26 Mart 2014 Çarşamba

"Avcı - Jennifer L. Armentrout" Kitap Yorumu



KİTAP KÜNYESİ:
 
Kitap Adı: Avcı
Özgün Adı: Sentinel
Seri: Melez Sözleşmeleri #5
Yazarı: Jennifer L. Armentrout
Çevirmeni: Barış Emre Alkım
Yayınevi: DEX
Türkiye Yayın Tarihi: Ocak 2014
Sayfa Sayısı: 368
Piyasa Fiyatı: 22.00 TL
Goodreads: 4.54


 

ARKA KAPAK:


Melez Sözleşmeleri'nden unutulmaz bir final!

Ölümlü dünya yavaş yavaş tanrıların yarattığı kaosa teslim olurken, Alexandria Andros, onu kendi yeteneklerinden şüpheye düşüren korkunç mağlubiyetin yaralarını bir an önce sarıp, savaşı sona erdirmek zorunda.

Alex ve sonsuz aşkı Aiden St. Delphi engelleri aşıp, tüm zamanların en tehlikeli tanrısını serbest bırakmak için Yeraltına giderken, ezeli düşmanlarına güvenmeliler.

Alex korkunç bir seçimle karşı karşıya: ya her şeyi ve ona güvenen herkesi imha edecek… ya da kendini.

New York Times ve USA Today'in çoksatan listelerinden uzun süre inmeyen Melez Sözleşmeleri; Melez, Safkan, Tanrı ve Apollyon'dan sonra beşinci kitap Avcı ile çarpıcı bir şekilde son buluyor!

 

BENİM YORUMUM:
 


     Bitti. Melez Sözleşmeleri serisi. Ciddi ciddi. Bitti.
 
     Bu kitaba spoiler vermeden nasıl yorum yaparım hiçbir fikrim yok. O yüzden tamamen spoiler içeren bir yorum olacak. Avcı'yı okumadan bu yorumu okumayın. Spoiler almayı seven veya spoiler alıp alıp başkalarına da vermeyi kendine görev edinen psikopatlardansanız bile. Çünkü çok güzel bir kitaptı ve kimsenin spoiler almasını istemiyorum. O yüzden,
KİTABI OKUMADAN BU YORUMU OKUMAYIN!!!
 
CİDDİYİM, OKUMAYIN DEDİM. GİDİN. ŞİMDİ.


 
 
 
     Lux'tan bile daha çok sevdiğim Melez Sözleşmeleri serisi beşinci kitap Avcı'yla son buldu. İnanılmaz, inanılmaz, inanılmaz güzeldi. Her zamanki harika anlatım ve komik diyaloglar, Alex'in tatlı iç sesi ve şaşırdığında verdiği eğlenceli tepkiler... Alex'in verdiği tepkileri ciddi ciddi bir yere yazdım: "Kutsal iblis bebekleri", "Kutsal iblis kıçı", "Eli hokey sopalı kutsal Hades adına", "Vay Hades'in kıçının çatalı", "Ay, her yerdeki tanrılar aşkına" :D. Ve bunları ben uydurmuyorum, gerçekten yazıyor :D. Bir anda ortaya çıkıp insanları korkuttuğu için Apollo'nun boynuna çan takmak istemeleri ve Apollo'nun hayatında ilk kez Newton Beşiği gördüğünde verdiği tepki gibi acayip komik başka olaylar da oldu.
 
     Daha da önemlisi SETH. Apollyon'da Seth'i fiziksel olarak görememenin acısını fazlasıyla yaşadım ama bu kitapta Seth vardı. Hem de nasıl vardı. Ah, buraya sonra geri dönerim çünkü çok uzun sürecek.

     Şimdi. Kitap Alex'in "Ares'le Dövüş Sonrası Ağır Travma ve Annecikle Duygu Dolu Anlar"ından sonrasında başlıyor. Tabii ki uyanır uyanmaz başında Aiden var. Yine duygu dolu anlar. Sonra Alex aynaya bakıyor ve Seth'inkine benzer parlak kehribar gözleri ve kırpık kırpık saçları bir yana, vücudundaki yaralar yüzünden dehşete düşüyor. Ares fena benzetmiş. Hani iblisler kollarında falan ısırık izleri bırakmışlardı ya, ondan bin kat kötü.

     Fakat çok daha büyük problemleri de var. Ares'i gebertmeliler ve bunun için Tanrı Katili gerek. İşe bakın ki kötü adam havasına iyice bürünmesine rağmen hiçbir zaman kendisinden umudu kesmediğim Seth bu sırada ortaya çıkıyor, Ares'in Alex'e yaptıklarına çok kızmış ve savaş delisi psikopat tanrıyı bırakıp kendini affettirmek için bunca yolu gelmiş, yanında bir de hediye getirmiş. Alex'e verdiği en son hediye Konsey Başkanı Telly'yken bir kez daha insan hediye etmesine şaşmamak gerek. Veee bu insan da... LUCIAN!!! Sonunda geberdi!!! Yeterince acı çekmediğini ve en azından öldürmeden önce olayların farkına varıp üzüleceği kadar durumu açıklasalar daha iyi olacağını düşünüyorum ("Bak biz seni öldürcez, Seth de bizim tarafa geçti zaten hadi görüşürüz") ama yine de geberdi!!! Yaşasın!!!

 
     Seth'in, Alex'in Tanrı Katili olmasını isteyişi çok tatlıydı ve onu neden sevdiğimi bir kez daha anladım, ama yaptığı en tatlı hareket bu değildi. Of. Birazdan.
 
     Kitapta sadece Seth değil, birçok Tanrı ve bir adet Titan var. Sonunda Olimpos'un on iki tanrısı da geliyor; hepsi tek tek ve uzun bir süreliğine değil ama mutlaka en azından şöyle bir göründüler. Apollo yine ön plandaydı. Savaştan ve kan dökülmesinden tahrik olan manyak Titan'ımız da öyle.

     Titan'ın Yeraltı Dünyası'ndan tüm risklere karşın çıkarılma nedeni, daha önce Ares'i savaşta neredeyse yeniyor oluşu. Ares'ten bile daha savaş tanrısı bir Titan olan Perses, Hades tarafından Tartarus'tan çıkarılıyor. Fakat Hades bunu babasının hayrına yapıyor değil.  Piç herif, bu iyiliğinin karşılığında Aiden'ın ruhunu ve -Tartarus'ta muhafız sıkıntısı çekiyor olacak ki- ölümden sonraki yaşamda kendisi için çalışmasını istiyor. Daradaram.
 
      Alex'in tüm itirazlarına rağmen Aiden bunu kabul ediyor ve Hades, Alex, Aiden, Seth topluca Tartarus'a gidiyorlar. Tüm bu zahmete değiyor, Titan planı gerçekten de işe yarıyor. Perses'in ve daha çok Tanrı Katili'yle Apollyon'un yardımıyla Ares'i yeniyorlar.

     Ama, ama, ama... Ama.

     Olimposlu On İki... şey, Olimposlu On Bir, bir Tanrı Katili'nin yaşamasına göz yumamıyorlar. Bu yüzden Alex'i öldürüyorlar. Evet, Elysium Tarlaları ve cennetteki mutlu, sonsuz yaşam falan ama Aiden'ın daha önce verdiği söz yüzünden bu hiç de cennet gibi olmayacak. Çünkü öldükten sonra Aiden'ın ruhu Hades'e ait, Alex onu bir daha göremeyecek.
 
     Ama Seth, sırf Alex mutlu bir sonsuz yaşam sürebilsin diye Hades'e, Aiden'ın ruhu yerine kendininkini teklif ediyor. Persephone olayına benzer bir şeyler yaşanıp sonunda Aiden'ın ruhu kurtulduğunda, resmi olarak Seth dışındaki herkes mutlu bir sona ermiş oluyor.
 
     Seth'in olayı + Ares ölür ölmez ortalıktan kaybolan Perses dışında her şey çözümlendi. Bu olaylar da Jen'in henüz çıkmayan ama yazmakta olduğunu umduğum Titan serisinde devam edecek. Ayrıca bu seride Seth'in karşısına Alex'ten daha çok sevebileceği ve sevgisine karşılık verecek birinin çıkmasını beklemekteyim. Bu çocuğa biraz daha zarar verirse Jen cidden elimde kalacak çünkü.
 
     Her şeye rağmen unutulmaz bir finali vardı. Hele o son satırlar...
"Bizler artık yarı tanrıyız. Gerçekten yarı tanrıyız."
"Evet, öyleyiz."
"Bu ne anlama geliyor, biliyor musun?" Gümüş rengi gözlerine baktım. Önümde Aiden'la paylaşacak bunun gibi sonsuz an vardı. "Hakkımızda hikayeler anlatılacak."
Aiden başını eğdi, beni yumuşacık, derin derin ve öyle büyük bir sevgiyle öptü ki gözlerim doldu. "Anlatıyorlar zaten."
     "Anlatıyorlar zaten." AAAAAAA!!! ÇOK GÜZEEEEL!!!


 
 
 
 
 
 
 
     Eh. Bize de Seth'le ilgili yeni serinin çıkışı için gün saymak düşer artık.


ALINTILAR:
 

Bir melez iblis ordusuyla savaşmak mı dediniz? Lafı bile olmaz. Kudurmuş furilerle dalaşmak mı? Tutmayın beni. Yasak bir öpücük uğruna bir düzine kural çiğnemek mi? Yaptım, gitti. Ama gözlerimi açmak belli ki fazla geliyordu. 
(sf. 8)
 
 
"Frankenstein'a benziyorum."
"Çok güzelsin."
"Saçı kuaförlük okulundan terk biri tarafından kesilmiş bir Frankenstein'a hem de."
Gözlerimiz yine buluştu. "Benim gözümde hiç şu ankinden güzel olmamıştın."
"Gözlerini bir doktora göster sen."
Hafifçe gülümsedi. "Sen de kafanı göster."
(Alex ve Aiden, sf. 41)
 
 
Dudakları kıvrıldı, yumuşak ve baştan çıkarıcı bir gülücük belirdi. "Selam yakışıklı, şu küçük Apollyon'u bir kenara bırakıp neden benimle..."
"Bir saniye." Kollarımı göğsümde kavuşturdum, gözlerimi yüzünden ayırmamaya çalıştım. "Senin bakire tanrıça olman gerekmiyor muydu?"
Yumuşacık, çınlayan kahkahasını patlattı. "Sen hiç öpüş ama kimseye söyleme diye bir şey duymadın mı?"
"Peki ya sen sutyen diye bir şeyi hiç mi duymadın?" diye çıkıştım ona. "Çünkü bakınca... anlarsın ya. Her yerin meydanda."
(Alex, ve Aiden'a yavşayan Artemis, sf. 66)
 
 
Birisi arkamızda genzini temizledi, sonra Apollo konuştu. "Siz ikinize inanamıyorum. Gören de içeride bir tanrıyı bekletmiyorsunuz falan sanır."
Aiden alçak sesle homurdanıp uzaklaştı benden. "Bazen nefret ediyorum ondan."
Dudaklarım yukarı kıvrıldı. "Bazen ben de."
"Duydum," dedi Apollo.
(Apollo, Aiden ve Alex, sf. 155)
 
 
Marcus'un yüzüne tekrar renk gelmişti. Ama renklerden kırmızı. "Sana sorumlu cinsel aktivite konusunda nutuk mu çekmem gerekiyor?"
Seth kendi gözüne hançer sokmak ister gibiydi.
"Bence gerekiyor," dedi Apollo.
"Aman! Bak şu konuşana!" Bir hışımla Apollo'ya döndüm. "Sen benimle kafa mı buluyorsun? Google'da "sorumsuz cinsel aktivite" diye aratalım, senin resmin çıkmazsa ne olayım!"
(sf. 158)
 
 
Tanrılar opossum gibiydiler. Bir tane bile görmeden koca bir ömür geçirebilirdiniz ama bir tanesini buldunuz mu, bütün sülalesini buldunuz demekti.
(sf. 159)
 
 
"Biliyorum, daha önce söylemiştim ama kıyafetlerimi üstünde görmeye bayılıyorum."
Yanaklarım kızardı, damarlarıma bir sıcaklık hücum etti. "Güzel. Ben de onları giymeyi seviyorum."
"Ama daha çok sevdiğim bir şey var, onu biliyor musun?"
Ben konuşmaya fırsat bulamadan parmaklarını ödünç gömleğin altına sokup yukarı çekti. Aiden beni kalçalarımdan tutup kaldırırken, gömlek de dalgalanarak yere düştü.
Aiden'ın dudakları dudaklarıma sürtündü, bir dizi ürperti uyandı içimde. "Onları üstünden çıkarmak."
(Aiden ve Alex, sf. 233)
 
 
"Kimse size başkalarının yanında telapatiyle anlaşmanın ayıp bir şey olduğunu söylemedi mi?"
(Marcus, Alex ve Seth'e söylüyor, sf. 251)
 
 
"Belki de bir safkanla yattığın için kızmışlardır," diye espri yaptı Seth, ama tedirginliği sesine yansımıştı.
Dönüp ona baktım. "Ciddi misin? Ondan mı dersin? Sakın sen safkanlardan oluşan koca bir Konsey'i ortadan kaldırdığın için olmasın?"
Seth'in yüzünde acı bir gülümseme belirdi. "Sen de ufacık ayrıntılara takılıyorsun, Alex."
(Seth ve Alex, sf. 334)
 
 
"Beni hiç bırakma Seth, olur mu? Lütfen. Tek başıma olmak istemiyorum."
"Yalnız değilsin." Seth beni kollarına aldı, bağrına bastı. "Yalnız değilsin." Gözyaşları gerçekten benimkilerle bir olmuştu. "Yalnız değilsin. Hiç de olmayacaksın, meleğim. Sana söz veriyorum. Asla..."
(Alex ve Seth, sf. 339)


PUANLAMA:
 
 
5 Taç: Aşık oldum. İnanılmazdı.
 
 
Yoruma içimi o kadar çok dökmüşüm ki buraya yazacak bir şey bulamıyorum. Ee... okuyun? Bilmiyorum, daha ne kadar tavsiye edebilirim ki? Mutlaka okuyun. Seriyi sevmediğinize karar verdiyseniz bile sırf finali için okuyun. OKUYUN İŞTE.