31 Temmuz 2016 Pazar

"Canavarın Çağrısı - Patrick Ness" Kitap Yorumu

 
KİTAP KÜNYESİ:
 
Kitap Adı: Canavarın Çağrısı
Özgün Adı: A Monster Calls
Yazarı: Patrick Ness
Çevirmeni: Arif Cem Ünver
Yayınevi: Tudem
Türkiye Yayın Tarihi: Şubat 2014
Sayfa Sayısı: 216
Piyasa Fiyatı: 27.00 TL
Goodreads: 4.31

 
ARKA KAPAK:
 
CANAVAR, GECE YARISINDAN HEMEN SONRA ÇIKTI ORTAYA.
 
Ancak, on üç yaşındaki Conor'ın beklediği canavar bu değil. O, annesi tedavilere başladığından bu yana neredeyse her gece gördüğü kâbustakini bekliyor. Oysa bu çok farklı, ona hikâyeler anlatıyor. Ve olabilecek en tehlikeli şeyi istiyor Conor'dan: GERÇEĞİ.

Bir çocuğun, onun hasta annesinin ve hiç beklenmedik ziyaretçisi canavarın cesur, karanlık ama gülümseten hikâyesi...

"Ness öykü içinde öykü anlatırken, tıpkı canavarın Conor'a yaptığı gibi sağ gösterip sol vuruyor, zaman ve mekânın sınırlarını aşan gerçeküstü örtüşmelerle okuru şaşırtıyor."
Şiirsel Taş
 

BENİM YORUMUM:

     Bakın burada mükemmel bir kitap var.
 
     Conor O'Malley on üç yaşında, annesi hasta olan ve okulda zorbalık gören bir çocuk. Bir de canavar var. Bu kadarını bilin çünkü hem söylenecek başka bir şey yok hem de daha az şey bilerek okursanız daha çok keyif alırsınız. Ki okuyun. Şu an burada bulunan bütün yaşam formlarına sesleniyorum.
 
     Ekrana boş boş baktığım için kısa ve saçma bir yorum yapacağımı hissediyorum çünkü eleştirecek bir şey olmayınca afallıyorum. Kusursuz demiyorum, sadece eleştirecek bir şeyi yok. Tam olarak kulağa geldiği gibi ama çok da farklı. Basit ama etkileyici, kısa ama ağır. Alışageldik bir canavardan sıra dışı hikayeler dinliyoruz. Conor'ın yaşadıkları yabancı şeyler değil ama aklından geçenleri tahmin edemiyoruz. Canavarın ayaklanma nedeni ve Conor'dan ne istediği, hikayenin akışı yüzünden sizi afallatıyor. Şaşırtmıyor ama afallatıyor. Belki öngörülebilir bir son olsa da hikayeye çok odaklandığınız için gözünüzden kaçıyor.
 
     Canavarın Çağrısı'nın ilk yarısını okuduğum günün gecesi, sürekli kapatıp tekrar açarak diğer yarıyı da bitirdim ki amacım bu değildi. Normalde bir kitabı yüz yılda bitiren bir insanım. Çok sürükleyici bir şey okurken bile araya "bundan sonra ne olacağını hayal etme" molaları koyarak kitabı bir şekilde süründürürüm. Ama Canavarın Çağrısı'nı okuduğum sırada sonrasında ne olacağını tahmin edemiyordum. Şimdi bakınca nasıl edemediğimi de bilmiyorum ama okurken aklıma bir türlü gelmedi.
 
     Spoiler kısmı yapmayacağım bile çünkü olaylardan bahsedesim gelmiyor. Ben anlatırken bütün büyülerini kaybedebilirler. Kitap harikaydı. Canavarın anlattığı hikayeler harikaydı. Görsel açıdan da çok güzel bir kitaptı. Çizimler o kadar belirsiz ve dünya dışıydı ki filmini yapacaklarını öğrendiğimde görsellik açısından endişelendim. Gerçi herhalde ilk endişelenilecek şey bu değil. Fragmanları beğendim. Canavarın sesi tüylerimi ürpertmeyi başardı. Yine de fragmanlarda biraz fazla şey gösterdiklerini düşünüyorum, spoiler olacak şekilde değil ama o sahneleri önceden görmek yerine suratınıza çarpmasına izin vermek daha iyi olabilirdi. Kitabı okuyacaksanız -okuyacaksınız- fragmana bakmayın. Zihninizde görüntüler oluşmasını istemiyorum çünkü ancak hayal gücünüzü kitaptaki çizimlere teslim ettiğinizde hikaye olması gereken belirsiz ve ürpertici havaya bürünüyor.
 
     Ağlatmasa da ağlamak istememe neden olan kitaplardan biri oldu. Saygılar, Patrick Ness. Tekrar karşılaşacağız.
 
     Başka söyleyecek bir şeyim yok. Çok uzun süredir yazmaya çalıştığım bir yazı var, kitap yorumu değil, aslında daha önce yaptığım türden bir şey değil, yani bir bakıma, öyle söyleyeyim de bir şey sanın. Küçük bir kısmını yazdım ama şimdiden çok uzun oldu, ilginizi kaybetmemek adına her yere yakışıklı çocuk gifleri koydum, beni edepsiz, bir şey sanmaya devam edin. Şu kitabın yorumu böyle bitmemeliydi ama yeterli uzunluğa ulaşmadan toplum içine çıkmasına izin veremem. Kutsal bir mekanda sizi günaha teşvik ettiğimi hissediyorum. Cidden söyleyecek bir şeyim kalmadı. Köpeğim patates yerken onun da patatese benzediğini keşfettim, dikkat ederseniz patates çok sevimli bir kelime.


ALINTILAR:

"Benden ne istiyorsun?" diye sordu Conor.
Canavar yüzünü pencereye yaklaştırdı.
Önemli olan benim senden ne istediğim değil Conor O'Malley, dedi canavar. Senin benden ne istediğin.
"Ben senden hiçbir şey istemiyorum," dedi Conor.
Henüz istemiyorsun, diye karşılık verdi canavar. Ama isteyeceksin.

(sf. 40)

 
 
"Bu yalnızca bir rüya," dedi yeniden.
İyi ama rüya dediğin nedir, Conor O'Malley? diye sordu canavar, eğilip yüzünü onunkine yaklaştırarak. Diğer her şeyin rüya olmadığı ne malum?
(sf. 40)
 
 
Ben kim miyim? diye kükredi canavar bir kez daha. Dağların tutunduğu omurgayım ben! Nehirlerin döktüğü gözyaşlarıyım! Rüzgarı soluyan akciğerlerim! Geyiği öldüren kurt, fareyi öldüren şahin, sineği öldüren örümceğim! Ölen geyik, fare ve sineğim! Bu dünyanın kendi kuyruğunu yiyen yılanıyım! Evcilleştirilmemiş ve evcilleştirilemez her şeyim! Conor'ı gözlerinden birine yaklaştırdı. Ben vahşi doğayım, Conor O'Malley ve senin için geldim.
"Ağaca benziyorsun," dedi Conor.
(sf. 44-45)
 
 
Hikayeler vahşi yaratıklardır, dedi canavar. Onları serbest bıraktığında, ortalığı nasıl kasıp kavuracaklarını kim bilebilir?
(sf. 61)
 
 
Her zaman iyi taraf olmayabilir. Kötü taraf da. Çoğu insan ortada bir yerdedir.
(sf. 74)
 
 
Zihnin rahatlatıcı yalanlara inanır, ama o yalanları gerekli kılan acı gerçekleri de bilir. Her ikisine de inandığın için zihnin seni cezalandırır.
(sf. 201)
 
 
Yaşam kelimelerle yazılmaz, dedi canavar. Eylemlerle yazılır. Ne düşündüğün önemli değil. Ne yaptığın önemli.
(sf. 202) 
PUANLAMA:
 
5 Taç: Bayıldım. Kesinlikle harikaydı.
 
 
Hikaye anlatan canavarlar. Yakışıklı çocuk gifleri. Patates kızartması yiyen tüylü patates köpekleri.
Hikaye anlatan canavarlar. Yakışıklı çocuk gifleri. Patates kızartması yiyen tüylü patates köpekleri.