18 Temmuz 2016 Pazartesi

"Scarlet - Marissa Meyer" Kitap Yorumu


KİTAP KÜNYESİ:

Kitap Adı: Scarlet
Özgün Adı: Scarlet
Seri: Ay Günlüğü #2
Yazarı: Marissa Meyer
Çevirmeni: Deniz Arı
Yayınevi: Artemis
Türkiye Yayın Tarihi: Ocak 2015
Sayfa Sayısı: 486
Piyasa Fiyatı: 24.00 TL
Goodreads: 4.31


ARKA KAPAK:

DÜNYA YOK OLMA TEHLİKESİYLE KARŞI KARŞIYAYKEN, KÜLKEDİSİ İle KIRMIZI BAŞLIKLI KIZ’IN YOLLARI KESİŞECEK…

Mekanik ustası sayborg Cinder hapishaneden kaçma planları yapıyor ancak bunu başarabilse bile dış dünyanın tehlikelerine karşı kendini nasıl koruyacak?

Dünya’nın diğer ucunda, Scarlet Benoit’nın büyükannesi günlerdir kayıp. Scarlet büyükannesini bulmasına yardımcı olabilecek bir sokak savaşçısı olan Wolf’la tanıştığında, başta bu yabancıya güvenmekte tereddüt ediyor. Ne de olsa sokaklar ‘kurt’larla dolu!

Yolları kesişen Scarlet, Wolf ve Cinder birlikte esrarengiz bir maceraya atılırken onları bekleyen yeni bir gizemden habersizler. Şimdi üç masal kahramanı da Ay Ülkesi kraliçesinin hep bir adım önünde olmak zorunda. Çünkü kötü kalpli kraliçe, yakışıklı prensi kendi kralı ve esiri yapmak için elinden geleni ardına koymayacak.


BENİM YORUMUM:

     Selam selam, karşınızda Cinder'ın ikincisi Scarlet. Adını yeni karakterimizden almış olsa da Cinder'ın bakış açısını görmeye devam ediyoruz. Prens Kai'nin de. Ve hep bu şekilde devam ettiği için her kitapta daha fazla bakış açısından okuyoruz.

     Sadece Cinder'ı okumaktansa Scarlet'la Cinder'ı okumak daha eğlenceliydi. Cinder bıraktığımız yerde. Ve yeni bir karakter olan, Jack Sparrow'un bilimkurgu versiyonu Kaptan Thorne'la tanışıyor.










     Jack'ten daha genç, daha aptal ve hayatının aşkı olan gemisini kullanmakta bile beceriksiz ama çok tatlı.

     Scarlet'sa Fransa'da büyükannesiyle yaşayan bir kız. Kendisi bizim Kırmızı Başlıklı Kız'ımız oluyor. Ama büyükannesi kayıp ve Scarlet onu bulmak için Wolf adında gizemli bir yabancıyla işbirliği yapıyor.

     İŞTE SPOILER GELİYOR.
 
     Wolf hikayedeki kurt olduğundan, en azından bir noktada onu içeren kötü bir şeyler olacağını biliyorduk, o yüzden "ihaneti" karşısında pek bir şey hissetmedim. Onun bir çeşit kurt adam olmasını beklemiştim ama tam olarak kurda dönüşmüyor. Şu ilk kitapta görüntüledikleri mutant ordusundan bahsedildiğinde Wolf'un onlardan biri olacağını düşünmemiştim. Daha insancıl bir versiyonu olsa da.

     Wolf'un biraz dengesiz, utangaç ve tereddütlü hali, "ihanet"ten sonra yerini ciddi ve soğuk alfaya bıraktı. Ama hemen sonra eski haline geri döndü. Hala bir parça acımasız ve soğuk kalmasını beklemiştim.

     Scarlet'ın inatçılığının ve öfkesinin sebebi dışarıdan bakılınca anlaşılır ama onu tam olarak destekleyecek kadar duygularını paylaşamadım çünkü büyükannesini hiç tanımıyorduk. Sonra ölümünden önce biraz gördük. Bir de ondan önce "büyükanne kılığında kurt" sahnesi vardı ki Cinder'daki "baloda ayakkabı düşürme" sahnesi gibi bunun da mutlaka göreceğimiz bir şey olduğunu bilmeme rağmen hoşuma gitti. Ayak düşürme sahnesini de sevmiştim, çünkü ikisi de hem çok tanıdık hem çok farklı.

     Iko kendini fazla özletmeden geri geldi. Bir uzay gemisi olarak. Thorne'un uzay gemisi olarak. Thorne'la flörtleşmeleri çok tatlıydı. Iko'nun doğru düzgün bir bedene kavuşmasını istiyorum ama bir yanım gemi olarak ne kadar havalı olduğunu fark etmesini umuyor.

     Scarlet'ta da, tahmin ettiğim gibi, az da olsa Aycılık var. Diğer üç kızın hepsi Aycı olunca yalnız kalmamış oldu. Ama o da tamamen Aycı çıkmadığı için mutluyum çünkü Cinder'ın Prenses Selene saçmalığını hala atlatamadım.

     Cinder'ın kazadan sonra tutulduğu yeri görüyoruz ve Scarlet'la bağlantısını öğreniyoruz. Sekiz yıl uyuduğu tankı ve kazadan sonraki halini. Levana düpedüz berbat bir karakter. Biraz daha katmanlı ve düşününce hak verilebilir bir kötü karakter beklemiştim ama sırf ağzından çıkanlarla bile kendinden nefret ettiriyor. Kendi kitabı olduğuna göre kesin kötü geçmişi falan var ama ona hak vermemiz için yazıldığını sanmıyorum.

     Kai salağı Levana'yla evlenmeyi kabul etti ve Cinder etrafta bağıra bağıra dolaştı. Sonra Scarlet'la Wolf o "alfa dişisi" konuşmasını yaptılar. Cinder'dan ilk kitabın sonundakine benzer bir kararlılık konuşması dinledik ve bitti.
 
     GÖZLERİNİZİ AÇABİLİRSİNİZ.

     Cinder'ı karakter olarak, Scarlet'ı kitap olarak daha çok seviyorum. Yazar Scarlet'ı yazarken kendini çok belirgin bir şekilde geliştirmiş. Wolf'la Kai arasında pek karşılaştırma yapamıyorum çünkü çok farklılar ama Scarlet'la Wolf'un ilişkisi Cinder'la Kai'ninki gibi sadece sevimli olmadığı için daha ilgi çekici. Favori erkek karakterim Thorne gibi görünüyor.

     Cress için çok heyecanlıyım çünkü şu noktadan sonra işlerin sadece daha iyiye gidebileceğine inanıyorum. Yani olaylar değil de kitaplar açısından. Cress'le Thorne arasında bir şeyler olacak diye biliyorum ve Cress'i sadece ilk kitapta biraz görmüş olsak da şimdiden favori çiftim gibiler. En başta Thorne'la Iko'yu shiplemiş olsam da.

     Anladınız mı? Ship...

     Ha,
     Ha,
     Ha...

ALINTILAR:

"Bu hücrelerin boş olması gerekiyordu," dedi kız.
"Özel bir durum söz konusu."
Kız, kaşları çatılmış bir halde, uzun bir süre adamın yüzünü inceledi. "Cinayet mi?"
Thorne'un yüzündeki gülümseme genişledi. "Çok naziksin ama hayır. Sadece bir isyan başlattım." Devam etmeden önce tulumunun yakasını düzeltti. "Sabunu protesto ediyorduk."
Kız, kafası daha da karışmış göründü ve Thorne onun hala kendini savunmaya hazır bir şekilde durduğunu fark etti.
"Sabun," dedi tekrar, belki de kızın duymadığını düşünerek. "Cildi fazla kurutuyor."
Kızdan bir cevap gelmedi.
"Hassas bir tenim var."
(sf. 33, Cinder ve Thorne)
 
 
"Cinder," dedi İko ... "Ben devasayım." ...
"Sen bir gemisin, İko."
"Ama ben... Nasıl olur... Elim, görüntüleme sensörüm yokken... Ve kocaman iniş takımlarım var. Bunlar benim ayağım mı oluyor şimdi?"
"Eee, hayır. İniş takımların oluyor."
"Ah başıma gelenler! Gudubetin teki olmuşum!"
...
"Orada dur bakalım, seni küçük gaipten ses." ... "'Gudubet' ile ne demek istiyorsun?"
Oda sıcaklığı zirve yaptı. "Bu konuşan da kim?"
"Ben Kaptan Carswell Thorne. Bu geminin sahibiyim ve ona hakaret edilmesine müsaade edecek değilim!"
...
"Kaptan Carswell Thorne mu?"
"Evet."
Kısa bir sessizlik oldu. "Nette yaptığım arama, Amerika Cumhuriyeti'nden bir subay adayı Carswell Thorne sonucunu verdi. Kendisi Yeni Pekin Hapishanesi'nde..."
"Ta kendisi," dedi Cinder ...
Odanın ısısı rahatsız edici noktayı biraz aşarken, yine bir sessizlik yaşandı. Sonra, "Siz... Oldukça yakışıklısınız Kaptan Thorne."
...
"Ve siz sevgili bayan, gökyüzündeki en görkemli gemisiniz ve kimse aksini söyleyemez."
(sf. 165-166)
 
 
"Daha düne kadar, bir domatesin ne olduğundan bile haberim yoktu."
... "Eh, artık domatesin ne olduğunu biliyorsun. Ve kim bilir? Belki yarın brokoli hakkında da bir şeyler öğrenirsin. Haftaya, bir sakız kabağı ile dolmalık kabak arasındaki farkı bile öğrenmiş olabilirsin."
 (sf. 176, Wolf ve Scarlet)
 
 
"Ne oldu?" dedi Thorne.
"İko'dan mesaj geldi. Polis gemiyi bulmuş."
Thorne'un yüzünün rengi attı. "Yeni kıyafetler alacak vaktimiz yok mu yani?"
(sf. 374)

PUANLAMA:



4,5 Taç: Bence gayet güzeldi. Beğendim ben. / Bayıldım. Kesinlikle harikaydı.



Scarlet'tan sonra beş kitap okudum ama seriye verdiğim arayı sonlandırmaya hazır değilim. Ona da gelecek sıra. Uzaya çıkmak istiyorum artık. Uçur beni Cress.