12 Aralık 2016 Pazartesi

"Başmeleğin Gözdesi - Nalini Singh" Kitap Yorumu

 
KİTAP KÜNYESİ:
 
Kitap Adı: Başmeleğin Gözdesi
Özgün Adı: Archangel's Consort
Seri: Lonca Avcısı #3
Yazarı: Nalini Singh
Çevirmeni: Bige Turan Zourbakis
Yayınevi: Yabancı
Türkiye Yayın Tarihi: 8 Nisan 2016
Sayfa Sayısı: 384
Piyasa Fiyatı: 27.00 TL
Goodreads: 4.24

 
ARKA KAPAK:
 
Nalini Singh, meleklerin hüküm sürdüğü, vampirlerin onların sadık hizmetkârları olduğu ve en büyük bedeli masumların ödediği nefes kesici dünyaya geri dönüyor.
 
Vampir avcısı Elena Deveraux ve sevgilisi, ölümcül Başmelek Raphael New York'a geri döndüklerinde yeni bir tehlikeyle karşı karşıya kalmışlardı... Bir okula saldıran vampirin geride bıraktığı manzara tamamen dehşet vericiydi; ve bu daha bir başlangıçtı. Kana susamış vampirlerin sayısı bir bir artarken şehrin sokakları kana bulanmıştı. Daha da kötüsü Raphael'in kendisi de yavaş yavaş kontrolünü kaybetmeye başlamıştı; gökyüzünü açıklanamayan kara bulutlar kaplamış, yeryüzü sarılmıştı.
 
Kehânet ürkütücü bir şekilde gerçekleşiyordu: Hain ve kadim bir ölümsüz diriliyordu. Vahşi rüzgârlar onun adını fısıldıyordu: Caliane. O, oğlu Raphael için geri dönmüştü. Bunun için yolunun üzerinde ne varsa yok etmeye hazırdı, ve yolunun üzerinde tek birisi vardı: Elena, oğlunun yok edilmesi gereken gözdesi...
 
BENİM YORUMUM:

     Consort'u neden sadece kapakta tuhaf çevirmişler acaba? Gözdesi deyince adamın haremi varmış gibi duruyor.
 
     Selamlar. Şu an ikinci ve üçüncü kitabın yorumlarını aynı anda yapıyorum. Her şey birbirine girdi. Yorumun bir kısmı altta darmadağın duruyor. Umarım siz bunu okuduğunuz sırada sıraya koyabilmişimdir. Koyamamışsam da üzerime gelmeyin, ben sadece küçük tatlı bir insanım. Üstelik bir haftada üç yazı paylaştım. Böyle bir şey en son 2014'te oldu sanırım.
 
     BU KISIM SPOILER İÇEREBİLİR.
 
     Nihayet Raphael'in annesi Caliane ile tanışıyoruz. Bütün kitap kendisinin ölümsüzlere özgü uykusundan "uyanmasına" dayanıyordu o yüzden sonraki kitaplarda önemli biri olsa iyi olur. Aslında keşke kitabın yarısında uyanıp geri kalan yarısında ortalığı karıştırsaydı. Bütün kitap onu bekledikten sonra uyanışının bir "Artık dengesiz olup olmadığını görmek için bekleyeceğiz"le geçiştirilmesi hoş değildi. Tamam daha yeni uyandı, gücü yok falan ama o zaman bu kadar uzatmanın da lüzumu yoktu. Yok cinayetler, yok siyah orkide...
 
     Caliane, beklediğim "Uram ve Lijuan'dan daha güçlü, esas büyük kötü" olsa iyi olur. Bu kitapta Lijuan'la dövüştüler, Caliane hala uyku mahmuru olduğundan güçsüzdü ama yine iyi dövüştü. Yazar o kadar gücü boşa harcamasa bari. Lijuan'ı ortadan kaldıramıyorsa da Yunan mitolojisindeki gibi doğaya ait bir varlığa dönüştürsün mesela, bir daha eski formunu alamasın. Caliane bu sefer Raphael'i korumak istedi, görünüşe göre halkını da seviyormuş. Ama kadın evrim geçirmemiş olsa da Lijuan'dan daha yaşlı ve muhtemelen daha manyak. Ortalığı karıştıracak muhtemelen. Umarım. Amanat çok ilginç bir yere benziyor. Keşke daha fazla ayrıntı görseydik.
 
     Spoiler biter.
 
     Tam bir şeyler olabilecek gibiyken kitabı kesmenin mantığını kavrayabilmiş değilim çünkü sonraki kitaplarda Elena ve Raphael'in hikayesine ara veriliyor. Bence yazar Caliane'in uyanmasıyla geçen süreyi başka bir karakterin hikayesini anlatmaya ayırıp, uyandıktan sonra Elena ve Raphael'den devam etmeliydi.
 
     Tekrar tekrar söylüyorum, kitapta çok iyi karakterler var ama hikayeye kurban gidiyorlar. Ashwini'yi ilk kez gördük, o da o kadar kısa süreliydi ki. Hikayeye bir katkısı da yoktu. Hoşuma gitti elbette ama yazar bu karakterleri hangi kitaplara ne şekilde yerleştireceğini önceden düşünmemiş sanki. Sara, Deacon ve Zoe'yi de yeniden gördük. Yine çok gerekli değildi. Mesela Ransom'ı Elena'yla dövüşürken görebildik. Sara ve Deacon'ı da mutlu aile kimliklerinden sıyrılıp dövüşürken görmek istiyorum. Bu kitap nasıl olsa boştu. Elena Raphael'le yiyişmeye ara verip Lonca'daki işine geri dönebilirdi. Bir yandan şu cinayetleri araştırırdı, bizim de Elena'nın arkadaşlarını (Sara, Ransom, Ashwini, Vivek başta olmak üzere) doğru dürüst tanıma fırsatımız olurdu.
 
     Çok fazla "olabilirdi" var ve olayların gidişatından nadiren memnunum. Nasıl olsa kitaplarda pek bir konu bütünlüğü yok. Yazar çok daha az kitap yazarak çok daha fazla şey anlatabilirdi. Güzel bir dünya ve karakterler yaratıp uygulamaya koyarken berbat etmiş diye düşünüyorum. Gerçi kitaba berbat diyemem. Ama düzeltilebilecek çok fazla yanı var. Hatta direkt bambaşka bir kitap yazabilirmiş.
 
     Bir de Elena'nın aile bağları var ki bu konu cidden sinirimi bozuyor. Babasını hiç sevmiyorum, umarım barışmazlar ya da daha fazla "bir zamanlar beni seven adam" dramıyla uğraşmayız. Kardeşleriyle ilgili -ne öz, ne üvey; ne ölü, ne diri- pek bir şey hissetmiyorum. Spoiler galiba?.. Aileden biri daha doğuştan avcı çıktı, bunun hikayenin ilerleyişine ne faydası olacak bilmiyorum. Sanırım sadece Elena'nın vampir köklerini keşfetmemize yaradı. Madem ki kızımız sonradan melek olmuş, vampir kökleri olan bir doğuştan avcı... Bazı ilginç yetenekleri ortaya çıksa hiç fena olmaz.
 
     Bir de Illium'un annesini gördük ama neredeyse unutuyordum. İşte, ilginç karakterler var ama saçma sapan anlarda saçma sapan şekillerde ortaya çıktıklarından ve kitapta olanlarla hiçbir bağlantıları olmadığından harcanıyorlar. Ya, Japonya'ya gittik bu kitapta. Japonya adı geçince nasıl heyecanlanmıştım. Farklı bir kültürün etkisini hissedemedim ama hiç. Bunlar hep ziyan. Hep bir yanlışlık hissi. Hep bir eksiklik.
 
     Elena ve Raphael artık neredeyse sinir bozucu oldular. Sürekli romantik, sürekli aşıklar. Hep birbirlerinin yanındalar. Birbirlerinin dibinde dolaşmadıkları zaman da birbirlerini düşünüyorlar, Raphael'in adamları peşine takılmadan kız on metre öteye uçamıyor bile. Hiç değilse RAPHAEL ELENA'NIN MEMESİNİ BENİM MALIM DERCESİNE KAVRAMAK ZORUNDA DEĞİLDİ, kelimesi kelimesine aktarıyorum. Hem de birden çok geçti bu. Biraz da birbirinizi sahiplenmeden aşk yaşayın öf. Neyse ki bundan sonraki iki kitap diğer karakterlere odaklanıyormuş. O kadar çok harika karakter varken sürekli Elena ve Raphael'den bir hikaye çıkarmaya çalışmanın lüzumu yok, olmayınca olmuyor. Gerçi sonraki kitaplar da Dmitri ve Jason'ınmış. Ben olsam başka biriyle ilgili yazardım. Illium mesela. Aodhan'la shipliyorlarmış onu, ikisi de bana son derece heteroseksüel göründü ama sanırım fangirl'leri testosteron oranı yüksek iki kurgu ürünü erkeğin sadece arkadaş olabileceğine inandırmak mümkün değil.
 
     Elena önce Deacon'ı sonra Ransom'ı tutup dudağından öpünce bir tek ben mi şok oldum? Raphael  Illium'u Elena'ya hediye vermek istedi ya da kanadı kanadına değdi diye gebertiyordu, ama Elena'nın öpücükler dağıtması ya da Dmitri'nin gün boyu Elena'yı taciz etmesi sorun değil elbette.
 

     Seriye başlarken büyülü ve yaratıcı bulduğum betimlemelerin üçüncü kitapta hala aynen kullanıldığını gördüğümde kusmak istiyorum. Raphael'in Elena'nın zihnine girdiğinde yaydığı koku, göz rengi, ve Elena'nın kanat rengi için ya farklı kelimeler bul ya da ne zaman bahsi geçse belirtme. Belki Raphael'e doğru uçan "gece yarısı ve şafak renklerinde kanatlar" değil, sadece kanattır ve belki Elena'nın ruhunun derinliklerine bakan "bir ölümsüzün kibrine sahip gece yarısı mavisi gözler" değil sadece gözlerdir. Lijuan'ın "başka hiçbir şeyi etkilemeyen bir rüzgarla sallanan saçları" bazen sadece saç olabilir.

     Açıkçası bütün kitapların çevrileceğine inanmıyorum ama birkaç kitap daha çevrilirse okuyabilirim. Başmeleğin Öpücüğü yorumunda dediğim gibi, çevirirlerse devam ederim ama çevirmezlerse çok da umurumda olmaz sanırım. Ama yedinci kitap Ash'le Janvier'in hikayesiymiş. Bakalım Yabancı o kadarını çıkaracak mı, ve bakalım ben oraya kadar sabredebilecek miyim? Daha fazla çirkefleşmiyorsam karakterleri sevdiğimden. Elena'yla Raphael'i (bir çiftten çok bireysel olarak), Ransom'ı, en çok da Illium'u. Hatta galiba Zehir'le Galen'i de. Ama hikayesini Ash'le Janvier kadar heyecanla beklediğim karakter yok herhalde. Onları Illium, Aodhan ve Naasir takip ediyor. Dmitri çok da umurumda değil.

      Ama hepsinden önemlisi:
 
     İKİNCİ VE ÜÇÜNCÜ KİTABIN İLK PARAGRAFLARI KELİMESİ KELİMESİNE AYNI!!!
 
(Son zamanlardaki en büyük keşfim. Yazar "Bakın o zamandan beri ne çok şey değişti ancak ne çok şey aynı" demek istediyse olmamış, zaten iki kitap da önümde durmuyor olsa ruhum bile duymazdı. Bir cümle olsa tamam ama koca bir paragraf yani. Bir de sahnelerin devamı da benzer, Raphael geliyor ve yiyişiyorlar. Çok saçma bir ayrıntı ama söylemesem delirirdim.)
 
ALINTILAR:
 
...hemen topuğunun üstünde dönerek alevi bu kez kanadına dokunan... ve kanlı dişlerini batırmaya çalışan diğer vampire çevirdi.
Göz göze geldikleri zaman adam gülümsedi. "Uyanıyor." Boğazı Elena'nın bıçağıyla deşildiğinde ıslıksı bir fısıltıyla konuştu, donuk gözlerinde meşum bir neşe gizliydi. "Kadın uyanıyor."
... "Evet,
ama sana iyi geceler." Hemen ardından alev püskürtücüyü göt kafalıya doğrulttu.
(sf. 172)
 
 
Ransom diğer adama ilk kez dikkatlice baktı, başını iki yana sallayıp tekrar baktı. "Vay anasını, gözlerin aynı engerek yılanı."
Zehir tek kaşını kaldırdı. "Senin saçların da Astaad'ın cariyelerininkinden güzel."
(sf. 173)
 
 
...son derece zarif bir biçimde eğilip selam verip, doğrulunca da havadan bir öpücük gönderdi. "Bir tur daha?"
Illium günlerdir olduğu gibi durgun bir ifadeyle Elena'ya döndü. "Sakıncası yoksa ben bir deneyebilir miyim?"
"Sıç ağzına."
... "Güzeller güzeli Bluebell, beni alt edebileceğine emin misin?"
"Sana hiç yılan derisi botlarımdan bahsetmiş miydim?"
(sf. 218-219)
 
 
"Annenin zayıf noktasını bilmen gerekli mi?" diye sordu.
"Seni tehdit etti, Elena."
...
"Bir sürü kadın, kayınvalidesiyle sorun yaşar."
Raphael'in yüzündeki bakış eşsizdi. "Annem deli bir başmelek."
(sf. 288)
 
 
"Burada kal, Elena. Daha yeni doğmuş bir ölümsüze uygun bir av değil bu."
... "Yapamam. Yaradılışıma aykırı."
"Ya seni arkada bırakırsam?"
"Cevabı biliyorsun." Peşinden giderdi.
... "Biraz daha Hannah gibi olmak istemediğinden emin misin?"
"Eğer kibarca rica edersen, belki hat sanatı öğrenebilirim."
(sf. 309)

PUANLAMA:


3,5 Taç: Ortalamaydı. Okumasan da olur. / Bence gayet güzeldi. Beğendim ben.

 
 Bir yandan uzun bir seri olduğu için keşke hiç bulaşmasaydım diyorum. Sonradan iğrençleşmeyen bir şehir fantezisi bulursam okumak istiyorum ama çok zor. Ki bu seride saçmalamalar ikinci kitaptan başladı o yüzden sonraki kitaplara hiç güvenemiyorum. Pöf.