21 Şubat 2015 Cumartesi

"Mekanik Prenses - Cassandra Clare" Kitap Yorumu

 
KİTAP KÜNYESİ:

Kitap Adı: Mekanik Prenses
Özgün Adı: Clockwork Princess
Seri: Cehennem Makineleri #3
Yazarı: Cassandra Clare
Çevirmeni: Bilge Gündüz
Yayınevi: Artemis
Türkiye Yayın Tarihi: 2013
Sayfa Sayısı: 696
Piyasa Fiyatı: 30.00 TL
Goodreads: 4.58
 
 
 ARKA KAPAK:
 
-SPOILER İÇERİR!-
 
Gölge Avcıları yok olmanın eşiğine sürüklenirken tehlike ve ihanet, sır ve cazibe, aşk ve ölüm birbirine karışıyor!

Tessa Gray mutlu olmalıydı. Ne de olsa bütün gelinler mutludur, öyle değil mi? Ancak Tessa, Jem Carstairs'la evlenmeye hazırlanırken Londra Enstitüsü'ndeki Gölge Avcıları'nın başları büyük beladaydı. Mortmain, acımasız otomatlardan oluşan Cehennem Makineleri ordusunu, Gölge Avcıları'nı yok etmek için kullanmayı planlıyordu. Planını tamamlamak için de son bir şeye ihtiyacı vardı: Tessa Gray'e.

Enstitü başkanı Charlotte Branwell, Mortmain'i bulup onu durdurmak için her şeyi göze almıştı. Fakat Mortmain, Tessa'yı kaçırmıştı ve genç kıza aşık iki adam, Jem ve Will, onun için savaşmaya hazırdı. En yakınları Tessa'yı Mortmain'in kurtarmaya çalışırken, genç kız, kurtuluşun yalnızca kendi elinde olduğunu anlayacaktı.

Ancak Tessa, melekleri kontrol etme gücüne sahip olsa bile, acımasız bir orduyla tek başına mücadele edebilir miydi?
 
BENİM YORUMUM:
 
     Öncelikle, ilk kez arka kapağın başına spoiler uyarısı koydum. Ama bir seriye ait olan ve birinci olmayan kitapların arka kapaklarını okumuyorsunuzdur diye düşünmüştüm. Kendimi birinin spoiler almasına neden olmuş olabilirim diye düşünmekten alıkoyamıyorum. İsteyerek olmadı!
 
     İkinci olarak, arka kapak yazısının sonunda Tessa'nın melekleri kontrol etme gücü olduğunu yazan hangi insansa kitabı okumamış. Tessa hiçbir zaman melekleri falan kontrol etmedi. Şu arka kapakları, kitabı okumuş herhangi bir çok hücreliye yazdırsanız daha verimli sonuç elde edersiniz masum ve sevimli yayınevleri.
 
     Ah, ayrıca bir aydır falan bir şey yazmıyorum. Son birkaç aydır sergilediğim performansla yılın en kötü blogger'ı seçilebilirim. Kendimi blogdan uzak kaldığım için suçlu hissettiğimde yazdığım amaçsız yazılardan birini yazacaktım ama beceremedim. Umarım bu sefer düzgün bir yorum yapabilirim.

***
 
     BU KISIMLAR KİTABI OKUMAYANLARIN GÖZLERİNİ YAKABİLECEK SPOILER'LAR İÇERİR.
 
     Cecily'den başlıyorum. Will'in beklenmedik kız kardeşi. Onu sevdim. Ama Gabriel'la aralarında bir şeyler olacağı çok belliydi ya. Fazla belliydi. Anında anladım. Cass ilişkileri sever zaten. Sık sık herkesi herkese aşık eder. Ama gördüğümüz çoğu aşk bana gerçek hissettirmiyor. Cecily'yle Gabriel'ınki de öyleydi.
 
     Sophie'yle Gideon'un aşkı daha güzeldi, daha gerçekçiydi. Gerçi ben hala Sophie'ye aşık olan, ilk kitapta ölen kişinin yasını tutuyorum. Adını unuttum (kitap elimi uzatarak yetişemeyeceğim kadar uzak olduğu için bakamam) ama yine de yasını tutuyorum.
 
     Konsolos'un mektuplaşmalarını okumak, nasıl bir işkencedir... Bitmiyorlar! Ve herifin Charlotte hakkında atıp tutması çok sinir bozucu. Sonra bir de saçmalıklarına Gideon'la Gabriel'ı dahil etmek istemesi ayrı bir sinir krizi sebebi. Ama Gideon'un alaycı yanıtları mükemmel ötesiydi ve uzun bir süre gülmeme neden oldular.
 
     Alaycı demişken, solucan olayından sonra Will'in Lightwood yerine Lightworm demesi çok sevimli değil miydi? Ah Will ♥_♥
 
     Bir de Henry ve Charlotte'tan bahsedelim. İkisiyle de gurur duyuyorum. Henry'nin icatlarını kimse önemsemese de gelecekte, yani Ölümcül Oyuncaklar'da kullanılan çoğu şeyi o icat etti. En önemli icadıysa portal. Portalı Magnus'la birlikte yapmaları çok tatlıydı. Henry ve Magnus arkadaşlığını destekliyorum. Charlotte da kendisine büyük bir nefret besleyen eski lanet Konsolos'un tatmin edici ölümünün ardından yeni Konsolos olarak beni çok gururlandırdı. İlk kadın Konsolos olmuştu sanırım.
 
     Kitap boyunca Jem'in yin fen'sizlikten ölüşünü izlemek işkenceydi. Jem'i seviyorum. Sonsuza kadar Team Will'im ama Jem sevilmeyecek gibi değil. Ki bu her şeyi zorlaştırıyor. Seriye başlamadan önce Will ve Jem'in arkadaş, hatta parabatai olduğunu düşünmemiştim. Neden aşk üçgenini böyle bir şeyle iyice karmaşıklaştırırsın Cassandra?
 
     Jem'in "ölümü" ve Sessiz Kardeş olarak geri gelmesi. Hem de Zachariah Kardeş olarak. Zachariah Kardeş Ölümcül Oyuncaklar'da önceden vardı ama kim olduğunu hiç umursamamıştım o yüzden benim için en büyük sürpriz buydu. Jem'in ölmemesi değil, Zachariah Kardeş olması. Şu an okuduğum Cennet Ateşi Şehri'nde de Zachariah ve Tessa önemli yer kaplıyor. Epilogdan önceki halleriyle tabii. Ama Will yok. Will olmalıydı. Will olmalı. (Karar verdim ki Will favori erkek karakterlerim arasında sağlam bir yer almaya layık.)
 
     Kötü adamın alt ediliş sahnesi aynı anda hem havalı, hem sönüktü. Her şey fazla hızlı oldu. Kızın kolyesinden bir melek çıkıp adamı öylece öldürdü. Bilemedim. Ama Tessa'nın yarı gölge avcısı yarı iblis oluşuna getirilen açıklama mantıklı ve güzeldi. Bu Jace'in de bir bakıma iblis olduğu anlamına gelmez mi? Yani gölge avcısı kanı baskın çıkar ama Jace'te hem gölge avcısı hem melek hem de önemsenmeyecek kadar az iblis kanı olabilir.
 
     Alec'le Isabelle Sophie'yle Gideoun'un ya da Cecily'yle Gabriel'in soyundan geliyor. Jace de Will'in soyundan ki bu çok hoşuma gitti. Tessa'yla Will de evlendiğinden aralarında normalde sevmeyeceğim ama bu kitapta bayıldığım bir dostluk vardı. Hepsinin aile gibi olması ve çocukları falan... Tessa bunları geçmişe dönerek anlattığı için çok duygusaldı.
 
     Will'in ölümünün geldiğini biliyordum. Epilog bölümünün 2008'de geçtiğini görür görmez anlamıştım çünkü ölümlü hayatı 147 yıl sürmüş olamazdı. Neyin geldiğini bilmek durumu kötüleştirdi. Ölüm anını anlatışıysa en beteriydi. Ama kitabın en sevdiğim sahnesiydi.
 
     Çoğu kişi epilogdan nefret etmiş. Ben ilk kısımlarına -dikkat, ilk kısımlarına- bayıldım. Çok duygusaldı ve uzun süredir ilk kez bir kitapta hüngür hüngür ağlarım diye ummuştum. Gözlerim doldu ve biraz zorlamayla iki damla falan düşürebildim. Will'in ölüm anı hala gözlerimin önünden gitmiyor. Ve Cassandra o sahnede bile güldürmeyi başardı. Will'in çocuklarını ördeklerden uzak tutma çabaları, torunlarına iblis çiçeği şarkısını öğretmesi, Cecily'yle Gabriel'ın düğününde damadı öven bir konuşma yapıp sonunda "Tanrım, ben kardeşimin Gideon'la evleneceğini sanıyordum. Hepsini geri alıyorum," demesi... Will'in hayatıyla ilgili daha fazla anı istiyorum. Psikopat gibi hesapladım, 76 yıl yaşamış. Bir sürü hikaye demektir.
 
     Ben buraları okurken gözlerim dolu vaziyetteydim. Unutulmaz bir son karşısında gözyaşlarımın sayfaları ıslatmasını beklerken Jem geldi. Sonra Tessa'yla konuşmaya başladılar.
 
     Gerisinde olan hiçbir şeyi beğenmedim. Gözyaşı falan akmadı ve okurken giderek sıkılmaya başladım. Büyük. Hayal. Kırıklığı.
 
     Cennet Ateşi Şehri'nde çoktan Jem'in nasıl eski haline döndüğü açıklandı. Bence çok erken gelen ve saçma bir açıklamaydı. Ama Mekanik Prenses'e dönersek, oradan sonrası çok aceleye getirilmişti ve salakçaydı. Tamamen "Şu Jem hayranlarını da mutlu edeyim" düşüncesiyle yazılmış. Ancak bu kadar gereksiz bir son olabilirdi.
 
     Ben zaten Tessa'nın Jem'i sevdiğine hiç inanmadım. Hep kendini kandırdı. Kitabın sonunda, yüz elli yaşlarındayken bile hala kendini kandırıyordu. Will'in ölümünden beri yalnızdı, Jem'i geri istiyordu ve onun kendisini istemesinin tek yolunun Jem'e aşkını ilan etmek olacağı düşüncesine kapıldı. Onca yıldan sonra hala Jem'i kullanıyor. Etrafındakilerin ölümünü izlemeye dayanamadığı için çocuklarını bile bırakan Tessa'dan bahsediyoruz, ama kendini Jem'e aşık olduğu düşüncesiyle kandırıp Will ölünce yaşadıklarını baştan yaşamaya hazır. Ölümsüzlük insanı delirtiyor. Magnus'un yaşına gelince akıllanması dileğiyle. (Yine de ondan nefret etmiyorum; empati, millet, yapın.)
 
     Ve spoiler biter.
 
     Yine önceki kitapları okumayan bir çevirmen. Bir serinin üçüncü kitabını çeviren bir insan öncesinde sadece iki kitap daha okunmaya neden üşenir bilmem. Ya da en azından çevirdiği kitabın kapağına bir baksaymış. Şu kitap basılmadan önce neden tek bir kişi bile çıkıp Cehennem Makineleri'ni Cehennem Araçları diye çevirmemesini söylememiş? Serinin adı Cehennem Makineleri. Kapakta yazıyor kocaman. Neden içinde farklı çevirirsin?
 
     Ve Artemis, neden, neden soyağacını kitaptan çıkardın? Ben onu incelemek istiyordum. Spoiler içerdiği için en sona koyulabilirdi mesela.
 
     İlk kitabın yorumunda hangi seriyi daha çok sevdiğimden ve Will'le Jace arasından kimi tercih ettiğimden son kitabın yorumunda, düşüncelerim kesinleşince bahsedeceğimi söylemiştim -ya da öyle bir şeydi. Will'i Jace'ten, Ölümcül Oyuncaklar'ı Cehennem Makineleri'nden daha çok seviyorum. Ama ikinci söylediğim Cennet Ateşi Şehri bitince değişebilir. Değişirse yorumda söylerim. Değişmezse de söylerim. Çok fazla şey söylüyorum. O yüzden burada bitiriyorum.
 
     Ama ondan önce, kitapları en sevdiğimden en sevmediğime doğru sıralarsak Mekanik Melek>Mekanik Prenses>Mekanik Prens.
 
 
ALINTILAR:
 
Bu alıntı spoiler değerinde olabilir! 
"Dövüşebileceğimi sanmıyorsun," diyen Tessa geri çekildi ve Jem'in gümüşi gözlerine baktı. "Kız olduğum için."
"Dövüşemeyeceğini düşünüyorum, çünkü üzerinde gelinliğin var," dedi Jem. "Şunu da söyleyeyim, bence Will de o elbisenin içindeyken dövüşemezdi."
Kulakları yarasalarınki kadar keskin olan Will, "Olabilir," dedi. "Ama çok hoş bir gelin olurdum."
(sf. 28)


Jem, Carstairs aile yüzüğünü parmağından çıkardı ve Will'e uzattı. "Al bunu!"
Will, gözlerini yüzüğe doğrulttu, sonra da Jem'in yüzüne anlamsızca baktı. ... Sonunda, "Şimdi de benimle evlenmek mi istiyorsun?" dedi.
(sf. 83)
 
 
"Geceyi kütüphanede, Will'in gelip benimle konuşmasını beklemekle geçirdim ama Will gelmedi. Sonunda Kuduz ve Likantropi bölümünde uyuyakalmışım. Woolsey arada bir ısırıyor, ben de endişeleniyorum."
(Magnus, sf. 301)
 
 
"Başka bir hizmetçi bulabilirim ama başka bir Sophie bulamam. İstediğin Gölge Avcısı olmaksa, keşke bunu bana söyleseydin."
...
"Döndüğümüzde Yükseliş başvurusunda bulunacağım," diye sözünü bitirdi Charlotte.
"Ben de onu destekleyeceğim," dedi Gideon. "Sonuçta babamın Konsey'deki yeri bana ait. Arkadaşları beni dinleyecektir; ailemize hala sadakat borçlular. Hem, başka nasıl evlenebiliriz ki?"
Gabriel, "Ne?" derken elini vahşice sallayarak en yakındaki tabağı kazara yere düşürdü, tabak paramparça oldu.
"Evlenmek mi?" dedi Henry. "Babanın Konsey'deki arkadaşlarıyla mı evleneceksin? Hangisiyle?"
(sf. 435)
 
 
"Lütfen beni affedin, sevgili Bay Lightwood ... ama gidip aşçıyı öldürmem gerek. Hemen dönerim."
(Sophie, sf. 442)
 
 
"Eh," dedi bir ses, çok eğlenir gibi. "Bu, bayağı beklenmedik bir şey."
Tessa ok gibi doğrularak ağır örtüyü üzerine çekti. Will yanında kıpırdandı, dirseklerinin üzerinde doğruldu, gözleri de kırpışarak yavaşça açıldı. "Ne..."
...
Magnus Bane.
"Kalksanız iyi olabilir," dedi. "Birazdan herkes sizi kurtarmak için burada olacak ve geldiklerinde giyinik olmak isteyebilirsiniz." Omuz silkti. "En azından ben isterdim ama ben zaten utangaçlığımla tanınırım."
...
"İşte," diyen büyücü yatağın dibine  ağzı bağlı, deri bir çuval attı. "Dövüş kıyafetleri getirdim. Giysiye ihtiyacınız olabileceğini tahmin etmiştim ama bu ihtiyacın bu kadar büyük olabileceğini fark etmemiştim."
(sf. 512-513)
 
 
"Kibar davranmanı istemiyorum! Will gibi davranmanı istiyorum!" ... "Yoksa sana şemsiyemle vururum."
"Sana kur yapmaya çalışıyorum," demişti Will sinirlenerek. "Doğru düzgün kur yapmaya. Bütün bunlar, onun içindi. Bunu biliyorsun, değil mi?"
Tessa, "Bay Rochester, Jane Eyre'e hiç kur yapmamıştı," dedi.
"Hayır, kadın giysilerine bürünüp zavallı kızın ödünü koparmıştı. İstediğin bu mu?"
"Senden çok çirkin bir kadın olurdu."
"Hayır. Göz kamaştırıcı olurdum."
Tessa gülmüştü. "İşte," demişti. "İşte, Will! Böylesi daha iyi değil mi? Sen de öyle düşünmüyor musun?"
Will onu süzerek "Bilmiyorum," demişti. "Buna cevap vermeye korkuyorum. Konuştuğumda bunun Amerikalı kadınların bana şemsiyeleriyle vurmak istemesine neden olduğunu duydum."
(sf. 618-619)

PUANLAMA:
 
5 Taç: Bayıldım. Kesinlikle harikaydı.
 
 
Söylediğim olumsuzluklardan veya son birkaç sayfadan puan kırmadım. Mekanik Prens'ten daha iyiydi ve ben ona da beş puan vermiştim. Ayrıca seriyi güzel haliyle hatırlamak istiyorum. Bence gölge avcılarının dünyasına -henüz yapmadıysanız- katılın. Ama iki seriyi birden okuyun çünkü onlar birbirleriyle bağlantıları ve birbirlerine yaptıkları göndermelerle güzel. Umarım sizi spoiler almaktan koruyabilmişimdir. Onlar her yerdeler. Dikkat edin ve kendinizi olası spoiler'lardan koruyun.