dingin bir hissizlik.
 
     David Levithan'ın yazım tarzıyla ilgili en çok takdir ettiğim şey şuraya hayatla ilgili bir düşüncemi, şuraya ilginç bulduğum bir tespiti koyayım derken zorlama hissettirmemesi. En azından bu kitabında çünkü başka bir şeyini okumadım ama bunda değinmek istediğin bir sorun mu var, A'yı bu sorunu yaşayan birinin bedenine sok ve bam, depresyona veya eşcinselliğe veya uyuşturucu kullanımına değinmiş bulunuyoruz. Tamam, birkaç kere azıcık zorlama hissettirdi ama zaten böyle durgun bir kitapta her küçük hoşnutsuzluktan olay çıkarabilirim.
 
     A yansıtması kolay bir karakter değil. Cinsiyetsiz olduğunu gerçekten hissettim, kız bedenindeyken kız ve erkek bedenindeyken erkek ve ikisinde de ikisinden biraz ve hiçbiri değilmiş gibiydi. Sadece hayatında hiç kişisel eşyası olmamış birinin dünyevi zevklerden uzaklaşıp ayrı bir bilinç seviyesine ermesini falan beklemiştim ama her gün ayrı bir ergenin bedeninde tıkılı kalıp dünyevi şeylerden uzaklaşmazsınız herhalde. A sadece kendi yaş grubundakiler arasında geziniyor bu arada, ve birbirlerine en fazla birkaç saat mesafedeki yerlerde. Ve kendine ait bir bellek ve bilgi birikimine sahip olmakla birlikte içinde olduğu insanın anılarına da erişebiliyor, ama onların bildiği ayrı bir dili falan konuşamıyor. Bir dili konuşmak için bilgi birikiminden fazlasına ihtiyaç duyulacağını anlıyorum ama bu A'yı... ne bileyim, sınırlandırmaz mı? A'nın her cinsiyete, her yaşa ve her ülkeye ait olması gerekmez mi? Her gün ayrı bir ergenin bedeninde tıkılı kaldığımı hayal edemiyorum. Ayrıca, biri yirmi dört saat boyunca bedenimi ele geçirseydi, eminim insanlar ve köpeğim fark ederdi. Her insanla farklı iletişim kurup farklı mimikler kullanıyorum, bunu taklit etmekle uğraşacağına Rhiannon'la buluşmaya gitse iyi eder. Ama büyük bir olasılıkla önce saçımı yıkaması gerekir ve bu insanları şüphelendirir.
 
     Rhiannon'dan bahsetmemişiz. Kızımız biraz sıradandı ama bu durumda elimizdeki tek senaryo bir günde aşk. Yapacak bir şey yok. İkinci kitap onun bakış açısı. AYNI OLAYLARA. Hof. Hikayeyi tamamlayacak yeni bir bakış açısı mı, yoksa para mı? Göreceğiz. O da aynı sonla biterse hiddetimi salarım. Üçüncü bir kitap yazıyor galiba herif, ek kitapsa hikayeye doyamadı diyeceğim ama devam kitabıysa yine hiddetimi salarım. Her Gün'ü kesin bir yere varmadığı için sevdim çünkü bu hikayenin aptallaşmadan kesin bir yere bağlanabileceğine inanmıyorum, ama ben olsam sonradan olacakları anlatmadan sonradan olacaklara dair kuşkuya çok az yer bırakan bir ipucu verirdim. Başka Bir Gün'de onu bulmayı, ve madem ikisinin birlikte geçirdiği zamanları en baştan o kadar okuyacağım Rhiannon'a dair birkaç kirli sır öğrenmeyi umuyorum, ama üçüncü bir kitap için hayal edebildiğim tek şey "A KENDİNE AİT BİR HAYATA KAVUŞABİLECEK Mİ? GERÇEK BİR FİZİKSEL FORMUNUZ OLMADIĞINDA AŞK SONSUZA KADAR SÜRER Mİ? NEFES KESİCİ ÜÇLEMENİN SON KİTABINDA ÖĞRENİN!" Bunu arka kapakta kullanmalılar, dava açmam, eminim işlerini görür.
 
     Kitabın sonunu unutmuşum kurcalarken fark ettim. Yani en sonunu hatırlıyordum ama o sona yol açan olayları değil. Şaşırtıcı denebilecek bir şey bile öğrenmişiz. Ama sadece yazar bunu yeni bir hikaye için kullanmazsa ilgi çekiciliğini korur. Bu yüzden üçüncü kitap istemiyorum. Ayrıca belirtmek isterim ki bu ilişki kesinlikle yürümez. Rhiannon'ı suçlamıyorum, ben olsam A'ya bir saniye tahammül etmem ve bu yüzden umarım bir yolunu bulup, A'yı bir bedene sabitleyip -tek yolu başkasınınkini ele geçirmekmiş gibi duruyor- sonsuza kadar birlikte olmazlar.
 
 
ALINTILAR:
 

Hüznün geri döndüğünü görebiliyordum. Bu güzel bir hüzün de değildi... Güzel hüzün bir efsanedir. Hüzün, yüz ifademizi kile döndürür, porselene değil.
(sf. 58)
 
 
"Sekiz yaşındayken kız kardeşimden Judy Blume'un Forever isimli kitabını çalmıştım," dedim. "Superfudge'ın yazarı olduğu için o kitabın da iyi olacağını düşünmüştüm. Eh, kısa zaman sonra neden yatağının altında sakladığını anladım. Hepsini anladığımdan emin değilim ama oğlan, şeyine, organına isim takarken kızın takmamasının adil olmadığını düşünmüştüm. Böylece ben de kendiminkine bir isim taktım."
Rhiannon kahkaha attı. "İsmi neydi?"
"Helena. O akşam yemekte onu herkesle tanıştırdım. Gerçekten çok iyi geçmişti."
(sf. 63)
 
 
Aşkın her şeye galip gelmesini istedim. Fakat aşk hiçbir şeye galip gelmiyordu. Kendi başına hiçbir şey yapamıyordu.
Onun adına galip gelelim diye bize güveniyordu.
(sf. 286)
 
 
İşe başka kimse karışmasaydı, basit bir tercih olurdu. Fakat zaten hep olan da bu değil midir? Hep işe başkaları da karışır.
(sf. 300)
 

PUANLAMA:
 
4 Taç: Bence gayet güzeldi. Beğendim ben.
 
Kitabı beğendim. Ne kadar düşünürsem huysuzlanacak o kadar şey bulabilirim ama farkındaysanız gerçekten kitabın içinde bulunanlardan çok kendi kafamdakilerden veya ileride yanlış gidebilecek şeylerden huysuzlandım çünkü yapmadan edemezdim. Bölümleri kısa olduğundan meşgul olduğunuzda veya okulda bir yandan birileri gürültüyle ders işlerken okumak için ideal.