17 Mayıs 2015 Pazar

"Karanlık Taç - Sarah J. Maas" Kitap Yorumu


KİTAP KÜNYESİ:
 
Kitap Adı: Karanlık Taç
Özgün Adı: Crown of Midnight
Seri: Cam Şato #2
Yazarı: Sarah J. Maas
Çevirmeni: Deniz Başkaya
Yayınevi: DEX
Türkiye Yayın Tarihi: Ocak 2015
Sayfa Sayısı: 500
Piyasa Fiyatı: 27.50 TL
Goodreads: 4.52


 
 
ARKA KAPAK:
 
Karşınızda Kralın Şampiyonu Celaena Sardothien.
 
GÜZEL
ÖLÜMCÜL
EFSANEVİ
 
Celaena şeytanın buyruklarını yerine getiren zalim bir suikastçı mı? Gerçek sevgiyi arayan tutkulu bir âşık mı?

Kralın bir numaralı suikastçısı olan Celaena, sarayın en korkulan kadını. Ne kadar kan dökerse o kadar özgür olabiliyor. Ama üstlendiği her ölüm, söylediği her yalan, sevdiklerini tehlikeye bir adım daha yaklaştırıyor.

Yüzbaşı Westfall ve Prens Dorian onu korumaya devam etseler de, Celaena korkunç bir gecede, büyük bir trajedi yaşayacak. Celaena ne için savaşacak: Özgürlüğü mü, kalbi mi yoksa krallığının geleceği için mi?


 
BENİM YORUMUM:
 
     Karanlık Taç uzun süredir okuduğum en iyi kitaptı. Cam Şato kadar olmasa da. İkisi de mükemmel. Üçüncü de böyle olursa seriyi favorilerim arasına eklemem gerekecek.
 
     Ölümcül derecede spoiler içeren kısım.
 
     Çok fazla şey vardı. Sıraya koyabileceğimi sanmıyorum. Aklıma geleni yazacağım. Mesela şu an aklıma yeraltındaki zindanlar ve saat kulesi geliyor. O da neydi? Bir an o zindanların sonsuza kadar devam ettiğini düşünmeye başlamıştım. Saat kulesine gittiği hiç aklıma gelmemişti. Neden girişin bu kadar özenle gizlendiğini tam anlamış değilim. Ama zekiceydi.
 
     Celaena gördüğü her kapıyı açıyor resmen. Biraz salak ama yine de seviyorum. Şu yaratıktan kaçtıkları sırada Dorian'ı resmen kaldırıp merdivenlerden çıkarması ve başka bir sahnede de bayıltması. Oralarda çok eğlendim. Erkek karakterlerden bu kadar belirgin bir şekilde daha güçlü olan çok az kadın karakter var.
 
     Hala Team Chaol'um. Dorian'ın seri devam ettikçe güçlenip harika bir karaktere dönüşeceği belli ve çoğu insan Chaol'u sıkıcı buluyor ama umurumda değil. Bu yüzden kitabın sonu benim için acı vericiydi. Şu an seri her türlü yöne sapabilir. Celaena bir daha asla dönmeyebilir, Chaol'la bir şekilde tekrar birlikte olabilirler, Dorian'la evlenip bir krallık kurabilirler. Her. Şey. Mümkün. Bu yüzden gerginim ama Sarah J. Maas'a güveniyorum.
 
     Bu kitapta birinciye göre çok daha fazla sürpriz vardı. Kitabın ilk kısımları güzel ama aksiyon açısından durgundu. Ve sonlara doğru çok fazla şey ortaya çıktı. Öncelikle Celaena'nın Fey olması. Bir şekilde büyü güçleri olduğu kesindi ama yarı Fey falan değil, tam olarak, yüzde yüz Fey olmasını beklemiyordum. Üstelik bundan haberi olmasını. Birisi bundan şüphelenmeye başladığı anda öldürüleceğini bildiği için bu gerçeği aklından bile geçirmiyordu.
 
     Ve Celaena'nın Aelin Galathynius olduğunun ortaya çıktığı o an. Asıl sürpriz buydu. Bu Fey olmasından çok daha tehlikeli bir gerçek olduğu için bunu da asla aklından geçirmemişti. Arobynn Hamel onu iyi eğitmiş. Onu da bir noktada seride görmemiz gerekecek. Ama artık Celaena Wendlyn'de. Ağh.
 
     Wendlyn olayı her şeyi çok karmaşıklaştırdı. Celaena geri dönemez. Dönse de dönmese de onu çok iyi şeyler beklemeyecek. Ama dönmezse kral Chaol'u öldürür. Ama Chaol babasına onunla gideceğini söyledi. Ve Dorian'ın büyü gücü var. Her şey fazla karmaşık. Ve yazarın bu yaptıkları yüzünden artık Celaena'yla Chaol'un birlikte olması imkansız sayılır.
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
     Ve Nehemia. Nehemia, Nehemia, Nehemia. Her ne kadar öldürülmüş olsa da bunun olacağını biliyordu ve kendini buna hazırlamıştı. Celaena yapması gerekenin farkına varsın diye bunu hiç mücadele etmeden karşılaması... HIZLI AYAK'IN SENİ NE KADAR ÖZLEDİĞİNİN FARKINDA MISIN?
 
     Şu yaratıkla dövüş sahnesi boyunca Chaol'u bile unutup Hızlı Ayak için endişelendim. Zavallı bebek. Yaratık Hızlı Ayak'ı geçitten sürüklediğinde Chaol peşinden gitmese kafayı yiyecektim. Celaena salağı Archer'la konuşup duracağına geçidi kapatsa bunlar olmazdı. Cidden kapılardan uzak durması gerek.
 
     Archer'ı sevmedim. En başta kesinlikle güvenmiyordum ama Celaena ona, kralın emriyle onu öldürmesi gerektiğini söylediğinde yaptığı korkmuş rolüne inanmıştım. Sonra o da sahte çıktı. Öldüğü iyi oldu.
 
     Anahtarlar, obsidiyen, saat kulesi, yüzükler ve kanat sesleriyle baş ağrıları. Bunları birbirine bağlayan bir şey olduğunu görüyorum ama hala kafam karışık. Daha fazla bilgiye ihtiyacım var. "Kanat sesleri" kitapta her geçtiğinde tek düşünebildiğim ejderhalar oldu. Bu serinin tek eksiği ejderhalar.
 
     Celaena'nın, anahtarın tacın içinde olduğunu anlamasının bu kadar uzun sürmesine inanamıyorum. Daha ne kadar gözüne sokabilirlerdi?
 
     Spoiler'ın sonu.
 
     MORT MÜKEMMEL BİR KARAKTER DEĞİL Mİ? Bana Aşk Tüm Zamanların İçinden Geçer'deki Xemerius'u anımsattı. Xemerius biraz daha sevimli ve arkadaş canlısı. Mort da komik. Kitabı okumayanlar için, Mort bir kapı tokmağı. Sizi seviyorum normalde konuşamaması gerektiği halde konuşan ukala yaratıklar.
 
     Kitabın çok büyük bir kısmında Celaena'nın kendine gelmesini bekledim. İlk kitaptaki halinden eser yoktu. Sürekli ağlayan, duygusal ve yumuşak birine dönmüştü. Ve bir sürü aptalca şey yapıyordu. Neyse ki kitap bitmeden o öfkeli ve tehlikeli halini görebildik. Hem de birkaç kez. Hem korkutucu hem heyecan vericiydi. Onun o havalı hallerini okurken elimde bir kılıçla kalabalık bir yere dalıp herkesi doğramak istedim. Ama benimkinin aynı sonucu vereceğinden şüpheliyim.


ALINTILAR:

 
Archer bir nefes verdi. Celaena döndüğünde onu sırıtır, başını yavaşça iki yana sallar halde buldu.
"Sanırım aradığın sözcükler 'harika', 'güzel', ve 'göz kamaştırıcı'" dedi. ...
Archer parmağını Celaena'nın elbisesinin kırmızı, kadife yeninde gezdirdi. "Seninle birlikte zevkinin de olgunlaştığını görmek beni sevindirdi. Anlaşılan kibrin de olgunlaşmış."
(sf. 99)
 
 
Şato kayıtları. O kadar dolaştın ve tek bulabildiğin işe yaramaz şato kayıtları oldu. Muhtemelen o yaratığın peşinde olduğu da buydu: Eski bir kralın manav masrafları.
(Celaena, sf. 135)
 
 
"Otur," dedi Celaena; evin Archer'a ait oluşunu biraz olsun umursamıyordu. Archer kendisinden isteneni yapıp kanepenin karşısındaki koltuğa geçti. ...
Celaena bacak bacak üstüne attı. "Uşağın anahtar deliğinden bizi izlemeyi kesmezse kulaklarını kesip boğazına tıkarım."
(sf. 169)
 
 
"Fakat bu Elena'nın Gözü! Bir kişi ancak gözle doğru dürüst görebilir! Başka ne göz var ki?"
Mort kapı aralığından şarkı söyler gibi "Kendi gözünü çıkarıp uyuyor mu diye bakabilirsin," diye seslendi.
(sf. 195)
 
 
"Neye bulaştığınızı fark ettiğinizi sanmıyorum."
Adam dilini şaklattı. "O kadar iyi olsan Muhafız Kıtası Yüzbaşısı'ndan öte biri olurdun."
Chaol boğuk, nefes verir gibi bir kahkaha attı. "Kendimi kastetmemiştim."
"O sadece bir kız."
... adama sırıttı. "O zaman gerçekten bir sürpriz bekliyor sizi."
(sf. 259-260)
 
 
"Yeter!" dedi adam. "Zaten yeterince düşmanımız var! Dışarıda yüzleşmemiz gereken daha kötü şeyler var!"
Celaena yavaşça adama doğru döndü; yüzü kan içindeydi ve gözleri parlıyordu. "Hayır, yok," dedi. "Çünkü ben şu an buradayım."
(sf. 265)
 
 
Celaena tuniğinin yakasını sıyırıp Sarıbacak'ın tırnaklarının bıraktığı, köprücük kemiğinin hemen üzerindeki yara izlerini gösterdi. ... "Bunlara ne dersin?"
Mort yüzünü ekşitti. "Görünce bronzdan yapıldığıma şükrettim."
(sf. 380)
 
 
PUANLAMA:

 
5 Taç: Bayıldım. Kesinlikle harikaydı.

 
Herkesi kesip biçen, güçlü bir baş karakter istiyorsanız harika bir seri. Asıl olayların şu noktadan itibaren başlayacağı belli oluyor. O yüzden aşırı heyecanlanıp Dex'i üçüncü kitapla ilgili taciz edebilirsiniz.