22 Nisan 2016 Cuma

"Dövüş Kulübü - Chuck Palahniuk" Kitap Yorumu

 
KİTAP KÜNYESİ:
 
Kitap Adı: Dövüş Kulübü
Özgün Adı: Fight Club
Yazarı: Chuck Palahniuk
Çevirmeni: Elif Özsayar
Yayınevi: Ayrıntı
Türkiye Yayın Tarihi: Şubat 2001
Sayfa Sayısı: 224
Piyasa Fiyatı: 17.00 TL
Goodreads: 4.19

 
ARKA KAPAK:
 
İstenmeyen yağlar. Pahalı, butik sabunlar. Maaş çekleri, güzel bir ev, zarif mobilyalar. Yalnızlık ve yabancılaşma. Tüketimin susmayan arsız çağrısı. Yalanlar ve yalanlar. Nefret ve öfke.İlk kez yayımlandığı 1996'dan beri bir yeraltı klasiği olarak anılan Dövüş Kulübü, yeni binyılın eşiğinde geçen bir anti-ütopya öyküsünü anlatıyor. Yaşadığı hayattan nefret eden, ölüm düşüncesini saplantı haline getirmiş, insani yakınlığı kanser dayanışma gruplarında arayan genç adam. Aynı dayanışma gruplarının bir başka müdavimi, toplum kaçkını bir genç kadın. Ve Tyler Durden; yalanlar ve mutsuzlukla dolu bir dünyaya kendi yöntemleriyle saldıran yarı çılgın bir kurtarıcı, baştan çıkarıcı bir intikam meleği. Tyler'ın felsefesine göre, tüketim kültürünün uyuşturucu etkisinden kurtulmanın yolu, fiziksel acıyla tanışarak yeniden doğmaktır. Çok geçmeden, gecenin geç saatlerinde bar bodrumlarında toplanan gizli bir dövüş kulübü ülkenin dört yanını saracaktır. Ama Tyler'ın dünyasında sınırlara ve kurallara yer yoktur. Kendi bedenini örseleyen bir müritler ordusu, toplum düzenini ve konformizmi imha etmek üzere Tyler'ın peşine takılır...

Chuck Palahniuk'un ilk romanı, tüketim kültürüne, hırs ve üstünlük duygusuna, güzellik idealine ve iş dünyasına zehir zemberek bir eleştiri yöneltiyor. Palahniuk, karanlık bir mizahla desteklediği güçlü ve çarpıcı üslubuyla, yaşadığımız dünyanın çirkin suretine ayna tutuyor. Son on yılın en özgün, en
sarsıcı romanları arasında sayılan Dövüş Kulübü'nü Türkçe'ye kazandırmaktan sevinç duyuyoruz.
 

BENİM YORUMUM:

     Aslında klasik olarak nitelendirilen hiçbir şeye yorum yapmıyorum. Ama Dövüş Kulübü'ne başlarken yorum yapacağımı varsayıp notlar falan yapıştırmıştım o yüzden yapayım dedim. Ortaya ne çıkar bilmiyorum.
 
      İsimsiz bir anlatıcımız var. Ama okurken fark etmedim. Baş karakterin isimsiz olmasını sadece okurken aklıma bile gelmeyeceği kadar doğal hissettirdiğinde seviyorum. Neyse ben ona Anlatıcı diyeceğim.
 
     Anlatıcı var, Marla Singer ve Tyler Durden diye iki karakterle tanışıyor. Tyler'la dövüş kulübünü kuruyorlar, sabun falan yapıyorlar. Konuyu anlatmam mümkün değil aslında. Şu an ne konuştuğumu bilmiyorum. Spoilerlı kısma atlayacağım.
 
     -SPOILERLI KISIM-
 
     Selam kitabı okumuş olanlar. Spoiler almaktan zevk alanları saymazsak baş başa kaldık. Şu an gerçekten hislerimi nasıl anlatacağımı bilmiyorum ve sanırım beni anlıyorsunuzdur. Aslında sevdiğimi söylemek istemiyorum, ama aşağıya baktıysanız görmüşsünüzdür ki tam puan verdim.
 
     Kitabın sonuyla ilgili spoiler'ı iki farklı şekilde aldım. İlki baş karakterin aslında Tyler Durden olduğu, diğeri Tyler'ın iki kişilikli olduğu şeklindeydi. Ama ikinciyi aldıktan sonra birinciyi unutmuşum. Okurken sadece Tyler'ın iki kişilikli olduğunu düşünüyordum. Anlatıcının gerçeği anlamasından birkaç sayfa önce hatırladım. Biraz da olsa şaşırmış oldum en azından. Ama bütün kitap o spoiler'la anlam kazandığından hala kendi kendime üzülüyorum.
 
     Hah. Az önce kitapta bir şey arıyordum ve Anlatıcı'nın şöyle bir cümlesini gördüm: "Yavaş yavaş, Tyler'la Marla'nın aynı insan olabileceğini düşünmeye başlıyorum." Yazarlar her şeyden habersiz okuyuculara böyle şeyler yaparken çok eğleniyorlar bence.
 
     Yeraltı edebiyatına karşı önyargılıyım. Kitap sevilebilirlikten uzak karakterlerle ve onları "toplumdan dışlanmış, farklı, sorunlu" gösterme çabalarıyla başlayınca önyargılarım güçlenmişti. Ama kitap sadece bir bütün olarak anlam kazanacak şekilde çok iyi kurgulanmış. Parçalayarak bakınca sinema makinistliği, nitrogliserin yapımı, sabun gibi tuhaf konularla ilgili uzun uzun bilgiler verilmesi anlamsız geliyor. Ama dediğim gibi bu saçma ayrıntılar çok iyi kurgulanmıştı ve sonunda onların kitapla alakası olan önemli konular olduğuna inandım.
 
     Dövüş Kulübü'nün Kargaşa Projesi'ne dönüştüğü ve Tyler'ın işlerin bokunu çıkardığı noktada ne kadar olumsuz bir yorum yapacağımın ayrıntılarını planlamaya başlamıştım. Kitap o noktada o kadar berbat bir yöne gitmek üzereydi ki yazarın büyük bir risk almış ama sonunda yapmak istediğini yapmayı başarmış olmasını takdir ettim.
 
     SPOILER'IN SONU.
 
     Filmi, kitaptan sonra izlemek için bekletiyordum ne zamandır. Kitap biteli bayağı oldu ama filmi geçen hafta izledim. Kitaba olabildiği kadar sadıktı. Neredeyse tamamen aynı başlayıp uzun süre bu şekilde gitti ve böyle olduğunda büyük ihtimalle sonu bambaşka bir şekilde bitecek demektir. Farklı bitti, daha kısa kesilmişti ama şikayetçi değilim. Son bölümde anlatılanları filme ekleseler ortaya çok tuhaf bir şey çıkabilirdi. Filmin son sahnesi çok mantıksızdı ama ne yapalım ki Doğa'lar asla tatmin olmaz.
 
     Kitaptaki cümlelerin çoğu kullanıldığı için mutluyum. Bu arada, kitapta çok yanlış sonuçlanabilecek şeylerden biri de sürekli tekrarlanan cümlelerdi. Yazar sürekli kelimeleri sinir bozucu veya gereksiz olmanın sınırında oynatıp son anda güzel bir şey ortaya çıkarmış.
 
     Bu demek değil ki Dövüş Kulübü yeraltı edebiyatına bakış açımı değiştirdi. Aslında önyargılarımı kuvvetlendirdi. Çünkü yanlış gidebilecek çok fazla şey var. Bir de en ünlüsüyle başladım. (Güncelleme: Gerçi önce Yeraltından Notlar'ı okumuştum ama bu sonradan aklıma geldi, devam edin.) Bilmiyorum, belki ileride başka kitaplar okuyup severim. Belki sevmem. Başka Chuck Palahniuk okur muyum bilemiyorum, diğer kitaplarını aynı ustalıkla kurgulayamadıysa da, benzer yazdıysa da hayal kırıklığına uğrayacakmışım gibi hissediyorum. Neyse, bir gün. Yakın bir zamanda değil.
 
     Şu an filmin sonundaki şarkıyı dinliyorum: Where Is My Mind. Uzak gelecekten gelmediyseniz yukarıdaki playlistten dinleyebilirsiniz.
 

 

ALINTILAR:

Bu senin hayatın ve anbean sona eriyor.
(sf. 28)
 
 
Mobilya satın alırsınız. Kendinize dersiniz ki, bu hayatım boyunca ihtiyaç duyacağım son kanepe. Kanepeyi alırsınız ve sonraki birkaç yıl boyunca, hangi işiniz ters giderse gitsin, en azından kanepe sorununuzu çözmüş olduğunuzu bilirsiniz. Sonra aradığınız tabak takımı. Sonra hayallerinizdeki yatak. Perdeler. Halılar.
Sonra o güzel yuvanızda kısılıp kalırsınız. Bir zamanlar sahip olduğunuz şeyler artık sizin sahibiniz olur.
(sf. 45)
 
 
Dövüş kulübünün ilk kuralı dövüş kulübü hakkında konuşmamaktır.
(sf. 49)
 
 
"Ancak her şeyini kaybettikten sonra" diyor Tyler, "canının istediğini yapmakta özgür olursun."
(sf. 73)
 
 
İnsan hep sevdiklerini öldürür derler ya; aslına bakarsanız insanı öldüren de hep sevdiğidir.
(sf. 198)

 

PUANLAMA:
 
5 Taç: Bayıldım. Kesinlikle harikaydı.

 
Oh be yaptım. Buraya kitapla ilgili yazacak bir şeyim yok. Başka? Bir haftadır beklettiğim bir alışveriş yazısı var, yakında yazarım. Bir de yapılacak sayısız yorum. Edebiyat dersi için dergi hazırladım, bugün teslim ettim. İçine koymak için kendim bir hikaye yazdım, ilk kez hikaye yazıyorum, ama ne zamandır yazmaya çalıştığım romanla ilgili bir hikaye oldu çünkü hikaye yazmaya ancak o kadar yaklaşabiliyorum. Çok güzel oldu, yazdıklarımla ilgili o kadar özgüven sahibiyim ki daha çok yazan biri olmamı beklersiniz. Ama ilk kez yazdığım bir şeyi bu kadar insana okutmakta tereddüt etmedim, bence bu bir ilerleme. Yakında dünya çapında ünlü olunca hiçbirinizi tanımayacağım. Söyleyeceklerim bu kadar, çekilebilirsiniz.