23 Aralık 2016 Cuma

"Yıldız Tozu - Neil Gaiman" Kitap Yorumu

 
KİTAP KÜNYESİ:
 
Kitap Adı: Yıldız Tozu
Özgün Adı: Stardust
Yazarı: Neil Gaiman
Çevirmeni: Berat Çelik
Yayınevi: İthaki
Türkiye Yayın Tarihi: 2007
Sayfa Sayısı: 304
Piyasa Fiyatı: 18.00 TL
Goodreads: 4.06
 
ARKA KAPAK:
 
"Mucizelerle dolu bir hikâye...Gaiman yeni gelenekte bir peri masalı ortaya çıkarmak için son derece zengin bir dil, doğal bir bilgelik, iyi bir mizah ve biraz da karanlık kullanıyor."
Publishers Weekly
 
Kadim İngiltere'nin huzurlu tarlaları ve çayırlarında, bir granit çıkıntısının üzerinde 600 yıldır duran küçük bir köy vardır. Hemen doğuda köye ismini veren upuzun bir taş duvar yükselir. İşte burada, Duvar Köyü'nde, genç Tristan Thorn kalbini, akıllara zarar veren güzellikteki Victoria Forester'a kaptırır. Ve işte burada, yepyeni bir Ekim arifesinde, Tristan aşkına bir söz verir - bu öyle hızlı edilmiş bir yemindir ki, onu duvardaki tek gedikten dışarı, çayırların ötesine ve hayatının en heyecanlı macerasına yollayacaktır.
 
 BENİM YORUMUM:


     Yıldız Tozu üçüncü Neil Gaiman'ım oldu. Ama blog'dan aramaya kalkarsanız sadece Yolun Sonundaki Okyanus'la karşılaşırsınız çünkü Odd ve Ayaz Devleri'ne yorum girmedim. Yorum giremeyeceğim kadar kısaydı ve çok fazla düşüncem yok. Yani aslında hala Neil Gaiman'ın yazış tarzıyla ilgili net bir fikir edinemedim, üç kitap da birbirinden çok farklı çünkü. Yoruma böyle bir giriş yapıyorum çünkü hala Neil Gaiman'ı neresinden ele alacağımı, bundan sonra nereden devam edeceğimi bilmiyorum ve bilen biri akıl vermek isterse muhtemelen uygulamaya koymayacağım halde dikkatle dinleyebilirim.

     Duvar adlı bir köyde Tristan Thorn adında bir gencin macerasını okuyoruz. Tristan köyün güzeli Victoria Forester'a aşık oluyor ve aşkını kanıtlamak için, Duvar'ın ötesine düşen bir yıldızı alıp ona getireceğini söylüyor. Böylece yola çıkıyor. Farklı sebeplerden yıldızın peşinde olanlar -cadılar, prensler- ve maceraya katılan diğerleri -hayaletler, kuş suretinde bir prenses, tek boynuzlu bir at- yolculuğa ortak oluyor. (Konuyu anlatışımı hiç beğenmedim ama değiştiremeyeceğim. Yorumlar için giderek daha az çabalıyorum.)

     Yıldız Tozu, düşündükçe sürekli "çok hoş" demek istediğim kitaplardan. Aklımı başımdan almadı -Yolun Sonundaki Okyanus almıştı mesela- ama sevimliydi. Bir yerlerde, nerede hatırlamıyorum, kitaptan "yetişkin masalı" diye bahsedildiğini görmüştüm. Daha doğru bir tanım düşünemiyorum. Aklınıza saçma sapan şeyler gelmesin ama Yıldız Tozu tam bir peri masalı.
 
     Dili güzeldi, bazı yerlerde biraz abartılı olduğunu düşündüm. Kurgu zekiceydi, Neil Gaiman tam bir klişeye dönüşebilecek şeyleri şaşırtıcı kılmayı başarmıştı. Perileri severim ve güzel işlenmiş bir peri masalını takdir edebilirim. Kitapta hatırladığım, özellikle göze çarpan bir "peri" yoktu ama olayların yaşandığı yer bildiğimiz Peri Ülkesi. Dolayısıyla bana göre herkes bir parça peri.
 
     Yıldızın bir kadın olacağını anladığımda hafiften afalladım. Gerçekten bir taşın peşinde koşacaklarını mı düşündüm bilmiyorum. Ama yıldızın sivri dilli ve inatçı bir kadın olmasına da şaşırdım biraz. Bir yıldızın nasıl bir kişiliği olacağını düşünmüştüm, onu da bilmiyorum ama hoş bir sürprizdi. Tristan da çok tatlıydı. Muhtemelen çok geçmeden aklımdan çıkacaklar ama kitaptaki diğer her şey gibi hoştular. Tek boynuzlu atımız da tam bir asiydi. Buna da bayıldım. Kimse zavallı atı yardımları için yeterince takdir etmedi.
 
     Az önce kitabı karıştırırken hatırlamadığım bir sürü büyülü yaratık olduğunu gördüm. Kuşa dönüşen prensesin yanı sıra fareye dönüşen prens, tekeye dönüşen insan, insana dönüşen teke, ağaca dönüşen orman perisi. Pan'ı bile görmüşüz lanet olsun. Pan. PAN.
 
     Ve bir de filmi var. Filmden haberim vardı ama isimleri aynı olsa da kitaptan uyarlandığını bilmiyordum. Biraz vasattı, o da kitap gibi hoş ve tatlıydı ama özensizdi, oyunculuklar kötü değildi, yanlış seçildiğini düşündüğüm biri olmadı, ama kurgu aşırı salakçaydı. Artık uyarlamalarda değiştirmelere eskisi gibi kızamıyorum, söylemiştim. Ama ister kitaptan alınmış ister sonradan eklenmiş olsun, herhangi bir sahneyi kitaptan bağımsız olarak da yargılayabilirim. Kitapta sonunda her şeyin bağlanış şeklini zekice bulmuştum, filmde peri masallarına özgü bir tesadüfler silsilesinden öte bir şey görmedim. Kitaba pek çok açıdan masal diyebilecek olsak da filmdeki "masallaştırıcı" unsurlar (hikayeyi başlatan ve sonlandıran klasik "masal okuyucusu" sesi, karakterlerin sonsuza dek mutlu yaşaması) sinirimi bozdu. Yani evet, kitap da mutlu sonla bitti, başka türlüsü düşünülemezdi ama "sonsuza dek mutlu yaşamış" değillerdi. Niye öyle bir şey yapmışlar ki? Victoria'yı nefret edilesi biri yapmalarına da sinirlendim çünkü kitapta öyle olmadığını görünce rahatlamıştım. Ya da belki ben filmler konusunda fazla mükemmeliyetçi olduğumdan öyle diyorum. İbne korsan rolündeki Robert De Niro'yu görmek istiyorsanız izleyin.
 
ALINTILAR:
"Bugüne kadar sizin topraklarınızdan buraya gelenler yalnızca ozanlar, sevgililer ve çılgınlardır. Sen de pek ozan gibi durmuyorsun, üstelik -bunu söylediğim için beni affet delikanlı, ama bu doğru- peynir kırıntıları kadar sıradansın. Dolayısıyla aşktır bu, bana sorarsan."
"Çünkü," diye duyurdu Tristan, "her sevgili yüreğinde çılgının biri ve zihninde bir ozandır."
(sf. 98)
 
 
"Sahip olmak zor değildir bir şeye, ya da her şeye. Sadece onun sana ait olduğunu bilmen ve sonrasında onu kendi haline bırakmaya razı olman gerekir."
(sf. 166-167)
 
 
... "İçinde hala fındık faresinden bir şey var," dedi siyah saçlı kadın. Kulakları sivri ve kedininkiler gibiydi, görünüşü ise Tristan'ın kendinden biraz yaşlıcaydı. "Bazen insanları mı hayvanlara dönüştürüyor, yoksa içimizdeki hayvanı bulup serbest mi bırakıyor, merak ediyorum."
(sf. 253) 


PUANLAMA:
 
4 Taç: Bence gayet güzeldi. Beğendim ben.
 
Muhteşem değildi. Mutlaka okuyun demiyorum. Okuyun da demiyorum. Ama hoştu. Tam dört puanlıktı. İşte. Bu kadar. Artık yorumları uzatmak için zorlamıyorum.