29 Ocak 2015 Perşembe

"Taht Oyunları - George R. R. Martin" Kitap Yorumu



KİTAP KÜNYESİ:

Kitap Adı: Taht Oyunları
Özgün Adı: A Game of Thrones
Seri: Buz ve Ateşin Şarkısı #1
Yazarı: George R. R. Martin
Çevirmeni: Sibel Alaş
Yayınevi: Epsilon
Türkiye Yayın Tarihi: Temmuz 2011
Sayfa Sayısı: 850
Piyasa Fiyatı: 29.00 TL
Goodreads: 4.44



ARKA KAPAK:

Yazların on yıllar, kışların bir insan ömrü sürebildiği diyarda, dehşetli ve soğuk zamanlar yaklaşmaktadır. Kışyarı’nın kuzeyindeki buzul topraklarda, Yedi Krallık’ı koruyan Sur’un ötesinde tehditkâr doğaüstü güçler toplanmaktadır. Savaşın tam ortasında, doğdukları topraklar kadar sert, boyun eğmez Starklar vardır. Acımasız soğuğun hüküm sürdüğü kuzeyden, uzak güneydeki sıcak zevk yurduna uzanan, leydiler, lordlar, savaşçılar, büyücüler ve katillerle dolu öykü, korkunç kehanetlerin işaret ettiği bir devirde başlamaktadır. Komplo, trajedi, ihanet, zafer ve dehşet dolu olayların ortasında Starklar’ın, dostlarının ve düşmanlarının kaderi bıçak sırtındadır. Hedef, en ölümcül savaş olan taht oyununda muzaffer olmaktır.
 
George R. R. Martin türünün sınırlarını zorladığı Taht Oyunları ile bir şaheser ortaya koyuyor. Dünyanın dört bir yanındaki fantastik edebiyat okurlarını kesinlikle memnun edecek epik serinin ilk cildi gizem, entrika, aşk ve macera dolu sayfalarıyla büyülüyor. 


BENİM YORUMUM:
 

     Yorumlamamın aylar, okumamınsa daha uzun aylar sürdüğü kitabın yorumuyla karşınızdayım. Hayır, rüya görmüyorsunuz. Evet, gözlerinize inanabilirsiniz. Sonunda gerçekleşiyor. Gerçekten.

 

     Taht Oyunları'nı okumamın ne kadar uzun sürdüğünü belki hatırlarsınız. Bunun birkaç nedeni var. Aynı anda başka kitaplar da okumam, bir yandan dizisini izlemem ve kitabın da biraz yavaş ilerlemesi gibi. Ama yine de çok beğenmiştim. Okuyalı uzun süre olduğu için bunu pek yansıtamayabilirim ama gerçekten güzeldi. Zaten 2014 favorilerimde ikinci sırada.

     Spoiler içeren kısımlar.

     Konuya kurtlardan bahsederek girmek istiyorum. Çok sevimli ve muhteşem değiller miydi? Özellikle dizide, bebeklik halleriyle. Gerçi köpek oldukları basbayağı belliydi ama yine de çok tatlılardı. Hala Nymeria ve Leydi'nin acısını çekiyorum.









     Şu an en sevdiğim hanedan Stark. Lannisterlar'dan -Tyrion hariç- nefret ettim. Baratheonlar'ın geneli tuhaftı. Arrynlar hakkında söylemek istediğim tek şey Leydi Lysa'yla oğlunun fena halde kafayı yediği. Tullyler ve Tyrelller hakkında henüz kesin bir yargıya varmadım. Greyjoylardan bir tek Theon kaldı zaten ve o da ölse hiç sorun etmem. Martellleri hatırlamıyorum. Targaryenleri sevdim çünkü EJDERHALAR. Evet, bunları kitabın arkasından bakarak yazıyorum. Temmuz-Ekim arası okunan kitabı Ocak'ta yorumlamaya kalkışmanın sonucu budur.

     Yine kitaptan bakarak sırada Daenerys olduğuna karar verdim. Daenerys yazmak çok zor. Dany diyeceğim.

     Dany hem kitaptaki hem dizideki favori karakterim. Özellikle Viserys'in öldüğü yerde "Ateş bir ejderhayı öldüremez" dedikten sonra çok havalı birine dönüştü. Ejderhaları büyüyünce neler olacağını tahmin bile edemiyorum. Drogo'yu da çok sevmiştim bu arada, en başta nefret edeceğime emin olmama rağmen. Fazla erken öldü.

     Erken ölmekten bahsetmişken Ned'e gelelim. BEN ONU BAŞ KARAKTER SANMIŞTIM! İlk kitaptan ölmek için fazla mükemmeldi. Onun ölümünü çok uzun bir süre boyunca inkar ettim, kafası kesildikten sonra bile çünkü dizide o sahneyi tam olarak göstermemişlerdi. Umutlar la la la.

     Karakterlere Starklar'dan devam ediyorum. Arya, Bran ve Jon favori karakterlerimin geri kalanını oluşturuyor. Robb ve Sansa'yı sonradan seveceğimi düşünüyorum. Rickon'la ilgili en ufak bir fikrim yok. Cat'i Jon'a olan tavrı dışında seviyorum.















     Sonlara doğru olan savaşta Starklar'ın zaferinin verdiği tatmini başka bir şey verebilir mi? Ama bence Yedi Krallık taht için birbirine girerken hiçbirinin umurunda olmayan Sur'dan Ak Yürüyenler gelip hepsinin canına okuyacak.

     Komik bir şey fark ettim. Şu an fena halde saçmalıyorum. Ne tür bir yorum bu? Biri beni tokatlasın.

     Spoiler'ın sonu.

     Diziyi de genel olarak sevdim. Kitapla tamamen aynı değillerdi tabii ki. Oluş sıraları veya kendileri değiştirilen, eklenen, çıkarılan sahneler vardı. Bazıları daha iyi olmuştu, bazense mükemmel olabilecek sahneleri çıkarmışlardı. Kitaptan uyarlanan bir dizinin olabileceği kadar iyiydi ama George'un harika betimlemeleri olmadan eksik kalıyor.

     Bu kadar beğendiğim kitabı neden bu kadar uzun sürede okuduğumu bir daha açıklayayım. Taht Oyunları, sandığım gibi büyük savaşlar ve bitmek bilmeyen aksiyon içeren bir kitap değildi. İlk kitap daha çok politika ve entrika üzerine kurulmuştu.

     Ve yorumun başında dediğim gibi, bu yüzden biraz yavaş ilerliyor. Ama bunun sayfa sayısıyla değil içerikle ilgisi var. Sekiz yüz yerine üç yüz sayfa olsa da aynı hızda ilerlerdi. Tabii o zaman daha erken bitirirdim, ama Taht Oyunları'ndan daha yavaş okuduğum daha kısa kitaplar olmuştu.

     Sürükleyici aslında. Ama sindirilerek okunması gerekiyor. En azından bende öyle oldu.

     Aman Tanrım homo sapiens tarihinin en berbat kitap yorumunu yaptım madalya takın bana. Aylarca doğru dürüst yorum yapmazsan bu hale gelirsin. Yine de şu üstü çizili yazı şeysini seviyorum, bunu ikinci yapışım, mutluyum. Tahereh Mafi'ye selamlar, sen üstü çizili yazı şeysinin kraliçesinin bebeğim. İyi geceler.
 

ALINTILAR:


"Bir adam korkusuna rağmen cesur olamaz mı?" ...
"Bir adamın gerçekten cesur olabileceği tek andır korktuğu an," dedi babası.
(Bran ve Ned, sf. 20)
 
 

"Ben annemin kim olduğunu bilmiyorum," dedi Jon.
"Bir kadın olduğu şüphesiz. Genelde öyle olur."
(Jon ve Tyrion, sf. 65)
 
 
"Eğer sizi memnun edecekse ben o yaratığı susturabilirim," dedi Joffrey'ye, siperi açık miğferinden. ...
Bu fikir prensi mutlu etmiş gibiydi. "Bir köpeği öldürmek için öbür köpeği gönder," dedi. "Kışyarı'nda o kadar çok kurt var ki, Starklar birinin eksildiğini fark etmez bile."
Tyrion son basamaktan aşağı atlayıp avluya çıktı. "Ben seninle aynı fikirde değilim sevgili yeğenim," dedi. "Adını verebileceğim bazı prenslerin aksine, Starklar altıya kadar saymasını biliyor."
(sf. 97)
 
 
"Bence Tyrion, burada, tam dünyanın sonunda aramıza katılmış bir dev."
Tyrion nazikçe yanıtladı, "Bana pek çok isim takıldığını duydum lordum ama dev onlardan biri değil."
"Öyle de olsa ben bu dediğimin doğruluğuna inanıyorum." Süt beyazı bulutlu gözlerini Tyrion'a çevirmişti.
Belki de hayatında ilk kez, Tyrion uygun kelimeleri bulamıyordu. Başını hafifçe eğip, "Çok naziksiniz Üstat Aemon," dedi.
Kör adam gülümsedi. Buruşuk, saçsız, yaşadığı yüz yılın ağırlığı altında çekmiş ve bu yüzden üstat zinciri boynuna bol gelmeye başlamış, küçücük bir adamdı. "Bana pek çok isim takıldığını duydum ama nazik onlardan biri değil," diye yanıtladı.
(Tyrion ve Üstat Aemon, sf. 219)
 
 
"Viserys, on bin Dothrak çığlıkçısıyla Yedi Krallık'ı silip süpürebileceğini söylüyor."
Sör Jorah yüzünü buruşturdu. "Viserys on bin süpürgeyle bir ahırı bile süpüremez."
(Daenerys ve Sör Jorah, sf. 408)
 
 
"Gümüşlerin bizim , atların bizim, silahların bizim. Bize canından başka verecek hiçbir şeyin yok senin. Nasıl ölmek istersin Tywin'in oğlu Tyrion?"
"Kendi yatağımda, midem şarap doluyken ve seksenli yaşlarımda," diye cevap verdi Tyrion.
(sf. 482)
 
 
 ... "Yalancı," dedi Arya. Parmakları portakala öyle derin girmişti ki kıpkırmızı sular fışkırdı.
"Hiç durma, bana bir sürü isim tak," dedi Sansa umursamıyormuş gibi. "Joffrey ile evlendiğim zaman cesaret edemeyeceksin. Önümde reverans yapıp, bana majesteleri demek zorunda kalacaksın." Arya masanın diğer ucundan elindeki portakalı fırlatınca Sansa çığlık attı. Tam alnının ortasına isabet etmişti. Çenesinden kırmızı sular damlarken portakal da kucağına düştü.
"Yüzünüzde portakal suyu var Majesteleri," dedi Arya.
(sf. 498)
 
 
"Ay Dağları'nın savaşçılarının savaşçı klanlarının yetenekleri batıda bile dillere destandır. Sizi kalelerinizden alıp buralara kadar getiren nedir lordlarım?"
"Atlar," dedi Shagga.
(sf. 638)


PUANLAMA:
 

5 Taç: Bayıldım. Kesinlikle harikaydı.

 
Bu yorumu bir daha asla okumamayı düşünüyorum. Yine de yayınladım çünkü daha sonra düzeltmek ya da uzatmak için biraz daha bekletseydim eminim daha kötü olurdu. Ayrıca yılın ilk başarısızlığını yaşamak üzereyim, her ay en az beş yazı paylaşmam gerekiyordu ve iki günüm kaldı. İki günde yayınlamam gereken dört yazı. Ne hakkında yazacağımı bile bilmiyorum. Bloğu ciddi anlamda toparlamam lazım, Taht Oyunları'nı okuyun.