15 Nisan 2014 Salı

"Köken - Jennifer L. Armentrot" Kitap Yorumu

 

KİTAP KÜNYESİ:

Kitap Adı: Köken
Özgün Adı: Origin
Seri: Lux #4
Yazarı: Jennifer L. Armentrout
Çevirmeni: Barış Emre Alkım
Yayınevi: DEX
Türkiye Yayın Tarihi: 6 Kasım 2013
Sayfa Sayısı: 403
Piyasa Fiyatı: 21.00 TL
Goodreads: 4.16
 

 
 
ARKA KAPAK:
 
 
Weather Dağında işler çığırından çıktı, Kat yakalandı.
Artık onu bulmak için yaşıyorum.
Yoluma çıkan olursa.. yok ederim.
Onu kurtarmak için bütün dünyayı... yakarım.
Uzaylı ırkımı yeryüzüne... seve seve salarım.

***
Biliyorum, buradan kaçmamın ve Daemonı görmemin tek yolu, asimile olmuş gibi görünmek.
Kafam çok karışık, kime güveneceğimi, kötü adamların kimler olduğunu bilmiyorum.
Daedalus mu?
İnsanlar mı?
Yoksa Luxenler mi?

***
Daemon ve Katy hangi tarafta yer alacak; birlikte mi yoksa karşı karşıya mı savaşacaklar?

OBSİDİYEN, ONİKS ve OPAL ile efsaneleşen LUX serisinde
sona yaklaşılıyor ve savaş başlıyor.
 
 
BENİM YORUMUM:
 
 
     Lux serisinin dördüncü kitabı Köken'i bir süre önce bitirdim (sonunda!) ve o zamandan beri başka bir şeye başlamadım (Hesapta şu sıralar ders çalışıyorum ama hem notlarımın hem de kitap okuma hızımın ani düşüşüne bakılınca zamanımı "gerçekte" ne yaparak harcadığım belli değil). Bu da Buse'nin gazıyla yazdığım yorumum olacak.

***
 
     Hiç çok sevdiğiniz bir serinin en sevmediğiniz kitabını düşündünüz mü? Çünkü ben düşünmeye başlıyorum. Yine. Ve bu hoşuma gitmiyor.
 
     Fark ettiniz mi bilmiyorum ama şu ana kadar serinin tüm kitaplarına beş vermiştim. Aşağı inerseniz göreceksiniz ki bu kitabaysa dört verdim. Bunu Ölümcül Oyuncaklar ve Düşmüş Melekler tarzı kısa süreli -ve aslında gerekli- bir düşüş olarak yorumlayabilirsiniz. Değil.
 
     Şimdi kitapla ilgili yorumuma geçiyorum ve içerikle ilgili bol bol spoiler içerecek. Kitabı okumadıysanız o kısımları atlayın çünkü aşağıda bu konuşmaya devam ediyorum. (Ve hayır, neden bu sefer yorumu yapış şeklimin bu kadar tuhaf ve bir şeyleri sıraya koyma yeteneğimin zayıf olduğunu ben de bilmiyorum.)
 
     Evet. Şimdi. Önceki kitabın sonunu hepimiz biliyoruz, değil mi? Aslında kitabı okumamış olup da spoiler almayı sevdiği için buraları da okuyan manyaklar için söyleyeyim: Katy yakalanmıştı. Köken Daemon'ın, Katy'den ne kadar süredir uzak kaldığını saniyesine kadar söyleyişiyle başlıyor. Kapıların kapanmasının, Kat'i benden ayırmasının üstünden otuz bir saat, kırk iki dakika ve yirmi saniye geçmişti. Onu en son otuz bir saat, kırk iki dakika ve on saniye önce görmüştüm. Kat tam otuz bir saat kırk bir dakikadır Daidalos'un elindeydi. Jen'e Deamon'ın, kız arkadaşı kaçırılırken saate ne ara baktığını sormayı gerçekten isteriz, değil mi?
 
     Ama konumuz bu değil. Konu şu ki diğerleri, Daemon'ı delice bir şey yapmaması için kilit altında tutuyorlar. Bu sırada da Katy Daidalos'un saçma deneyleriyle boğuşuyor. Sonra Dameon hücreden, şaşırtıcı bir şekilde Ash'in yardımıyla kaçıyor. Önce Luc'a hesap sormaya gidiyor ve bu esnada Saplantı'daki Hunter'ı da görüyoruz. İki öküz kavga ediyorlar, Luc ayırıyor falan.
 
     Sonra Daemon, sırf Katy'nin yanında olabilmek için Weather Dağı'na elini kolunu sallayarak gidip kendisini bilerek yakalatıyor. Ah Daemon ah.
 
     Sonunda Daemon'la Katy kavuşuyorlar, yiyişiyorlar, günün sonunda istemeyerekten kendi odalarına dönüyorlar, sonra yatak odalarının ortak bir banyoyla birbirine bağlandığını keşfediyorlar, bir daha yiyişiyorlar; kısa süre sonra Daidalos Daemon'ı, birilerini mutasyona uğratmaya zorlamaya başlıyor, Katy'ye zarar verip duruyorlar; Luxenlerle melezlerin çocuklarının Köken denen yeni bir ırkı oluşturduğunu ve bu Kökenlerin inanılmaz korkutucu özelliklere (çok küçük yaşta çok fazla zeka belirtisi göstermeleri, insanları dokunmadan dövebilmeleri, tabii bir de zihin okumaları ve telepati kurabilmeleri vs.) sahip olduklarını keşfediyorlar; Daidalos Katy ve Daemon'dan böyle bir sürü sevimli çocuk yapmalarını istiyor; sonra Daidalos'la çalışıyormuş gibi görünen ama aslında Luc için çalışan seksi Köken Archer'la birlikte oradan kaçıyorlar; yanlışlıkla bir savaş başlatıyorlar ve Thompson kardeşler dahil bir sürü insan ölüyor; dünyayı ele geçirmek isteyen yüz binlerce kötücül Luxen yeryüzüne iniyor. (Bu arada YUH Jen, delirdin mi?)
 
     Tüm kitabı tek cümlede anlatabilir miyim, merak etmiştim. Anlatabiliyormuşum.
 
     Bence içeriğe bu kadar değinmek yeter.
 
     Spoiler'ın sonu.
 

     Lux serisinin en az sevdiğim kitabı Köken ve bence böyle de kalır. Melez Sözleşmeleri'nin gidişatına bakarak söylüyorum ki son kitap Opposition bundan daha iyi olacak. Şimdi size tespitlerimi sunayım.
 
     Melez Sözleşmeleri, bir yere kadar çok akıcı ve eğlenceli bir seriydi. Bir yerden sonraysa aksiyon hiç olmadığı kadar artmış ama eski akıcılığını kaybetmişti.

     Sanırım Lux'ta da aynısı oluyor. Jen'in sonradan seriyi mükemmel şekilde bitireceğine inancım tam ama muhtemelen bir daha asla eskisi kadar akıcı olmayacak.

     Melez Sözleşmeleri, aksiyon artınca çok güzel olmuştu ve bana eskisi kadar akıcı gelmemesini kesinlikle telafi etmişti ama Lux'ta böyle olmayacağını hissediyorum. Lux, gelmiş geçmiş en iyi konuya falan sahip değil. Benim bu seriyi sevme nedenim anlatımı ve akıcılığıydı. Önceki kitapları en fazla birkaç günde bitirmiştim ama Köken'i bitirmekte zorlandım. Sanırım bir tek ben de değilim.

     Umarım beşinci kitap buna değer. Ki bence değecek de. Yazarımız bu tür içinden çıkılması mümkün olmayan olaylar yaratıp içinden çıkmak konusunda çok iyidir. Lütfen bizi hayal kırıklığına uğratma Jen.
 
     Hayal kırıklığı demişken... Bu serinin tüm kitaplarının mı altındaki o küçük yazılar saçma? Hele bunun arka kapağı da saçma. Cidden, bir daha okusanıza. Yoluma çıkan olursa... yok ederim. Onu kurtarmak için bütün dünyayı... yakarım. Uzaylı ırkımı yeryüzüne... seve seve salarım. Hadi ama, komik. Yoksa bir tek ben mi komik buluyorum? Çünkü bu çok rahatsız edici olurdu.
 
     Bu arada, serinin tüm kitaplarının adlarının O'yla başlaması kuralı Türkçe'ye çevirilince ne yazık ki bozuldu ve kapağı beğendiğimi söyleyemem. Ama bu ikisi için kimseyi suçlamıyorum çünkü Dex zaten orijinal kapakları kullanıyordu ve Origin'in Türkçe karşılığının Köken olması onların suçu değil.

     Ama şu ön kapaktaki tanıtım yazılarına cidden bir el atın.
 
 
ALINTILAR:
 
Dawson'la ufakken Cumberland'daki alışveriş merkezinde sırf eğlencesine parmaklarımızla arabalara düz kontak yaptırırdık. Epey bir denemeden sonra arabaların bilgisayarlarını ya da tüm elektrik şebekesini kızartmadan motoru çalıştırmak için ne kadar güç gerektiğini bulmuştuk. Arabaları çalıştırır, farklı yerlere park eder, sonra sahiplerinin gelip de otomobillerinin nasıl yer değiştirdiğine şaşırıp kalmasını gülerek izlerdik.
Çocukken kolay sıkılırdık.
(Daemon, sf. 77)

 
"Kat, uç noktada bir öfke sergiliyor ki bu, melezlerde dengesiz mutasyonun bir numaralı belirtisidir."
"Öyle mi? Kat öfkeli mi? Onu zorla tuttuğunuz için olabilir mi acaba?" Sözlerimin tadı asit gibiydi.
"Ekibimden bazı kişilere saldırdı."
Gülümsedim. Aferin kızıma.
(Daemon ve Nancy, sf. 115)
 
 
Başımı omzuyla boynu arasındaki boşluğa koydum, sabun ve ona özgü kır kokusunu içime çektim. "Söyle," diye fısıldadım.
Eli belkemiğimi takip ederek yukarı çıktı, ardında bir sürü ürperti bıraktı. "Neyi söyleyeyim Kedicik?"
"Biliyorsun işte."
Çenesini saçıma sürdü. "Çok seviyorum... arabam Dolly'yi yani."
Hafifçe kaşlarımı çattım. "Onu demedim."
"Ya." Sesinden saflık akıyordu. "Biliyorum. Seviyorum... Hayalet Soruşturmaları'nı."
"Çok adisin."
(Katy ve Daemon, sf. 142)
 
 
"Merak ediyorum. Hiç dış dünyada kendi başına yaşadın mı?"
...
Yanıt vermedi.
...
"Fakat buna izin vermiyorlar, değil mi? Peki hiç normal bir okula gittin mi? Applebee restoranında yemek yedin mi?"
"Applebee'ye gittim," dedi duygusuzca. "Outback restoranına da."
"Eh, tebrikler o zaman. Göreceğin başka bir şey kalmamış."
(Katy ve Archer, sf. 188- 189)
 
 
"Cehennemde sizin gibiler için ayrı bir yer var."
(Katy, Daidalos'a söylüyor, sf. 192)
 
 
Yeteri kadar iyileştiğime karar verir vermez beni revir katındaki bir odaya götürdüler. Beyaz duvarlı odada karşılıklı duran iki plastik iskemle haricinde hiçbir şey yoktu.
Nancy'ye dönüp kaşlarımı kaldırdım. "Dekorasyonu harika olmuş."
(Daemon, sf. 202)
 
 
"İçimden bir ses bu sohbetin belden aşağı indiğini söylüyor."
"Ne? Hiç öyle şey yapar mıyım? Senin de aklın hep o tarafa çalışıyor Kedicik. Beni dehşete düşürdün."
Başını iki yana salladı. "Terbiyeni bozduğum, saflığına zarar verdiğim için özür dilerim."
(Katy ve Daemon, sf. 242)
 
 
"Çok fazla yer görmemiş." Huzursuzca kıpırdandı. "Olive Garden'da yemek bile yememiş. O yüzden otel konusunda uzman olduğunu hiç sanmıyorum."
"Hiç mi gitmemiş?"
Başını iki yana salladı.
"Vay be. O çocuğa bir sürü peksimet ve salata yedirmeliyiz. Rezalet," diye mırıldandım.
(Katy ve Daemon, sf. 243)
 
 
Suyun sesi kesildi, Daemon bir saniye sonra kalçalarından aşağı inmiş eşofmanıyla dışarı çıktı. Teni çiğle kaplı gibi ışıl ışıldı. Gözlerimi ne karnından alabiliyordum ne de baklavalarından aşağı süzülüp eşofmanın lastiğinde kaybolan su damlacıklarından. Dahası, hâlâ üstümde havludan başka bir şey yoktu.
Elimdeyse bir kutu prezervatif vardı.
Yüzüm pancar moruna dönüşmüştü.
Koyu renk kaşlarından birini kaldırdı.
Önce kutuya, sonra ona baktım. "Kendine çok güveniyorsun, değil mi?"
...
"Kutuyu gevşek parmaklarımdan aldı. "Bir şey yiyip içeceğine onca zamanı buna bakarak geçirdin, değil mi?"
Kahkahayı bastım... hem de gerçek, normal bir kahkaha.
Daemon'ın gözleri büyüdü ve parladı. Kutu parmaklarından kaydı, hafifçe halıya düştü. "Yine yap," dedi boğuk bir sesle.
Sesini duyunca ürperdim. "Neyi yapayım?"
"Gül." Eğildi, parmak uçları yanaklarıma değdi. "Kahkahanı tekrar duymak istiyorum."
(Katy ve Daemon, sf. 253)
 
 
"Ben diğerlerine benzeremem." Onu kucağıma oturttum. "Daha anlayamadın mı orasını?"
Ellerini omuzlarıma indirdi. "Bazen kalın kafalılığım tutuyor."
Güldüm, o da gülümseyerek karşılık verdi. "Neyse ki seni zekân için sevmiyorum."
(Daemon ve Katy, sf. 262)
 
 
PUANLAMA:

4 Taç: Bence gayet güzeldi. Beğendim ben.

 
Gerçekten güzeldi. Ama serinin önceki kitaplarındaki gibi bir güzellik değil. Keşke akıcılığını yitirmeseydi çünkü benim bu seride en sevdiğim şey akıcılığıydı. Ama o sondan sonra beşinci kitap için çok umutluyum. Lütfen bunu telafi et Jen.