7 Eylül 2016 Çarşamba

"Cress - Marissa Meyer" Kitap Yorumu

 
KİTAP KÜNYESİ:
 
Kitap Adı: Cress
Özgün Adı: Cress
Seri: Ay Günlüğü #3
Yazarı: Marissa Meyer
Çevirmeni: Beril Tüccarbaşıoğlu Uğur
Yayınevi: Artemis
Türkiye Yayın Tarihi: 2015
Sayfa Sayısı: 560
Piyasa Fiyatı: 29.00 TL
Goodreads: 4.47

 
ARKA KAPAK:
 
Cress, Cinder'ı Kraliçe Levana'nın hain planlarından haberdar etmek için her şeyi göze almıştı. Ancak ufak bir sorunu vardı. Çocukluğundan beri, hapsedildiği bir uyduda yaşıyordu ve ona eşlik eden tek şey internet bağlantılı ekranlardı. Elinde yalnızca bu ekranlar olunca, Cress'in de efsanevi bir hackera dönüşmesi kaçınılmazdı.

Bütün Dünya; Cinder, Kaptan Thorne, Scarlet ve Wolf'un peşindeydi. Onlar ise Levana'nın planlarını altüst etmek için Cress'i esir tutulduğu uydudan kurtarmaya ant içmişti. Ancak bir şeyler ters gitti ve ekip üyeleri uzayın ortasında birbirlerini kaybetti. Kraliçe Levana ise hiçbir şeyin İmparator Kai ile düğününü engellemesine izin vermemeye, dolayısıyla Cinder'ın peşini bırakmamaya kararlıydı.

Cress, Scarlet ve Cinder, Dünya'yı kurtarmaya gönüllü olmamıştı. Yine de Dünya'nın tek umudu Cress, Scarlet ve Cinder'dı.
 
BENİM YORUMUM:

     Selam. Bilmeyeniniz varsa Cress Ay Günlüğü serisinin üçüncü kitabı. Bilim kurguyla peri masallarının karışımı çok hoş bir seri. Abartıldığı kadar harika olmayabilir ama en azından abartılmasının iyi bir sebebi var. Benim gibi böyle çok ünlü serileri ortalık sakinleşene kadar okumuyorsanız, bence ortalık sakinleşti ve zamanı geldi de geçiyor, benden bile geride kaldıysanız endişelenmeye başlayın.

     Bu serinin her kitabının bir öncekinden daha iyi olduğuna dair teorimin doğrulanmasına az kaldı. Cress'i okuduktan sonra Scarlet'a fazla cömert davrandığımdan şüphelendim. Tekrar tekrar söylüyorum, aşırı harika bir seri değil ama düşündüğümden çok daha iyi ilerliyor.

     Bu kitaptaki yeni karakterimiz, ilk kitapta kısaca gördüğümüz hacker kız, Cress. Cress Rapunzel oluyor. Ama bir kuleye değil, uyduya hapis. Tam bir bilgisayar dahisi olduğu için oraya kapatılmış, yıllardır uydusundan Dünya'yı izliyor ve Levana için bilgi topluyor. Ayrıca bunca zamandır kaçaklarımız Cinder, Thorne, Scarlet ve Wolf'u izliyor ve onlara elinden geldiğince yardım etmeye çalışıyormuş. Ayrıca Thorne'un hayatının her ayrıntısını araştıracak ve fanteziler kuracak bolca zamanı olmuş.

     Cress çok sevimli bir kız. Ne Cinder ne de Scarlet kadar havalı. Aslında onlarla karşılaştırınca epey korkak kalıyor. Ama Dünya'yı hiç görmemiş ve hayatını insanlarla değil bilgisayarlarla geçirmiş biri olarak çok iyi yansıtılmış. Doğal olarak saf, ürkek ve utangaç, insanlarla iletişim kurmakta zorlanıyor ve Dünya'ya indiği anda gördüğü her şeye hayranlıkla bakmaktan başka bir şey yapamıyor. Ama bilgisayarlarla ilgili bir mesele olduğunda Dünya'daki ve Ay'daki en önemli insana dönüşüyor ve kitabın sonunda çok büyük yardımı dokundu. Ayrıca dediğim gibi kız çok sevimli.

     Kitabı okumadan önce Cress'le Thorne'u çok yakıştırmıştım ama şimdi pek emin değilim. Thorne Cress'in çocukluğundan beri gördüğü ilk erkek. Ayrıca sadece kendine ve gemisine aşık. Bilmiyorum, belki sonraki kitapta ilişkileri sağlamlaşır. Belki tek taraflı kalır. Ama dört kitaptan sonra (Levana'yla birlikte) Marissa Meyer'ı tanıdığımı düşünüyorum ve muhtemelen sonsuza kadar mutlu yaşayacaklar.

     SPOILER İÇEREN KISIM!
 
     Cress'i kurtarma operasyonundan itibaren her şey ters gitmeye başlıyor ve ekip fena dağılıyor. Wolf yaralanıyor, Scarlet kaçırılıyor, Cinder saflık denebilecek kadar çabuk güvendiği Jacin Clay'le kalakalıyor ve Cress'le Thorne çölün ortasına düşüyorlar.

     Cinder nihayet Afrika'ya gidip Doktor Erland'ı bulmaya karar verdiğinde Cress'le Thorne'un da Afrika'da, yeterince yakınlarda bir yerde olduğuna emin oldum ve bir araya gelmelerini beklerken çok sabırsızlandım. Sonunda neredeyse bütün ekibi topladık ama ikinci kitabın sonu da böyleydi, o yüzden Winter'da yine dağılacaklarından şüpheleniyorum, ve nihayet bütün ekibin, ama Winter'ıyla Jacin'iyle bütün ekibin bir araya gelmesi için çok heyecanlıyım.

     Elbette Thorne'un körlüğünden bahsetmeden olmaz. Özellikle gerekli değildi belki ama arada karakterlerin başına ciddi bir şeyler gelmesi gerçekçilik açısından önemli. Dünya'ya ilk kez ayak basan bir kızla yeni kör olmuş bir adamın çölü aşma maceraları görmeye değerdi.

     Baş karakterlerle kendi kitaplarında tanıştıktan sonra onları başkalarının gözünden görmek çok farklı oluyor. İkinci kitapta Cinder'ın Scarlet'ın gözünden daha bir havalı olduğunu fark etmem gibi. Scarlet'ı diğerlerinin gözünden fazla göremedik ama Wolf'u Scarlet'tan başka birinin bakış açısından okumak pek eğlenceli değilmiş. Kitap boyunca sürekli kızgın veya üzgün ya da Tanrı korusun, ikisi birdendi. Zavallı Cress'in ödü koptu.

     Scarlet bu arada Ay'a kaçırıldı, küçük bir çocuktan işkence gördü ve serçe parmağını kaybetti. Ama Winter'la tanıştı. Winter'a bayıldım. Nihayet Cinder'dan daha çok seveceğim bir baş karakter bulmuş olabilirim belki. Umarım. Cress'in nasıl biri olduğunu önceden az çok biliyordum ama Winter'la ilgili hiçbir şey duymamıştım. Deli olması çok hoşuma gitti. Çünkü deli ama zeki de. Ve öğrendiğimize göre güçlerini kullanmayı reddettiği için delirmiş. Onun gözünden okumak çok eğlenceli olacak gibi. Scarlet şu an haklı olarak ondan nefret ediyor. Ama ben Scarlet'ı evcil hayvanı yapmasına ve herkesin onu deli olarak görmesinden faydalanarak korumasına bayıldım.

     Bir de Jacin var. Onu farkında olmadan ilk kitapta görmüşüz. "Prensesine" sadık olduğunu söylediğinde ve Cinder üzerine alındığında kitaba girip Cinder'a bir prenses daha olduğunu hatırlatmak istedim. Kesin sıradaki aşk ilişkisi Jacin ve Winter'ın arasında olacak. Bir başka Cress-Thorne vakası yaşamak istemem ama şu an kafamda çok yakışıyorlar.

     Nihayet Kai partiye dahil oldu. Damadı kaçırmak, şu ana kadar Cinder'dan duyduğum en iyi plandı. Ve cidden kaçırdılar. Yeniden karşılaşmaları onları bir çift olarak ne kadar desteklediğimi hatırlamamı sağladı. En güzeli de Cinder'ın, Kai'nin gözünden cidden korkutucu görünmesiydi. Üstüne bir de çocuğu bayılttı. Kai'nin gözlerini uzayda açması çok komikti. Zavallı. Cinder-Kai sahnelerinin hepsi en sevdiğim sahneler arasında yer alıyor. Nihayet İmparator'u sarayında değil de bütün bu koşuşturmacanın içinde görmek ilginç olacak.

     Cinder'ın gücünün boyutlarını nihayet görmeye başlıyoruz. Sybil'in delirişine ve acılı ölümüne sevinmeden edemiyorum. Ama Cinder ne kadar ileri gittiğini öğrenince bir başka "Olamaz Levana'ya dönüşüyorum" anı yaşayabilir.

     Ve bir başka çok önemli gelişme, Iko'nun yeni bedeni. Onu android olarak da gemi olarak da seviyordum ama en iyisi bu oldu. Bir de yepyeni boynu kırılmasaydı. Kabloları falan her şeyi açıktayken Kai içeri dalınca utanıp saklanması çok komikti.

      Cress Doktor Erland'ın kızı çıktığında neredeyse Cinder'ın Selene olmasına sinirlendiğim kadar sinirlendim. Bir de görür görmez tanıması yok mu... Gereksiz dram. Bence Erland'ın burada ölmesi iyi oldu çünkü hikaye için pek bir gerekliliği kalmamıştı ve Cress'le duygusal, rahatsız edici, tuhaf anlar yaşamalarını hiç istemezdim.
 
     SPOILER'IN SONU.
 
     Önceden favori erkek karakterim Thorne'du ama kendisi eğlenceli kişiliğine rağmen bu kitapta her zamankinden daha işe yaramazdı. Onun suçu olmasa da. Wolf'u ise yanında Scarlet yokken sevemiyormuşum gibi görünüyor. Bununla beraber Kai, ilk kitaptaki harikalığını geri kazandı. Şimdilik kızlardan Cinder>Cress>Scarlet ve erkeklerden Kai>Thorne>Wolf. Her kitaptan sonra fikir değiştiriyorum tabii, son durumu bildiririm.

     Cress biter bitmez Levana'yı da okuduğuma göre istersem hemen şu an Winter'a başlayabilirim.
 
     (Ama başlamayacağım.)
 


ALINTILAR:
 
..."Poz vermekten hoşlanmıyormuş," diye mırıldandı Jacin dükkandan çıkarlarken. "Püf. Çok Aylısın."
Cinder yakıcı güneşte ona sert bir bakış fırlattı. "Ve çok azılı bir kanun kaçağı!"
(sf. 228)
 
 
...Jacin küçümseyici bir ifade takındı. "Bilmem farkında mısın ama senin gemi, önceliklerini şaşırdı."
"Iko. Benim adım, Iko. Bana gemi demeye devam edersen bir daha sıcak suyla duş alamazsın!"
"İstersen bunu bir kere daha düşün. Hoparlörleri bozarsam sen de bir daha böyle atıp tutamazsın."
(sf. 315)
PUANLAMA:
 
5 Taç: Bayıldım. Kesinlikle harikaydı.
 
 
Aslında dört buçuk vermeyi düşünüyordum ama Scarlet'la aynı puanı vermek büyük haksızlık olurdu. Ben de cimri olmayayım dedim. Güzeldi şimdi, lütfen. Seriyi Cinder veya Scarlet'ta bıraktıysanız kesinlikle devam edin çünkü öyle şeyler yapanlarınız olduğunu biliyorum ve çok olmasa da bir şeyler kaçırıyorsunuz.